HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Evrim teorisinin kısa tarihi

Evrim teorisinin kısa tarihi

Harun Yahya
47175
19 Haziran, 2016
Belgesellerden Seçme Bölümler
Evrim Teorisinin Çöküşü
Tarih, Politika ve Strateji

"Darwinizmin Karanlık Yüzü" belgeselinden.


DARWİNİZMİN KARANLIK YÜZÜ

 

Bundan 5000 yıl kadar önceydi. Orta Doğu'nun verimli topraklarını içine alan Mezopotamya obasına putperest dinler hakimdi. Bu putperest dinler evrenin ve canlıların kökeni hakkında bazı batıl inançlar ve efsaneler üretmişti. İşte bu efsanelerin biri evrim fikriydi.

Sümerlerden kalan Enuma-Eliş adlı yazıtta anlatıldığına göre, canlılık önce suyun içinden kendi kendine doğmuş, sonra da canlı türleri birbirlerinden evrimleşmişti. Evrim efsanesi daha sonra bir başka putperest medeniyet olan bir eski Yunan'da hayat sahası buldu. O devirde kendilerine materyalist denen bazı filozoflar sadece maddenin varlığını kabul ediyor, maddeyi yegane varlık sayıyorlardı. Sümerlerden miras kalan evrim efsanesine ise canlıların nasıl oluştuğunu açıklamak niyetiyle başvurdular. Böylece materyalist felsefe ve evrim efsanesi eski Yunan'la birleşti. Oradan da Roma kültürüne taşındı.

Putperest kültüre ait birer efsane olan bu iki kavram, modern dünyanın gündemine 18. yüzyılda girdi. Eski Yunan kaynaklarını inceleyen bazı Avrupalı düşünürler materyalizmi benimsediler. Bu düşünürlerin ortak yönü din aleyhtarı olmalarıydı. Ünlü materyalist Baron d’Holbach'ın Doğan'ın Sistemi adlı kitabı ateizmin temel kaynağı sayılıyordu. Bu atmosfer içinde evrim teorisini ilk kez detaylı olarak ele alan kişi Fransız biyolog Jean-Baptist Lamarck oldu. Lamarck, geçersizliği sonradan anlaşılacak olan teorisinde tüm canlıların yaşamları boyunca ufak değişimlerle birbirlerinden evrimleştiklerini öne sürmüştü. Lamarck'ın iddiasını biraz daha farklı bir biçimde tekrarlayan kişi ise Charles Darwin'di.

Darwin teorisini 1859'da İngiltere'de yayınladığı Türlerin Kökeni adlı kitabında ortaya koydu. Kitabında eski Sümer'den beri gelen evrim efsanesini detaylandırmıştı. Tüm canlı türlerinin suyun içinden tesadüfen doğan ortak bir atadan geldiğini ve yine tesadüfen gerçekleşen küçük değişimlerle birbirlerinden farklılaştığını iddia ediyordu.

Darwin'in bu iddiası herhangi bir bilimsel temele dayanmıyordu. Bu yüzden de dönemin bilim adamları arasında yaygın bir kabul görmedi. Özellikle fosil bilimciler, Darwin'in iddiasının bir hayal ürününden başka bir şey olmadığının farkındaydı. Fosil kayıtları Darwin'in iddia ettiği gibi canlıların ilkelden gelişmişe doğru bir evrim süreci geçirmediklerini ortaya koyuyordu. Yüz milyonlarca yıl önce yaşamış canlılar bile bugünkü benzerleriyle aynı gelişmiş ve kompleks yapılara sahipti. Darwin'in hayal ettiği gibi ara geçiş formlarından yani iki tür arasında geçiş sağlayacak yarım canlılardan ise fosil kayıtlarında eser yoktu. İlerleyen yıllarda teorinin diğer iddiaları da bir bir çürüyecekti. Biyokimya, canlılığın Darwin'in iddia ettiği gibi tesadüfen ortaya çıkamayacak bir kompleksliğe sahip olduğunu gösterecekti. Değil bir canlı hücresinin, hücredeki en basit bir protein molekülünün bile tesadüflerle meydana gelmesinin matematiksel olarak ihtimal dışı olduğu hesaplanacaktı. Anatomi, canlıların üstün bir tasarıma sahip olduklarını ve ayrı ayrı yaratıldıklarını ortaya çıkaracaktı. Kısacası Darwin'in teorisinin bilimsel bir dayanağı yoktu ama teori kendine siyasi dayanaklar bulmakta gecikmedi. Çünkü Darwin bu teoriyle birlikte 19. yüzyılın hakim güçlerine bulunmaz bir fikri temel sağlamış oluyordu.

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
youtube
Darwinizm'in İnsanlığa Getirdiği Belalar
Irkçılık