HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Hayali evrim mekanizmaları

Hayali evrim mekanizmaları

Harun Yahya
1559
02 Şubat, 2016
Belgesellerden Seçme Bölümler
Evrim Teorisinin Çöküşü

"Evrim Teorisinin Çöküşü: Yaratılış Gerçeği - 1" belgeselinden.


Hayali Evrim Mekanizmaları

 

Hayatın cansız maddelerden rastlantılar sonucu ortaya çıktığı, bilim dışı evrimci senaryonun her açıdan gerçeklerle uyumsuz olduğu, bugün bütün bilim dalları tarafından ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra doğada evrim gibi hayali bir süreci gerçekleştirebilecek, tek bir hücreyi kompleks bir canlıya dönüştürecek, sonra da ondan milyonlarca farklı canlı türünü oluşturabilecek bir mekanizma da yoktur.

Darwin, evrim mekanizması olarak tek bir kavram öne sürmüştü. Doğal seleksiyon. Bu mekanizmaya verdiği önem kitabının adından da açıkça anlaşılıyordu. Türlerin Kökeni, doğal seleksiyon yoluyla.

Doğal seleksiyon, doğal seçilim demektir. Güçlü ve içinde bulunduğu doğal şartlara uygun olan canlıların hayatta kalacağı düşüncesine dayanır. Örneğin yırtıcı hayvanlar tarafından tehdit edilen bir geyik sürüsünde daha hızlı koşabilen geyikler hayatta kalacaktır. Böylece geyik sürüsü bir süre sonra hızlı ve güçlü bireylerden oluşacaktır. Ama elbette bu mekanizma, geyikleri evrimleştirmez, onları başka bir canlı türüne, örneğin atlara dönüştüremez.

Doğal seleksiyon, yalnızca zayıf, sakat ve hastalıklı bireyleri eleyerek türün devamını ve sağlıklı kalmasını sağlar. Dolayısıyla doğal seleksiyon evrimleştirici bir mekanizma değildir. Darwin de bu problemin farkındaydı. Bu yüzden, Türlerin Kökeni kitabında faydalı değişiklikler oluşmadığı sürece doğal seleksiyon hiçbir şey yapamaz itirafında bulunmuştu.

Faydalı özelliklerin ortaya çıkışı konusunda Darwin, çağdaşı olan Fransız biyolog Lamarck'tan etkilenmişti. Lamarck, canlıların hayatları boyunca kazandıkları fiziksel özellikleri gelecek nesillere aktardıklarını düşünüyordu. Lamarck'a göre aktarılan bu özellikler nesilden nesle birikiyordu. Bunların faydalı olanları ise seçilerek ortaya yeni türler çıkartıyordu.

Lamarck'ın safsatasına göre örneğin zürafalar ceylanlardan türemişti. Ağaçların yüksek yapraklarını yiyebilmek için çabalarken nesilden nesle boyunları uzamıştı. Yine Lamarck'ın bilim dışı iddialarına göre bir ailenin fertlerinin babadan oğula birkaç nesil boyunca kolları kesilirse belli bir zaman sonra doğacak çocuklar kolsuz olarak dünyaya gelecekti. Bu örneklerden etkilenen Darwin ise çok daha iddialı bir örnek ortaya atmıştı. Türlerin kökeni adlı kitabında bazı ayıların suda avlanmaya çabalarken zamanla balinalara dönüştüklerini öne sürmüştü.

Oysa gerek Lamarck, gerekse Darwin yanılıyordu. Çünkü ortaya attıkları iddialar en temel biyoloji konularına aykırıydı. O dönemde genetik, mikrobiyoloji, biyokimya gibi bilim dallarının hiçbiri ortada yoktu. Kalıtım kanunları bilinmiyordu. Öyle ki Lamarck ve Darwin, kalıtsal özelliklerin kan yoluyla aktarıldığını sanıyordu. Dönemin bu ilkel bilim düzeyi nedeniyle evrim teorisinin zengin hayal gücüne dayalı gerçek dışı senaryoları hiç yadırganmadı. Darwin'in tezleri bilim çevrelerinde oldukça geniş yankı uyandırdı. Ancak Darwin endişeliydi. Ortaya attığı teorinin oldukça çürük temellere dayandığının farkındaydı. Kitabının Teorinin Zorlukları başlıklı bölümünde şöyle yazmıştı:

“Eğer birbirini takip eden çok sayıda küçük değişiklikle kompleks bir organın oluşmasının imkânsız olduğu gösterirse, teorim kesinlikle yıkılmış olacaktır.”

 

Darwin'in korkuları ölümünden kısa bir süre sonra gerçek olmaya başladı. Avusturyalı botanikçi Gregor Mendel tarafından keşfedilen kalıtım kanunları, Lamarck'ın ve Darwin'in iddialarını kesin bir biçimde çökertti.

20. yüzyılın başında gelişen genetik bilimi kazanılan fiziksel özelliklerin değil sadece genlerin bir sonraki nesle aktarıldığını ispatladı. Bu durumda yaşam boyunca kazanılan özelliklerin nesilden nesle birikerek farklı canlı türleri oluşturması gibi bir senaryonun imkansız olduğu anlaşılmış oluyordu. Dolayısıyla Darwin'in çok önemli bir mekanizma gibi öne sürdüğü doğal seleksiyonun seçebileceği bir farklılaşma da oluşamıyordu. Yani doğal seleksiyonun hiçbir evrimleştirici gücü yoktu. Böylece Darby'nin öne sürdüğü evrim teorisi henüz 20. yüzyılın başında yıkılmış oluyordu.

Evrimcilerin 20. yüzyıl boyunca harcadığı tüm çabalarda doğal seleksiyonun evrimleştirici bir gücü olmadığını ispatlamaktan başka bir şeye yaramadı. Ünlü bir evrimci olan İngiliz paleontolog Colin Patterson bu gerçeği şöyle itiraf etmektedir:

“Hiç kimse doğal seleksiyon mekanizmalarıyla yeni bir tür üretememiştir. Hiç kimse böyle bir şeyin yakınına bile yaklaşamamıştır. Bugün neo-Darwinizmin en çok tartışılan konusu da budur.”

 

20. yüzyıl bilimi ayrıca canlılarda iç içe geçmiş son derece kompleks mekanizmalarla çalışan sistem ve organlar olduğunu ortaya çıkardı. Bu sistem ve organlar bir tek parçaları dahi eksik olsa hiçbir işlev göremez. İndirgenemez komplekslik denen bu özellik, bu yapıların bir anda ve eksiksiz biçimde ortaya çıktıklarını göstermektedir. Bu gerçek, canlıların kademeli bir şekilde küçük değişikliklerle zaman içinde geliştiklerini iddia eden evrim teorisini kesinlikle yıkmıştır.

Darwin'in öne sürdüğü doğal seleksiyon mekanizmasının hiçbir evrimleştirici güce sahip olmadığının anlaşılmasıyla evrimciler, teoride köklü bir değişim yapmak zorunda kaldılar. Doğal seleksiyon kavramının yanına bir de mutasyon adlı ikinci bir mekanizma eklediler.

Mutasyonlar, canlıların DNA'larında radyasyon, kimyasal etkenler gibi dış etkiler sonucunda oluşan değişiklik ve bozulmalardır. Evrim teorisi ise canlıların mutasyonlar yoluyla birbirlerinden farklılaştıklarını ve geliştiklerini öne sürer. Oysa mutasyonlar DNA'daki bilgiyi tahrip eder ve dolayısıyla bir canlıya sadece zarar verirler. Şimdiye kadar doğada ya da laboratuvarda gözlemlenmiş tek bir yararlı mutasyon örneği yoktur.

Mutasyonlar %99 oranında organizmaya zarar verirler. %1 oranında etkisizdirler. Herhangi bir organizmaya fayda sağlamış herhangi bir mutasyon tespit edilmemiştir. Darwinistlerin iddiasına göre mutasyon, vücudun her yerinde orantılı ve birbirine uyumlu değişiklikler yapmak zorundadır. Örneğin, evrimcilerin iddiasına göre rastgele mutasyonlarla sağ tarafta iddia ettikleri şekilde kulak oluştuysa, sol tarafta da rastgele mutasyonların aynı simetride, aynı şekilde duyan, aynı özelliklere sahip ikinci bir kulağı oluşturması gerekir. Örs, çekiç, üzengi her birinin aynı şekilde, mükemmel olarak eşit şekilde meydana gelmesi gerekir. Rastgele mutasyonların kalp kapakçıklarını iki tarafta da aynı şekilde oluşturması gerekir. Darwinistlerin iddiasına göre mutlaka mutasyonların bütün kapakçıkları, kulakçıkları eşit huyumda, hatasız, tam yerli yerinde ve aynı anda meydana getirmesi gerekir. Vücudun her bir organında bunun bu şekilde olması gerekir. Yoksa büyük çelişkiler olur. Bir kulağı ters, bir dişi farklı, tek gözü alnında tek gözü burnunda garip yapıların meydana gelmesi gerekir. Canlılıkta böyle bir dengesizlik olmadığına göre, Darwinistlerin iddiasına göre mutasyonların her şeyi simetrik ve uyumlu şekilde meydana getirmesi gerekmektedir. Fakat %99'u zararlı, %1'i etkisiz mutasyonların faydalı olması, akılcı, uyumlu, simetrik organları aynı anda meydana getirebilmeleri imkânsızdır.

Mutasyonlar, düzgün bir yapıya adeta makineli tüfekle ateş etmek gibidir. Sağlam bir şeyin üzerine ateş açılması, o yapıyı tamamen ortadan kaldırır. Tek bir tanesinin etkisiz kalması veya vücuttaki mevcut bir enfeksiyonu yakarak iyileştirmesi bir şeyi değiştirmemektedir. Organizma zaten kendisine isabet eden 99 mermiyle yerle bir olmuştur.

Evrimciler, faydalı mutasyonlar elde edebilmek için farklı canlı türlerini on yıllar boyu radyasyon gibi etkilere maruz bırakmışlar ama her zaman sakat, eksik, kısır canlılar ortaya çıkmıştır. Meyve sinekleri üzerinde yapılan sayısız deney, mutasyonların geliştirici değil, tahrip edici ya da öldürücü etkisi olduğunu ortaya koymuştur.

Mutasyonlar, bir canlının mükemmel ve kusursuz DNA şifresini bozar ve onu bir hilkat garibesine çevirir. Tüm bu nedenlerden dolayı, evrim teorisinin günümüzdeki savunucularından en ünlüsü olan Prof. Richard Dawkins, canlıların genetik yapısını geliştiren, herhangi bir gözlemlenmiş mutasyon ya da evrimsel süreç örneği olup olmadığı şeklindeki soru karşısında şöyle bocalamaktadır:

-Professor Dawkins, bize genetik yapıdaki bilgiyi artıran gözlemlenmiş bir mutasyon ya da evrimsel bir süreç örneği verebilir misiniz?

(Prof. Richard Dawkins, 17 saniye düşündükten sonra, kameranın kapatılmasını istiyor)

 

Aslında gerçek çok açıktır. Canlılık, kesinlikle tesadüfen ortaya çıkamayacak kadar kompleks bir düzene ve yapıya sahiptir. Mekanik bir saat, çarkların tesadüfen bir araya gelmesiyle oluşamaz ve kendini dizayn eden bilinçli bir saatçinin varlığını gösterir. Aynı şekilde, canlılık da çok üstün bir tasarıma sahiptir ve kendini yoktan var eden bir yaratıcının varlığını ispatlar. Tüm evren kusursuz bir yaratılışın ürünüdür. Yaratıcının üstün aklı, gücü ve bilgisi yarattığı her şeyde kendisini gösterir. İnsanın sadece kendi yaratılışı dahi evrim teorisinin gözlerden kaçırmak istediği bu gerçeği apaçık ortaya koyan bir mucizedir.

 

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
youtube
Charles Darwin
Doğal Seleksiyon
Evrim
Evrim teorisinin çöküşü
Mutasyon
Yaratılış