HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Yaşam ve Sağlık - 68. Bölüm - Dr. Rüstem Albayrak, Anestezi Uzmanı

Yaşam ve Sağlık - 68. Bölüm - Dr. Rüstem Albayrak, Anestezi Uzmanı

Harun Yahya
57743
26 Avqust, 2015
Yaşam ve Sağlık
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Yaşam ve sağlık – 68. Bölüm – Dr. Rüstem Albayrak, Anestezi Uzmanı

 

PINAR AKKAŞ: A9 TV ekranlarından merhaba değerli izleyenlerimiz. Dr. Oktar Babuna ile hazırladığımız programımızda bu haftaki konuğumuz Anestezi uzmanı Rüstem Albayrak bizlerle birlikte. Hoş geldiniz Hocam programımıza.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Hoş bulduk.

 

PINAR AKKAŞ: size anesteziyle ilgili sorularımız olacak. Çok kısaca anestezinin tanımını yapar mısınız izleyenlerimize?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Anestezi cerrahi girişimlere karşı daha doğrusu kelime anlamıyla ağrı algısını ortadan kaldırıcı tabiri daha yakışıyor. Beraberinde bilinç durumunun da zayıflatılması ve bilinçli şeklinin tamamen ortadan kaldırılması diye de tabir edebiliriz. Ama temelde anestezi ağrı algısını ortadan kaldırılması.

 

OKTAR BABUNA: Ameliyat denince akla anestezi geliyor. Cerrahlar ameliyat yaparlarken şunu değerlendirirler; ameliyatın riskleri nelerdir. Buna tabii anestezinin riskleri de dahil edilir. Anestezi alan birinin hiç almayan birine göre mutlaka bir risk oranı var. Ama bu risk son teknolojik ilerlemelerle muazzam azaldı. Anestezist arkadaşlar çok etkili oluyorlar hastanın bakımından ameliyata girerken ve sonrasında. İsterseniz genel anesteziyle başlayalım.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Genel anesteziyle başlayabiliriz hem genel toparlayıcı olur. Genel anestezide son gelişen tekniklerle birlikte ilaç sanayinin gelişmiş olması, bilgi teknolojilerinin gelişmiş olması. Bu alandaki hem kullanılan tıbbi cihazların, hastaların tüm parametrelerini, durumlarını hem araştırmak, hem gözlemlemek, hem de gerekirse tedavi sırasında uygulamalarda cihazların çok hızlı gelişimi. Beraberinde ilaç sanayinin hızlı gelişimi çok daha insan doğasına uygun, biyolojik yapısına uygun ilaçların geliştirilmesine de sebep olduğu için anestezini eskiye göre riskleri ciddi oranda azalmış durumda. Bu gelişim süreci tabii devam etmekte.

 

OKTAR BABUNA: İlk gelen bir hasta genel anestezi olacak olan hastada nasıl değerlendiriyorsunuz, nelere bakıyorsunuz rutin olarak?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Öncelikle genel olarak hastanın genel durumu dediğimiz hastanın yaşı, cinsiyeti bazen ırkı bile etkiliyor bazı özel teknik ve ilaçlar açısından, yandaş hastalıkları bunun yanında kilosu. Bu durumların hepsi önemli olduğu gibi tabii uygulanacak cerrahi yöntem de, hangi amaçla cerrahi operasyona alındı bunların hepsi önemli. Bunların hepsi beraber değerlendirilir ona göre hataya bir yaklaşımda bulunulur.

Tabii öncelikle hastanın fizik muayenesi esastır hekimlikte en önemli şey gözlemlemek, beraberinde fizik muayene. İlk başta yaptığımız tabii ki bu. Anamnezin önemli bir kısmı hastayla iyi bir konuşmayı sağlayabilmek, geçmişini ciddi anlamda sorgulamak, daha öncesinde benzer cerrahi ya da başka bir cerrahi operasyon geçirdi mi? Anestezi yöntemlerinden herhangi birisine maruz kaldı mı gibi yandaş hastalıkları olup olmadığını ki bir çok kişi bunun farkında bile olmuyor. O sırada biz sorduğumuzda örneğin şeker hastalığı yaygındır veya tansiyon hastalığı. Hatta bir çok kişi tansiyonu hastalık olarak bile kabul etmiyor. O yüzden siz hastaya “herhangi bir hastalığınız var mı” diyorsunuz, “yok” diyor. “Peki, tansiyon hastalığı var mı” diyorsunuz, “var ilaç kullanıyorum” diyor. Bu yandaş hastalıklar sorulur, hastanın özgeçmişi mutlaka. Beraberinde amaca yönelik bir takım kan tahlillerinin istenmesi gerekir. Burada da yaşı, hastalıkları, fizik muayenede elde ettiğimiz bulgular, hastanın kendi ifade ettiği bir yakım geçmişiyle ilgili vermiş olduğu bilgiler. Bunların hepsi önemli. Amaca yönelik tahliller istenerek bir sonuca ulaşmaya çalışılır. Tabii genel anestezide yapmaya çalıştığımız şey, birincisi durum tespitidir. Yani kişinin mevcuttaki hali ve sağlık durumu nedir? Bunun net olarak ortaya konulması, yapılacak cerrahi işleme uygun olup olmadığı. Ki ameliyat olamayacak bir hasta yoktur, risk değerlendirmesi doğru yapılıp doğru risk değerlendirilmesi, akabinde de hastanın risklerini hastaya bilgilendirilerek ameliyata en uygun şartlarda hazırlanması.

 

PINAR AKKAŞ: Peki, anestezinin yan etkisi, alerji yapar mı?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Tabii. Bizim anestezik ilaçlarımız aslında ilaç diye tabir etmiş olsak da..

 

PINA RAKKAŞ: Öncesinde tedbir almak anlamında ne yapılabilir peki?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Şöyle; bizim burada alabileceğimiz en önemli tedbir hastayı sorgulamak. Öncelikle mevcut durumunda alerjik bir reaksiyonu bu güne kadar yaşayıp yaşamadığı. İlaç olabilir, herhangi bir yiyecek olabilir, toz alerjisi mesela çok yaygındır bu tarz bir etken olabilir. Alerjik bünyesinin olup olmadığı. Zaten baktığımız zaman kişi kapıdan girdiğinde cildinin rengi, saçının rengi, gözünün rengi bile bize bir fikir veriyor bu konuda. Evet, alerjik bir bünyeye sahip olup olmadığı. Hastayla konuşmaya başlayıp doğru sorgulamaları da yaptığımızda daha net bilgilere ulaşabiliyoruz. Tespit edebileceğimiz kısmı bu. Ama bizim anestezik ilaçlar diye tabir ettiğimiz ilaçlarımız her ne kadar ilaç da desek çünkü ilaç parantez içinde aslında hastalığı gideren, iyileştiren manasındadır ilaç. Ama bizim ilaçlarımız bir hastalığı gidermez, iyileştirmez cerrahi operasyona yardımcı olur. Dolayısıyla kişinin yaşamsal fonksiyonlarını aslında baskılayan, beynin fonksiyonlarını baskılayan, kalbin çalışmasını baskılayan, solunumu ve kasların çalışmasını baskılayan yani bir nevi zehir diye de tabir edebiliriz, böyle ilaçlar. Bunları neden böyle ayrıntılı anlatıyorum çünkü iki ucu keskin bıçaktır. Burada istediğimiz etki kişinin vücudunun yani o vücudun, o organizmanın daha doğrusu insanın en az stresle o cerrahi operasyonu atlatmasını sağlamak, buradaki amacımız o. Hem o kişinin en z stresle en uygun şartlarda cerrahi operasyonu yaşamasını sağlamak, bunun yanında cerrahi ekibin de en ideal şartlarda rahatlıkla çalışmasını temin etmek. Yani iki faktör var. şimdi bu kadar etkili olan ilaçlar kullanılırken bunların bir takım etkileri önceden gözlemlenebiliyor veya tahmin edilebiliyor. Ama birçok etkisi de ki alerjik reaksiyon bunlardan bir tanesi, önceden tahmin etmek veya yüzde yüz bu olabilir demek maalesef mümkün değil. bazı alerjik reaksiyonlarımız maalesef kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabiliyor. Ama bunların ne önceden yapılabilir bir testi var maalesef ne de ilaçları var.

 

PINAR AKKAŞ: O an için oluşan durumlar mı olmuş oluyor?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Evet, maalesef o an için. Özellikle eski anestezik ilaçlarda bir grup ilaçla gelişebiliyordu bu. Şu anda o ilaçlardaki o maddeler bertaraf edildi, çok çok aza indirgendi. Milyonda, yüz milyonda bir görülebilecek kadar az alerjik reaksiyonlar.

PINAR AKKAŞ: Böyle bir ihtimal var ama.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Tabii, Allah korusun var.

 

OKTAR BABUNA: Genelanestezi için hangi ilaçlar kullanılıyor. Çok modern ilaçlarla anesteziyi sağlıyorsunuz, nedir bu ilaçlar, ne tip ilaçlar kullanıyorsunuz?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Bizim çok çeşitli ilaçlarımız var. Bugün için hem anestezi ilaçlarının gelişmiş olması hem de bu ilaçların gelişmiş olması beraberinde, daha kontrollü, daha az dozda kullanımda olan ilaçlar var. Bir tasni genel anestezik dediğimiz ki bu inhalasyon anestezikler vardır, gaz halinde hastaya soluttuğumuz ve anestezinin devamını sağlayan. İkincisi intravenöz genel anesteziler dediğimiz, kişini damar yoluyla verilen yine genel anestezi şartlarını sağlayan ilaçlarımız. Diğeri kas gevşetici grup dediğimiz hastanın tamamen kaslarının gevşemesi ve cerrahın rahat çalışmasını sağlamak için. Kişinin de cerrahi stresini minimuma indiren ilaçlarımız. Diğeri opioid dediğimiz santral sistemini etkileyen bunlardan bir tanesidir. Santral sinir sistemini etkileyen ilaçlarımız var. Bunların dengeli vaziyette kişinin sağlık durumuna göre ve yapılacak cerrahi işlemle göre kombinasyon halinde kullanırız biz bu ilaçları.

 

PINAR AKKAŞ: Bu dört saydığınız şey de her halükarda kullanılıyor mu, yoksa ameliyatın türüne göre bu dört özellikteki ilaçlardan iki tanesi ya da üç tanesinin kombinasyonu mu oluyor?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Genellikle bu dört tanesi kullanılır. Çünkü dengeli anestezi dediğimiz yöntemi sağlamakta bunlar etkili. Çünkü bunların farklı alanlara etkileri var. mesela inhalasyon genel anestezi dediğimiz kişinin beynini bilinç durumunun zayıflamasına, algısının zayıflaması, etrafı çevreyi algılamamasına neden olur. Kas gevşemesini sağlayan ilaçlar kişinin tüm kaslarını gevşetir gözünü bile kıpırdatamaz. Ama biz bu beraberindeki beyni etkileyen bilinç algısını ortadan kaldıran ilaçları kullanmasak her türlü algıya açık ama gözünü bile kımıldatamıyor, çok hoş bir durum değil tabii. Beraberinde kullandığımız bu opioid grubu dediğimiz, bunlar daha çok ağrı algısını, cerrahi stres algısını azaltmak için kullandığımız ilaçlar. Bunlar genellikle kombinasyon halinde kullanılır. Ama çok özel durumlarda tabii sağlık durumuyla ilgili, bazen bunlardan iki çeşidi uygulanabilir, bazen üç çeşidi uygulanabilir. Çünkü organların durumları önemlidir burada.

 

OKTAR BABUNA: Anestezinin riski olarak çok nadir de olsa alerjik Allah saklasın ölümden bahsettiniz ama onun dışında kalan daha böyle ameliyat sonrası hatırlama güçlüğü, uyanma güçlüğü hatta malign hipertermi diye, onu da anlatırsanız. Bazı komplikasyonlar olabiliyor.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Malign hipertermi özellikle ski grup ilaçlarla gelişen kişinin vücudunda bir takım enzimlerin eksikliklerinden kaynaklanan, vücut sıcaklığının ani ve kontrolsüz çok hızlı yükselmesiyle neticesini ortaya koyan ki vücut sıcaklığı 43 derecenin üstüne çıktığı zaman artık yaşamsal fonksiyonlarında yıkım başlıyor. Kontrolsüz çok daha da yükselebiliyor. Bu maalesef geri döndürülebilir bir durum değil, çoğunlukla tabii, çok nadiren bazen dönebiliyor. Bunun yanında başka bir takım komplikasyonlar olabilir. Uygulama esnasındaki bir takım aksaklıklardan kaynaklanabilir. Böyle bahsettiğimiz gibi anestezi uygulamak çok kolay değil. Çünkü kişinin yapay solutulması lazım. Kas gevşeticiyi kullandığımı zaman kişi kendisi soluyamaz. Bizim hem kalp fonksiyonlarını hem dolaşım özellikle solunum fonksiyonunu dışarıdan cihazlar yoluyla idare etmemiz gerekiyor. Fakat kişinin durumu da farklı burada, herkese bu öngörülemiyor. Kimin vücudunda ne kadar enzim var, ilacı ne kadar zamanda yıkar, bahsettiğiniz geç uyanma bunlardan bir tanesine sebep oluyor. Bazı kişilerde enzim eksikliği var ama bunun önceden tespiti maalesef mümkün değil. Bir tek ilaca karşı bir enzim tespit edilebiliyor. Kısa etkili kas gevşeticide etkili grup var, onun da farklı yan etkileri var. Yani çok tercih edilen ilaçlar değil. Maalesef böyle bir durum var. Bunlar önceden tespit edilemeyen durumların neticesinde bazen metabolizmaya bağlı geç uyanma hadisesi olabilir. Ya da uygulama esnasında bir takım aksaklıklardan oksijenlenmesi tam olmayabilir kişinin, yeterli zamanda o kısa sürede hastayı hemen solutmaya başlamamız lazım. O süre biraz gecikirse bir takım olumsuzluklardan oksijensiz kalabilir. Bu doğal olarak beyni etkileyecektir tabii. Bir takım istenmeyen böyle bir takım durumlara sebep olabilir.

 

OKTAR BABUNA: Siz genel anesteziden bahsettiniz ama genel anestezinin dışında da teknikler var. Mesela hastayı uyutmadan bazen sadece hafızayı etkileyen ilaçlarla hasta yapılan işlemlerin de farkında olabiliyor ama acı duymuyor. Bu konu çok ilginç. Biraz bu konudan bahsedelim mi?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Evet tabii. Tabii uygulanacak yöntemler var yapılacak cerrahiye karşı. Aslında bazen ameliyatın ortasında beyin tümörü vakıalarında özellikle bazen tümör eksizyonu yapıldıktan sonra hastanın uyandırılıp oradaki çevredeki sinirler etkilenmiş mi etkilenmemiş mi denememiz de gerekebiliyor. Yine ağrı algısını ortadan kaldıran ama kişinin bilincinin yerinde olduğu durular da var. Veya bölgesel anestezi dediğimiz spinal kordun etrafına bir takım ilaçlar kullanılarak epidural anestezi ya da spinal anestezi dediğimiz yöntemlerle vücudunun belli bir bölgesinin anestezik hale gelmesi sağlanabilir. Ya da sadece bir konun ya da bir bacağının ya da elinin bir bölümünün ya da ayağının bir bölümünün anestezik hale gelmesi sağlanabilir. Tabii bu lokal anestezinin dışında bahsettiğim şeyler. Lokal anestezi sadece cerrahi işlem yapılacak küçük eksizyonlarda o bölgenin uyuşturulmasıdır. Bu değil tabii kast ettiğim.

 

OKTAR BABUNA: Kemik iliği biyopsilerde hafızayı etkileyen ilaçlarla hakikaten her şeyin farkında olunuyor ağrı olmuyor. Bu nasıl oluyor?

 

PINAR AKKAŞ: Sık uygulanan bir yöntem midir?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Aslında çok sık değil. Sadece seçilmiş özel vakıalarda. Belli işlemler esnasında bunu uygulayabiliriz. Burada ağrı algısı için ağrı yollarıyla bilinçli olmak arasında fark var yani çevreyi algılamakla ağrı algısı vücuttaki ayrı sinirler yoluyla bunlara gitmekte. Ağrı algısını sadece ortadan kaldırıp kişinin çevreyi algılaması korunabilir, bunu yaptığımız var. Yine bazı operasyonlardan sonra ağrının çok şiddetli olmasını düşündüğümüz hem damar yoluyla uygulanan ağrı kesiciler ki etkili ilaçlardır bunlar, ağrı algısı ortadan kaldırılır ama kişi uyanıktır bilir etrafını. Bunlar seçili durumlarda uygulanabilir. Hafızayı etkileyen ilaçlar özellikle benim tercih ettiğim bir grup ilaç vardır. Bunlar operasyondan önce yapıldığı zaman bizim premedikasyon yani anesteziye hazırlık ilacı yapılır. Bunun amacı hem cerrahi strese karşı hem de o andaki strese karşı kişiyi yatıştırmak, operasyonda kullanacağımız diğer ilaçların dozlarının biraz daha düşük kullanmamıza sebep olur. Diğeri, uyanırken de hastanın biraz daha rahat uyanmasına sebep olur. Yani metabolizmanın mümkün olduğu kadar dengeli gitmesini sağlar. Ama benim en sevdiğim yanı bu ilacın anterograde amnesia yapar yani ileriye dönük hafıza kaybı. İlaç yapıldıktan sonra kişi cerrahi anestezi alır uyanır, ilacın yapıldığı andan itibaren uyandığı ana kadar olan hiçbir kısmı hatırlayamaz. Bu neden önemli; çünkü bunların hepsi, aslında ameliyathane, cerrahi işlem, hastaneler benim yaşam alanım hekim olduğum için, benim için son derece doğal. Bu ilaç veya bu tür olan ileriye dönük olan bilinçaltına yerleşik ileride bir takım fobilere de sebep olabilecek durumları engelliyor. O nedenle sevdiğim bir gruptur.

 

OKTAR BABUNA: O ortamın hatırlanmaması faydalı bir şey tabii.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Son derece önemli çünkü benim içim orası benim yaşam alanım, ama oraya tedavi için gelen kişi için ilk defa girdiği bir ortam. Onun için iyi bir anı değil bu.

 

OKTAR BABUNA: Zaten ağrı algı olarak yaratılmış. Ağrının insanı asıl rahatsız eden kısmı geçmişe dönük hafıza. Siz hafızanızda, “ben ağrıyı iki gündür, beş gündür çekiyorum” onun birikimi oluyor. Hafızadaki o bilgi insanın ağrısının ağırlığını daha da artırıyor. Halbuki ağrı anlıktır. Yani geçmişe dönük hafıza tamamen ortadan kalksa, zaten ilaç verdiğimizde bu kısmen oluyor dediniz, hiç hafızada bir şey tutulmasa anlık ağrı insanı o kadar rahatsız etmez çok ilginç olarak. Ama asıl o hafızadaki bilgi rahatsızlığı meydana getiriyor.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Çok haklısınız. Ben ağrı takibi yaptığım hastalarda ağrısız normal vajinal doğum diyelim, bunun ağrısı yöntem uygulaması var.

 

OKTAR BABUNA: Onu anlatırsanız. O çok güzel bir teknik.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Obstetrik anestezi dediğimiz alan çok sevdiğim bir alan. Birincisi, o olaya şahit olmak çok güzel. Onun bir ucundan tutuyor olmak bana çok keyif veriyor. İkincisi, anne-bebek ilişkisi açısından son derece önemli. Çünkü orada iki kişiyi düşünüyorsunuz. Bir anne, ikinci yeni dünyaya gelen bebek. Bu ilişkiyi korumak son derece önemli. Ağrıyla tanışmış olmak tabii son derece önemli sizin buyurduğunuz gibi. Ağrıyla tanışmamış birisi ilk tanıştığında onun seviyelendirilmesini o andaki yaşadığı sıkıntıya göre değerlendirilir. Ama ağrıyla tanışmış birisi, yeniden ben bu olayı yaşadığımda ya da benzeri olayı yaşadığımda ağrı duyacağım düşüncesine sahip birisi o ağrıyı yaşadığında daha önce o hafızadaki bilgi birikiminden olandan biraz daha farklı algılayabilir. Çünkü ağrı algıya göre değişir, kişiye göre değişir. Objektif bir kavram değil sübjektif bir kavramdır. Kişinin o andaki sıkıntısını ifade tarzı aslında. Daha önceden ağrıyla tanışmış birisi, az önce dediğim ağrısız doğumda çeşitli yöntemler var. Ama benim uyguladığım tarzda ben şuna bakıyorum; annenin ağrıyla hiç tanışmadan ağrı kontrolüne başlamak istiyorum çünkü. Tabii doğumun belli aşamasında bu yapılabilir. Annenin ağrı çekmemesi şu açıdan önemli; ağrıyla tanışmış birisine artık sen ağrı duymuyorsun diye ikna etmek hakikaten zor. Çünkü o fiziksel olayı yaşıyor o sırada, bilinci yerinde. Ama ağrı duymadığına ikna olması zaman alıyor. O nedenle ağrıyla tanışmış olmak bir sonraki ağrılı uyaranlarda daha farklı algılara sebep olabilir.

 

OKTAR BABUNA: Bu epidural tekniğini nasıl uyguluyorsunuz? Nispeten yeni bir teknik.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Evet. Aslında epidural teknik çok yeni olmasa da yeni geliştirilen teknikler veya malzemelerle, ilaçlarla daha konforlu, daha komplikasyonları olumsuz etkilerinden mümkün olduğu kadar aza indirgenmiş. Bunu da bugün seçili bazı cerrahi yöntemlerde uygulanabilir. Özellikle ameliyat sonrası ağrı kontrolü için önemli bir teknik. Ağır cerrahi geçirenlerde, karın içi cerrahi geçirenlerde uygulanabilir. Bazı genel anestezi almasının riskinin daha yüksek olduğu, organ fonksiyonlarının daha fazla etkilenebilecek kişilerde epidural ve ona benzer yöntemler yine tercih edilebilir.

 

PINAR AKKAŞ: Ortopediyle ilgili ameliyatlarda tercih edilebilir mi?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Evet tabii. Ortopediyle ilgili özellikle bacak ameliyatları kalça bacak ameliyatları yani vücudun alt kısmını ilgilendiren ameliyatlarda rahatlıkla kullanılabilir. Bunun bize getireceği avantaj ne? Birincisi, hastanın uyumak ve uyanmak gibi bir fobisi olmaz, korkusu olmaz. Bazı hastalar ortamı görmek istemiyor, konuşmalar sesler rahatsız edeceğini düşünür. Ama genel anestezinin getirebileceği bir takım risklerden sıyrılmamıza sebep olduğu için o sırada hastanın biraz önce de bahsettiğimiz gibi bu hafızasını etkileyen hafif uyku veren ilaçlarla bu takviye yapılabilir. Bunun bize getireceği avantaj; birincisi en az dozda ilaç kullanın, ikincisi tüm vücuda değil sadece omurilik çevresini ilaçlarla ki ağrı algısını mevcuttaki bütün sinirlerimiz vücuttan geliyor omurilik vasıtasıyla beynimizde algı oluşturuyor. O alanda bu ağrıyı kestiğimiz için de zaten tüm vücudun fonksiyonlarını etkilenmesine gerek kalmıyor. Diğer ameliyat sonrası epidural katedral yerleştirdiysek ameliyar sonrası ki ortopedik ameliyatlar çok ağrılıdır kemik ameliyatında, ameliyat sonrası ağrı kontrolü sağlanabiliyor. Ağrı kontrolü bize ortopedik ameliyatlarda şunu da getirir özellikle protez ameliyatlarında; hastaların erken mobilizasyonu yani erkenden ayağa kalkması dolaşması istenir. Bu hem emboli dediğimiz pıhtı riskini engellemek hem de o hastanın rehabilitasyonu açısından da yani ameliyat yerinin bir an evvel iyileşmesi. Mesela mevcut bir cihaz takıldıysa ya da yeni bir yöntem yapıldıysa bunun daha rahat iyileşmesi daha rahat kullanılması açısından da erken ayağa kalkması önemli. 

 

PINAR AKKAŞ: Bazen hastalar epidural olması gerekiyor diyelim ameliyata başlamadan önce fakat hasta “ben kişilik olarak uygun değilim heyecanlıyım, böyle bir şey istemiyorum” dediğinde nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz? Epidural etmek gerekiyorsa onu tabii ki daha mantıklı gibi görünüyor yan etkileri az olacağı için ama hastanın bu yönde tercihi yoksa nasıl yapıyorsunuz?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Hastaya her iki yöntem anlatılıyor ayrıntılı olarak. Birincisi, nasıl uygulanacağından başlayıp mevcuttaki olumsuz bir takım getirebileceği her yöntemin kendine göre var. Olumsuz etkileri nedir, getireceği avantajlar ne, dez avantajlar ne, ayrıntılı iki yöntem hakkında da hastaya bilgi veririz. Ve ondan sonra hastanın hangisini tercih edeceğini kendisine bırakıyorum. Bazı hastalarımız “siz daha iyi bilirsiniz” diyor. Benim onlara cevabım şu; “ben biliyorum ama artılarını eksilerini anlattım, vücut senin vücudun, ben bu işlemi senin vücudunda yapacağım. Neticede buna sen karar vermelisin. “Hasta eğer bir tercih kullanıyorsa biz zaten hazırlıklarımızı en kötüye göre yapıyoruz. En kötü dediğimiz; Allah korusun ameliyat sırasında genel anestezi altında en kötü şartlar neyse hastanı n ameliyata hazırlığını o şartlara göre yaparız. Çünkü en kötüye göre biz tedbir alırsak ondan sonra sonuçlar daha iyi olur. Oradan da epidural ya da spinal anestezi yöntemleriyle yani vücudun belli bölgesinin anestezik hale getirilmesi. Hasta zaten genel aneztezi şartlarına göre hazırlandığı için hastanın tercihi ne yöndeyse o yöntemi uygulamakta bir sakıncamız yok.

 

PINAR AKKAŞ: Epidural sistemde ameliyat başlandı diyelim, ameliyatın seyri gereği genel anesteziye dönüşme imkanı oluyor mu?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Tabii bazen olabilir. Çünkü ameliyat bölgesi bazı durumlarda oluyor. Şimdi bir öngörüyle giriyor herkes gerekli araştırmaları yapıp o araştırmalarla kendine bir strateji çiziyor. Cerrahi ekibi de öyledir, anestezi ekibi de öyledir. Fakat cerrahi işlem girdiğinizde tabiri caizse hastayı açmadan bilemezsiniz. Hastayı açtığınızda gerçek durumu görürsünüz. Elinizde her ne kadar son teknoloji görüntüleri, araştırma teknikleri de olsa cerrahi işlem çok farklıdır. O sırada hastayı açtığınızda karın olabilir, göğüs boşluğu olabilir, kafa, beyin olabilir, işte başka bir cerrahi yöntem. O sırada hastayı açtığınızda her şeyi görürsünüz. Belki ameliyat bölgesinin genişletilmesi gerekebilir. Bu öngörülememiş bir durumsa o sırada genel anesteziye dönülmesi gerekebilir.

 

OKTAR BABUNA: Komplikasyonları da var kendine göre apiduralin, ondan bahsedebilir miyiz? Neden olabilir? Epidural verilen biri hiç komplikasyonsuz olmaz herhalde, mutlaka kendine gör bir şey olabilir, anestezi kadar olmasa da.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Evet. Epidural anestezide bir takım olumsuz etkiler veya istenmeyen durumlar gelişebilir. Bunlardan birincisi, kullanılan ilaca karşı alerjik reaksiyon en başta. Tabii bizim bütün kullandığımız ilaçlarla ilgili bu birinci komplikasyon ihtimali. İkincisi, kullanılan ilacın yanlışlıkla o sırada öngörülemeyen, çünkü kapalı bir boşlukta çalıyorsunuz, yani kemik boşluğunun içine siz ince plastikten hortum diye tabir edelim, onu yerleştirdiniz ucunu görmüyorsunuz. Damar sitemine girmesiyle yine kişide kalbi etkileyen, solunumu etkileyen ya da bilinç durumunu etkileyen olumsuz etkileri ortaya çıkabilir. Diğeri, yine kapalı boşluk yani kemik içindeki boşluğa yerleştirdiğiniz kateter yaratılışından kişini doğumundan gelen bir takım cepçikler vardır. Biz onları öyle tabir ediyoruz. Kateterin ucu o cebin içindedir, bizim beklentimiz onun omurilik çevresine belli bir seviyeye kadar o ilacın yükseltilmesini sağlamak, vereceğimiz pozisyon ya da kateteri takacağımız yere. Ama oraya kadar da yükselmeyebilir. Yani omurilik çevresine yeteri kadar yayılmayabilir. Dolayısıyla yamalı anestezi dediğimiz hastanın sadece vücudunun küçük bir bölümü anestezik hale gelir. Ama diğer alanları anestezik hale gelmez, bu da olabilecek bir şey değil. diğer etkilerinden bir tanesi -literatür bilgisi- omurilik içinden çıkan sinirlerimiz vardır, bunlar hem vücudu kontrol eder hem de ağrı duyusunu alan sinirler. İşte o motor sinir dediğimiz sinirlerin zarar görmesi olabilir. Bunlar da olabilecek şeyler. Ya da literatürde, kateterin doğru yerleştirilmemesi diyelim yine sinirleri etkileyebilir zarar verebilir.

 

PINAR AKKAŞ: Halk arasında şöyle bilinir, anestesi verildikten 6 ay sonra ancak vücuttan atılır. Bu doğru bir mantık mıdır?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Eskiden gelen bir anlayış bu. Çünkü eski ilaçlar hakikaten o kadar uzun sürede atılabilir. Fakat yeni geliştirilen ilaçlarda böyle değil. bu da olumsuz bir etkidir çünkü kişiyi güncel yaşamdan uzaklaştıran bir etkidir anestezik ilaçlar. Ya da günlük yaşamda konforunu güvenliğini düşüren etkenler, anestezik ilacın vücutta çok kalıyor olması. Yeni geliştirilen ilaçlar vücuttan daha hızlı atılabilen ilaçlar ve daha düşük dozda kullanılıyor. 6 ay bugün için uzun bir süre ama eski ilaçlar için bu söz konusu olabilir. Bugün için ne kadar yoğun anestezi de almış olsa ertesi gün rahatlıkla ayağa kalkabiliyor. Gündelik yaşantısına dönmesi ve vücuttan tam atılması moleküler düzeyde yaklaşık 3 haftayla 1 ayı bulabilir. Bu pratikte 1 ayı buluyor olması iyi bir düzeyde. Artık kişiyi etkilemez, güncel yaşantısından çok ayırmaz.

 

OKTAR BABUNA: Uyanmakta zorlanan oluyor, nadir de olsa böyle durumlar oluyor. Uyandırmak için ne yapılabilir? Özel bir ilacı tedavisi var mı? Yoksa seyrine mi bırakılıyor?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: İlacı en başta kullanırken biz hastanın yaşına kilosuna göre ve metabolizmasını şöyle bir tahmin ederiz zaten. Çünkü bir takım yan tahliller de yapıyoruz. İlacı kullandıktan sonra bakarız ne kadar sonra vücut bunu yıkıyor operasyon sırasında. Çünkü vücuttaki enzimler yoluyla bunlar atılmakta. İlaçların formasyonu değiştiriliyor, etkisiz hale getiriyor bunları vücut ondan sonra atıyor. Bunları baştan öngörmek mümkün değil. ama kişinin yaşı kilosu yapılacak cerrahi ileme göre ilaç optimum dozda yani ne eksik ne fazla kullanılması gerekiyor. Onu kullandıktan sonra evet etki olabilir çünkü bilmiyoruz kapalı kutu. İlacı verdik, bu enzimlerin tespiti de mümkün değil öncesinde. İlacın etkisi uzadı, bu sadece bir grup ilaca değil birkaç grup ilaca birden olabilir. Yani opioid dediğimiz ilaçlarda da olabilir. Kas gevşetici dediğimiz grupta da bu hadiseyi yaşayabiliriz. Orada baştan şunu bekliyoruz tabii; belli bir sürede uzamış etki de olsa artık ilacın yarılanma ömrünün geçmesini, ilacın yıkılması, vücuttan atılmasını başta bekliyoruz. Makul süre beklendikten sonra halen geri dönmüyorsa bu ilaçların etkisini tersine çeviren ilaçlar var yani panzehir diyebileceğimiz. Antidot diye biz tabir ediyoruz, bunları kullanarak bu ilacın etkinliğini ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Bunların da tabii doğru zamanda ve doğru dozda uygulanması gerekli. Çünkü bazı ilaçların da etkisini artırıcı yönde hareket edebilir. Bizim tersine çevirelim diye verdiğimiz ilaç kullandığımız o ilacın etkisini de uzatabilir. O yüzden doğru zamanda ve doğru dozda verilmesi gerekiyor.

 

PINAR AKKAŞ: Bazı ameliyatlarda 1 ya da 7 saat ameliyatın içeriğine durumuna görme değişiyor tabii süreleri, bu tarz durumlarda anestezinin zaman ayarlaması dozlarla mı alakalı?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Evet. Oradaki hem cerrahi yöntem hem de sağlık durumu, yaşı, kilosu, yandaş hastalıkları tüm durumu kişinin o anda bunu etkiliyor. Kullanacağımız ilaçların hem dozunu ayarlamamızı hem de istediğimiz kadar uzatmamızı. Bunun optimum dozda yapılması gerekiyor. Biz biraz şöyle tabir ediyoruz; anestezi alma işini uçak pilotluğu gibi. Uçağı indirip-kaldırma dönemi nasıl önemliyse öyle. Havadayken belli bir idamede gidiyor, en emniyetli dönemi. Bizde de öyledir, hastanın uyutulması esnası ve uyandırılması esnası en çok riskleri barındıran alan. İdamesi kısmında yani istediğimiz kadar uzatması kısmında kişinin vücudunun verdiği cevaba göre o ilaçların dozlarını ayarlayarak istediğimiz kadar uzatabiliriz. Ama tabii ne kadar uzarsa o ilaçlara maruziyet o kadar aratacağı için doğal olarak yan etkilerini ortaya çıkma ihtimali ya da vücuttan atılmasının uzaması ihtimali artar.

 

OKTAR BABUNA: Tabii anesteziyle ilgili çok geniş bir konu daha var ağrı konusu. Sizi çok ilgilendiriyor özellikle anestezi hekimleri bu konuda uzmanlaşıyorlar. Vücudun herhangi bir yerindeki ağrılar özellikle kronik ağrılar devreye girdiğinde bunlarla ilgili nasıl gelişmeler var? Ne tip tedavileriniz var, biraz da bu konudan bahsedelim.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Tabii. Ağrı tedavisi çok geniş bir konu. Ameliyat sonrası ağrı ayrı bir şey, kronik hastalıkların ağrıları ayrı bir şey. Bir de Allah korusun onkolojik hastalıklar var, bunların ağrısının tedavisi çok daha farklı. Burada da yine kişinin genel durumu, o andaki hastalığının durumu, vücudun nerelerini etkilediği, ağrının kaynağı, çeşidi bunların hepsi önemli. Şu anda kullanılan oral dediğimiz ağızdan alınabilen ilaçlar var. İkincisi damar yoluyla kullanılabilen ilaçlar var. yine kas içine yapılabilen ilaçlar var. Ya da plaster tarzında yapıştırma ciltten emilebilen ilaçlar var. daha ileri ağrıların kontrolleri epidural teknik kullanılabilir. Ağrı pompaları vücuda implante edilenleri var cilt altına yerleştirilen, dışarıdan yine ağrı pompası dediğimiz depo tarzında yavaş yavaş vücuda salınım yapan ilaçlar var.

 

PINAR AKKAŞ: Genelde kanser hastalarında mı kullanılıyor?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Cilt altına implante edilen dediğimiz ağrı pompası diye tabir etiğimiz daha çok onlarda kullanılıyor. Çünkü yoğun dozda ve gittikçe artan dozda ilaca ihtiyaçları oluyor. Onlarda biraz kombine uygulanıyor tabii. Kombine dediğimiz basamak tedavisi vardır ağrıda. Ağrı sübjektif kavram objektif değil. Değişebilen bir durum. Kişinin ağrı algısı herkeste farklı. Birisini bir çeşit ilaçla kontrol edebildiğimiz ağrısı varken aynı duruma maruz kalmış başka birisi iki çeşit ilaçla kontrol edebildiğimiz oluyor. Onun ifadesi önemli, s,z orada kişiyi memnun etmeye çalışıyorsunuz.

 

PINAR AKKAŞ: O ağrı eşiği mi oluyor? Eşiğinin yüksek ya da düşük olmasıyla mı alakalı oluyor?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Son derece doğru, ağrı eşiği dediğimiz kavram bu işte. Kişinin kendi ifadesi. Kimisine bakarsınız hiç aldırmaz, kimi çok daha basit ağrı uyaranlarında çok daha dramatik ifade edebilir. Ama bir gerçek var algı, bizim için önemli olan o. Neticede bizim için önemli olan o kişinin yaşam kalitesini, konforunu düşürüyor mu? Günlük yaşantısından alıkoyuyor mu bizim için önemli olan o. Yoksa işte ‘senin eline iğne battı bu kadar da feveran ediyorsun’ doğru bir tabir değil bizim açımızdan.

 

OKTAR BABUNA: Hangi tip ilaçlarlar veriliyor?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Basamak tedaviler değimiz yöntem vardır orada zaten. İlk başta ağızdan alınan en kolay en ucuz ve vücuda en az zararlı olan ilaçlar onlar tabii. Bir de kontrol edilmesi kolay. Çünkü bizim mesleğimizin özelliği biz daha çok damar yoluyla çalışırız, serum içinden ilaçlarımızı veririz. Bunlar hem etkin doz marjı aralığı dar olan ilaçlar hem de çok etkili olan ilaçlar. Yani çok düşük dozda çok etkili olan ilaçlardır. Baktığımız zaman 1 cc, 2 cc. çok çok küçük dozlarda tüm vücudu etkileyebilen ilaçlar kullanıyoruz damar yolundan. Ama ağız yolundan alınan ilaçların güvenlik marjı daha geniştir. Hiçbir şey olmadı, diyelim ki ilacı aldı alerjik reaksiyon gelişti. Ne olabilir; en fazla döküntü olabilir, kaşıntı olabilir. Biraz daha alerjik reaksiyonu yüksek bile olsa o kişiye müdahale için yaklaşık 2 saat süremiz var ağızdan alınan ilacın. Çünkü ağızdan alınacak, ondan sonra metabolize edilecek, organları etkileyecek gibi. Ortaya çıkarttığı olumsuz etkilerden yavaş yavaş çıkar. Ama diğer ilaçların verdikten en geç 4 saniye sonra beyinde ve bütün vücutta daha doğrusu dolayısıyla geri alma şansı da yok. O yüzden oral dediğimiz ağızdan alınan ilaçlarla en başta başlarız. Bunlar da etkinliği daha az olan ilaçlardır. Kişiyle ilgili optimum dozu yakalamak önemli. Çünkü basamak tedavisinde, zaten bir ağrı tedavisinden başlıyorsak bunların gündelik hayatımızdaki basit ağrılar için değil, kronik ağrılar. Yani kişinin günlük yaşantısından alıkoyan, konforunu son derece düşüren kronik ağrılar için zaten ağrı tedavisinden bahsediyorum. Bu şu anlama geliyor; hem o kişi için doğru doz, doğru ilacı bulmak. Çünkü ilerleyen süreçte ilaçların ve dozun değiştirilmesi gerekebilir. Yanına yandaş ilaçlar eklenmesi gerekebilir. O nedenle ilk önce ağızdan ilaçlarla başlanır, sonrasında bu ağızdan alınan ilacın çeşidi artırılabilir, birkaç çeşit verilebilir. Ondan sonra kişinin durumuna göre damar yolundan, kas içinden veya ağrı pompasına giden yollara kadar devam der.

 

OKTAR BABUNA: Kişi kendi kontrol ediyor alacağı dozu. Nereye pompa takıldığını, değil mi? Bunların süreleri nasıl oluyor? Uzun vadede kullanımı tabii ki alışkanlık yapıyor. Hatta ağızdan alınan ilaçlar bile uzun süre kullanıldığında kişi onlara bağlı artık ağrı hissetmeye başlıyor. O zaman yine ilaç alıyor ve bir kısır döngüye giriyor hatta hastanede yatırılmaları gerekiyor bu ilaçları bırakabilmek için. Nasıl bir süre ya da kullanım tavsiye dersiniz?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Burada basit ağrı kesici diye tabir de etsek neticede vücuda dışarıdan alınan kimyasal maddeler. Bütün ilaçlar iki ucu keskin bıçak gibidir. Bir yeri tamir ederken başka yere zarar verebilir. En basitinden böbreklerimizden başlayabilir ağrı kesici söz konusu olduğu zaman. Bunlara başlarken tabii çok yoğun ve hemen ilaç kullanım tarzında yaklaşmayı doğru bulmuyorum. Orada en ufak bir sıkıntımızı hemen birkaç ilaç alalım doğru değil. Çünkü vücut bir müddet sonra o ilaçlara tolerans geliştiriyor, artık duyarsız hale geliyor. O zaman ilacın dozunu artırmak ya da çeşidini artırmak zorunda kalıyor bu sefer istediği etkiyi ortaya çıkarabilmek için. Bu da bağımlılık dediğimiz hadiseyi ortaya çıkarıyor uzun vadede. Bazı ilaçlarda bu tek dozda da çıkabilir, bazı ilaçlarda biraz daha uzun vadede ortaya çıkabilir. Mutlaka işin uzmanına danışmak. Kendi doktorluğumuzu kendimiz yapmak her zaman doğru değil. İşin uzmanına yani bir hekime danışmak her zaman işin doğrusu.

 

PINAR AKKAŞ: Hem böbrekleri hem karaciğeri olumsuz yönde etkileyecek durum olmuş oluyor.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Tabii. Organ kayıplarına kadar, yetmezliklerine kadar gidebilecek durumlardır. Çünkü basit bir ağrı kesici diye geçiyoruz ama işte o basit ağrı kesici hiçbir şey olmasa karaciğere ve böbreğe, böbrek hayati organımız.

 

OKTAR BABUNA: Doğrudan ağrı kesici değil ama antidepresan kullanımı da birçok durumda faydalı olabiliyor. Ağrı hisseden biri tamamen ortadan kalkabiliyor. Bunun mekanizması nedir?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Bizim kullandığımız basamak tedavisi dediğimiz ağrı tedavisindeki ilaçlardan bazılarının içinde antidepresan ve anksiyolitik dediğimiz ilaçlar da var. ağrı sübjektif kavram dediğimiz için bu biraz psikosomatik ağrı grubuna girer. Burada siz kişinin ağrısını ortadan kaldırdığınızı düşünüyorsunuz, çünkü etkin dozda ilaçları kullanmışsınız, ilaçların da etkileri belli. Bu kişinin bu ağrıyı duymaması lazım diye düşünüyorsunuz ama burada doğru anamnez, birbirinizi burada doğru algılayabilmek çok önemli. Antidepresana ihtiyaç duyabiliyor. Bazen sadece antidepresanla bile kişi tedavi olabiliyor. İddia etiği ağrı ortadan kalkabiliyor.

 

PINAR AKKAŞ: Anestezide bazı durumlar var ki anestezinin etkisini azaltabiliyor mesela alkol kullanımı olabilir ya da bazı hastalıklar olabilir, bunlar nelerdir? Alkol kullanımının nasıl bir etkisi vardır anestezinin etkisini azaltması için?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Alkol kullanımı bazı nadir hastalıkların grubu, bizim kullandığımız ilaçların özellikle kas gevşetici alkol için ağrı algısı. Çünkü ağrı algısını ortadan kaldıran bir grup ilacımız var, opioid diye tabir ediyoruz. Bunların etkinliğini azaltabilir. Nasıla azaltıyor? Çünkü o kişi artık bunlara reseptör dediğimiz verdiğimiz ilaçlar reseptörler yoluyla etkili oluyor. Kendiyle ilgili alana gidiyor bu reseptörleri etkiliyor istediğimiz etkiyi ortaya çıkarıyor. Ya bir ağrı algısını bloke ediyor veya bazen de istediğimiz etki çıksın diye o alanı uyarıyor. Şimdi aynı reseptör grubu başka bir etkenle uyarıldıysa zamanla gelişebiliyor. Artmış reseptör, o reseptörleri kapatmak için sizin daha çok ilaç kullanmanız lazım. Şöyle tabir edelim; iki kapıdan geçilen bir yok düşünün 2 kapısı var ama siz bir anda orayı 8 kapıya çıkarttığınızı düşünün, 8 kapıyı kontrol edebilmek için ona göre bir sistem kurmanız lazım. İşte bu da nedir; ilaçların dozunun artırılmasını gerektirebilir. Herkes için kullandığımız normal dozun daha ötesinde bir ihtiyaç duyabiliriz. Ya da ilacın etkisini de uzatabilir bazı hastalık grupları. Bunlar da nadir hastalık gurupları tabii. Bazılarında o ilacı hiç kullanmayız çünkü vücut o ilacı hiç yıkamaz, etkisi uzaması değil hiç yıkamaz. Bazı hastalık grubuyla artık ciddi etkileşimle yaşamı da tehdit edebilir. Bazı hastalık gruplarında da böyledir.

 

OKTAR BABUNA: Ağrı konusunda bir soru daha sormak istiyorum. Anestezik tıbbi tedavilerin dışında bir de akupunktur diye bir alan var. Bir çok batı ülkesinde de Amerika dahil olmak üzere bazı ağrı türlerinde bel ağrılarında vs. kullanılabiliyor ve tavsiye edilebiliyor uzmanlar tarafından. Bu konuda düşünceleriniz nedir? Hakikaten faydası var mı, yararı var mı yoksa şişirme bir şey mi?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Bu biraz kişinin merak alanıyla ilgili aslında. Direk bizim anestezi alanımızla ilgili değil ama şöyle batkımızda ağrı, sinirler, algı bunlarla düşündüğümüzde daha çok anestezinin alanına sanki giriyor gibi oluyor. Tabii akupunktur baktığımızda geçmişi 5000 yıl önceye kadar dayanıyor, Çin’e dayanan bir teknik. Onun bir takım öğretileri var tabii kendine göre. Bir takım teoriler var bu teoriler üzerine kurgulanmış yüzlerce yıl biraz da deneme yanılma yöntemiyle geliştirilmiş yöntemler. Burada ben neticede şuna bakıyorum; birincisi yaptığımız yöntem zararlı mı değil mi kişiye? Bugün artık bu da aslında oturuyor. İkincisi belli bir disiplin tarafından kabul edilmiş mi tüm otoriteler tarafından bugün? Kabul edilebilir bir yöntem mi? Bunlar önemli. Eğer kişiyi memnun ediyorsa bütün bu silsileye tabi ve neticede kişiyi memnun ediyorsa etkilidir diye düşünüyorum. Denenebilir. Neticede çünkü konumuz ağrıysa ve ağrı için uygulanacaksa, çok değişik gerekçelerle de uygulanabiliyor zararlı alışkanlıkların ortadan kaldırılması, kilo verilmesi gibi birçok alanda da kullanılabiliyor. Ama ben ağrıyla ilgili söyleyecek olursam, ağrı sübjektif bir kavram, psikosomatik birçok ağrı da var kişinin rahatsızlığını ifade ettiği. Neticede bu ağrıyı ortadan kaldırıyorsa ve kişiyi rahatlatıyorsa, bu bahsettiğim önceki aşamalara da tabiyse bu yöntem uygulanabilir.

 

PINAR AKKAŞ: Anestezinin yan etkileri kişinin ve ameliyatın durumuna göre değişebilir fakat mutlaka bulantı yan etkisi olur ya da başka yan etkisi olur dediğimiz durumlar var mıdır?

 

RÜSTEM ALBAYRAK: Tabii. Zaten bulantı en çok karşılaştığımız yan etkilerden bir tanesi. Mutlaka olacak diye bir şey yok. Birincisi uygulanan anestezi yöntemi önemli. Yine uygulanan cerrahi ne amaçla uygulandı, ne gibi bir cerrahi teknik uygulandı, ne yapıldı kişiye bu da önemli. Diğer, kullanılan ilaçlar tabii. Çünkü bazı grup ilaçların bulantı gibi yan etkisi bunlar iki ucu keskin bıçaktır. Bir taraftan yaparken başka taraftan olumsuz etkileri çıkabilir. Çıkabilecek olumsuz etkilerin başında bulantı-kusma gelir zaten. Bu kullanılan ilaçların olumsuz etkisi ön plandaysa onu da siz yoğun dozda kullanmak zorunda kaldıysanız ameliyattan sonra uyandığında dolayısıyla ortaya çıkar. Biz tabii bunu önceden düşündüğümüz için bu etkiyi en aza indiren yani bulantı-kusma algısını en aza indiren yardımcı ilaçlar var, bunlardan kullanabiliriz. Diğeri yine sindirim sisteminin özellikle midenin strese bağlı çünkü cerrahi başlı başına bir stres, beraberinde anestezinin de vücuda getirdiği bir stres var. Her ne kadar amacımız bunu azaltmaya çalışmak olsa da bu stres var. mide zarar görebilir, gastrit dediğimiz hadse ortaya çıkabilir. Buna yönelik yine koruyucu yöntemler var, ilaçlar var. Bunları eğer öngörüyorsak bunlar başta uygulanırsa bunlar en aza indirilir minimalize edilir. Tansiyon oynaması, kişinin mevcuttaki durumu ve diğer tüm kullanılan yöntemlerle ilgili.

 

PINAR AKKAŞ: Peki, çok teşekkür ediyoruz.

 

OKTAR BABUNA: Çok teşekkür ediyoruz. Çok güzel anlattınız, detaylı anlaşılır bir biçimde hakikaten.

 

RÜSTEM ALBAYRAK: ben teşekkür ediyorum.

 

PINAR AKKAŞ: Bir programımızın daha sonuna geldik. Bu hafta Anestezi Umanı Dr. Rüstem Albayrak bizlerle birlikteydi. Haftaya yeniden başka bir konuğumuzla buluşmak üzere hoşça kalın.

 

http://a9.com.tr/izle/207576/Yasam-ve-Saglik/Yasam-ve-Saglik---68-Bolum---Dr-Rustem-Albayrak-Anestezi-Uzmani

 

 

 

 

 

 


 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
youtube
Anestezi
Ağrı
Bedenimizdeki Ayetler
Beyin
Doktor
Dr. Rüstem Albayrak
Hafıza
Hastalık
Hastane
Sağlık
Sinir Hücresi
Sinir Sistemi
Tıp
Tıp Bilimleri
Yaşam ve Sağlık
ağrı bilimi
cerrah
tedavi