Rum - KURAN-İ KERİM - Harun Yahya
-
1. Elif, Lam, Mim.
-
2. Rum (orduları) yenilgiye uğradı.
-
3. Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir.
-
4. Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah´ındır. Ve o gün mü´minler sevineceklerdir.
-
5. Allah´ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.
-
6. (Bu,) Allah´ın va´didir; Allah, vadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler.
-
7. Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır.
-
8. Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar.
-
9. Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.
-
10. Sonra kötülük yapanların uğradıkları son, Allah´ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.
-
11. Allah, yaratmayı başlatır, sonra onu iade eder, sonra da siz O´na döndürülürsünüz.
-
12. Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar umutsuzca yıkılırlar.
-
13. (Allah´a eş koştukları) Ortaklarından kendilerine şefaatçi olan yoktur; onlar, ortaklarını inkar ediyorlar.
-
14. Kıyamet saatinin kopacağı gün, (mü´minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar.
-
15. Böylece iman edip salih amellerde bulunanlar; artık onlar ´bir cennet bahçesinde´ ´sevinç içinde ağırlanırlar´.
-
16. Ancak inkâr edip ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalanlayanlar ise; artık onlar da azab için hazır bulundurulurlar.
-
17. Öyleyse akşama girdiğiniz vakit de, sabaha erdiğiniz vakit de Allah´ı tesbih edip (yüceltin).
-
18. Hamd O´nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de.
-
19. O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
-
20. Sizi topraktan yaratmış bulunması, O´nun ayetlerindendir; sonra siz, (yeryüzünün her yanına) yayılmakta olan bir beşer (türü) oldunuz.
-
21. Onda ´sükun bulup durulmanız´ için, size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O´nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
-
22. Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O´nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, alimler için gerçekten ayetler vardır.
-
23. Geceleyin ve gündüzün uyumanız ile O´nun fazlından (geçiminizi temin için rızkınızı) aramanız, O´nun ayetlerindendir. Şüphesiz işitebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
-
24. Size bir korku ve umut (unsuru) olarak şimşeği göstermesi ile gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O´nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
-
25. Göğün ve yerin O´nun emriyle (hareketten kesilip olduğu yerde veya bu düzen içinde) durması da, O´nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden (toprağın altından) bir (kere) çağırma ile çağırdığı zaman, hemencecik siz (bir de bakarsınız ki) çıkarılmışsınız.
-
26. Göklerde ve yerde bulunanlar O´nundur; hepsi O´na ´gönülden boyun eğmiş´ bulunuyorlar.
-
27. Yaratmayı başlatan, sonra onu iade edecek olan O´dur; bu O´na göre pek kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce misal O´nundur. O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
-
28. Size kendi nefislerinizden bir örnek verdi: "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerde, sağ ellerinizin malik olduklarınızdan, sizinle eşit olup kendi kendinizden korktuğunuz gibi kendilerinden de korktuğunuz (veya çekinip saygı duyduğunuz) ortaklar var mıdır?" İşte biz, aklını kullanabilen bir kavim için ayetleri böyle birer birer açıklarız.
-
29. Hayır, zulmedenler, hiç bir bilgiye dayanmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır. Allah´ın saptırdığını kim hidayete erdirebilir? Onların hiç bir yardımcıları yoktur.
-
30. Öyleyse sen yüzünü Allah´ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah´ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah´ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler.
-
31. ´Gönülden katıksız bağlılar´ olarak, O´na yönelin ve O´ndan korkup sakının, dosdoğru namazı kılın ve müşriklerden olmayın.
-
32. (O müşrikler ki,) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır.
-
33. İnsanlara bir zarar dokunduğu zaman, ´gönülden katıksız bağlılar´ olarak, Rablerine dua ederler; sonra kendinden onlara bir rahmet taddırınca hemencecik bir grup Rablerine şirk koşarlar.
-
34. Kendilerine (nimet olarak) verdiklerimize nankörlük etsinler diye. Öyleyse metalanıp yararlanın, artık yakında bileceksiniz.
-
35. Yoksa biz, onlara ispatlı bir delil indirdik de, o mu O´na ortak koşmalarını söylüyor?
-
36. Biz insanlara bir rahmet taddırdığımız zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim ettiği dolayısıyla onlara bir kötülük isabet ettiğinde, hemen umutsuzluğa kapılırlar.
-
37. Görmüyorlar mı ki, Allah, dilediğine rızkı yayıp genişletir ve kısar da. Şüphesiz bunda, iman eden bir kavim için gerçekten ayetler vardır.
-
38. Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. Allah´ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır.
-
39. İnsanların mallarından artsın diye, verdiğiniz faiz Allah katında artmaz. Ama Allah´ın yüzünü (rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte (sevablarını ve gelirlerini) kat kat arttıranlar onlardır.
-
40. Allah; sizi yarattı, sonra size rızık verdi, sonra sizi öldürmekte, daha sonra sizi diriltmektedir. Ortaklarınızdan bunlardan herhangi birini yapacak var mı? O, şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir.
-
41. İnsanların kendi ellerinin kazandığı dolayısıyla, karada ve denizde fesad ortaya çıktı. Umulur ki, dönerler diye (Allah) onlara yaptıklarının bir kısmını kendilerine taddırmaktadır.
-
42. De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, böylece daha öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görün. Onların çoğu müşrik kimselerdi."
-
43. Öyleyse sen, Allah´tan (bir takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün gelmeden önce, yüzünü dimdik ayakta duran dine çevir. O gün parça parça bölünecekler.
-
44. Kim inkâr ederse, artık onun inkârı kendi aleyhinedir; kim salih bir amelde bulunursa, artık onlar kendi lehlerine olarak (cennetteki yerlerini) döşeyip hazırlamaktadırlar.
-
45. (Bu, Allah´ın) Kendi fazlından iman edip salih amellerde bulunanları ödüllendirmesi içindir. Şüphesiz O, kafirleri sevmez.
-
46. Size kendi rahmetinden taddırması, emriyle gemileri yürütmesi ve O´nun fazlından (rızkınızı) aramanız ile umulur ki şükretmeniz için, rüzgarları müjde vericiler olarak göndermesi, O´nun ayetlerindendir.
-
47. Andolsun, biz senden önce kendi kavimlerine elçiler gönderdik de onlara apaçık belgeler getirdiler; böylece biz de suçlu günahkarlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek ise, bizim üzerimizde bir haktır.
-
48. Allah, rüzgarları gönderir, böylece bir bulut kaldırır da onu nasıl dilerse gökte yayıp dağıtır ve onu parça parça kılar; nihayet onun arasından yağmurun akıp çıktığını görürsün. Sonunda kendi kullarından dilediğine verince, hemen sevince kapılıverirler.
-
49. Oysa onlar, bundan önce (yağmurun) üzerine inmesinden evvel umutlarını kesmişlerdi.
-
50. Şimdi Allah´ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, her şeye güç yetirendir.
-
51. Andolsun, biz bir rüzgar göndersek de onu(n ekinini) sararmış görseler, mutlaka ardından nankörlük ederler.
-
52. Şimdi sen, ölülere (söz) duyuramazsın ve arkalarını dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
-
53. Ve sen kendi sapıklıkları içinde kör olanları da doğruya iletici değilsin. Sen yalnızca, bizim ayetlerimize iman edenlere duyurabilirsin ki onlar müslümanlardır.
-
54. Allah, sizi bir za´ftan yarattı, sonra (bu) za´fın ardından bir kuvvet kıldı, sonra bu kuvvetin ardından da bir za´f ve yaşlılık verdi. Dilediğini yaratır. O, bilendir, güç yetirendir.
-
55. Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.
-
56. Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: "Andolsun, siz Allah´ın Kitabında (yazılı süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."
-
57. Artık o gün, zulmedenlerin ne mazeretleri bir yarar sağlayacak, ne (Allah´tan) hoşnutluk dilekleri kabul edilecektir.
-
58. Andolsun, biz bu Kur´an´da insanlar için her örneği gösterdik. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkâr edenler, mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz" derler.
-
59. İşte Allah, bilmeyenlerin kalblerini böyle mühürler.
-
60. Öyleyse sen sabret; şüphesiz Allah´ın va´di haktır; kesin bilgiyle inanmayanlar sakın seni telaşa kaptırıp hafifliğe (veya gevşekliğe) sürüklemesinler.
PAYLAŞ
1
Fatiha
2
Bakara
3
Ali İmran
4
Nisa
5
Maide
6
Enam
7
Araf
8
Enfal
9
Tevbe
10
Yunus
11
Hud
12
Yusuf
13
Rad
14
İbrahim
15
Hicr
16
Nahl
17
Isra
18
Kehf
19
Meryem
20
Taha
21
Enbiya
22
Hac
23
Muminun
24
Nur
25
Furkan
26
Suara
27
Neml
28
Kasas
29
Ankebut
30
Rum
31
Lukman
32
Secde
33
Ahzab
34
Sebe
35
Fatir
36
Yasin
37
Saffat
38
Sad
39
Zümer
40
Mumin
41
Fussilet
42
Sura
43
Zuhruf
44
Duhan
45
Casiye
46
Ahkaf
47
Muhammed
48
Fetih
49
Hucurat
50
Kaf
51
Zariyat
52
Tur
53
Necm
54
Kamer
55
Rahman
56
Vakia
57
Hadid
58
Mücadele
59
Hasr
60
Mümtahine
61
Saf
62
Cuma
63
Münafikun
64
Tegabun
65
Talak
66
Tahrim
67
Mülk
68
Kalem
69
Hakka
70
Mearic
71
Nuh
72
Cin
73
Müzzemmil
74
Müddessir
75
Kıyamet
76
İnsan
77
Murselat
78
Nebe
79
Naziat
80
Abese
81
Tekvir
82
İnfitar
83
Mutaffifin
84
İnsikak
85
Buruc
86
Tarik
87
Ala
88
Gasiye
89
Fecr
90
Beled
91
Şems
92
Leyl
93
Duha
94
İnşirah
95
Tin
96
Alak
97
Kadir
98
Beyyine
99
Zilzal
100
Adiyat
101
Karia
102
Tekasür
103
Asr
104
Hümeze
105
Fil
106
Kureyş
107
Maun
108
Kevser
109
Kafirun
110
Nasr
111
Leheb
112
İhlas
113
Felak
114
Nas