HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Merak Ettikleriniz - 18

Merak Ettikleriniz - 18

Harun Yahya
1528
30 Ekim, 2014
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
Merak Ettikleriniz

MERAK ETTİKLERİNİZ 18

 

AYLİN KOCAMAN: Merhabalar değerli izleyicilerimiz. Bir merak ettikleriniz programına yeniden başlıyoruz. Bildiğiniz gibi bu programda sizden gelen sorulara Kuran, hadisler ve bilim ışığında cevap vermeye çalışıyoruz. Yine sorularınızı merakettikleriniz@a9.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Evet başlıyoruz.

 

DİDEM ÜRER: Başlayalım ilk sorumuzla. “Kıskançlık Allah'ın istemediği yanlış bir his iken neden bütün insanlarda var? Ve bundan nasıl arınmalı insan?” diye sormuş izleyicimiz.

 

Şimdi biz tabii ki dünya üzerinde bir imtihan ortamında yaşıyoruz. Ve gerçekten nefse ilham edilmiş olan bazı kötü özellikler var. Çünkü eğer bu kötü özellikler hiç olmasa dünyada yaşam son derece kolay olurdu. Ve insanın kendi nefsiyle mücadele etmesi gereken, kendini eğitmesi gereken ve bu kötülüklerden kurtulduğunda da, cennette bu kötülüklerden tamamen arınmış olarak gidildiğindeki o güzel ortamda tam anlamıyla kıymetini bilebilecek bir ruh haline sahip olması gerekiyor insanın. İşte o yüzden de dünyada bu imtihan ortamında, biz bütün bu kötülüklerin neler olduğunu öğreniyoruz bunları biliyoruz ve bunlardan sakınmaya çalışıyoruz. Kıskançlık da bunlardan sadece bir tanesi.

Tabii imtihan ortamının gereği olarak nefsi Allah fücurunu, yani kötülüğü, kötü huyları ilham ettiğini ama aynı zamanda bunlardan sakınmayı da ilham ettiğini bildiriyor. Ayette şöyle geçiyor, Şems Suresi 8. Ayette: “Gerçekten biz nefse fücurunu ve ondan sıkılmayı ilham ettik” diyor Rabbimiz.

Yine kıskançlık, haset gibi negatif duygular işte bu fücurlar olmuş oluyor. Bunun dışında tabii ki bundan çok daha galiz olan fücurlarla biz dünya üzerinde karşılaşıyoruz, ki bunlardan çatışmalar, kavgalar, terör, insanların birbirlerine kıyması yani cinayetler, katliamlar, işkenceler bu tabii ki fücurlar içerisinde en üstte görebileceğimiz özellikler. Ama insan nefsinin özellikleri olarak kıskançlık bunlardan bir tanesi.

Şimdi kıskançlık ne demek? Başkasında olan bir güzelliğin kendisinde olmadığı için o kişi de bunun eksilmesini istemek aslında. Özetle bununla tarif edebiliriz. Halbuki bir insanın kıskanç olmaması için gerekli olan şeylerden bir tanesi de nedir? Öncelikli olarak Allah'a iman etmesidir. Neden imanla kıskançlığı böyle bağdaştırıyoruz? Çünkü bir insan iman ettiğinde etrafında gördüğü bütün güzelliklerin Allah'a ait olduğunu bilir. Bu güzellikler eğer kendisinde eksik başkasında fazlaysa Allah'ın bu güzellikleri o kişiye bir nimet olarak verdiğini ama aynı zamanda da o nimetin hakkını vermesi gereken bir imtihan olarak verdiğini bilir. Kendisinde bu güzellikler eksikse, o zaman da Allah'ın kendisine dünyada böyle bir imtihan verdiğini ama ahirette bunun kat kat daha fazla güzelliği ile bu imtihanın geçtiğinde karşılaşacağını bilir. Dolayısıyla eğer iman eden kardeşlerinde yani mümin kardeşlerinde bir güzellik varsa kendisinde bu eksikse zaten bir Müslüman için bu bir şereftir. Bu başka bir güzelliktir. Onlardaki bu güzelliğin daha da artmasını kat kat artmasını ister Müslüman. Yine Allah ayetinde Nisa Suresi’nin 128. ayetinde şöyle bildiriyor, şeytandan Allah’a sığınırım: “Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır elverişli kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberi olandır.”

 

 İşte nefis buna ayarlı oluyor. Hem bencil tutkulara, her şey kendisinin olsun istiyor. Nefis sürekli insanı bu yönde teşvik ediyor. Fakat bir yandan da işte imtihanın gereği olarak Müslüman biliyor ki bu duygular, bu arzular hep nefsin kendisini baskıladığı özellikler, fücurlar, kötü özellikler. Ben ne yapacağım diyor, ben Allah'a iman eden bir insan olarak her zaman güzel olanı, doğru olanı seçeceğim. Kardeşimde bir güzellik varsa daha da artmasını isteyeceğim. Bir fiziki güzelliği varsa onun daha güzel olması için çaba göstereceğim. Ondaki güzelliği Allah'a niyet ederek, Allah'ı överek daha da öveceğim. Ve onun da bundan mutlu olmasını isteyeceğim. Bende bir eksiklik varsa bundan kıskançlığa kapılmayacağım. Bunun Allah'ın bir imtihan olduğunu bileceğim. Ve daha fazlasını yine Allah'tan daha güzelleştirmesini isteyeceğim. Ama ahirette de beni kat kat güzeliyle ödüllendirmesi için Allah'a dua edeceğim.

 

Yine Allah Nisa Suresi’nin 54. ayetinde de şöyle bildiriyor: “Yoksa onlar Allah'ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu biz İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik. Onlara büyük bir mülkte verdik.”

 

 İşte bütün her şeyi veren Allah'tır. Malın mülkün sahibi Allah'tır. Güzelliğin sahibi Allah'tır. Her türlü dünya üzerinde yaratılmış olan bütün nimetlerin sahibi Allah'tır. Aynı zamanda aczi yaratan da Allah'tır. Bütün bunların bilgisine sahip olan bir Müslüman'da da işte kıskançlık gibi bir duygu asla olmaz. Her zaman kardeşlerinin daha güzel olması için gayret gösterir. Ve bunun için de kendisinde olan eksiklik için de yine Allah'a şükreder, inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: Evet, ikinci sorumuz da bir kardeşimizden gelmiş. Diyor ki: “IŞİD'in Hz. Mehdi (as)’ın askeri olduğu söyleniyor. Peki IŞİD de buna inanıyor mu?”

 

Hz. Mehdi (as)’ın askeri, onu şöyle söyleyelim Hz. Mehdi (as)’ın bir çıkış alametlerinden bir tanesidir IŞİD. Bunu bu şekilde açıklamak daha doğru olacak. Çünkü biliyorsunuz Hz. Mehdi (as)’ın çıkış döneminden önce gerçekten dünyanın çok zor şartlara geldiği, felaketlerin birdenbire bütün dünyayı sardığı, her türlü felaketi insanlığın gördüğü çok korkunç dönemler geçecek. İşte IŞİD de bu dönemlerden bir dönemde ortaya çıkacak. Gerçekten insanlığa bir bela olarak pek çok yere musallat olacak bir siyah bayraklılar olarak da Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde belirtilen bir topluluk.

Gerçekten hadislerde geçen çok fazla tanım burada IŞİD'in yaptıklarına uyum gösteriyor. Hz. Mehdi (as)’ın çıkışından evvelki o hercümerc döneminde pek çok şey yapacak bu topluluk. Ürdün'e kadar ulaşacak, Kudüs sınırlarına kadar ulaşacağı söyleniyor yine hadislerde. Bunlar yine biliyorsunuz Hocamız’ın sitesinde de çok detaylı olarak yer alıyor. Merak eden kardeşlerimize oradan bakabilirler. Ve yenilgiye uğratılmayacak, yani galip gelecek bir topluluk olarak belirtiliyor. Şu an gördüğünüz gibi, Suriye için de bir karışıklıkla başlanacağından belirtiliyor. IŞİD’in Rakka'yı ele geçirmesi, oradaki bölgelerde hakimiyet kurması, Suriye için de birbiriyle Müslümanların çatışmasıyla başlamıştı.

Dolayısıyla hadislerde tarif edilen bütün tanımlar neredeyse Burada IŞİD'de belirtilen tanımları uyuyor. Dolayısıyla o IŞİD'in başlangıç aşamasından ulaşacağı yere kadar meydana gelen alametlerin tümü Mehdi (as)’ın öncesinde meydana gelecek o hercümerc ortamında meydana gelen alametler içinde.

Dolayısıyla Mehdi (as)’ın çıkış döneminden önceki dönem için bir alamettir IŞİD'in varlığı bu doğru. İşit bunu biliyor mu? Mehdi talebesi olarak düşündüğümüzde bunların genel olarak onların söyledikleri hep kendilerine biliyorsunuz bir halife olarak Bağdadi'yi düşünüyorlar. Fakat kendilerine sorulduğunda, kendilerinin daha doğrusu bunu biz sormadık kendi açıklamaları olarak kendileri ifade ettiklerinde diyorlar ki, o bir İslam halifesidir. Fakat Mehdi bambaşka acayip bir şahıs olacaktır diyorlar. Dolayısıyla Acayip bir şahıs. Acip şahıs, biliyorsunuz gerçekten Mehdi (as) için kullanılan bir tabir. Dolayısıyla onların da beklentisi bir acip şahısın geleceğe ve Mehdi olarak dünyayı kurtaracağı yönünde. Dolayısıyla onların Mehdi inancı var ve Mehdi (as)’ı bekliyorlar. Bunu buradan bu ifadelerinden de anlıyoruz. Bir Mehdi hareketi olduğunu da anlıyoruz.

Sorun ne? Sorun yanlış İslam anlayışları. Yanlış İslam anlayışları neticesinde bazı, pek çok yerde çok ciddi sorunlar ortaya çıkıyorlar. Katliam yapıyorlar, zulüm yapıyorlar. Zulüm normalde İslam'da yok. Fakat bunu bilmedikleri için, mevzu hadislerin etkisinde kaldıkları için şu anda bunu yaygınlaştırıyorlar. İşte Mehdi (as)’ın özelliği de sadece birkaç dakika içinde Kuran'daki dini onlara anlatıp bu zulüm sistemini ortadan kaldırması olacaktır. Ve gerçekten de bu zulüm sistemi ortadan, daha doğrusu Kuran'la eğitildiklerinde bu topluluk hemen kuzu gibi adeta İslam'ın o güzel, barışçıl ve hiç kimseye zarar vermeyen o duasını benimseyecekler. Ve bundan sonra da bir barışçıl topluluk olarak, Mehdi talebesi olarak yollarına devam edecekler. Fakat şu an sorun onların sadece yanlış yolda olmaları. İnanç olarak belki Allah'a inançlı insanlardan oluşuyorlar. Fakat inandıkları din hurafelerden oluşmuş, Kuran'a uymayan bir din. Dolayısıyla şirk içindeler. Onlara doğruyu gösterecek de inşaAllah Mehdi (as) olacak.

 

DİDEM ÜRER: Aslında Mehdiyet'in bu ruhu görüldüğünde insanların gerçekten Mehdiyet'e girmesine de bir vesile olabilir bu. Çünkü IŞİD gibi bir topluluğun ıslah olması, Mehdi (as)’ın sadece bir sözüyle, bir anlatımıyla, sevgiye çağırmasıyla, gerçek saf vahye çağırmasıyla böyle bir topluluğun ıslah olacak olması insanların Mehdiyet'in ne kadar etkili bir tebliğe sahip olduğunu ve ne kadar etkili bir fikir olduğunu görmesine vesile olacak bu sayede.

 

AYLİN KOCAMAN: Şunu da hatırlatalım burada, Hocamız’a genel olarak gelen gazeteciler veya işte bazı fikir insanları bunu soruyorlar. Nasıl biz çözüm bulacağız? Çünkü ölümden korkmayan, öldürmekten korkmayan, hiçbir şeyden korkmayan bir topluluk var karşımızda diye. Hocamız’ın her zaman cevabı, kardeşlerimiz de çok iyi biliyorlar. “Mehdiyet ile olacak” diyor. Çünkü onlar sadece Mehdi (as)’ın sözünü dinleyen bir topluluk olacaklar. Gerçekten şu anda korkusuzlar ve durdurulamıyorlar. Dolayısıyla Mehdi (as) onları sadece durduracak bu zulüm sisteminden ve onları eğitecek. Dolayısıyla herkesin Mehdi (as)’ı isteyeceği, Mehdi (as) için yalvaracakları dönem de çok yakın.

 

DİDEM ÜRER: İnşaAllah. Diğer sorumuza geçelim: “Allah'a daha çok yaklaşmak için neler yapmalı, nelerden uzak durmalıyız?” diye sormuş bir izleyicimiz.

 

Şimdi öncelikli olarak Allah'a daha çok yaklaşmak için gerekli olan birinci şart, Allah'a samimi iman etmektir. Çünkü bir insanın asıl imanındaki gerçek ölçü yaşadığı samimiyettir. Allah bütün kullarına samimi olanların kurtulacağını bize Kuran'da çok sayıda ayetle vaad etmiştir ve bu çok önemli bir ölçüdür. Çünkü Allah'a samimi olarak iman etmeden sırf şeklî olarak bazı insanların kendisini Müslüman olarak tanımlaması için yapılan hareketler, o insanın derinleşmesine vesile olmaz. Ama zaten böyle bir soruyu eğer bir insan soruyorsa demek ki Allah'a zaten samimi iman ediyordur ve Allah'a daha çok yaklaşmak istiyordur başta.

 

Şimdi Rabbimiz bize ayetlerinde aslında Bakara Suresi’nin 186. ayetinde kullarına nasıl yakın olduğunu şöyle bildiriyor, şeytandan Allah'a sığınırım: “Kullarım beni sana soracak olursa muhakkak ki ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm. Öyleyse onlar da benim çağrıma cevap versinler ve bana iman etsinler. Umulur ki irşad olurlar" diye Rabbimiz bildiriyor.

 

Şimdi Allah insanlara yakın. Hatta yine ayetlerinde belirttiği gibi şah damarından daha yakın. Yani dünya üzerinde insan aslında Rabbimizle tek başına yapayalnız olarak yaşadığının farkında olması gerekiyor. Etrafındaki her şeyin Allah'ın tecellisi olduğunun bilincinde olması gerekiyor. Allah'ın kendisine bir kere bu hakikati bilinçli olarak, şuurlu olarak düşünerek Allah'a yaklaşmak için üzerinde durması gerekiyor. Allah'ın kendisine bütün görüntüleri beyninin içerisindeki küçücük mercimek tanesi kadar bir noktada üç boyutlu, mükemmel netlikte olağanüstü stereo sistemindeki bir ses düzeniyle ve mükemmel hislerle, duygularla yaşattığını bilmesi gerekiyor. Bu görüntülerin tamamının Allah'ın dilemesiyle, tek bir sinirin kesilmesiyle, tek bir görme sinirinin kesilmesiyle yok olacağını, tek bir duyma sinirinin kesilmesiyle yok olacağını ve kendisini bunu yeniden geri getirmeye hiçbir gücünün olmadığını bilmesi gerekiyor.

Yüce Rabbimizin, Allah'ın sonsuz büyüklüğünü ve kudretini takdir edebilmesi gerekiyor bir insanın ki bu takdiri nasıl olur? Allah büyüktür denir, evet gerçekten bunu demesi gerekir insan. Ama bunu söylerken Allah'ın büyüklüğünü nasıl düşünüyor, bunu bilmesi gerekir. Bunun için kendi içerisinde derin tefekkürüne vesile olabilecek detaylar düşünmesi gerekir insanın. Öncelikli olarak tabii ki samimiyet olduktan sonra aslında her şey çok kolaydır. Ama derin tefekkür Allah'ın bize bildirdiği gibi Allah'ın ayetlerinden “sadece alimler gereği gibi korkup sakınır” diye Rabbimizin bildirdiği gibi, gerçekten bu derin tefekküre vesile olacak şeyler olması gerekir. Bu derin tefekküre vesile olacak düşüncelere gelmesi gerekir insanın, düşünceleri olması gerekir.

Mesela yüce Rabbimizin bugüne kadar gelmiş geçmiş dünya üzerinde yaratılmış olan, şu anda hala hazırda bulunan 7 milyar insanla birlikte, dünya tarihinin başından beri yaşamış olan milyarlarca insanın da kaderini yarattığını, bunların her birinin nefes alıp vermesini kontrol ettiğini ve yarattığını, bunların her birinin kaderi içerisinde ilk ana rahmine düşen o sperm ve yumurtanın birleşmesinden sonraki bütün hayatını her insanın tek tek planlanmış olarak her kelimesine kadar, her konuşmasına kadar Rabbimizin yarattığını, şu anda içinde bulunduğumuz evrenin içerisindeki yüz milyarlarca galaksinin her birini her an kontrolü altında tuttuğunu ve hepsini yarattığını, Big Bang'den itibaren bütün gelişen evrenin her aşamasını her milisaniyesine kadar yaratanın Allah olduğunu ve bu tarihin milyarlarca yıllık o evrenin tarihinin tamamının Allah katında tek bir anda yaratıldığını ve bittiğini insanın tefekkür etmesi gerekir. Ve Allah'ın şu anda bizim içinde yaşadığımız evren gibi sonsuz evreni aynı anda yaratıp yönetmeye kadir olduğunu insanın bilmesi gerekir. Ve Allah'a dua ederken böyle bir Allah'a acz içinde dua ederek ondan nimetler istediğini çok iyi düşünmesi ve bilmesi gerekir.

Yine hiç bilmediği, sahip olmadığı sınırlı aklıyla insanın Rabbimizin büyüklüğünü düşünürken kendi ilminin çok çok ötesinde bir ilme sahip olduğunu bilmesi gerekir. Dünya üzerinde ve bizim bildiğimiz evrenin dışında da birçok alem ve varlığı yarattığını da bilmesi gerekir insanın. Ki bunu biz Kuran'da cinler alemi, melekler alemini biliyoruz ama bizim yaşadığımız üç boyutun dışında çok daha fazla boyutlar olduğunu, Rabbimizin bütün bu boyutlarda yaşayan her türlü canlıyı kontrolü altına tuttuğunu ve kaderi kendi bilgisinde olduğunu biz yine bilip ona göre Rabbimizin büyüklüğünü ve sonsuz gücünü, kudretini düşünmemiz gerekir. İşte böyle bir Allah'a sevgi yöneltirken, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah'a sevgi yöneltirken, alemlerin Rabbi olan Allah'a sevgi yöneltirken, ondan koşulsuz ihsanda bulunduğunu bilmenin getirdiği bir minnetle Allah'a yöneldiğimizde, karşılıksız ihsanda bulunandır Rabbimiz. Bütün nimetleri biz istemeden, biz daha doğmadan hepsini kaderimizde yarattığını bilerek, sayısız nimeti genelleme yaparak bile bitiremediğimiz nimetleri Allah'ın bize bahşettiğini bilerek işte böyle bir Allah'a boyun eğerek, aşk ve sevgimizi Allah'a yöneltmiş oluyoruz ve bu şekilde de Allah'a daha yakınlaşmamız için vesileler kılmış oluyoruz.

 

Rabbimiz Bakara Suresi’nin 255. ayetinde şöyle bildiriyor, şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah, O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O önlerindekini ve arkalarındakini bilir. Onlar ise dilediği kadarının dışında O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O pek yücedir, pek büyüktür.”

 

 AYLİN KOCAMAN: Evet. Bir başka soru da bir kardeşimizden gelmiş yine. Diyor ki: “Kolaylık dini İslam'ın en zor din olarak gösterilmesinin nedeni ne olabilir? Biz bu konuda ne yapabiliriz?”

 

 Kolaylık dini İslam'ın en zor din olarak gösterilmesinin nedeni hurafelerdir. Biz bu konuda Kuran ile geleceğiz onlara. Şimdi burada yapılması gereken şey, her zaman şunu unutmamak gerekiyor. Yeni bir din üretilmiş. Biz bunu çok defa bu programda da, çeşitli programlarımızda da anlatıyoruz. Bu din hurafelerle üretilmiş, mevzu yani yalan ve yanlış hadislerle üretilmiş ve zorlaştırılmış. Bu yeni din, normal dini yani gerçek dinin yerini almış ve bu da bütün dünyada yaygınlaşmış bir din. Bizim başvuru kaynağımız ise Kuran'dır. Kuran'da gerçek İslam vardır. Kuran'a göre biz davranırız. Dolayısıyla biz bir konuda eğer Allah'ın nasıl bize yol gösterdiğini anlamak istiyorsak Kuran'a başvuracağız. Eğer çevrenizdeki insanlar da bu dini zorlaştırdılarsa mutlaka onlara Kuran'la yaklaşmanız gerekiyor.

Şimdi mesela buna en önemli örneklerden bir tanesi abdest konusudur. Abdest Kuran'da tek bir ayette geçer. Allah çok detaylı olarak tek bir ayette tanımlamıştır abdestin nasıl alınması gerektiğini. Fakat baktığınızda iki ciltlik, üç ciltlik çeşitli ansiklopedi boyutlarında kitaplarla abdestin nasıl alınması gerektiği açıklanır çeşitli kişiler tarafından. İşte burada bir yanlışlık var, iki, üç ciltlik bir açıklama orada bir yanlışlık olduğunu gösteriyor. Çünkü tek bir ayette Allah herkesin çok rahat anlayacağı şekilde hiçbir şekilde yoruma mahal vermeyecek şekilde bir açıklama yapmış Kuran'da. Ki önemli bir konu abdest, Kuran'dan önce. Dolayısıyla Allah çok net bir şekilde açıklamış. Fakat burada iki üç ciltlik kitaplarla açıklanması ne demek? Bunun zaman içinde çeşitli şeylere, Kuran dışında bazı kaynaklara başvurularak o sistemden, Kuran'ın gerçek sisteminden sapıldığının ve gitgide zorlaştırıldığının bir alameti.

 Şimdi bu hayattaki her şey için geçerli. Genel olarak Allah Kuran'da anlattığı o dinde insanlara hep kolaylıkla çözüm getirmiş. Her konuda Allah'ı anmak kolaydır. Allah'a yakınlaşmak kolaydır. Allah için ibadet etmek kolaydır. Sürekli Allah'ı düşünmek en kolay ve en güzel şeylerden bir tanesidir. İbadet bir nimettir. Bunların hepsini bir Müslüman Kuran'a baktığında çok rahat anlayabilir ve Kuran'dan bu anladığı yaşam şeklini çok mükemmel şekilde uygulayabilir. Fakat zorlaştırınca mevzu hadisler ve hurafelerle, zaman içinde türeyen yeni dinin ortadan kalkması için mutlaka Kuran'a bakmak gerekiyor.

 

Şimdi Rabbimiz ayetinde belirtiyor Bakara Suresi 85. Ayette, şeytandan Allah'a sığınırım. Diyor ki Allah: “Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez” diyor.

 

Yine Ala Suresi’nin 8. ayetinde de: “Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız.” Demek ki din bir zorluk değil, din insanın hayatına en büyük güzellikleri getiren bir kolaylıktır. Nitekim baktığınızda gerçekten Kuran'a uyan dindar insanların mutlu olduklarını, pratik düşündüklerini, yaşamlarının çok güzel bir ahlaki sistem içine oturduklarını, cahiliye insanları gibi, Kuran'dan uzak insanları gibi psikolojik buhranlar içinde yaşamadıklarını, Kuran'a başvurarak hemen çözdüklerini, korku ve üzüntü duymadıklarını, çünkü bu Kuran'a göre haramdır. Her an Allah'a dayanıp güvenmenin yani tevekküllü olmanın rahatlığını ve huzurunu yaşadıklarını görürsünüz. Bu çünkü Kuran'ın insan üzerindeki o kolaylaştırıcı etkisi nedeniyledir. Başvuru kaynağı vardır, ve orada her şey açıktır. Hurafelere sapılmadığında o kolay dini, o güzel dini insan çok rahat yaşar ve güzellikler içinde yaşar, zorluklar içinde değil.

 

DİDEM ÜRER: MaşaAllah. Biz de aslında burada bütün insanları bu kolaylık dinine davet etmiş olalım. Çünkü Kuran'ın güzelliği bütün insanlar için bir rahmet. Allah Kuran'ı rahmet olarak bütün insanlığa indirmiştir. Şu an belki halihazırda dünyada yaşanan olaylardan dolayı bu tam olarak yaşanmıyor ve bilinmiyor. Ama o kadar kutlu bir çağdayız ki, gerçekten Kuran'ın bu saf vahyiye Allah'ın bütün insanlara rahmet olarak, gönüllerde olana bir şifa olarak gönderdiği bu mükemmel din inşaAllah dünya üzerinde bütün insanların kanaat getirerek yaşadığı ve samimi olarak kabul ettiği bir din haline gelecek. Ve İslam, müjdesini de verdiğimiz gibi, bütün kanalımızdan sürekli Hocamız’ın da anlattığı gibi Allah'ın izniyle İslam ahlakı bütün dünyaya hakim olacak. Ve içinde bulunduğumuz bu çağda herkes bu güzelliği yaşamış olacak, inşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: Buna bir şey daha eklemek istiyorum. Peygamber (sav) dönemini ne düşünsün kardeşlerimiz? Peygamberimiz (sav) o dönemde müşrikler çok azgın olmasına rağmen çok ciddi doğu şartları olmasına rağmen, müşrikleri, Musevileri, Hristiyanları, Müslümanları bir arada tutacak muhteşem bir sistem kurmuştu. O sistem, olağanüstü demokratik, son derece güzel bir sistem içinde o dönemdeki insanlar yaşamışlardı. Bu, Kuran'a başvurması nedeni iledir. Dolayısıyla Peygamberimiz (sav)’in yaşadığı ve Kuran’ın tam olarak uygulandığı o dönem altın çağ ile, Mehdi (as) dönemi ile karşımıza çıkacak. Allah’ın izniyle hepimiz göreceğiz, inşaAllah.

Bugünkü yayınımız burada sona eriyor. Hepinize iyi akşamlar.
 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube
Allah'ın Detay Sanatı
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet 1
Allah'ın yaratması
Aylin Kocaman
Bağnaz
Bağnazlık
Bağnazlığa Karşı Mücadele
Bilim
Derin düşünme
Didem Ürer
Dua
Evrenin Yaratılışı
Kuran Ahlakı
Kuran Bilime Yol Gösterir
Kuran-ı Kerim
Kıskançlık
Mehdiyet
Merak ettikleriniz
Müslüman
Nefis
Radikalizm
Vicdan
bağnaz zihniyet
İman
İslam Ahlakı
İslamiyet