"Müslümanların üç kutlu mescidi" belgeselinden


EVLERİN EN ÜSTÜNÜ: KABE

 

Kuran'da Kabe değişik isimlerle anılmaktadır. Beyt-i Atik, yani ilk kurulan ev ve Beyt-i Haram, yani hürmet edilen ev bu isimlerdendir. Kâbe, Hz. İbrahim (as) ve Hz. İsmail (as)'dan sonra birçok değişikliğe uğramıştır. Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiş ve günümüzdeki haline ulaşmıştır.

Kâbe'nin köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her birinin ayrı ismi vardır. Doğu köşesine Hacer-i Esved veya Şarkî, Kuzey köşesine Irâkî, Batı köşesine Şâmî ve Güney köşesine de Yemenî denir.

Hacer-i Esved, Kabe'nin doğu köşesinde yerden bir buçuk metre yükseklikte bulunmaktadır. ‘Hacer-i Esved, siyah taş’ anlamına gelir. Hz. İbrahim (as) tarafından tavafa başlanacak yere işaret olmak üzere konulduğu rivayet edilmektedir. Başlangıçta çevresi 18-19 cm olan bu taş, çeşitli yıkımlar sebebiyle birkaç defa kırılmıştır. Şimdi, ilk olarak konulduğu köşede, gümüş muhafazalı kurşun içine gömülü 7 parça halinde bulunmaktadır.

Kabe'nin kuzeydoğu duvarında yerden yaklaşık 2 metre kadar yükseklikte bulunan altın kaplı bir kapısı vardır. Bu. Kapıyla Hacer-i Esved köşesi arasında kalan bölüme ‘mültezem’ denir.

Kabe'nin Kuzeybatı duvarının karşısında ise yarım daire şeklinde bir duvar bulunur. Bu duvara ‘hatim’ denir.

Tavaf bu duvarın dışından yapılır. Kabe'nin duvarları üst üste konulmuş siyah taşlardan yapılmıştır. Duvarlar yere kadar inen ve yer hizasında kaideye bakır halkalarla bağlanan siyah bir örtüyle örtülüdür. Örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine ‘kelime-i şehadet’ işlenmiş, çatıya yakın kısmında çevresine altın işlemeli bir şerit geçirilmiş, kemer biçiminde olan bu şerite de Kuran ayetleri işlenmiştir.

Şu anda Kabe bina olarak 145 metrekarelik bir alana sahiptir. Kabe ve çevresindeki Mescid-i Haram toplam 361 bin metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Burada hac ibadetleri sırasında yaklaşık 1 milyon kişi aynı anda namaz kılabilmektedir.

Mescid-i Haram, dünyadaki yedi minareli tek cami olduğu gibi, mihrabı bulunmayan tek cami özelliğine de sahiptir. Mescid-i Haram, İslam öncesi dönemde herhangi bir duvarla çevrili değildi. Kâbe-i tavafa mahsus, etrafı evlerle çevrili, kumluk dar bir sahadan ibaretti. Mescid'e evler arasındaki sokaklardan geçilerek girilirdi. Hz. Ömer (ra) zamanında İslam devletinin genişlemesi, Müslüman nüfusun artması ve hacı sayısının büyük rakamlara ulaşması üzerine tavaf yeri dar gelmeye başladı. Bu sebeple civardaki bazı evler sahiplerinden satın alınarak yıkıldı ve yerleri mescide ilave edildi. Hz. Ömer (ra)’ın yaptırdığı bu ilk genişletme esnasında Mescid-i Haram'ın etrafına bir ihata duvarı inşa edildi. Bu duvar üzerine kandiller konuldu. Daha sonra Hz. Osman (ra) ve Abdullah bin Zübeyir zamanlarında yeni genişletmeler yapıldı. Emevi hükümdarları döneminde de genişletme çalışmaları sürdü. Mescidin zemini mermer mozaikle döşendi. Direkler üzerine sac ağacından bir tavan yapıldı. Mescidin genişletilmesi faaliyeti, bölgeye daha sonra hakim olan devletler zamanında da devam etti.