Yaşam ve Sağlık – 39. Bölüm – Dr. Mine Güler, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
PINAR AKKAŞ: A9 TV ekranlarından merhaba değerli izleyicilerimiz. Bu haftaki programımızı Dr. Cihat Gündoğdu ile birlikte hazırladık. Konuğumuz ise Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Mine Güler bizimle birlikte. Mine Hocam hoş geldiniz programımıza.
MİNE GÜLER: Merhaba hoş bulduk.
PINAR AKKAŞ: Aslında fizik tedavi tarihin eski dönemlerine kadar giden bir uzmanlık dalı. Her ne kadar son zamanlarda günümüzde bilinse de geçmişte çok farklı uygulanan bir uzmanlık dalı. Tabii günümüzde ilerleyen tıp, modern tıpla birlikte yöntemler ilerledi, değil mi? Fizik tedavi kendisini geliştirdi. Kısaca izleyenlerimize fizik tedavi nedir, amacı nedir bunlardan bahsedebilir miyiz?
MİNE GÜLER: Güzel özetlediniz. Fizik tedavi aslında çok geçmişe dayalı yöntemler. Dokunmak tedavinin başlangıcıdır. Bana göre fizik tedavinin doğasında da başlangıcında da bu var. Genelde bilinen fizik tedavi, işte sıcak paket koymak, elektrik uyarıları. Bunlar da tabii fizik tedavinin çok önemli parçaları ama asıl bize göre dokunmakla başlayan ve bir takım süreçler. Hastayla rehabilitasyon sürecine giriyoruz ve bozulmuş olan vücudun düzenini vücudun el verdiği kadar düzeltiyoruz ve o düzelmiş hali korumak için de bir takım egzersiz programlarıyla destekliyoruz.
PINAR AKKAŞ: Fizik tedavi deyince dediğiniz gibi işte sıcak yöntem, soğuk yöntem bir de masaj, elle yapılan tedaviler geliyor. Ama aslında böyle değil, değil mi? Çok daha geniş, çok daha kapsamlı bir uzmanlık.
MİNE GÜLER: Yeni yöntemler dediniz, aslında yeni yöntemler değil çok eski yöntemler ama halkta bir kırıkçı çıkıkçı merakı vardır, sıklıkla duyarsınız. Deriz ki; niye gittiniz ne gerek vardı kırıkçıya çıkıkçıya ama halkın şöyle bir beklentisi var, çabuk iyileşsin, çeksin de yerine oturuversin gibi bir beklentisi var. Aslında bizim de şimdi yaptığımız bunun bilimsel, teknik sistemlerle oturtulmuş yöntemini yapıyoruz. Evet, ısıtıcı vs. bunları kullanıyoruz ama asıl dokuda meydana gelen hasarı kalıcı olarak iyileştirmeye yönelik uzman ekip tarafından bir takım manevralar içeren elle yapılan tedavi yöntemleri uyguluyorum ben kendi adıma. Bunu destekleyen başka tedavilerimiz var, modern tıpta ilerleyen çeşitli öğretiler var bunlardan da yararlanıyoruz. Şöyle söyleyeyim; biz ilaç tedavisini çok sevmiyoruz. Tabii ki bizim en büyük yardımcımız ilaç, gerek olduğunda veriyorum ilaç tedavisi ama mümkün olduğunca ilaçtan kaçmaya çalışıyorum. Vücudun kendi kendini iyileştirme yetisini ön plana çıkartmaya çalışıyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Peki, ben henüz girişte olduğumuzu farz ederek şunu soracağım size; hangi hastalar size gelsin? Sokaktan geçen beli ağrıyan direk size başvursun mu? Onlara sunacağınız çözümler nedir? Nasıl bir tedavi yöntemi uyguluyorsunuz? Mesela bel ağrısı veya boyun ağrısı olabilir, sırtı tutulmuş olabilir, boynu tutulmuş olabilir, nasıl çözümler sunuyorsunuz?
MİNE GÜLER: Bütün fizik tedavi uzmanlarının aslında bam teline bastınız. Bize gelen hastalar hep birisi tarafından gönderilir. Ya ortopedist demiştir ya beyin cerrahı ya nörolog başka bir uzman arkadaşımız tavsiye etmiştir. Sanki hasta fizik tedavi uzmanına direk gitmez de birisi gönderir gibi. Halbuki öyle değildir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı vücuttaki tüm ağrılarla ilgilenen ana branştır aslında. Bütün boyun ağrıları, bel ağrıları, sırt ağrıları, kol ağrıları, omuz ağrılarında aslında bize direk başvurabilir. Biz gerekli gördüğümüzde eğer bizim yöntemlerimizin dışında bir tedavi gerekirse o zaman tabii ki diğer uzman arkadaşlarımızla inter aktif çalışıyoruz.
PINAR AKKAŞ: Özellikle ağrı, bel boyun.
MİNE GÜLER: Tabii, biz ağrıyla uğraşıyoruz. Sübjektif dediğimiz çok da böyle ölçülemeyen, elle tutulamayan şikayetlerle uğraşıyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Kaslar çok hassas organlarımız, en çok da göz ardı edilen, insan kalbine dikkat ediyor, böbreğine, midesine her yerine dikkat ediyor da kaslarını ihmal edebiliyor. Oysa, bu rehabilitasyon sizin zaten neyi rehabilite ediyorsunuz? Kasları ve kemikleri rehabilite ediyorsunuz. Bu konuda mesela önleyici tedavi olarak, bir işyerindeki insan oturma pozisyonu olsun, önleyici egzersizler, bu konuda tavsiyeleriniz mutlaka oluyordur. O konuya biraz girebilir miyiz?
MİNE GÜLER: Çok güzel bir konu. Genellikle benim kliniğime gelen hastalar genelde duruş bozukluğu olan, bu günlerde çok moda duruş bozukluğu. Bu ne? Ya öğrencidir, sırtında çok çanta taşıyordur, kolunda çanta taşıyordur ya da masa başında, meşhur üniversite sınavlarında çok fazla vakit geçiriyordur ya da bilgisayar başında. Ya da büroda çok fazla masa başında oturuyordur. Bilgisayarda yanlış pozisyonda oturmakla ilgili pek çok sorun bize başvuruyor. Mekanik sorunlar diyorum ben buna. Aslında bunlar hastalık değil inanın, vücudun verdiği tepki. Yani biz iyi bakmadığımız için kaslarımıza vücut da bağırıyor. Belim ağrıyor vs. Hep hastalara bunu anlatıyorum. Filmde boyun fıtığı var, “benim boyun fıtığım var doktor hanım” diye geliyor MR’larla. Aslında her zaman sorun bu fıtık değil, pek çok başka sebep boyun ağrısına sebep olabiliyor. Ve zaten tedavisinin çok basit olduğunu görünce hasta da şaşırıyor. Çünkü o ağrının sebebi basit küçük fıtık değil bambaşka o mekanik problemin, ağıtlık merkezinin yanlış yerden geçmesinin çok basit yöntemlerle ortadan kaybolabiliyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: mesela gün boyunca masada bilgisayar başında oturan insanlara bu konuda pratik çözüm ve önerileriniz ne olacak?
MİNA GÜLER: Şöyle; ya egzersizleri öğretilebilir ama asıl önerdiğim şey mutlaka hepimizin hayatında spor olmalı. Her yaşta spordan söz ediyoruz. Ben klinik platesle uğraşıyorum, çok ideal bir spor bence. Biz onu t5edavi olarak kullanıyoruz zaten klinik platesi. Yüzme olabilir, bir de çok spor yapan bir kesim var, onda da aslında çok yanlış var. Spor yaralanması da çok fazla geliyor. Belki herkes uzmanlarla çalışma imkanı çok bulamıyor ve ne kadar çok ağırlık kaldırırsam o kadar çok spor yapmış olurum gibi yanlış bir inanış var. Halbuki spor o değil. spor hocalarının da son derece eğitimli ve yaygın olması lazım bu tür çalışan insanlar için.
PINAR AKKAŞ: Peki, spor hocası ya da yüzme, plates gibi bu sporları yapma imkanı olmayan kişilerin yine de hiç yoktan iyidir mantığıyla ne yapması gerekir?
MİNE GÜLER: Belki yol gösterici bir hekime başvurabilir. Her organ için, boyun için, bel için, omur için yapılması gereken bir takım temel egzersizler var en azından onları yapabilir. Ne kadar güvenli olur bilemiyorum ama internet sitelerinde bile var bu egzersizler ya da en yakın doktoruna başvurarak da elde edebilir. Matbu kağıtlar var çok basit onları da alabilir. Yeter ki içimizde bunu yapmakla ilgili bir dürtü olsun. Fibromiyalji diye bir şey var kas romatizması, aslında o kadar basit ki bir takım egzersizlerle ağrısı geçmese bile ağrısını çok daha az hissetme şansı var. Ama onu yapmadığı için hasta hep bize, “hayır bende daha kötü bir şey var, daha önemli bir hastalık var” kaygısıyla yıllarını geçiriyor. Bir de şunu vurgulamak istiyorum; aslında vücut kendi kendini iyileştirmek için her şeye sahiptir, hücrenin içinde her şey vardır kendini iyileştirmek için. Benim inanışım, fizik tedaviden anlayışım biz bu yolu sağıyoruz yani vücudun kendi kendini iyileştirmesi için uygun şartları sağlıyoruz sadece. Yaptığımız iş bu. Manuel terapi dediğim elle yapılan tedavi, çeşitli nedenlerle boyu kısalmış, spazma girmiş bir kası o yöntemlerle tekrar rahatlattığımızda aslında vücut kendi kendini yeniliyor. Uygun egzersizleri de verirsek hiçbir sorun kalmıyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Manuel terapi, tam olarak onun detayına girelim isterseniz. Mesela “kulunç var” diyor, “kırmak lazım” diyor. O nedir, gerçekten var mı?
MİNE GÜLER: Manuel el demek, terapi de tedavi demek, elle yapılan tedavi. Biz tedavide elimizi kullanıyoruz aletlerin dışında. Bu da aslında bunu kapsıyor. Eklemlerdeki ligament diyoruz bağlardaki kaslardaki liflerdeki meydana gelen yarı çıkıklar, çıkıklar ya da spazmlar bunları elimizle, çeşitli öğretiler tabii bunlar yöntemlerle açıyoruz uygun hale getiriyoruz. Sonra da gerekli egzersizlerle güçlendirdiğimizde sorun hiç ilaç kullanmadan kalkıyor. Bana göre en doğal tedavi yöntemi.
PINAR AKKAŞ: Özellikle hangi hastalıklarda manuel terapi uygulanıyor?
MİNE GÜLER: Biz neredeyse bütün terapilerde kullanıyoruz ama sanırım en çok bel problemleri geliyor, boyun geliyor, omuz çok.
CİHAT GÜNDOĞDU: Masajlar farklı mı, masaj diye anılan şeyler?
MİNE GÜLER: Tabii. Masaj da manuel terapi sonuçta. Onun da medikal yöntemleri olan bir şey. Ama manuel terapi bambaşka bir şey tabii ki. Burada tedavi var. Masaj daha çok dokuyu rahatlatmaya yönelik kan dolaşımını artırmaya yönelik bir takım yöntemlerin bütünü. Medikal masaj da vücuda zarar vermeden yapılan ve bizim yani doktorun tavsiyesi üzerine yapılan masajdır. Manuel terapi tamamen bir tedavi yöntemi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Anatomiyi bilerek, fizyolojiyi bilerek, değil mi?
MİNE GÜLER: Mesela faset diyoruz, omurganın arka kısmındaki kemik eklemler kilitlenir işte manuel terapi yöntemiyle. Kırıkçılar yaparmış ya eskiden onun gibi, biz onu bilimsel olarak yerine oturtuyoruz, açıyoruz o eklemi.
PINAR AKKAŞ: Biraz önce Chat Bey bahsetti, özelikle kulunç tedavisi için Anadolu’da çok değişik yöntemler var.
MİNE GÜLER: Kupa çekmeler, sülük yapıştırmalar, şu son dönemde inanamayacağınız kadar fazla.
PINAR AKKAŞ: İdeal bir yöntem değil. Tabii uzman kontrolünde yapılması gerekir.
MİNE GÜLER: Ben ötelemiyorum aslında. Her şeyin temelinde bir şey var inanın. Demin dedim ya aslında dokunmaktır tedavi diye, bakın döndük dolaştık en son bana göre en başarılı tedavi manuel tedavi oldu. Aslında sülüğün de bir anlamı var inanın. İnanılmaz şeyler yaşıyoruz biz. Mesela sülük gidip akupunktur noktasındaki kanı emiyor. Aslında bilmediğimiz çok şey var. Sülük tedavisi idealdir demiyorum sakın buradan yanlış bir mesaj çıkmasın, öyle bir şey söylemiyorum ama hiçbir şey boş değil. Sadece ben bizi izleyenlere şunu tavsiye ediyorum; ne olur bilimden uzaklaşmayın. Bilimin olduğu yerde her zaman başarı vardır. Evet, bunların doğruluk payı vardır ama bir yerde tökezleyebilir. Çünkü bilimin olmadığı yerden kaçmak lazım. Onun için ben de hep diyorum ki, ekibime de herkese söylüyorum; değişik şeylerden yararlanmak lazım, bu tür deneyimlerden yararlanmak lazım bilimin ışığında her zaman.
CİHAT GÜNDOĞDU: Peki, bel ağrısı, boyun ağrısı diye söyledik de siz söyleyin; en çok size neyle geliyor hastalar? En çok neyle karşılaşıyorsunuz?
MİNE GÜLER: En çok fıtıktır biliyorsunuz. Fıtık konusunda bilgisi olmayan yoktur. Aslında üç insanın ikisinde bel ağrısı mutlaka hayatının bir döneminde geçirmiştir. Ama bel fıtıkları çok farklıdır, boyutu farklıdır. Belki sizde de şu an hiç bir şikayetiniz yokken bir bel filmi çeksek belki ufak bir fıtık çıkar, bende de çıkabilir. Çok spor yapan birinde de çıkabilir ama bunun adı fıtık. Önemli olan belirti veriyor mu vermiyor mu? Belki bambaşka bir sebeple ağrınız var ama o fıtığı görünce eğer onu hastaya da söylediyseniz artık ömür boyu bende boyun fıtığı var diye gezecektir. En çok fıtık şikayetiyle geliyor hastalarımız. Şikayet de demeyeyim de fıtık teşhisiyle geliyor.
CİHAT GÜNDOĞRU: Fıtık sonuç itibariyle fiziki geri dönüşümü olabilecek bir rahatsızlık mı?
MİNE GÜLER: Bahsettiğimiz bu ve benzeri yöntemlerle aslında ameliyat kararı verilmiş pek çok hastayı gerçekten tamamen sağlığına kavuşturuyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Ameliyattan önce mutlaka denenmesi gerekiyor.
MİNE GÜLER: Denenmesi gerekiyor. Duyarlı cerrah arkadaşlarımız ya da bu yöntemleri bilen, bizim yaptığımız yöntemleri bilen arkadaşlar eğer böyle bir ümit varsa mutlaka bize gönderiyorlar. Ve hatırı sayılır hasta sayısı kurtuluyor ameliyattan.
PINAR AKKAŞ: Biz programlarımızda çok sayıda beyin omurilik ve sinir cerrahı doktorlarımızı ağırladık. Onlardan bir tanesi de sizin değerli eşiniz Metin Bey’di. O da anlatmıştı, boyun ve fıtık ameliyatlarının ancak yüzde 1’i ameliyatlık aşamasında olduğunu söyledi. Hakikaten de ilk önce fıtık teşhisi varsa fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı kontrolünde bakılıp ama hakikaten artık hem kişiye bir zarar veriyorsa, onların da kararıyla olmuyorsa ancak öyle ameliyat yöntemi tercih edilmesi gerekir, değil mi?
MİNE GÜLER: Çok doğru söylediniz. Öyle şeyler vardır ki, biz ona nörolojik kayıplar diyoruz, o zaman biz de derhal vakit kaybetmeden bir beyin cerrahisine gitmesini istiyoruz. Çünkü o zaman kalıcı hasar, kalıcı felçler meydana gelebilecek durumda oluyor. Ama fıtığın büyük olması illaki ameliyat olacak anlamına gelmiyor. Muayene çok önemli. Bizde şöyle bir şey; MR’a bakıp teşhis koyma, asla buna katılmıyoruz. Muayene her şeyin başı, muayeneyle karar vermek lazım.
PINAR AKKAŞ: Özellikle fıtık ameliyat sonrasındaki tedavi de çok önemli, değil mi?
MİNE GÜLER: Çok önemli. Ameliyat olmuştur, nüksoldu, bir daha oldu patladı. Aslında yine bilinçli beyin cerrahlarımız bunu yapıyorlar, ameliyattan sonra bize gönderiyorlar.
PINAR AKKAŞ: Peki, ikinci üçüncü fıtıktan ameliyat olan hastalar var.
MİNE GÜLER: İşte ameliyattan sonra gönderiyorlar, o mekanik sorunu ortadan kaldırıyoruz. Fıtık bir sebeple oluyor durduk yere olmuyor. Yanlış duruş, kilo, karın kasları zayıf vs. ve ağırlık merkezi yanlış yerden geçtiği için de ufacık bir itmeyle disk kendini dışarı doğru maalesef atıyor. İşte bunun olmaması için bir takım önlemler var. Zaten ameliyat olmuş, ameliyatla daha zayıflıyor kaslar. Ameliyat sonrası böyle bir rehabilitasyon yapılırsa tekrarlama şansı çok daha az oluyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Az önce bir şey söylediniz, karın kaslarının zayıflığı dediniz. Bu çok ihmal edilen bir konu. Bu konuda ne gibi bir önleyici şeyler tavsiye ediyorsunuz.
MİNE GÜLER: Bir gün inşaAllah uygulamalı bir program yapalım sizinle. Basit egzersizle halledilebilecek şeyler bunlar.
CİHAT GÜNDOĞDU: Mekik olabilir mi?
MİNE GÜLER: Mekiği çok sevmeyiz biz çok da yaptırmayız mekik. Yarım mekik yaptırırız daha çok. Aslında birebir, bu klinik plates dediğimiz şey de bunun için çok güzel.
PINAR AKKAŞ: O zaman klinik platesten bahsedelim.
MİNE GÜLER: Ben platesi niye başlattım; fizik tedavi uzmanı aynı zamanda iyi bir psikiyatrist olması gerekiyor. Çok açıklarımız var çünkü. Diyelim ki 50 yaşında bir hasta tedavisini oluyor, çok güzel. “Doktor hanım çok rahatladım çok teşekkür ederim.” Diyoruz ki; şöyle bir egzersiz programına girmen lazım. Nerede yapayım? Spor salonu git desek, “ben orada yapamam” diyor. Orada başka bir dünya var çünkü. Daha çok genç kesimin hakim olduğu, “ben orada yapamam” diyor. Ben mecburen böyle bir sistemin içine girdim. Ama ne kadar büyük bir açık olduğunu ve önemli bir şey olduğunun farkına vardım. Çünkü bu sistemle vücudunuzdaki tüm kasları tek tek çalıştırma şansınız var. Makineler var plates makineleri, çeşitli güçteki yaylarla her yaşta 80 yaşından 7 yaşına kadar. Skolyozda mesela aslında iyi bir spor yöntemi. Çok başarılı oluyoruz gerçekten.
CİHAT GÜNDOĞDU: Buradaki platesin mantığı izometrik hareketler mi?
MİNE GÜLER: İzometrik, izotonik her türlü hareketi yapabiliyoruz. O değişik sistemler her türlü hareketi yapmaya izin veriyor değişik güçlerde. Profesyonel futbolcu da yapabiliyor egzersiz, 80 yaşında yaşlı hastalarımız da yapabiliyor. Ama bilinçli spor şart.
PINAR AKKAŞ: Muhakkak uzman kontrolünde yapılması gerekiyor.
MİNE GÜLER: Uzman kontrolünde yapılmasına inşaAllah herkesin şansı olsun. Çok da basit değil bu kadar söylendiği gibi.
PINAR AKKAŞ: Televizyonlarda platesle ilgili programlar oluyor, onları bilinçli uygulamak ne derece doğru? Tavsiye ediyor musunuz?
MİNE GÜLER: Aslında çok güzel bir şey yaptı onlar. Platesin önemini belki anlattılar insanlara. Plates deyince herkes top falan zannediyor. Öyle eğil aslında tabii ki, plates çok daha özel bir şey. Platesin önemini aslında Türkiye’de oturttular. Ama televizyonda böyle bir program yapmak bana göre doğru değil. çünkü ben platesin grup olarak yapılmasını da doğru bulmuyorum. Çünkü sizin kas yapınız ayrı, sizin kas yapınız ayrı, onun için birebir yapılması gereken bir yöntem. Kaslar farklı, dirençleri farklı. Benim tavsiyem o yönde.
CİHAT GÜNDOĞDU: Burada tabii kas çalıştırma deyince insanların ilk aklına gelen vücut geliştirme sporu olmuş oluyor, şişirme oluyor. Bunun tamamen dışında plates, değil mi?
MİNE GÜLER: Tabii ki, tamamen dışında. Bizzat ben bir fizik tedavi uzmanı olarak zaten tamamen karşıyım, kas şişirme, protein. Devamlı bize gelen sorular. Sporcu da çok geliyor bize. Tabii ki profesyonel vücut geliştirme sporcuları için demiyorum. Sporunu yapıyor tabii ki yapacaklar ama bunun dışında gençlerimizde, işte protein tozu yutalım, işte kaslarımızı şişirelim, çok zararlı. Beklentimiz de bu değil. bizim fizik tedavi uzmanı olarak asla beklentimiz bu değil. biz kaslarımızın bize hizmet etmesini istiyoruz, elastik olmasını istiyoruz ve güçlü olmasını istiyoruz bu kadar. Ve vücudumuzun her türlü harekete uyum sağlamasını.
CİHAT GÜNDOĞDU: Yoksa kalın ve büyük olması güçlü olduğu anlamına gelmiyor.
MİNE GÜLER: Asla gelmez.
PINAR AKKAŞ: Peki, bu düşüncede istekli olan izleyenlerimize ne tavsiye edersiniz?
MİNE GÜLER: Kas şişirme konusunda, onu da anlayabiliyorum tabii, çok cazip geliyor, çok da hoş geliyor, gerçekten de güzel görünüyor. Ama inanın başka yöntemlerle de o baklavayı yapabilirsiniz. İlla böyle 30-40 kilo kaldırmanıza gerek yok aslında. Mesela çok sıkı yüzen, antrenmanlarını çok iyi yapan insanlarda da bütün kaslarını tek tek görebilirsiniz. Çok daha sağlıklı yöntemlerle.
CİHAT GÜNDOĞDU: Peki, sizin o uygulamalarına biraz değinmek istiyorum. Bu PRP enjeksiyonları var, bunu siz ne tip durumlarda uyguluyorsunuz?
MİNE GÜLER: Son zamanlarda çok fazla ismi duyulan. Vakıa seçmek çok önemli. Hastadan hastaya değişen yöntemler bunlar. PRP biliyorsunuz kendi kanınızı alıp santrifüjden geçiriyoruz ve onun yararlı elemanlarını ayırıyoruz ve onu yaralı bölgeye verdiğimiz zaman bazı seçilmiş vakıalarda çok faydalı olabiliyor. Bunu PRP’nin dışında başka enjeksiyonlarda da yapıyoruz. Hyaluronik asit, bu horoz ibiği, hastalar öyle söylüyorlar. Eklem içine kayganlığı artırsın diye yaptığımız iğneler var. Diz ve pek çok ekleme yapılıyor.
PINAR AKKAŞ: Vitaminler var ağızdan alınan, onları tavsiye ediyor musunuz?
MİNE GÜLER: Çok da bir şey söylemek istemiyorum. İnsanlar içiyorlar kullanıyorlar, göreceli faydaları var diyelim. Glokozamin çok fazla tüketiliyor, göreceli bir faydası var diyelim. Ama çok ümit bağlamamak lazım.
PINAR AKKAŞ: PRP pek çok alanda kullanılıyor, saç dökülmesinde falan da kullanılıyor.
MİNE GÜLER: PRP başka bir şey.
PINAR AKKAŞ: Yan etkileri var mı?
MİNE GLER: Çok da yan etkisini görmedik. Çok yan etkisi olamaz çünkü kendi kanından alınan. Tabii ki enjeksiyon kurallarına doğru uyarsanız bir enfeksiyon oluşma riski olmaz. O tamamen yapan kişinin özeniyle ilgili. Benim Allah’a şükür hiç başıma gelmedi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Ama fayda görüyorsunuz, değil mi?
MİNE GÜLER: Seçilmiş vakıada görüyoruz. Her vakıaya değil ama seçilmiş vakıada ben yararını görüyorum.
PINAR AKKAŞ: Özellikle hangi vakıalarda?
MİNE GÜLER: Tendon yaralanmalarında çok faydalı oluyor gerçekten. Bazen kortizon enjeksiyonları yapıyoruz. O da çok yaygın kullanılan ve çok zararlı denir. Evet, çok yaygın kullanılırsa çok zararlı ama seçilmiş vakıada aslında nokta atış çok da yararlı olabilir. Ama vakıa seçimini çok iyi yapmak lazım.
CİHAT GÜNDOĞDU: PRP enjeksiyonu yaptığınız bir tendon iltihabı diyelim daha kısa sürede mi iyileşiyor?
MİNE GÜLER: Kesinlikle. Dramatik bir şekilde iyileşiyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Süre ne kadar kısalıyor mesela?
MİNE GÜLER: 2-3 günde tamamen geçebiliyor. Bir örnekle açıklarsak; bir hastam çok dramatikti, beş hafta falan tedavi ettik, istediğim sonucu alamadım. PRP çok da ucuz olan bir yöntem değil. Onun kitleri var falan o yüzden ucuz değil. Sonra bir şekilde gratis diyoruz, bulduk yaptık. İki günde tamamen kayboldu bütün belirtiler. Onun için seçilmiş vakıada çok faydalı olduğuna inanıyorum.
CİHAT GÜNDOĞDU: Yine vücudun kendi elemanları, kendi hücreleri daha konsantre bir şekilde bir araya getirip uyguluyorsunuz.
MİNE GÜLER: Konsantre evet. Trombositleri seçiyorsunuz, iyileştirmeye yönelik olan kısmı seçip onu veriyoruz. Çok da mantıklı bir yöntem aslında. Ama onu da biraz suiistimal ediyorlar, çok fazla yapılıyor çünkü.
CİHAT GÜMDOĞDU: Orada iyileştiren elemanlar ne peki?
MİNE GÜLER: Trombosit seçiliyor daha çok, evet.
PINAR AKKAŞ: Eğer isabetli vakıa seçilirse isabetli sonuç alınıyor.
MİNE GÜLER: Ben ona her konuda çok inanıyorum. MR doktoru olmamak lazım. İyi muayene iyi teşhis zaten tedavinin yarısı. İnanın hasta da onu biliyor. Yani siz doğru teşhis koyduğunuzda doğru yolda olduğunu biliyor ve iyileşme iki kat hızlı meydana geliyor zaten.
PINAR AKKAŞ: Kliniğinizde manuel terapi, PRP, başka özellikle uyguladığınız yöntem nedir?
MİNE GÜLER: Pek çok yöntem uygulanıyor. Osteopati denen bir yöntem var o baya uzun bir mevzu. Kuru iğne yöntemi var. Nedir kuru iğne? Hiç ilaç vermeden akupunktur iğneleriyle ama akupunktur değil. Spazma girmiş kasların üzerine çeşitli noktalara uygulayarak o spazmı çözmeye yönelik. İlacı çok sevmediğimiz için, ilaçsız bir yöntem olduğu için ben seviyorum, zaman zaman kullanıyorum. Aslında ben bunların hiç birini tek başına kullanmıyorum hep kombine ediyoruz. Manuel terapiyle beraber bazen bir seansta da kuru iğne yapıp rahatlattığımız oluyor.
PINAR AKKAŞ: Akupunkturdan farkı nedir?
MİNE GÜLER: Çok farklı. Akupunktur bir doğu tıbbı biliyorsunuz, bambaşka bir öğreti. Çeşitli meridyenler var, o meridyenler üzerine çeşitli noktalara iğne batırılarak yapılan sistemi tamamen farklı bir yapı. Kuru iğne batı tıbbıdır, sistemi de çok kolaydır. Spazma girmiş kasın belli noktalarına iğne batırılarak yapılan bir yöntem.
CİHAT GÜNDOĞDU: Her kas için farklı.
MİNE GÜLER: Tabii ki. Her kasa için farklı noktalar var. Ama meridyen söz konusu değil. Akupunkturdaki gibi meridyenler falan öyle şeyler değil tamamen batı tıbbı.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bir de bu sporcuların çok sevdiği renkli bantlar var, bu aralar popüler olan atletizmde gördüğümüz. Onların uygulama alanı sizde de aynı şekilde yoğun kullanıyor musunuz?
MİNE GÜLER: Çok yoğun kullanıyoruz. onlar bizim yardımcımız gibi. İşte hastanın o gün bir şeyi vardır, toplantıya girecektir veya o gün maça çıkacaktır. Onlar tabii ki öğreti yine, çeşitli yöntemlerle özel dokunmuş kumaşlar. Onlarla hasta olan kası aslında askıya alıyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bildiğimiz yakıdan farklı, yakı değil.
MİNE GÜLER: Çok farklı, sıcaklıkla falan ilgisi yok. O kası ya stimüle ediyoruz ya inibe ediyoruz gibi. Ya aktifleştiriyoruz ya inibe ediyoruz. Böyle bir yöntem ve çok sıklıkla kullanıyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Özellikle hangi durumda, mesela kas spazmında mı tercih ediyorsunuz yoksa?
MİNE GÜLER: İkisinde de kullanıyoruz. daha çok biz inibasyon için askı için kullanıyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Kısa vadede sonuç aldığınız için.
MİNE GÜLER: Tabii. Hafta sonu mesela hastanın ağrısı olmasın diye onunla gönderdiğimiz oluyor.
PINAR AKKAŞ: Fizik tedavi deyince çok uzun seanslar aklımıza geliyor. Bu aklımıza gelen şey doğru mu? Mesela 15-20 seans, ona göre belki tekrar eden seanslar.
MİNE GÜLER: Bu hastaya göre çok değişir. Eskiden 21 seans gibi baştan söylenirdi, kür falan denirdi. Öyle değil artık. Hasta soruyor bana, “kaç seans gidiyor?” Ben de bilmiyorum çünkü hastadan hastaya başlayan bir süreç. Tabii ki bu yöntemler süreyi çok kısaltıyor, bu manuel terapi vs. zaten her gün de yapmıyoruz genellikle haftada 2 veya 3 gün yapıyoruz. Genellikle 6-7 seansta çözdüğümüz vakıa çok oluyor ama vakıadan vakıaya da çok değişiyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Fizik tedavi ve rehabilitasyon deyince tabii rehabilitasyon kısmında daha çok inmeler gündeme geliyor. Yaşlı hastalarda geriatride, felç geçiren hastalarda. O kasların tekrar işlev kazanmasına yönelik bir çalışma yapıyorsunuz. Beyindeki oksijen gitmeyen bir bölgenin beslediği çalıştırdığı kas grubunu tekrar harekete geçirme. Bunu nasıl yapıyorsunuz? Nasıl sonuçlar alıyorsunuz.
MİNE GÜLER: Tekrar harekete geçirmeyebiliyoruz. Beyinde bir karanlık bir bölüm oluyor, onun aktive etiği bölüm de ya tam çalışmıyor ya biraz çalışmıyor. Bunun nasıl süreceğini ve nasıl çalışabileceğini aslına bir tek Allah biliyor. Ama biz ne yapıyoruz o sırada; o kaslar erimesin, fonksiyonunu kaybetmesin diye çalıştırıyoruz. Ve o kaslarla ne kadar hasta günlük yaşam fonksiyonlarını yapabilirse onu kazandırmak, rehabilitasyonun amacı budur zaten. Vücudunuz neye izin veriyorsa onu maksimum kullanma kapasitesine eriştirmeye çalışıyoruz. Yani hasta yöntemi bilmediği için yatalakken sağlam kaslarını kullanarak yürüyen sandalyesine geçmeyi öğretiyoruz ona mesela, tuvalete gitmeyi öğretiyoruz, yürüteçle nasıl yürüyeceğini öğretiyoruz. Yani mevcut kaslarıyla ne yapabilirse maksimum onu öğretiyoruz. Rehabilitasyon bu demek aslında.
CİHAT GÜNDOĞDU: Yoksa çalışmayan kasları tekrar innervasyon ya da sinirlerin işlev hale gelmesi değil de yan kasları harekete geçirme şekli oluyor.
MİNE GÜLER: Ona da çalışıyoruz tabii ki ama onun ne kadar, mesela fizik yöntemiyle beyin tekrar çalışıyor, öyle bir şey yok olamaz zaten. Ama önemli olan rehabilitasyondan anladığımız erimiş kasları ya da güçsüzleşmiş kasları tekrar güçlendirmek ve o kasa kapasitesiyle ne yapabilinecekse onun maksimumunu yapabilmek. Çok çok önemli bu tabii ki. Hayata döndürüyorsunuz aslında. Aynı kas gücüyle yöntemi bilmediği için yatalak olan birisi tekrar pencerenin kenarına gidip dışarıyı seyredebiliyor. Aslında çok önemli bir konu gerçekten.
PINAR AKKAŞ: Tedavi konusunda uzmanlaşmış hekimlere, fizyoterapiste çok fazla ihtiyaç var bu anlattıklarınıza bakınca.
MİNE GÜLER: Çok evet.
PINAR AKKAŞ: Peki yeterli mi Türkiye’de?
MİNE GÜLER: Rehabilitasyon o kadar çok konuyu kapsıyor ki. Kardiyak, kalple ilgili hastalıkların rehabilitasyonu var, nörolojik hastalıkların, ortopedi ki ben en çok ortopediyle uğraşıyorum. Aslına ilgilenmediğimiz konu yok gibi. Osteopatiye hiç girmedik. Osteopati daha da bir derin. Otonom sistem diyoruz bu mide bağırsak sistemi, onların da rehabilitasyonu yapılıyor. Baş ağrıları, omurilik sorunları vs. tam bir derya. Tabii ki bu konuda bizlerin de uzmanlaşması, branşlaşması, fizik tedavi uzmanlarını da kendi aralarında uzmanlaşması çok önemli tabii.
CİHAT GÜNDOĞDU: Biz, yalnızca bel tutulması, boyun fıtıkları onların çevresinde dolaştık. Ama başka hastalıklardan da size gönderilen rahatsızlıklar oluyor.
MİNE GÜLER: Her türlü rehabilitasyon söz konusu.
PINAR AKKAŞ: Boyun düzleşmesi için fizik tedavi uyguluyor musunuz?
MİNE GÜLER: Tabii ki. Onu da çok duyuyorsunuz, değil mi? Boyun düzleşmesi aslında hastalık değil, sadece vücudun bir isyanı. İyi bakmıyorsun benim kaslarıma diye. Boyunun o C harfi gibi olan yapısının dümdüz olması bir hastalık değil. basit tedavi yöntemleriyle tekrar o kavis oluşabilir tabii ki.
PINAR AKKAŞ: Boyun düzleşmesi eğer tedavi edilmezse ne olur?
MİNE GÜLER: Fıtığa doğru gidebilir. Hep söylediğim gibi, ağırlık merkezi yanlış yerden geçiyor, tabii bu onu sağlıyor. Ve disklerin basıncının dayanıklılığını azaltıyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: O zaman yine platese dönüyorlar.
MİNE GÜLER: Plates her derde deva, çok güzel gerçekten.
PINAR AKKAŞ: Genelde boyun fıtığı, bel fıtığını çok sık duyuyoruz ama sırtta da aslında fıtıklar oluyor,değil mi?
MİNE GÜLER: Sırtta daha az oluyor. Çünkü sırt omurları daha z hareket eden omurlardır, onların arasındaki diskler de çok hareket etmez. Ama zaman zaman orada da fıtık görüyoruz.
PINAR AKKAŞ: O da yine fizik tedaviyle tedavi edilebiliyor.
MİNE GÜLER: Tedavi edilebiliyor tabii ki.
CİHAT GÜNDOĞDU: Osteopati dediğiniz olay nedir?
MİNE GÜLER: Osteopati de manuel terapinin bir yöntemidir aslında. Osteopati bütün sistemleri kapsayan, mesela boyun ağrıyor boyunla ilgili tedavi uyguluyoruz. Osteopati öyle değildir, tüm sistemleri içine alan yine bir yöntem. Manuel terapi gibi bir yöntem. Onda işte otonom sistem vs. hepsi içine giriyor, o daha özel bir sistem. Osteoporoz ise kemik erimesi o bambaşka genellikle menopoz sonrası kadınlarda gördüğümüz ama sekonder ikincil dediğimiz, başka hastalarda da görebileceğimiz kemiğin kütlesindeki azalmadır kemik erimesi. Bu da aslında kanayan bir yara, çok fazla var. Türkiye gibi çok güneş gören bir ülkede olmamıza rağmen sıklıkla görüyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Onunla ilgili problemler size mutlaka geliyordur. Onunla ilgili ne gibi çözümler sunuyorsunuz?
MİNE GÜLER: Mutlaka geliyor. Ondan neden korkuyoruz? Kemik erimesi nedeniyle kırık olmasından korkuyoruz. Yoksa kemik erimesi çok da ağrı yapan hastalık değildir hasta farkına bile varmaz. Biz ona sessiz hırsız diyoruz. Ama kırık olduğu zaman da inanılmaz hayat kalitesini bozan, yaşlı hastada ölüme kadar götürebilen ciddi süreçlere neden olabiliyor. Tedavisinde de her şeyi tam biliyor muyuz bilmiyoruz. İlaçlar kullanılıyor ama yine ben her zaman diyorum ki; egzersizle kemik kütlesini artırmak, yaşamı düzenlemek, yiyeceklere dikkat etmek çok daha önemli aslında.
CİHAT GÜNDOĞDU: Kemik, yaşayan bir doku, ne kadar çalışırsa o da yine canlı hücreleriyle beraber aktive oluyor ve eski yapısını tekrar kazanabiliyor. Artı kaslar yine aynı şekilde görevini devralabiliyor. Romatizması olan hastalar var. Yaşlı teyzeler olsun beyler olsun yine egzersizle güçlenebiliyor.
MİNE GÜLER: ‘Hareket berekettir’ aslında çok doğru bir söz.
PINAR AKKAŞ: Romatizmada da fizik tedavi var, değil mi? Yumuşak doku romatizmaları.
MİNE GÜLER: Romatizma hastalıklarında da var tabii. Onkoloji de var her şeyde yani rehabilitasyonun olmadığı bir dal yok gibi.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bunlara ne gibi daha çok çözümler sunuyorsunuz?
MİNE GÜLER: Mesela onkoloji hastası, kolunu kaldıramıyor hasta diyelim şua tedavisi alacak. Doktor yolluyor biz onun kolunu açıyoruz ki rahatlıkla şua alabilsin diye.
PINAR AKKAŞ: Aslında siz tıbbın her alanıyla birebir bağlantılısınız.
MİNE GÜLER: Evet. Çok zevkli bir alan gerçekten. Hakkı verilerek yapılırsa çok heyif alınan bir branş.
PINAR AKKAŞ: Hastalarla birebir ilişki halinde, uzun süreli tedavi olduğu için de daha iyi tanıma imkanınız oluyordur.
CİHAT GÜNDOĞDU: Genelde ağrısı olan, tutulması olana hep ilaç tedavisi veriliyor dahiliye polikliniklerinde.
MİNE GÜLER: Ne kadar yanlış aslında biliyor musunuz ne kadar. İlacı yatsımıyoruz tabii ki, gerekli durumlarda ilaç kaçınılmaz ama kası ağrıyan birine ilaç sadece üstünü örter. Sadece o gün ağrınızı hissetmiyorsunuz ama o mekanik bozukluğu düzeltmedikçe yine olacak, çok açık ve net. Şimdi büroda çalışıyor, sürekli böyle eğilerek oturuyor. Bunun meydana getirdiği arkadaki o sorunu gidermezseniz eğer ilaç içseniz ne kadar içecek? Senelerce içmesi lazım o ilacı ki o da karaciğerine zarar veriyor, böreğe, mideye zarar veriyor.
CİHAT GÜNDOĞDU: Peki bu sıcak uygulamalarınız var hatchback, soğuk uygulamalar var, onları yerine göre nasıl seçiyorsunuz?
MİNE GÜLER: Onu da hastalığa göre seçiyoruz tabii. Eğer bir akut enflamasyon varsa o zaman daha çok soğuğu seçiyoruz tabii ki. Daha kronik odlularda kireçlenmelerde sıcağı seçiyoruz. Onlar bizim için tedavinin başlangıcı, sadece kası yatıştırmaya yönelik aslı biz manuel terapiden sonuç alıyoruz.
CİHAT GÜNDOĞDU: Çünkü hastalar ayağını burkmuş diyor ki, “ben buraya sıcak mı uygulayacağım soğuk mu uygulayacağım” diyor.
MİNE GÜLER: En büyük yanlış bu oluyor.
PINAR AKKAŞ: Romatizmal hastalara genellikle sıcak tedavi uygulanıyor, değil mi? Kaplıcalar falan derece etki i ve faydalı?
MİNE GÜLER: İltihaplı romatizma dediğimiz o sıcağı çok sevmiyor. Biz kaplıcayı da çok sevmeyiz. Kireçlenme de bir romatizma çünkü, kireçlenmeyse o zaman sıcak ve kaplıca iyidir gerçekten. Hasta seçimi yine son derece önemli bu konuda da.
CİHAT GÜNDOĞDU: Geriatride yine kaslarını harekete geçirmeye yönelik çalışmalar yapıyorsunuz, değil mi?
MİNE GÜLER: Geriatrik tabii açıklayalım. Yani yaşlı rehabilitasyonu, Türkiye’de önemli bence. Yaşlılarımız bizim kliniklerimize de çok gelemeyebiliyor. Evde bakım çok önemli konuda. Evde bakım çok pahalı bir sistem. Maalesef bu sistemde anneler babalar bu tür sorunları yaşıyoruz bakım problemlerini. Bunun hızla aslında geliştirilmesi lazım. Evde fizyoterapi yapılabilir. Burada psikolojik sorunlar araya girebiliyor. Aban göre en önemli konulardan birisi fizik tedavide geriatrik rehabilitasyon. Belki onlar iç,in yeni düzenlemeler yapılabilir. Hep aklımda bunları düşünüyorum neler yapılabilir diye. Çünkü orada bir açık olduğuna inanıyorum ben.
PINAR AKKAŞ: Siz kliniğinizde evde fizyoterapi hizmetleri veriyor musunuz?
MİNE GÜLER: Evet, zaman zaman veriyoruz tabii.
PINAR AKKAŞ: Bu konuda çok talep oluyor mu?
MİNE GÜLER: Oluyor. Zaman zaman dememin nedeni o. Çünkü üstünden kalkamıyoruz çok fazla talep var çünkü. Orada bir açık var, bir şeylerin gelişmesi gerekiyor. Çok uzun süreli, gittiğiniz zaman da çok zaman ayırmanız gereken bir konu.
PINAR AKKAŞ: Hasta psikolojisi özellikle geriatride çok daha ön planda.
MİNE GLER: Evet. Yani evde bakım hizmetlerinin geliştirilmesi gerekir diye düşünüyorum.
CİHAT GÜNDOĞDU: Burada tabii ki dönüp dolaşıp hep şuraya geliniyor; hareketin azlığına geliyor konu,egzersizin azlığına. Bir insan devamlı masa başında oturuyorsa ağırlık merkezi bozuluyor. İşte hasta artık yataktan çıkmıyorsa ya da düzensiz besleniyorsa, kilo alıyorsa hep birbirini tetikleyen bozukluklar.
MİNE GÜLER: Geriatrik rehabilitasyon dedik ya, yaşlı ve yatan hastadan ben çok korkarım. Bir kere o yaşlı hasta yatmaya başlarsa o kaslar hızla erir, ondan sonra onu ayağa kaldırmak çok zordur, toparlamak da çok zordur, psikolojisi de giderek aşağıya doğru iner. Onun için dediğiniz çok doğru. Olmadan önlem almak çok önemli. Osteoporozda da aynı şey var. Bizim aslında ta çocuklarımızdan özen göstermemiz lazım. Çünkü 20-25 yaşına kadar zaten kemik kütlesi artıyor artıyor sonra menopoza kadar -hep kadınları söylüyorum çünkü osteoporoz kadınlar da olduğu için, erkeklerde de görülüyor aslında- 25-30 yaşından sonra düz çizgi çiziyor. Onun için aslında bizim şu ergenlik çağı bitip de 20’li yaşlara gelene kadar beslenmeye, spora çocuklarımıza çok önem vermemiz lazım. O zaman o genetiğin dışında olan, çevresel koşullar diyoruz biz ona, eğer çok iyi motive edebilirsek iyi bir kemik kütlesine ulaşır ve menopozdan sonra da bu kadar sıkıntı çekmeyebilir.
PINAR AKKAŞ: Evet, tabii önceden koruyucu önlemler çok önemli.
Hiçbir sağlık problemi olmayan ortopedi anlamında fıtık olmayacak, işte boyun düzleşmesi yok, boyun düzleşmesi yok çok sağlıklı bir insanın günlük spor olarak ne yapması gerekir?
MİNE GÜLER: Bir kere iki bölüme ayırmak lazım. Kardiyo dediğimiz şey, mutlaka tempolu kalori yakacak bir şey yapması. Yürüyebilir yaşına göre koşabilir. Yürüme bandını çok sevmiyoruz biz ama yürüme bandında yapabilir. Kardiyo dediğimiz şey kalori yakması lazım. Onun dışında da eklem hareketlerini açmaya yönelik işte plates olur, yüzme olur veya salon sporları olabilir.
PINAR KKAŞ: Bunların dışında.
MİNE GÜLER: İp atlasın. Ama işte genel söylenecek bir şey değil aslında. Yaşa ve kişiye göre çok değişen şeyler.
CİHAT GÜNDOĞDU: Bütün vücudun çalışması burada amaç, değil mi?
MİNE GÜLER: Ben mesela çok istediğim zaman, buna ihtiyaç duyduğum zaman hızlı bir ip atlama temposuna giriyorum. Ama herkese de buradan diyemiyorum ki herkes ip atlasın, öyle bir şey olmaz.
PINAR AKKAŞ: Koşu bantlarını tavsiye ediyor musunuz?
MİNE GÜLER: Ben mekanik olan hiçbir şey sevmiyorum açıkçası. Onun için, plates de bir makine ama orada bir hoca var, bir iletişim var, bir kontrol var. Neden dışarıda yürümüyorsunuz ki diyorum hastalarıma. Yürüyün, açık havada yürümek kadar güzel bir şey yok tabii.
PINAR AKKAŞ: Çok detaylı anlattınız. Ama dediğiniz gibi eğer bir program yaparsak burada uygulamalı olarak çok iyi olur, izleyenlerimize de göstermiş oluruz.
MİNE GÜLER: Basit temel ezersizleri gösterebiliriz.
PINAR AKKAŞ: Çok teşekkür ederiz Mine Hocam. Çok güzel bir sohbetti.
MİNE GÜLER: Ben teşekkür ederim sağolun.
PINAR AKKAŞ: Bir programımızın daha sonuna geldik. Haftaya yeni bir konuğumuzla buluşmak üzere herkese iyi akşamlar diliyoruz.
http://a9.com.tr/izle/191820/Yasam-ve-Saglik/Yasam-ve-Saglik---39-Bolum---Dr-Mine-Guler-Fizik-Tedavi-ve-Rehabilitasyon-Uzmani
A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500