"Müminlerin güzel ahlakı 3" belgeselinden.
Hastalıkların Ardındaki Gizli Hikmetler
Başımıza gelen bir hastalık ya da kaza, tüm hayatımızı tamamen değiştirebilir. Örneğin ciddi bir hastalığa yakalanmış bir insan düşünelim. Böyle bir hastalığa yakalanan insan, yaşam tarzını tümüyle değiştirmek zorunda kalır. O güne kadar enerji dolu olan, işinde sabahlara kadar çalışan bir insanın zamanının çoğunu evinde, kapalı ve temiz mekanlarda veya sakin bir ortamda geçirmesi gerekebilir. Eskisi gibi istediği yiyecekleri yemeyebilir. Bu insanın sağlıklı kişilerden farklı olarak ağrıları, mide bulantıları, halsizliği olabilir. Gücü ve enerjisi azalabilir. Ancak tüm bu olanlar aslında bazı insanların düşündüğü gibi olumsuz bir durum değildir. Aksine bu kişiye verilen çok büyük bir rahmettir.
Hastalığın ardında saklı olan güzellikleri derinlemesine düşündüğümüzde karşımıza çok farklı bir tablo çıkar. Hastalık insana aciz olduğunu ve Allah'a muhtaç olduğunu hatırlatır. Hastalık anında sapasağlam bir insan vücudu, gözle dahi göremediği virüs ve mikroplara karşı yenik düşer. Tek bir mikrop, insanın tüm faaliyetlerini engelleyebilmekte, bu kişiyi okuyamayacak, konuşamayacak, yürüyemeyecek, nefes alamayacak hale getirebilmektedir. Tüm bu düşünceler, insanın dünya hayatına olan bağlılığını bir kez daha gözden geçirmesine neden olur. Düşünen insan, böyle anlarda acizliğini ve Allah'a ne kadar muhtaç bir durumda olduğunu çok daha iyi kavrar. Böylece, sağlıklıyken büyüklüğe kapılan, kibirlenen ve sahip olduklarıyla gururlanan kişi, belki de gereği gibi düşünmediği bu gerçeğin şuuruna varabilir. Her şeyin yaratıcısı olan Rabbimizin sonsuz kudretini daha iyi takdir edebilir.
Hastayken insanın Allah'a olan duası ve yakınlığı artar. Ağır bir hastalığa yakalanan bir kişi bu sayede dünyanın geçiciliğinin farkına varır. Bu kişinin hastalığı ilerledikçe ölümü ve ahireti daha çok düşünmeye başlar. Yaşadığı amansız hastalıktan kurtulmak için de Allah'a daha sık ve içtenlikle dua eder. Bu nedenle Allah'a yakınlığı daha da artabilir.
Elbette bu kişi iyileştikten sonra da aynı samimiyetle dualarını sürdürmeli ve nankörlük etmekten kaçınmalıdır. Bu durumda yakalandığı hastalık onun için büyük bir hayra yani ihlaslı bir yaşam sürdürmesine vesile olmuş olur. Allah Kuran'da zor anlarda kendisine yönelen ancak sonrasında nankörlük eden insanlardan şöyle söz eder:
“İnsana bir zarar dokunduğunda yan yatarken, otururken ya da ayaktayken bize dua eder. zararını üstünden kaldırdığımız zaman ise sanki kendisine dokunan zarara bizi hiç çağırmamış gibi döner gider. İşte ölçüyü taşıranlara yapmakta oldukları böyle süslenmiştir.” (Yunus Suresi, 12)
Hastalıkla birlikte sağlıklı olmanın Allah'ın bir lütfu olduğu daha iyi anlaşılır. Bazı insanlar günlük hayatta çoğu zaman sağlığın ne kadar büyük bir nimet olduğunu unuturlar. Uzun süre hasta olmayan, dolayısıyla bir rahatsızlık, ağrı ya da acı hissetmeyen bazı kişiler bu duruma alışırlar. Ama ani bir hastalıkla karşılaştıklarında aslında sağlıklı olmanın sadece Allah'ın bir lütfu olduğunun farkına varırlar. Çünkü birçok şeyin değeri o şey kaybedildiğinde veya ondan mahrum kalındığında çok daha iyi anlaşılır. Ünlü İslam düşünürü Said Nursi'nin de söylediği gibi:
''Soğuk olmazsa sıcaklık anlaşılmaz, zevksiz kalır. Açlık olmazsa yemek lezzet vermez. Maraz olmazsa sıhhat lezzetsizdir. Yani her şey zıttıyla anlaşılır ve kıymet kazanır.''
Hastalığı öncesinde Allah'a tam olarak teslim olmamış bir kişi belki hastalığı sayesinde bu güzel özellikleri kazanabilir. Zorluklara karşı sabrettiği, Allah'a tevekkül ettiği güzel bir tavır gösterdiği için bu hastalık ahirette büyük bir ecir almasına vesile olabilir. Tüm bunları düşünen bir insan hastalandığında hiçbir zaman halinden şikayet etmez. Allah'ı yüceltir ve Allah'ın merhametini ve bu hastalığın Allah'ın rahmetinin bir eseri olduğunu düşünür. Sabreder. Hz. İbrahim (as)’ın hastalık karşısındaki samimi duası müminler için güzel bir örnektir:
“Ki beni yaratan ve bana hidayet veren O'dur. Bana yediren ve içiren O'dur. Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur. Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur. Din günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur. Rabbim, bana hüküm ve hikmet bağışla ve beni salih olanlara kat.” (Şuara Suresi, 78-83)