HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Merak Ettikleriniz - 14

Merak Ettikleriniz - 14

Harun Yahya
1078
02 Ekim, 2014
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
Merak Ettikleriniz

MERAK ETTİKLERİNİZ 14

 

DİDEM ÜRER: Merhabalar. Bir Merak Ettikleriniz programında da yeniden bir aradayız. Bize gönderdiğiniz soruları Didem Rahvancı ile birlikte inşaAllah Kuran'dan ayetler, hadisler ve modern bilimin ışığını da cevaplandırmaya çalışacağız.

 

DİDEM RAHVANCI: Bize sormak istediğiniz sorular olursa mail adresimiz merakettikleriniz@a9.com.tr.

 

DİDEM ÜRER: İnşaAllah. Şimdi başlıyoruz sorularımıza.

 

“Sosyal medyayı kullanmak günlük yoğun yaşantımızın içinde vakit kaybı değil mi? Vakit kaybının haram olduğunu biliyoruz. Sizler de bu konuyu aydınlatabilir misiniz?” diye sormuş bir izleyicimiz.

 

Şimdi tabii ki bir Müslüman için düşünecek olursak, vaktinin tamamını Allah'ın rızası için ve Allah'ın rızası en çoğunu gözeterek geçiren kişi olarak biliyoruz Müslümanları ve o şekilde yaşamaya çalışıyoruz. Ve bir Müslüman ilk nefes almaya başladığı andan, şuuru yerine geldiği andan, son nefesini verdiği ana kadar hep Allah'ın rızasını gözetir. Ve yine gün içinde de ilk uyandığı saniyeden, son gözünü kapattığı ve yeniden uykuya daldığı saniyeye kadar bütün gününü Allah'ın rızasına uygun şekilde yaşamaya çalışır. Fakat bu şekilde nitelendirmeler doğru olmaz. Çünkü sosyal medyayı tamamen kullanmak bir vakit kaybıdır ve bu haramdır demek doğru olmaz. Çünkü sosyal medya bir nimettir aslında. Özellikle içinde bulunduğumuz ahir zamanda Allah internet gibi bir nimeti yaratmış. İnternette şu anda günümüzde bütün ülkelere, dünyanın diğer ucundaki başka bir ülkeye günün her saatinde istediğimiz gibi ulaşabiliyoruz. İstediğimiz konuyu anlatabiliyoruz ki bu çok önemli bir nimet. Yine aynı şekilde sosyal medyadan dünya üzerindeki birçok insanla bağlantıya geçebiliyoruz ve İslam'ın en güzel şekilde anlatılabileceği imkana kavuşmuş oluyoruz ki bu gerçekten önemli bir nimet. Bunu iyi değerlendirmek gerekir.

Fakat tabii ki sosyal medyanın nasıl kullanıldığı önemli burada. Arkadaşlarımız, bizi izleyenlerimiz sosyal medyada iman hakikatlerini sık olarak paylaşabilirler. İman hakikatleri nedir? İman hakikatleri, Allah'ın varlığını tabii ki birçok insan biliyordur ve Allah'a inanıyordur. Fakat Allah'a inanırken Allah'ın gücünü gereği gibi takdir edemeyen çok sayıda insan vardır yeryüzünde. İşte bu insanlara Allah'ın gücünü gösterebilecek en önemli, en kıymetli bilimsel delillerdir iman hakikatleri. Çünkü sosyal medyada siz bir resim paylaştığınız zaman o resimdeki canlının en güzel şekilleriyle ulaşabilme imkanımız var her türlü siteden. O canlının yine olağanüstü özelliklerini anlattığınızda bir insanda düşünmeye sevk edebilecek her türlü sebep oluşmuş olur. İşte bu gerçekten önemli bir ibadettir aslında. Bir insana tebliğ yapabilmek, bir insanın Allah'ın varlığını düşünmesine vesile olabilmek.

Bu anlamda tabii Hocamız’ın sitelerini de önemli bir kaynak olarak kullanabilir izleyicilerimiz. Çünkü çok sayıda ve çok kıymetli iman hakikatleri var içerisinde. Yeryüzündeki bütün canlılara ait Allah'ın varlığını insanların ulaştırabilecek çok kıymetli bilgiler hepsi.

Yine fosiller bildiğiniz gibi evrim teorisinin bilimsel olmadığını ortaya koyan en kıymetli delilerden bir tanesi de fosillerdir. Milyonlarca yıllık canlıların taşlaşmış veya amber içerisinde tam olarak korumuş mükemmel örnekleri ve günümüzdeki örnekleri resimli kıyaslarıyla yine Fosil Müzesi sitesinden ulaşılabilecek önemli deliller. Bunları da yine izleyenlerimiz sosyal medya sitelerinden paylaşarak insanlara canlıların tesadüfler sonucu meydana gelmediğini, üstün akıl sahibi bir yaratıcı tarafından yaratıldıklarını gösterecek önemli bir iş aslında yapmış olurlar.

Yine evrime karşı bilimsel deliller sosyal medyadan paylaşılabilir. Çünkü evrim teorisini gerçekten bir aldatmaca olarak bütün dünyaya yaydıkları için bazı insanlar, buna karşı her saniye kıymetli deliller, bilimsel deliller ortaya koymak çok önemlidir. Canlılığın nasıl meydana geldiği, bir proteinin bile tesadüfen meydana gelemeyeceğini sosyal medya aracılığıyla dünyanın her yerine yayabilmek önemli olacaktır, inşaAllah.

Sevgi mesajları önemli, çünkü bildiğiniz gibi son dönemde özellikle sosyal medyada çok sık olarak öfke üslupları görüyoruz, sevgisizlik ve hep tartışma, kavgaya dayalı hatta çok ağır hakaretlere dayalı mesajlar olabiliyor. İşte bu mesajların içerisinde siz sevgi mesajları yayınlarsanız, Allah'ın o Kuran'da bize anlattığı güzel ahlakının bütün insanların arasında yayılmasına bir nebze olsun, vesile olursanız çok kıymetli yine bir faaliyet yapmış olursunuz.

İnsanlar size belki bir saldırı yönettiklerinde sosyal medya üzerinden, siz onları iyiliğe emrederseniz, güzel söz söylerseniz ve hep güzel söze çekerseniz bu da çok güzel örnek olacaktır yine insanlara.

Tabii ki cenneti hatırlatmak. Her türlü imkanınız var, her türlü site var ve internette tek bir hareketle istediğimiz yere ulaşabiliyoruz. O zaman ne yapıyoruz? Cenneti hatırlatabilecek her türlü güzel resim, görüntü, müzik, sanatsal özellikler bunların hepsini yine paylaşmak insanlara gün içerisindeki belki o sıkıntılarını unutturacak, onlara dünyanın geçici bir yer olduğunu hatırlatıp cennete ulaşmayı bir kere daha arzulamalarına vesile olabilecek bir faaliyet olacaktır.

Ve tabii ki ölümü hatırlatmak. İnsanlar en küçük yaşta da olsa yediden yetmişe her insana, gençlere, bütün hepsine ölümün yakın olduğunu, bu dünya hayatının sadece geçici bir konaklama mekanı olduğunu ve asıl yurdumuz olan ahirete hazırlık yapmamız gerektiğini hatırlatmak, ölümün her an bizim ensemizde, bizimle birlikte seyrettiğini insanlara hatırlatmak çok kıymetli olacaktır. Bu  yönde kullanıldığı zaman sosyal medya gerçekten çok önemli bir ibadet aracına dönüşecektir. Bilim de bizim en önemli silahımız tabii ki bu şekilde faydalı olabiliriz sosyal medyada, inşaAllah.

 

DİDEM RAHVANCI: İnşaAllah. Dünya hayatında bir insana yapılabilecek en güzel şeylerden birisi senin de şimdi burada anlattığın gibi gerçekten ahireti hatırlatmaktır. Allah'ı, dini, Kuran'ı, dünya hayatının geçiciliğini hatırlatmaktır. Sosyal medya çok önemli bir fırsat ve güzel bir fırsat çünkü bir anda çok fazla kişiye ulaşılabiliyor. Tanıdığın tanımadığın çok fazla kişiye tebliğ yapma imkanı tanıyor. Allah'ın bu dönemde gerçekten bir rahmeti ve bir nimeti sosyal medya güzel kullanıldığı zaman.

 

Bana Melis Canpolat'tan bir soru gelmiş: “Evrim yok diyorsunuz, peki milyonlarca yıllık insan fosilleri var. Onları nasıl açıklıyorsunuz? Mesela Neandertal'ler” demiş.

 

Öncelikle milyonlarca yıllık insan fosilleri yani senin kastettiğin herhalde ara geçiş fosilleri. Ara geçiş fosilleri yok, maymundan insana geçişi muhtemelen kastediyorsun. O tarz fosiller yok. İnsan fosilleri var gerçekten. Bu da zaten evrimin olmadığının ispatı.

Şimdi Darwinistler gerçek bilimsel temellere dayalı hiçbir şey ortaya atamıyorlar. Çünkü ellerinde bu tarz deliller yok. Bu olmadığı için de ne yapıyorlar? Genelde hep uydurma kanıtlar toplarlar ve uydurma kanıtlar ortaya çıkartırlar. Soyu tükenmiş canlı fosillerini alırlar. Bunları ara geçiş fosili olarak göstermeye çalışırlar. Ya da gerçek bir insan fosilini sanki yine ilkel bir insan gibi göstermeye çalışırlar. Maymun fosilini alırlar, ilkel bir insan göstermeye çalışırlar. Fakat bunların hepsi, çok bilmiyor olabilirsiniz, zaman içinde ispatlandı. Bu fosillerin gerçek olmadığı, bunların sahte olduğu hatta bir kısmının direkt el yapımı olduğu ispatlandı. Ben şimdi sana istersen birçok fosil var dediğim bu fosillerin nasıl zaman içinde çürütüldüğünü ve nasıl gerçek olmadığını birazcık anlatayım.

Mesela Jawa adamı, evrimcilerin öne attığı önemli fosillerden bir tanesiydi. 1891 yılında ortaya çıktı. Pekin Adamı olarak da isimlendiriliyordu. 1939 yılında Jawa Adamı'nın, diğer ismiyle Pekin Adamı'nın tamamen sahte bir fosil olduğu ortaya çıktı. Sonra 1922 yılında Nebraska Adamı diye bir fosil ortaya atlar. Nebraska Adamı dedikleri şey zaten sadece bir dişti. Yani ortada bir adam falan da yoktu yani. Ne bir maymun vardı ne bir insan vardı. Sadece bir dişti. Bu bulunan dişten yola çıkarak evrimciler koskoca bir aile çizdiler. Yani Nebraska Adamı dediğinde, bak yaz Google'a, sana böyle aile resimleri çıkacaktır, yarısı maymun yarısı insan aile resmi. Onları sadece tek bir dişten ortaya çıkarak yaptılar evrimciler. Fakat sonrasında da 1927 yılında bu dişin aslında ne bir insana ne bir maymuna sadece bir domuza ait oldu ortaya çıktı. Tabii ki bu da ortadan kalkmış oldu.

 

DİDEM ÜRER: Aslında burada söylediğin şey gerçekten önemli. Evrimciler rekonstrüksiyon diye bir dal kullanırlar kendilerince bazı delilleri ortaya koymak için. Halbuki rekonstrüksiyon denen şey, buldukları bazı iskelet parçalarının üzerine oradaki sanatçının kendi hayal gücüne dayanarak yaptığı çizimlere dayanır. Nasıl bir karikatür ustası kendince mesela bazı insan tiplemeleri çizer. Hepsi birbirinden farklıdır. Ama buna hiçbir delile dayanmaz. Onun karikatür gücüne ve hayal gücüne dayalı bir şeydir bu. Aynı şekilde işte evrimciler de insanları evrimin sanki bilimsel bir delili varmış gibi göstermek için böyle domuz dişlerine veya sahte fosillere dayanarak çeşitli çizimler yapıp, sanki geçmişte böyle yarı insan yarı maymun varlıklar yaşamış gibi göstermeye çalışırlar. Halbuki bunların hepsi birer aldatmacadır. Didem de şimdi burada delilerini anlattığı gibi.

 

DİDEM RAHVANCI: Mesela Tropheus en bilinen fosillerden bir tanesidir. Bunu da 1959 yılında ortaya çıkarttılar. Fakat sonradan anlaşıldı ki bu Tropheus normal, şu an günümüzde yaşayan maymunlardan hiçbir farkı yoktu. Bu da literatürden kalktı. Bunlar anlattıklarım senin var dediğin fosiller.

1930'lu yıllarda 50 yıl boyunca, bak 50 yıl çok uzun bir süre. Ramapithecus fosilini ortaya attılar, 1981 yılına kadar. Bunun da sonradan bir babun cinsi olduğu anlaşıldı. Ne yapıyorlar? Maymun fosilini alıyorlar, bu bir ara geçiş formu diyorlar. Yani senin fosil dediklerin, var dediğin fosiller ya insan ya maymun. Hiçbir şekilde ara geçiş yok. Çünkü evrim yok. Yani bulamazlar zaten. Öyle bir fosil bulmalarına imkan yok. Ama onlar illa evrim var dedikleri için ellerine geçen ilk kemiği hemen sanki evrime delilmiş gibi kullanmaya çalışıyorlar.

Allah'a şükür ki hepsinin gerçek olmadığı sonradan ortaya çıktı. 1974'te Lucy, Lucy çok önemliydi onlar için. Sonra 2000 yılına kadar Lucy'yi sergilediler. 2000 yılında artık literatürden tamamen çıkarıldı. Şu an Lucy, hiçbir şekilde evrimciler bu konu hakkında konuşmak dahi istemiyorlar çünkü bunu da bir sahtekarlık bir aldatmaca olduğu ortaya çıktı.

 

DİDEM ÜRER: Tabii burada yine bir parantez açmak gerekiyor. Lucy'nin sahtekarlık olduğu da nasıl ortaya çıktı? Bütün evrimcilerin yaptıkları aldatmacalar gibi? Hocamız’ın internet sitelerinde ve önemli Evrim Aldatmacası kitabında anlattığı, hiçbir şekilde canlıların maymunlarla ortak bir ataya sahip olmadığı ve ortaya konulan delil denen özelliklerin aslında her birinin ya soyu tükenmiş maymun türüne ait olduğu ya da normal bildiğimiz günümüz insanlarına ait bazı kemik parçaları olduğu ortaya çıktı. Bunun dışında evrimin ara halkası diye insanlara gösterilmeye çalışılan aldatmacalardan hiçbirisi mevcut değildir. Bu çok önemlidir burada Didem'in verdiği deliller. Çünkü evrimciler sadece bir hayal üzerine bir yalan kurarlar, insanları buna inandırırlar. Sonra da bazı gazetelerde vardır, tekzip sadece ana sayfadan verilen bir aldatmaca haberin tekzibi arka sayfalarda küçük bir yerde yer alır. Onun gibidir evrimcilerin ortadan kaldırması. Halbuki Lucy yine Hocamız’ın ortaya koyduğu delillerle tamamen sahte olduğu ve hiçbir şekilde evrimin bir delili olmadığı açıklanmış bir tarih oldu.

 

DİDEM RAHVANCI: Günümüzde yaşayan insan fosilleri dedin, çok doğru. Şimdi insanın aşamaları vardır. Bebektir, çocuk olur, biraz daha büyür. En son gençlik çağında, mesela 1.83 boyunda yapılı bir insandır. Sonra o yaşlanmaya başladığında hafif kambur olur. Daha da kamburlaşır, küçülür, kemikleri gevşer. Şimdi bu insanın evrimi değildir ki bu, insanın evrim aşamaları değildir. Bu Allah'ın adetullarında, insanın doğumundan ölümüne kadar geçirdiği evrelerdir.

Şimdi evrimciler ne yaparlar? Mesela küçük çocuk fosili. Şimdi Homo Erectus türüne örnek gösterdikleri Turkana çocuğu vardı mesela. Turkana çocuğu 12 yaşında bir çocuk fosiliydi. 12 yaşında ve sonradan yapılan araştırmalarda büyüdüğünde 1.83 boyunda olacak. Yapılı belki bir insana dönüşecekti o. Ama sen şimdi 12 yaşında çocuk fosilini alıp bu ilk insanlar işte kısa boylu, ilk insan fosillerinden bulduk, bu bir ara geçiş formudur dersen bu çok çok büyük bir aldatmaca olur ve Allah da bu aldatmacayı ortaya çıkartır. Ve çok kısa bir süre içinde. Bu da ispatlanmıştı.

 

DİDEM ÜRER: Ayrıca insanların ırkları da var. İnsan ırkları da zaten birbirinden çok farklı. Çocuk ve yaşlı dışında.

 

DİDEM RAHVANCI: Tabii. Mesela Piltdown adamını ortaya attılar. Bu gerçekten dünyadaki 19. yüzyılın en büyük sahtekarlıklarından biriydi. 1912'de afatası maymun, çenesi insan, elle eskitilmiş. 1953 yılına kadar British Museum'da sergilediler. Fakat ondan sonra yapılan testlerde ortaya çıktı ki tamamen el yapımı, Piltdown adamı, yani gerçeklikle hiçbir ilgisi olmadığını söylediler.

Neandertaller dedin, madem neandertalleri var zannediyorsun, neandertaller de ilkel bir insan türü, Didem'in dediği gibi insanları Allah kavimler halinde yaratıyor. Hepsinin ayrı bir vücut şekli, vücut yapısı, kafatası yapısı olabiliyor. Mesela şu an Afrika'da yaşayan bazı toplulukların, modern hayatta yaşayan bazı insanlardan çok daha farklı vücut yapıları, yüz yapıları, kafatası yapıları var. Şimdi sen bunları alıp diyemezsin ki bu daha ilkel bir insan, o bir ırk, ırk özelliği. Yani o ırkın, işte biçimine ait bir özellik yani. Onu hiçbir şekilde evrime delil olarak kullanamazsın. Neandertallerde de aynı şey olmuştu. Neandertallerin biraz daha eğik olmasından yani, buldukları o fosilin biraz daha eğik olmasından dolayı buna ilk insan, daha tam ayağa kalkamamış, doğrulamamış ilk insan dediler. Buna başka ne delil gösteriyorlardı? Sahte çizimler yaptılar tabii ki bunlarla ilgili yüzlerce. Her biri birbirinden farklı. Biraz önce Didem'in dediği gibi tamamen o sanatçının hayal gücüne kalmış çizimlerdi bunlar. Bir tür eklem enfeksiyonu bulunuyordu Neandertal'de. Böylece dik yürüyemiyordu bundan dolayı. Fakat sonra ne oldu? Neandertallerin aslında soyu tükenmiş bir insan olduğu ortaya çıktı. Yani hiçbir şekilde ne maymunla ilgisi vardı, ne ara geçiş formu olmakla bir ilgisi vardı. Neandertaller sadece soyu tükenmiş bir insan ırkıydı.

İşte senin, çok özet olarak anlattım tabi ki bunların çok detayları var. Senin var dediğin eski insan fosilleri dediğin fosiller hepsi bunlar, bir kısmı bunlar. Daha da çok var aslında. Bunların çok detayları da var. Bunların hiçbiri de doğru değil. Bir tane bile ara geçiş fosili ne insana ait, ne bir canlıya ait, ne bir kuşa ait, ne bir balığa ait yeryüzünde bulunmadı. Asla ve asla bulunmadı. Ne bulundu bunun tam tersi olarak? Evrimin olmadığını ispatlayan, milyonlarca yıl önce yaşamış canlıların şu andaki yaşayan formlarıyla tıpa tıp aynı olan fosiller bulundu. Fosiller hiçbir zaman evrimi ispatlamaz. Fosiller her zaman evrimin geçersizliğini ispatlar.

DİDEM ÜRER: Burada tabii şimdi günümüz insanlarına baktığında çok daha rahat da anlayacaktır. Mesela pigmeler vardır günümüz insanlarında. Oldukça kısa boylu insanlardır. Kafa yapıları daha küçüktür, kafa yapılarının hacimleri. Veya mesela şu anda Japonlar, Çinliler mesela bakıldığında normal Avrupalı insanlara göre daha minyon ve küçük bedenlere sahiplerdir. Renkleri daha farklıdır. Yine mesela Avustralya yerlileri çok farklı görünüme sahiplerdir. Fakat işte evrimciler bunları hep insanların ırkları arasında belirli sınıflandırmalar yaparak beyaz ırk dedikleri işte Avrupalı insanları gelişimle tamamlamış, tam mükemmel varlık olarak gösterdiler. Diğer ırkları da gelişimini tamamlayamamış hayvanla insan arasında yarı hayvan, yarı insan gibi canlılar olarak gösterdiler. Yıllarca hayvanat bahçelerinde sergilediler ki bu tam bir vahşettir. Normal ailesine sahip olan insanları ara geçiş formu diye ailesinden ayırarak getirip hayvanat bahçelerinde parmaklıklar arkasında sergilediler. Ve işte bu şekilde ırkçılığın dünya üzerinde daha da yaygınlaşmasına sebebiyet verdiler. Halbuki burada bütün delilleriyle anlattığı gibi Didem'in, hiçbir insan ırkının birbirinden farkı yoktur. Belki medeniyeti yaşama anlamında farkları olabilir kendi yaşadıkları bölgelere ama insan bedeni anlamında ruh olarak hiçbir insanın bir farkı yoktur. Allah yaratmıştır hepsini ve bütün insanlar Allah katında eşit olarak imtihana tabi olarak sorumludurlar. O yüzden de hiçbir insana bu şekilde bir sınıflandırma yapmak doğru bir tavır değildir ve bilimsel de değildir hiçbir şekilde. Biz de buradan bir kere daha bunu evrimin bir aldatmacası olarak açıklamış olalım.

İnsanla maymun arasında, şimdi evrimciler çeşitli isimler takıyorlar. Tabii ki Hocamız’ın çok güzel tabirleri olmuştu bu konuda. Biz demiyoruz ki maymundan türemiştir insan demiyoruz diyorlar. Maymunla insanın ortak atası vardır diyorlar. Ve buna da çeşitli isimler veriyorlar işte burada Didem'in saydığı gibi. Hocamız da söylemişti istediğiniz ismi takın. Taymun deyin, maymun demeyin, feymun deyin, ne isterseniz deyin. Böyle bir varlık hiçbir şekilde yaşamamıştır. Maymunlar maymun olarak ilk yaratıldıkları andan itibaren yaşamışlar. İnsanlar da insan olarak ilk yaratıldıkları andan itibaren, diğer tüm canlılardan olan en önemli farkları olan ruh sahibi birer varlık olarak yaşamışlardır. O yüzden de diğer canlılardan farklılardır. Yoksa bir maymunun dere kenarında bulaşık yıkaması, çamaşır yıkaması insanları belki yanıltıyor olabilir. Burada aradaki en önemli fark ruh sahibi olmasıdır insanın. O yüzden bu tip aldatmacalara hiçbir şekilde itibar etmiyoruz. Ve bunun da bilimsel bir delili olmadığını ancak bu şekilde işte çeşitli eklemelerle, sahtekarlıklar yapılarak insanlara sunulduğunu ve 40 yıl, 50 yıl dünyanın en büyük müzelerinde sergilenip sonra da sessizce ortadan kaldırıldığını tarihte şahit olarak gördük.

 

DİDEM RAHVANCI: Şurada tabii çok önemli bir şey var. Şimdi biz bu saydığımız fosiller, diğer evrimin ortaya attığı deliller, mesela işte Miller deneyi var mesela. İşte Heackel'ın çizimleri var mesela. Yani bunlar aslında çok çok uzun zaman önce çürütülmüş konular. Yani yeni çürütülmedi daha. Bugün ya da dün çürütülmedi. Bunlar işte mesela söylüyorum, 1950'de kaldırılıyor müzeden. 1923'te doğru olmadığı.. Yani üzerinden 100 yıl falan geçti. Aslında evrimcilerin bunların gerçek olmadığını çok çok iyi biliyorlar. Fakat bugün Okul kitaplarına dahi baktığımızda hala bu deliller gerçekmiş gibi kullanılıyor. Bu gerçekten çok büyük bir aldatmaca ve çok büyük bir yanlışlık. Artık bunlar öyle bir ortaya çıkmış ki mesela, seni tenzih ederim, senin için söylemiyorum ama kafatasları fosilleri hala var diye birisi çıkabiliyor. Heackel'in çizimleri ders kitaplarında. Halbuki Heackel zaten kendisi kabul etti böyle bir şeyi. Kendisi kendisinin sahtekarlık yaptığını kabul etti. Bunların hiçbir şekilde dile getirilmiyor olması ve söylenmiyor olması, mesela kuş fosili deniyor, hala bir kuş fosili ismi ortaya atılabiliyor. Halbuki evrimciler zaten kendileri diyorlar bu olamaz diyorlar ara geçiş formu diye. Bunların da mutlaka biliniyor olması çok önemli. Hala sanki varmış gibi böyle anlatılıyor olması da evrimcilerin yine yaptığı propagandalardan tabii ki bir tanesi.

 

DİDEM ÜRER: Tabii 2. Dünya Savaşı sırasında söylenen bir yalanı ne kadar anlatırsanız insanlara, kitlelere o kadar çok inanırlar propagandasının, aslında Nazi Almanya'sının propagandalarından bir tanesiydi bu. Ama evrim teorisinde de gerçekten uygulandı. Her ne kadar ortadan kaldırılsa ve hiçbir şekilde bilimsel bir delil olmadıkları söylense de günümüzde hala üniversitelerde bile bazı sergilerde, evrim sergilerinde kullanılabilen sözde deliller bunlar. Halbuki birer sahtekarlık. Buradan da bir kere daha bunu açıklamış olalım, inşaAllah.

 

Ben o zaman yeni bir soruya daha geçeyim şimdi. İzleyicimiz şunu sormuş Mustafa Taşdemir: “İyi akşamlar. Maneviyat görsellikte mi yoksa gönülde midir?” diye sormuş.

 

Bu aslında önemli bir soru ve dinin esasını ortaya koyan çok önemli bir soru. Dinin esası nedir? Samimiyettir. Allah Kuran'da hep samimi olan kulların kurtulacağını bize anlatır. Ve samimiyet dinin yaşanmasındaki insanın asıl temel alması gereken en önemli unsurdur. Bu samimiyeti nasıl gösteririz biz? Allah'ın her yeri kapladığını, her yeri sarıp kuşattığını biliriz. Bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu biliriz. yapayalnız tek başımıza ahirete gideceğimizi ve Allah'ın katına çıkacağımızı biliriz ve etrafımızda gördüğümüz her görüntünün bize birer imtihan olarak gösterilen görüntüler olduğunu hiçbir insanın şahsına takılıp ne onunla imtihan olmak ne ona gereğinden fazla bağlanmak bu anlamda yani Allah'ın tecellisi olduğunu unutarak hareket etmek bu zihniyeti, bu samimiyeti ortadan kaldıracak bir tavır olacaktır. O yüzden ana tema samimiyettir dinde ve samimi olarak yaşamak esas alınmalıdır. Bu anlamda tabii ki Allah'ın bize ibadet olarak gösterdiği ibadetler de vardır. Bu ibadetleri biz yerine getiririz. Tabii ki bunlar biraz görsel olan ibadetler olur. Mesela namaz kılmak, hacca gitmek, oruç tutmak, bunlar görsel olarak da ibadet olarak insanların şahit olduğu tavırlar olur. Fakat bunları yerine getirirken de Allah yine ayetlerinde mesela gösteriş için namaz kılanlardan bahseder. Halbuki biz namaz kılarken Allah'ın bize Kuran'da gösterdiği üstün ve kudret sahibi bir yaratıcıya boyun eğmenin getirdiği, onun önünde secdeye varmanın getirdiği zevki yaşarız ve bunu bir nimet olarak yaşarız. Ama bazı insanlar belki kalabalık bir cami grubunun içerisinde namaz kılarak aslında kendisini dindar gibi göstererek bunu yaparlar veya münafıklar Müslüman topluluğunun içerisine girerler, belki sabahlara kadar namaz kılarlar, defalarca farzın sünnetin dışında rekatlar üzerine rekat namaz kılarlar. Ama samimi inanmazlar, sırf bir beden hareketi olarak bunu yaparlar. Bu Allah katındadır tabii ki, herkesin hükmü. Ama asıl önemli olan Müslüman'ın hem kendi yaşadığı tavırda, hem de ibadetinde, samimiyetinde Allah'a yönelmesidir.

Tabii ki, ibadetleri yerine getirirken tabii ki Allah'a yönelerek yaparız, huşu içinde yaparız. Saygı dolu bir boyun eğicilikle, kendimizin bir hiç olduğunu bilerek Allah'a karşı ve Allah'a karşı fakir olduğumuzu, aciz olduğumuzu bilerek yerine getiririz. Allah tek zengin olandır ve biz bütün her şeyin Allah'a ait olduğunu bilerek Allah'a teslim oluruz ibadetlerimizde. Bunu yerine getirirken de işte tabii ki görsellikte o Müslümanın üzerinde bir heybet oluşur, Müslümanda bir nur oluşur, Müslümanda Allah'ın ayetinde söylediği gibi alınlarındaki secde izinden kaynaklanan yüzlerinde bir ifade vardır. Her girdikleri yerde hemen seçilirler. Hiç hayatınızda görmediğiniz, tanımadığınız bir Müslümana mesela burada en önemli örnek olarak Peygamber Efendimiz (sav)’i örnek alacak olursak, Allah'ın dilemesiyle dünyaya gelmiş olsaydı ki ahir zamanda biz Hz. İsa (as)’ı bekliyoruz yeniden gelişini, dünyanın neresinde olursa olsun nerede karşılaşırsak karşılaşalım görür görmez hemen tanıyabileceğimiz bir nuraniyette, bir halde ve bir olgunlukta akıl alametleri üzerinde tecelli etmiş olarak görürüz. Bu da Müslüman'ın tabi ki görsel olan halidir. Hal çok önemlidir Müslüman tebliğinde. Girdiği her yerde tavırlarıyla, ahlak üstünlüğüyle, aklıyla, nezaketiyle, mükemmel tavırlarıyla örnek olur Müslüman. Bu da görselliğidir. Ama maneviyat insanın içindedir ve kimin ne kadar maneviyata sahip olduğunu biz hiçbir zaman kesin bir dille dile getiremeyiz. Bu her zaman Allah katındadır. Biz de o zaman tabii ki herkesi ahirette görüp bileceğiz. Çünkü “bazı insanlar vardır” diyor Allah, “çalışmışlardır ama boşa yorulmuşlardır” diyor. Ve bazı insanlar kendilerini yanındakileri cehennemde görmeyi beklerken bir bakarlar cennette, o pınarlarda kendi yakınları ile birlikte olur. Allah katındaki esastır, kimseye teşhis koyamayız ama kalbimizde samimi olarak Allah’a yönelmemiz esastır, inşaAllah.

Bugünkü yayınımız burada sona eriyor, inşaAllah. Merak ettiğiniz soruları merakettikleriniz@a9.com.tr. Adresine gönderebilirsiniz. Hoşça kalın.
 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

Ahiret
Allah Korkusu
Allah rızası
Aylin Kocaman
Bağnaz
Bilim
Didem Rahvancı
Didem Ürer
Evrim
Evrim Biyolojisi
Evrimin Fosillere Yenilişi
Evrimin Mikrobiyolojik Çöküşü
Fosil
Hadis-i Şerif
Kuran Ahlakı
Kuran Mucizeleri
Kuran-ı Kerim
Merak ettikleriniz
Modern bilim
Vicdan
PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube
Zaman
modern islam
İman