MERAK ETTİKLERİNİZ 13
DİDEM ÜRER: Merhaba, Bir Merak Ettikleriniz programında daha yeniden bir aradayız. Size, Didem Rahvancı ile birlikte bütün sorularınıza Kuran'dan ayetler, hadisler ve modern bilimin delilleriyle birlikte cevap vermeye çalışacağız, inşaAllah.
DİDEM RAHVANCI: Bize sormak istediğiniz soruları merakettikleriniz@a9.com.tr adresine yollayabilirsiniz.
DİDEM ÜRER: İlk sorumuzla başlayalım hemen, inşaAllah.
“IŞİD'le mücadele nasıl olacak? Durdurulamayan bir yükselişleri var. Bu konuda ne yapmak lazım?” diye sormuş izleyicimiz.
IŞİD yani Irak Şam İslam Devleti, şu anda gerçekten bütün dünyada en önemli konu olarak görülüyor. Çünkü hem Amerika'nın en çok üzerinde durduğu konu, özellikle Orta Doğu bölgesinde şu anda ciddi bir yayılmaları söz konusu ve Türkiye de bütün bu olayların merkezi konumunda gerçekten. Fakat IŞİD'le yapılan mücadele tamamen aslında yanlış bir yöntemle uygulanıyor. Türkiye tabii ki bu silahlı mücadelenin bir tarafı olmayacağını açık bir dille dile getirdi. Ve Cidde'deki anlaşmada da hiçbir şekilde tarafı olmayacağını söyleyerek bu anlaşmaya imza atmadı. Hatta imza atmayan tek ülke. Biliyorsunuz bunun devamında da aslında ihvanın Katar'dan çıkartılması, bazı ihvan yetkililerinin onların terörist kabul edilmesi gibi çok değişik ve ilginç yönlere varacaktı aslında. Gelişmeler de meydana gelmeye başladı.
Fakat biz IŞİD'i ele alacak olursak, asıl Amerika'nın burada yöntemlerini sorgulaması gerekiyor. Amerikalı bazı yetkililerin söylediği gibi IŞİD'le mücadelemizin aslında sadece askeri değil, ideolojik olarak da olması gerekiyor dedikleri ve Hocamız’ın bunu zaten daha en başından beri IŞİD ortaya çıktığı ilk günden beri dile getirdiği bir konu aslında. Ama tabii ki Amerikalı yetkililer, ideolojik olarak yapılması gerekiyor bu mücadele, derken bunun nasıl olması gerektiğine dair hiçbir delil ortaya koymuyorlar. Şimdi IŞİD'e karşı tek çözümün onların köklü fikrî bozukluklarının giderilmesi olduğunu aslında görmesi gerekir insanların. Çünkü biz IŞİD'e baktığımızda uyguladıkları bir din anlayışı var ve İslam adına ortaya çıkıyorlar. Halbuki şu an IŞİD'in ortaya çıktığı İslam anlayışı günümüzde birçok İslam eseri olarak, İslam Aleminin eseri olarak ortaya konan kitapların çoğunda anlatılan şeyler. Bu öldürme zihniyetleri, birçok insana uyguladıkları vahşet aslında hep bu tip kitapları delil olarak kendilerine gördükleri ve hatta birçok muteber hadis kitabında mevzu hadisi olarak geçen Peygamber Efendimiz (sav)’in söylediği iddia edilen iftiralardır. Bunlar Kuran'la tamamen birbirine zıttır. Hiçbir şekilde Kuran ahlakıyla uyuşan açıklamalar değildir. Kuran'da “tek bir insanın bile öldürülmesi bütün dünyanın öldürülmesi gibidir” diye Allah ayetinde bize bildirir. Fakat burada uydurma rivayetler ışığında aslında IŞİD o işte içerisine hurafeler katılmış, doğru olmayan Kuran'dan tamamen uzaklaştırılmış bağnaz İslam anlayışını tam ve kapsamlı olarak en iyi uygulayan örgüttür aslında, gruptur.
Çünkü bazı insanlar, Hocamız bunu çok güzel açıklamıştı. Bütün insanların bağnaz zihniyeti savunan insanların inandığı din aslında budur. Fakat bazıları korktukları veya çekindikleri için bunu uygulamazlar. IŞİD bunları uygulamaya geçiren bir örgüttür. Bir terör örgütüdür tabii ki ve masum insanları da olmak üzere birçok insanı şu anda katlediyor. Her gün televizyonlarda bir Amerikalı'nın, bir İngiliz'in dehşet dolu bakışlarla kafasının kesilmesi anlatılıyor, ki bu gerçekten hiçbir şekilde İslam'la bağdaşan bir durum değildir.
Askeri çözüm hiçbir şekilde IŞİD'e karşı çözüm olmaz. Karşımızda bir fikir var, bir fikirle bir ideolojinin yayılması var ve dünya çapında sosyal medyada kullanılarak bütün insanları ideolojik olarak ikna ederek kendine çeken bir sistem var, fikir sistemi var. İşte bu fikir sisteminin yanlışlığı tam olarak ortaya konmalıdır. Bunun için Kuran Müslümanlarından yardım alması gerekir Amerika'nın. Kuran'ı uygulayan ve bu zihniyeti, bu öldürme fetvalarının Kuran'da hiçbir şekilde yeri olmadığını kapsamlı olarak delilleriyle ve ayetler ışığında anlatan Müslümanlarla iş birliği yaparak IŞİD'in bu yanlış ideolojisi bütün İslam Alemine başta olmak üzere ve bütün Avrupa'ya da ve bütün Batı ülkelerine ve Amerika'ya da muhakkak anlatılmalı ve bu ideoloji bu şekilde ortadan kaldırılmalı. Yoksa topla, tüfekle, bombayla siz insanları daha radikal hale getirirsiniz. Geçtiğimiz 100 yıl bunun örnekleriyle dolu. Amerika yaptığı her saldırıda daha fazlasıyla karşılık aldı. Daha şiddetli bir Amerikan karşıtlığı dünyada meydana geldi. Belki pozitif niyetleri vardı, demokrasi getirmeye çalışıyorlardı ama gördük ki hiçbir şekilde askeri müdahaleyle, topla, tankla, tüfekle bunu sağlayamadılar. Daha fazla insan kayboldu, daha çok Müslüman hayatını kaybetti ve hiçbir çözüm olmadığı gibi bu radikal örgütler daha da çok kendilerini yenileyerek ortaya çıktılar. Sayıları ve içinde bulundukları ülkeler arttı. O yüzden çözüm, her zaman için IŞİD'e karşı, Orta Doğu'yu kan gölüne çeviren bu zihniyetlere karşı Amerika'nın da bir kere daha kan gölü oluşturması değil veya diğer batılı müttefiklerinin de, bunları durdurup tamamen o Ortodoks İslam anlayışının yanlışlığı vurgulanarak Kuran'daki saf, tertemiz, gerçek Kuran ahlakının, barışı, sevgiyi insanlar arasında yayan gerçek Kuran ahlakının insanlara bir an önce anlatılmasıdır. Tabii ki bunun da yolu nedir? Mehdiyet’tir. Mehdiyet’in dışında aslında IŞİD'i durdurmanın başka bir çözümü olmadığını Allah bize her geçen gün bir kere daha gösteriyor gerçekten.
DİDEM RAHVANCI: Diğer çözümlerin hepsi çok geçici oluyor. Biz bunu yıllardır görüyoruz. Ancak o fikir değiştirildiğinde, o zihniyet değiştirildiğinde gerçekten kalıcı ve yerleşmiş bir çözüm olacağını da biliyoruz, inşaAllah.
Mehdiyet dedin, Mehdi (as) ile ilgili bir soru vardı. “Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ı görmüş müdür?” diye sormuş Arif Bey.
Çok güzel bir soru gerçekten. Evet, Peygamberimiz (sav) Hz. Mehdi (as)’ı görmüştür. Nerede? Miraçta. Hatta Peygamberimiz (sav)’in bu konuda çok güzel bir hadisi var. O hadise okuyarak soruyu cevaplayayım, inşaAllah.
“Miraç gecesi Allah Azze ve Celle bana şöyle vahyetti: Ey Muhammed! Onları görmek ister misin? İsterim ya Rabbim dedim. Şöyle buyurdu: Öyleyse biraz ilerle. Biraz ilerleyince Ali bin Ebu Talib'i gördüm. Sonra Hasan, Hüseyin, Ali bin Hüseyin, Muhammed bin Ali, Cafer bin Muhammed, Musa bin Cafer, Ali bin Musa, Muhammed bin Ali, Ali bin Muhammed, Hasan bin Ali ve Hücceti Kaim yani Hz. Mehdi (as)’ı gördüm. Mehdi, onların içinde parlayan yıldız gibiydi.” MaşaAllah. MaşaAllah. “Dedim ki: Ey Rabbim kimdir bunlar? Şöyle buyurdu: Onlar imamlardır. Bu da kaim Mehdi'dir. Helalimi helal edecek, haramımı ise haram edecektir. Düşmanlarımdan da intikam alacaktır. Ey Muhammed onu sev çünkü ben onu seviyorum, onu seveni de seviyorum.”
Evet, Peygamberimiz (sav) orada görüyor, Hz. Mehdi (as)’ı görüyor. Sohbet ediyorlar, çok yakından görüyor Hz. Mehdi (as)’ı. Öyle ki hadislerinde Mehdi (as)’ı bu kadar detaylı tarif etmesinin sebebi de bu. Çünkü kaşını, gözünü, yürüyüşünü, vücut yapısını her şeyi anlatıyor. Çünkü Peygamberimiz (sav)’in kendi evladı zaten, kendi torunu Hz. Mehdi (as). Ve “parlayan bir yıldız gibiydi” diyor. O kadar kişinin arasında Hz. Mehdi (as) için “parlayan bir yıldız gibiydi” diyor. Biz Mehdi (as)’ı gerçekten çok fazla seviyoruz. İnşaAllah Allah bizi de Mehdi (as)’ı sevdiğimiz için sevsin. Çünkü “onu seveni ben de severim” diyor Allah. Bu da çok güzel bir müjde, çok güzel bir söz.
O zaman sahabe sürekli Mehdi (as)’ı görmek istiyor. Mehdi (as)’ı çok merak ediyorlar. Peygamberimiz (sav)’e sürekli Mehdi ile ilgili sorular soruyorlar. Hadislerden bunu okuyoruz, anlıyoruz, inşaAllah. Peygamberimiz (sav) de çok detaylı bir şekilde sürekli olarak sahabeye Mehdi (as)’ı anlatıyor. Hatta bazı sahabe kendi döneminde çıkacağını sanıyor Hz. Mehdi (as)’ın. Bediüzzaman Hazretleri'nin de o konuda şöyle bir sözü var: “İstikbali dünyeviyede” yani dünyanın geleceğinde “1400 sene sonra gelecek bir hakikati” yani Hz. Mehdi (as)’ı “asırlarında karib-yakın zannetmişlerdir” diyor Bediüzzaman Hazretleri Sözler’de. Evet, o zaman sahabe gerçekten o dönemde geleceğini zannediyorlar fakat Bediüzzaman diyor, kendilerinden yani Peygamberimiz (sav)’in ve “sahabenin yaşadığından 1400 yıl sonra gelecek bir gerçeği, bir hakikati” diyor. O ne zaman oluyor? Yani Miladi 1400 yani hicri 1980 senesine denk geliyor. Bediüzzaman Hazretleri de Mehdi (as)’ın çıkış tarihi olarak 1980 yılını veriyor bu sözde. İnşaAllah cennette sahabeye görmeyi nasip etsin Allah inşaAllah Mehdi (as)’ı. Bize de inşaAllah Allah'a çok şükür bu dönemde Mehdi (as)’ın yaşadığı dönemde yaşadığımız için bize de hem cennete sonsuza kadar birlikte olmayı nasip etsin. Hem de dünyada da bu dönemde talebesi olmayı birlikte olmayı inşaAllah ona bağlı olmayı nasip etsin.
DİDEM ÜRER: Hz. Musa (as) da o kadar heyecanlı ve güzel ahlaklı Peygamber ki o da sürekli Allah'tan Hz. Mehdi (as) olmayı diliyor. Ama Allah tabii ki ahir zamanda bir kader belirlemiş. Ahir zamanda Hz. Mehdi (as) dünyanın son döneminde gelip bütün dünyanın adaletle dolmasına, işte demin az önce anlattığımız gibi IŞİD'in veya diğer radikal örgütlerin bütün zulümlerin sona ermesine, emperyalist ülkelerin bugüne kadar yapmış oldukları yanlış uygulamaları, kapitalist zihniyetlerin, vahşi kapitalizmin yanlış uygulamalarını, komünizmin, faşizmin bütün çarpıklıklarını, ırkçılık gibi bu tarz bütün ideolojilerin hepsinin sona ermesine vesile olacak olan Allah'ın samimi bir kulu Hz. Mehdi (as).
Biz gerçekten bunun müjdelerini Hz. Mehdi (as)’ın yani böyle kutlu bir şahsı müjdelerini Peygamberimiz (sav)’in çok sayıda hadisiyle almış bulunuyoruz . Bu aslında bizim için 1400 yıl önce yaşamış olmasına rağmen Peygamberimiz (sav) çok önemli bir nimet. Çünkü biz ahir zamanda bu kadar şiddetli bir ortamda dinin hatta insanların içerisinde yaşandığının bile gizlendiği bir ortamda öyle büyük bir mucizeyle karşı karşıyayız ki Peygamberimiz (sav) 1400 yıl önce anlattığı bütün hadisler ve Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti olarak gösterdiği bütün hadisler tek tek gerçekleşiyor. Şimdi bu mucizedir, Peygamberimiz (sav)’in bir mucizesidir. İnsanlar Peygamberimiz (sav)’de başka mucizeler aramaya çalışıyorlar ve hatta bu hurafe diniyle ilgili Peygamberimiz (sav)’e bazı farklı özellikler atfetmeye çalışıyorlar. Halbuki Peygamberimiz (sav) samimi bir Kuran Müslümanıdır ve Allah'ın kendisine Allah'ın dilemesiyle ki Allah, şeytandan Allah'a sığınırım: “Gaybı sadece kullarımdan elçilerimden dilediğime bildiririm” diyor. Allah'ın dilemesiyle gaybı yani bilinmeyeni kendisinden 1400 yıl sonra gerçekleşecek olan bütün olayları görmüş ve yaşamış bir insandır, ki bu çok büyük bir mucizedir. Peygamberimiz (sav) işte burada demin Didem'in de anlattığı gibi Miraç mucizesinde Hz. Mehdi (as) bütün fiziksel alametleriyle tam olarak gösterilmiş, o kadar kapsamlı tarifler yapmış ki Peygamberimiz (sav), Hz. Mehdi (as)’ın yeşil gözlü olmasından, düşünün çok detaylıdır bunlar, kaşların kavisli olmasına, iki kaş arasındaki tek kaş çatma çizgisi olmasına, bütün alametleriyle birlikte esmer olması, orta boylu olması, uyduklarının geniş olması, yürüyüşü, diz kapaklarının çıkık olması, karnının geniş olması, yine omuzlarının geniş olması, bütün burnunun yapısına, sakalının şekline kadar işte bütün bu detaylarla vücudundaki benlerden her türlü detaya kadar çok kapsamlı tarifler yapmışlardır.
Fakat bir izleyicimiz de ben de buradan o soruya gelmek istiyorum. Demiş ki: “Bazı televizyon kanallarında Hz. Mehdi (as)’ın fiziksel alametleriyle ilgili bu hadislerin yoruma açık olduğu dolayısıyla kabul edilemez olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?” diye sormuş.
Şimdi burada çok sayıda fiziksel alamet anlattım. Yani biri beni tarif edecek olsa ilk olarak sarı saçlı, uzun boylu, yeşil gözlü diye. Hemen belirgin özelliklerimden başlar. Yani bir insanı siz tarif edecek olduğunuzda hemen saçının rengini anlatırsınız, gözünün rengini anlatırsınız, burnunun yapısını yüzünün şeklini, erkekse sakalının yapısını ve vücut genişliğiyle boyunun nasıl olduğunu anlatırsınız hemen.
DİDEM RAHVANCI: Ve yorumu açık bir şey değildir bu. Sarı saçlı sarı saçlıdır yani.
DİDEM ÜRER: Dediğim gibi bir insan yeşil gözlüyse yeşil gözlüdür yani bu yorumla alakalı, yoruma bağlantılı bir konu değildir. O yüzden işte Hz. Mehdi (as)’ın fiziksel alametleri hiçbir şekilde yoruma yer bırakmayacak şekilde çok net ve kesindir. Peygamberimiz (sav), ya şöyledir ya böyledir diye bir anlatım yapmamış net ifadeler kullanmış. Çok net. Yeşil gözlüdür diyor. Burnunun yapısını tam olarak anlatmış. Kaşlarının yapısının tam kavisli olduğunu tam olarak anlatmış. Yani burada bir yorum olmadığı gibi kapsamlı ve detaylı tarifler vardı. İşte biz burada Hz. Mehdi (as)’ın özelliklerini gördüğümüzde, diyeceğiz ki ne zaman bir kişi Hz. İsa (as)'la birlikte namaz kılmaya geldiğinde, Hz. İsa (as) onu omuzlarından önüne doğru itip de, “sen kıldır” diye imam olarak onu seçtiğinde, onu öne çıkardığında işte o kişinin fiziksel alametleri de bu alametlerle birebir uyum içerisinde olacak. Ve biz o zaman diyeceğiz ki, Allah-u Alem bu kişi Hz. Mehdi (as)'dır diyeceğiz.
Çünkü Mehdi masumdur günahtan ve hiçbir zaman cennetlik olarak müjdelenmiştir. Hiçbir insan için bu insan kesin olarak Hz. Mehdi (as)'dır diyemeyeceğimiz için Allah-u Alem diyeceğiz, Hüsnü zanda bulunacağız. İşte bu fiziksel alametler o zaman gerçek Mehdi ile buluşmuş olacak. Ama bir insanın gözünün yeşil olması, saçının siyah olması tabii ki o kişinin Mehdi (as) olduğunun keskin delili değildir sadece tek olarak. Bu fiziksel alametler diğer özelliklerle birleştiğinde Mehdi (as)’ı bize gösterir. İslam'ın dünyaya hakim olmasını Hz. İsa (as) ile birlikte vesile olan, Hz. İsa (as)’ın önünde namaz kıldıran, yeryüzünden materyalizm ve Darwinizm belasını tamamen kökten silen ve bütün dünyayı adaletle dolduran, Allah'ın o hidayet önderini gördüğümüzde bu fiziksel alametlerle birlikte işte Allah-u Alem Hz. Mehdi (as)’ı bulduk diyeceğiz. İnşaAllah. Ve beklediğimiz o kutlu şahsın Allah bizim talebesi olmamızı nasip etsin bize de bütün samimi Müslümanlara da. Ahirette de sonsuza kadar birlikte kılsın, inşaAllah.
Bugünkü yayınımız sona eriyor. Sorularınızı, merak ettiklerinize a9.com.tr adresine gönderebilirsiniz. İyi akşamlar.
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500