İnsanlık yüzyıllar boyunca gökyüzünü inceledi...
Yıldızları anlamaya çalıştı...
Okyanusların derinliklerine inmek için uğraştı...
Fakat bazen en büyük mucizeler, tam gözlerimizin önündeydi.
Etkileyici şekilde açılan bir kuyruğun üzerinde...
Bir tavus kuşunda...
Evet, Tavuskuşu….. Sadece bir kuş değil….
Doğanın en etkileyici manzaralarından biri. erkek tavus kuşunun tüylerini açtığı o andır.
Mavi...
Yeşil...
Bronz...
Ve ışığa göre değişen büyüleyici tonlar...
Karşımızda adeta yaşayan bir sanat eseri belirir.
Fakat tavus kuşunun ihtişamı yalnızca güzelliğinden ibaret değildir.
Onun tüylerinde fizik vardır.
Geometri vardır.
Matematik vardır.
Mikroskobik ölçekte işleyen kusursuz sistemler vardır.
Ve bütün bunlar, insanı derin düşüncelere sevk eden bir düzeni ortaya koyar.
Ve en önemlisi...
Yüce Allah’ın sonsuz kudretini gösterir
Bu sebeple;
Orta Çağ’ın büyük düşünürü İmam Gazali, tüylerindeki nakışlara baktığında şunu fark etmişti:
Bu kusursuz desenler, Büyük bir Sanatçının Yüce Allah’ın eseriydi. Gazali’ye göre tavus kuşunun tüyleri, ressamı olmayan bir tablonun imkânsızlığı kadar derin bir hakikati fısıldıyordu.
Yüzyıllar sonra, Charles Darwin evrim teorisini tamamen geçersiz kılan tavuskuşu tüylerinin ihtişamı karşısında çaresizdi. Bu duygusunu, arkadaşı Asa Gray’e yazdığı 3 Nisan 1860 tarihli mektupta “gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu. Ama kendimi zamanla bu probleme alıştırdım” dedikten sonra şöyle devam ediyordu:
Şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. Örneğin bir tavus kuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse hasta ediyor.
Çünkü o tüyler Sadece hayatta kalmak için fazla görkemliydi.
Ve evrim teorisini geçersiz kılacak kadar kusursuzdu.
Fazla sanatsal, fazla muhteşemdi.
Doğu'nun büyük mutasavvıf şairi Ferîdüddin Attâr'ın, adeta dünyaya düşmüş bir cennet hatırası olarak tanımladığı bir güzellikti.
Peki, insanlık neden yüzyıllardır aynı canlıya hayranlıkla bakıyor?
Bu belgesel, bu muhteşem kuşun yalnızca hikâyesini değil… Yüce Allah’ın hikmetli yaratma sanatını, ihtişamını, büyüklüğünü, estetik anlayışını, üstün aklını, ve sonsuz sevgisini gözler önüne seriyor, Çünkü bu kuş;
• Dış görünümüyle bir sanat galerisi,
• Tüyleriyle bir fizik laboratuvarı,
• Savunmasıyla bir askeri dehadır.
ERKEK TAVUS KUŞU: TÜYLERİYLE BİR SANAT GALERİSİ
Tavus kuşu, yeryüzündeki en dikkat çekici canlılardan biridir. İnsanlar yüzyıllardır onun ihtişamına hayranlıkla bakmıştır. Ancak çoğu insanın gördüğü yalnızca dış görünüşüdür.
Oysa gerçek mucize...
Tüylerin içinde gizlidir.
Mikroskobik ölçekte...
Gözle görülemeyen detaylarda...
Optik, biyofizik, geometri, davranış bilimi ve malzeme mühendisliğiyle ilgili alanlarla bağlantılı son derece karmaşık ve bilimin yeni yeni keşfetmeye başladığı mükemmel sistemlerde...
Bu noktada akla bir soru gelmektedir. Soru şudur:
Bir kuşun tüyünün içinde böylesine kusursuz bir mühendislik nasıl ortaya çıkmıştır?
Bu sorunun cevabına geçmeden önce, tavus kuşlarını tanıyalım….
Bilindiği gibi Tavus kuşları, sülüngiller ailesine bağlı büyük ve gösterişli kuşlardır.
Doğal yaşam alanları Hindistan yarımadası ve Sri Lanka'dır. Bu nedenle en tanınan türü Hindistan tavus kuşudur.
Açık ormanlar...
Çalılıklar...
Su kaynaklarına yakın bölgeler...
Onların tercih ettiği yaşam alanlarıdır.
Gündüz yerde dolaşırlar.
Beslenirler.
Gece olduğunda ise yüksek ağaç dallarına çıkarlar.
Böylece yırtıcılardan korunurlar.
Tohumlar...
Meyveler...
Tomurcuklar...
Böcekler...
Küçük sürüngenler...
Çeşitli canlılarla beslenebilirler.
Bu yönleriyle ekolojik denge içinde önemli görevler üstlenirler. Ancak onları dünyaca ünlü yapan beslenme alışkanlıkları değildir. Tüyleridir. Özellikle erkek tavuskuşu parlak mavi ve yeşil tonlardaki gövdesiyle hemen dikkat çeker
Başındaki zarif taç...
Ve açıldığında dev bir yelpazeye dönüşen görkemli kuyruk
Ona eşsiz bir görünüm kazandırır.
Erkek tavuskuşunun aksine dişi daha sade renklere sahiptir.
Kahverengi...
Gri...
Yeşilimsi tonlar...
İlk bakışta gösterişsiz gibi görünen bu görünüm aslında çok önemli bir göreve hizmet eder. Çünkü;
DİŞİ TAVUSKUŞU: GERÇEK BİR ASKERİ DEHADIR.
Yerde özenle hazırlanmış bir yuva yapar.
Yumurtalarını koruma görevini büyük bir fedakarlıkla üstlenir
Yavrularını büyütmek ve korumak için sabırla çalışır.
Tüm bunları yaparken, dikkat çekmek yerine görünmez olmaya ihtiyacı vardır.
Ona kamuflaj sağlayan toprak tonlarındaki tüyleri, bu konuda eşsiz bir avantaj oluşturur.
Bir tarafta ihtişam...Muhteşem bir sanat galerisi
Diğer tarafta koruma...Mükemmel bir askeri deha
Aynı tür üzerinde iki farklı özellik...
İki farklı görev...
Ve her ikisinin yaratılış amacı ayrı bir ilim, hikmet ve üstün bir aklın eseri…
TAVUSKUŞU TÜYLERİ: BİR FİZİK LABORATUVARI
Tavus kuşunun en dikkat çekici özelliği kuyruk tüyleridir.
Ancak çoğu insanın bilmediği ilginç bir gerçek vardır.
O görkemli yelpaze, teknik olarak gerçek kuyruk tüylerinden oluşmaz.
Büyük bölümü, üst kuyruk örtü tüylerinin sıra dışı bir biçimde uzamasıyla meydana gelir.
Erkek tavus kuşunda her yıl yaklaşık 150 ila 200 arasında uzun gösteri tüyü bulunabilir.
Bu tüylerin önemli kısmı meşhur göz desenlerini taşır.
Kur zamanı geldiğinde...
Bu tüyler bir anda yükselir.
Ve dev bir yelpazeye dönüşür.
Karşımızda adeta canlı bir sanat eseri belirir.
Peki bu göz kamaştırıcı renklerin sırrı nedir?
Mavi...
Yeşil...
Bronz...
Mor...
Sanki bir ressam tarafından boyanmış gibi görünürler.
Ama gerçek çok daha şaşırtıcıdır.
Bu renklerin önemli bir bölümü pigmentlerden değil, tüylerin bulunan nanometre ölçeğindeki mikroskobik yapılardan kaynaklanır.
Işık gelir.
Bu mikroskobik yapılara çarpar.
Bazı dalga boyları güçlenir.
Bazıları zayıflar.
Ve gözümüze muhteşem güzellikte renkler ulaşır.
Bilim insanları bu olaya "yapısal renk" adını verir.
2003 yılında Jian Zi ve arkadaşlarının yaptığı çalışma, tavus kuşu tüylerindeki renklerin iki boyutlu fotonik kristal benzeri yapılardan kaynaklandığını ortaya koymuştur.
Keratin ve melanin içeren son derece düzenli mikroskobik sistemler...
Işığın belirli dalga boylarını seçerek yansıtır.
Sonuçta ortaya göz kamaştırıcı renkler çıkar.
Üstelik bu renkler sabit değildir.
Siz hareket ettikçe değişir.
Bakış açınız değiştikçe farklı görünür.
Bir an mavi...
Bir an yeşil...
Bir an mor...
Bu olaya yanardönerlik denir.
Fakat burada düşünülmesi gereken çok önemli bir gerçek vardır.
Işığın davranışını hesaplayan kimdir?
Dalga boylarını ayarlayan kimdir?
Nanometre ölçeğindeki bu hassas sistemi kuran kimdir?
Şuursuz atomlar mı?
Elbette hayır.
Bu kusursuz fizik laboratuvarının sahibi
Sonsuz ilim sahibi alemlerin Rabbi Yüce Allah’tır.
TÜYLERİN ÜZERİNDEKİ GÖZ DESENLERİNİN GEOMETRİ VE KOORDİNASYONU
Yelpazenin üzerindeki göz desenleri de ayrı bir hayranlık konusudur.
Uzaktan bakıldığında büyük ve kusursuz görünürler.
Fakat yakından incelendiğinde bambaşka bir manzarayla karşılaşılır.
Deseni oluşturan şey...
Binlerce küçük yapıdan oluşan dev bir koordinasyondur.
Her barbül...
Doğru yerde bulunur.
Doğru açıda yerleşir.
Doğru rengi yansıtır.
Ve bütün parçalar birleştiğinde tek bir görüntü oluşur
Böylece uzaktan bakıldığında kusursuz bir göz motifi ortaya çıkar.
Bu durum, yüksek çözünürlüklü bir ekranı hatırlatır.
Tek tek pikseller anlamsız görünür.
Ama hepsi bir araya geldiğinde muhteşem bir görüntü oluşur.
Tavus kuşunun tüylerinde de aynı prensip vardır.
Mikroskobik optik düzen...
Makroskobik estetik güzelliğe dönüşür.
HAREKET, SES VE TİTREŞİM: ÇOK DUYULU BİR GÖSTERİ
Tavus kuşunun gösterisi yalnızca görsel değildir.
İşin içinde hareket de vardır.
Ses de vardır.
Titreşim de vardır.
Erkek tavus kuşu yelpazesini açtıktan sonra tüylerini titreştirmeye başlar.
Yüksek hızlı kamera çalışmaları bu titreşimlerin yaklaşık 25 ila 26 Hertz civarında gerçekleştiğini göstermiştir.
İnsan kulağının sınırlarına yakın düşük frekanslı titreşimler...
Daha da ilginç olanı, titreşim sırasında arka plandaki tüyler hareket ederken göz desenlerinin büyük ölçüde sabit kalabilmesidir
Bu da izleyenlerde son derece dikkat çekici bir görsel etki oluşturur
Adeta özel olarak tasarlanmış bir sahne gösterisi...
Daha da ilginci 2018 yılında yapılan çalışmalarda ortaya çıktı ….
Bu çalışmalar tavus kuşunun başındaki taç tüylerinin bu titreşimlere duyarlı olabileceğini ortaya koymuştur.
Yani taç tüyleri yalnızca süs değildir.
Aynı zamanda titreşimleri algılamaya yardımcı olabilecek bir yapı olabilir.
Hepsi aynı canlı üzerinde...
Ama bunu yapan ne bir mühendis...
Ne bir tasarımcı...
Ne bir sanatçı.
Ne de Darwin’in evrim teorisini savunanların iddia ettiği gibi kör tesadüfler…
Bu muhteşem sistemi Yaratan Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'tır
BEYAZ TAVUSKUŞLARI: İHTİŞAM VE DÜZEN
Beyaz tavus kuşları ayrı bir yaratılış mucizesidir.
Çoğu insan onları genetik bir mutasyon sonucu ortaya çıkan albino sanır.
Oysa beyaz tavus kuşları albino değildir. Çünkü albinizmde melanin üretimi ciddi biçimde bozulur ve gözler de etkilenir;
Beyaz tavus kuşu ise Leusizm adı verilen farklı bir renklenme özelliğine sahiptir. leusizmde tüylerde pigment azalabilir veya kaybolabilir, fakat gözler normal renktedir.
Bu bize neyi gösterir?
Beyaz tavus kuşunda renkler geri çekildiğinde başka bir güzellik ortaya çıkar.
Geometri... Simetri... Doku... Düzen... Bir anda daha görünür hale gelir.
Güzellik yalnızca renkten ibaret değildir.
Düzen.
Ölçü.
Ve Simetri
Hepsi Yüce Allah'ın sanatıdır.
Bugün bilim insanları tavus kuşunun tüylerini dikkatle inceliyor. Çünkü bu tüyler teknolojiye özellikle malzeme bilimine ve biyomimetiğe ilham veriyor.
Renkler kimyasal boyalara göre solmaya daha dirençli olabilir ve ışığı farklı biçimde yönetebilir…
Boyasız renkli yüzeyler...
Güvenlik etiketleri...
Optik kaplamalar...
Enerji verimli ekranlar... oluşabilir
Araştırmacılar bu sistemlerden faydalanmaya çalışıyor
Laboratuvarlarda nanometre ölçeğinde düzenli yapılar üretmek için büyük çaba harcıyorlar
Oysa tavus kuşu...
Bu kusursuz yapıya milyonlarca yıldır sahip.
Üstelik hafiflik...
Esneklik...
Dayanıklılık...
Ve estetikle birlikte...
Peki tüm bunlar bize neyi ispatlıyor?
Bugün tavus kuşuna baktığımızda yalnızca ihtişamlı bir kuş görmüyoruz.
Darwin’i hasta eden,
Evrim teorisinin tek dayanağı olan kör tesadüfleri bir kenara atan.
Işığı yöneten.
Nanometre ölçeğinde çalışan
Geometrik desenler ve.
Titreşimleri görüyoruz.
Yine “doğada yalnızca mücadele vardır, güçlü olan kazanır felsefesini yerle bir eden bu nedenle Darwin’i ve onun gibi düşünen evrimcileri hasta eden” başka bir gerçeğe
Dayanışmaya
Korumaya
Şefkate
Ve bütün bunların kusursuz uyumuna tanıklık ediyoruz
Düşünen insan için bu manzara çok açık bir gerçeği hatırlatır.
Şuursuz atomların ne estetik anlayışı vardır...
Ne geometri bilgisi...
Ne optik hesap yapma yeteneği...
Ne de sanat kabiliyeti...
Buna rağmen tavus kuşunun yaratılışında kusursuz bir sanat vardır.
Çünkü bu sanatın sahibi şuursuz atomlar ve kör tesadüfler değildir.
Bu sanatın sahibi...
Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'tır.
Tavus kuşu her tüyüyle, savunma stratejisiyle, yavrularını, yuvasını korumasıyla, ...
Allah'ın Musavvir, Bari, Latif ve Alim isimlerinin tecellilerini gösteren canlı bir delildir.
Ve insanı şu hakikati düşünmeye davet eder:
Güzellik ve ihtişam tesadüfün değil...
Yaratılışın en görkemli sanat eseridir.
O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, 'şekil ve suret' verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi 24)
Kaynakça
1. Zi, J., Yu, X., Li, Y., Hu, X., Xu, C., Wang, X., Liu, X., & Fu, R. (2003). Coloration strategies in peacock feathers. Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS), 100(22), 12576-12578. DOI: 10.1073/pnas.2133313100.
2. Dakin, R., McCrossan, O., Hare, J. F., Montgomerie, R., & Amador Kane, S. (2016). Biomechanics of the Peacock’s Display: How Feather Structure and Resonance Influence Multimodal Signaling. PLOS ONE, 11(4), e0152759. DOI: 10.1371/journal.pone.0152759.
3. Kane, S. A., et al. (2018). Biomechanics of the peafowl’s crest reveals frequencies tuned to social displays. PLOS ONE, 13(11), e0207247. DOI: 10.1371/journal.pone.0207247.
4. Britannica. Peacock: bird description and habitat.
5. National Geographic. Peacocks / Indian Peafowl facts.
6. Animal Diversity Web. Pavo cristatus account.
7. Darwin Correspondence Project. Letter from Charles Darwin to Asa Gray, 3 April 1860.