HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Yaşam ve Sağlık - 45. Bölüm - Prof. Dr. Kaya Özkuş, Anatomi Uzmanı ve ...

Yaşam ve Sağlık - 45. Bölüm - Prof. Dr. Kaya Özkuş, Anatomi Uzmanı ve Akapunkturist

Harun Yahya
1867
11 Kasım, 2014
Yaşam ve Sağlık
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

Yaşam ve Sağlık – 45. Bölüm – Prof. Dr. Kaya Özkuş, Anatomi Uzmanı ve Akapunkturist

 

PINAR AKKAŞ: A9 TV ekranlarından merhaba değerli izleyenlerimiz. BU hafta programımıza Dr. Cihat Gündoğdu ile hazırladık. Stüdyoda konuğumuz ise Anatomi uzmanı, aynı zamanda Akupunkturist Prof. Dr. Kaya Özkuş Hocamız bizlerle birlikte. Hoş geldiniz Kaya Hocam.

 

KAYA ÖZKUŞ: Hoş bulduk.

 

PINAR AKKAŞ: Bu programımızda sizinle akupunktur hakkında konuşacağız detaylı. Akupunktur nedir, hangi alanlarda etkilidir? Faydaları nelerdir? Bunlarla ilgili başlayacağız. İsterseniz hemen akupunktur nedirle başlayabilir miyiz?

 

KAYA AÖZKUŞ: Evet. Akupunktur iğne uyaranlarıyla yapılan bir tedavidir. Vücudun belli noktalarına, ki bunlar çok eski zamanlardan itibaren tanımlanmış fonksiyonu akupunkturist tarafından bilinen, anatomik olarak da yerleri bilinen noktalardır. Hastanın şikayetine göre bu noktalar tercih edilerek bir tedavi uygulanır, Bedene batırılır ve 20 dakikalık seanslar şeklinde uygulanır, böyle bir tedavi yöntemi. Etki mekanizmasından bahsetmek gerekirse, akupunktur direk insan beyninde limbik sistem dediğimiz organ fonksiyonlarımızın yönetiminde görev yapan bir bölgenin regülasyonuyla yani onun daha düzgün çalışmasını sağlayarak iyileşme yaratan bir tedavi yöntemidir.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Hocam tekrar hoş geldiniz bu arada. Şimdi akupunktur tabii çok halk arasında yaygın bir kanıya sahip bir alan. Ve bunu çok kişi de yapıyor. Alternatif diye, alternatif tıbbın bir öğesi olarak hep bu şekilde toplum içinde yer buluyor kendisine, öyle söyleniyor. Bir alternatif midir, bir şeye alternatif midir akupunktur yoksa nedir tam olarak?

 

KAYA ÖZKUŞ: Akupunktur alternatif kavramı altında kullanıldı uzun zaman ama günümüzde artık alternatif tıp kavramını da kullanmamakta fayda var. Akupunktur kendi başına tıbba entegre olabilecek, bilimin yöntemleriyle sorgulandığı takdirde tıbbın içinde değerlendirilebilecek bilimsel bir tedavi yöntemidir. İşin özeti budur. Bizler geleneksel Çin tıbbı uygulayıcısı değiliz. Türkiye’de sağlık bakanlığının denetiminde yapılan eğitimlerle zaten tıp doktoru olan insanlar bu uygulamayı yapmaktadırlar. Yani alternatif tıp dememekte büyük fayda var.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Tabii siz anatomi profesörüsünüz, işte Cerrah Paşa’da uzun yıllar o kürsüde çalıştınız bizzat. Pek çok talebeleriniz oldu, bugün onlar da uzman olarak çalışıyorlar, işte doçent oldular. Burada sizin bahsettiğiniz limbik sistemi etkiliyor olması bunu biraz daha açar mısınız? Yani limbik sistem nedir? Biraz bize anatomik bilgi vermenizi istiyoruz.

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii ki bunu vermek zaten gerekiyor. Basit anlatımıyla insan beyninde çekirdek bölge dediğimiz en ortada bulunan, fonksiyonları yöneten alan limbik sistem. İki işi olan bir adam gibi limbik sistem aslında. Bir yanda organ fonksiyonlarımızın yönetimi için hipotalamus dediğimiz otonom sinir sistemine impulslar veriyor öte yandan da stres uyaranlarıyla boğuşuyor. İnsan beyni aslında bütün olarak dışarıdan uyaranları alıp o uyaranları değerlendirdikten sonra bedenimizdeki organların fonksiyonlarını o uyaranların durumuna göre düzenleyip bizim sağlıklı yaşamamızı sağlayan bir beyin bölgesi. Biraz karmaşık gelebilir ama daha basit anlatımı şu; iki işi olan adam benzetmesine geri dönersek işlerinden birisi stresle boğuşmak, diğeri organ fonksiyonlarımızı yönetmek. İki işi olan bir adamın işlerinden biri çok artarsa ki burada her zaman stres çok artar, gündelik hayatın getirdiği stres hepimizin başında, o zaman doğaldır ki diğer işini bu adam aksatacak. O da organ fonksiyon bozukluklarıyla sonuçlanacaktır. Nedir bunlar? Kabızlık, reflüözofajit olabilir, organik bir nedeni olmayan, adet düzensizlikleri olabilir, aşırı stresli hissetmesi insanın olabilir, aşırı kilo almak, uyku bozukluğu, baş ağrıları, bel ağrıları, boyun ağrıları -biraz sonra bunları konuşuruz mekanizmaların stresle ilişkisini- bu tip problemler ortaya çıkar. Akupunkturda limbik sitemi daha güçlü ve daha iyi çalışır hale getirerek bu fonksiyonların düzelmesini ve kişinin daha sağlıklı olmasını sağlar. İşin basit mekanizması budur.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: O zaman hemen şunu eklemek istiyorum konunun devamı olarak, demek ki çalışan bir organa ihtiyaç var burada doğru mu? Yani bozuk bir organ değil. Ayrıca onun tedavi edilmesi gerekiyor, eğer böbrekse böbrek, karaciğerse karaciğer, kalpse kalp onun organik bozukluklarının ayrıca tedavisi tamamlayıcı olarak.

 

KAYA ÖZKUŞ: Tıbbın içinde var zaten. Bu da söylenebilir. Akupunktur tabii ki endikasyonları ayrılır ama aynen söylediğiniz gibi bazı problemlerde akupunktur immün sistemde bir tedavidir. Kronik enfeksiyonu olan insanlarda antibiyotiğin yanı sıra bile akupunktur uygulanabilir aslında ama bir sınır yaratmak gerekiyorsa akupunkturun endikasyon alanı için burada söylenebilecek şey, kronik strese bağlı ortaya çıkan organ fonksiyon bozukluğuna bağlı hastalıkların tedavisinde kullanılır akupunktur. Bu yeterli bir tanımdır. Bunun için de zaten tıp camiası da hangi problemlerin bu alanın içine girdiğini gayet iyi bilir.

 

PINAR AKKAŞ: Yani kronik stres olması gerekiyor ama aynı zamanda organik rahatsızlıklara tamamlayıcı bir alternatif olarak mı düşünülebilir?

 

KAYA ÖZKUŞ: Evet, şimdi burada alternatif lafını yine kullanmadan şunu söylemekte fayda var; illa kronik stres olması gerekmez. Ani akut yüksek volümlü stres uyaranları da sorun ortaya çıkmasına neden olabilir. Örneğin 99 depreminden sonra çok fazla sayıda panik ataklı inan ortaya çıktı. Panik atak dediğimiz tablo ve ya irrital kolon dediğimiz, yani bağırsakların doğu yönetilememesiyle ilgili ortaya çıkan bir ishal, bir kabız olma hakli akupunkturla tedavi edilen sorunlardır. Tamamen limbik sistemin yönetememesinden kaynaklanan sorunlardır. Yani o kadar sert uyaran gelmiştir ki 45 saniye ölümle karşı karşıya olmak bir çok insanın ilmbik sistemini parça püskül eder. Ve de buna bağlı bu tip sorunlar ortaya çıkar. Yani birden gelen, mesela beklemediğiniz bir anda çok sevdiğiniz birini kaybetmek veya birden işsiz, parasız kalmak, bir kazayla bir uzvunuzu kaybetmek bunlar çok yüksek volümlü stres uyaranlarıdır. Veya bir doktora gidip ölüm riski içeren bir hastalık teşhisiyle karşı karşıya kalmak, bu da bir uyartandır. Hasta o andan itibaren örneğin kanser teşhisi konmuş bir i-kişi kanserinin tedavisiyle boğuşurken bir de o kanser teşhisinin ortaya çıkardığı ölüm korkusuyla boğuşmak zorunda kalır. Tama hepimiz biliyoruz öleceğiz ama bu gündelik hayatındaki bilme haliyle, “sen kansersin, ömrünün ne kadar olduğu belli değil artık” denmesi bile ki bugün bir çok kanser hastaları tedavi edilebiliyor. Ama ona rağmen o an bile çok yüksek volümlü bir stres uyaranına dönüşüp, bir çok başka problemin, organ fonksiyon bozukluğuyla ilgili başka problemin ortaya çıkmasına neden olur. O yüzden bugün Amerika’da, Avrupa’da onkoloji kliniklerinde yani kanser tedavisiyle uğraşan kliniklerde akupunkturist çalıştırılıyor. Bunlar kanser tedavi etmiyorlar. O tedavi süresince ortaya çıkan sorunlarıyla uğraşıyorlar. Yani konuya destek oluyorlar, tedavi sürecine destek oluyorlar. Bunun çok altını çizmek ve iyi anlamak.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Şimdi pek çok hasta geliyordur size. Hastalıklarına göre sınıfladığımızda benim ilk aklıma gelen mesela migren ya da işte böyle kronik ağrılara sahip olan kronik ağrıları olan insanlar sizin bu konuda kendi izleniminiz nedir? Benim bu dıştan gözlemim. Size daha çok hangi hastalar geliyor? Hangi hastalıklarda daha çok sonuç alıyorsunuz?

 

KAYA ÖZKUŞ: Şimdi bu bahsettiğiniz tabii migren baş ağrıları ve her türlü ağrı aslında akupunkturun tedavi endikasyonu içindedir. Burada bazı ağrılarda akupunktur direk tedavi edicidir. Bazı problemlerde hastanın tedavisi, medikal tedavisi zaten sürmektedir ama akupunkturla ağrılarının azaltılması ve kullandığı ağrı kesicinin miktarını azaltmak söz konusu olabilir. Nedir bunlar? N3edeni belli olmayan kronik eklem rahatsızlıkları. Romatoid artrit gibi, ankilozan spondilit gibi vs. kronik eklem problemleri olan hastalardır. Bunlar mutlaka bir romatolog tarafından takip edilmesi gereken hastalardır. Ama öte yandan akupunktur da bu hastalara uygulanabilir. Akupunkturda bu insanların romatolid artritlerini veya ankilozan spondilitlerini tedavi etmez. Onların yaşam kalitesini yükseltecek bir tedavi uygulanır. Ağrıları daha azalır, eklemlerin hareket kabiliyeti biraz daha artabilir ve gündelik hayatlarındaki kalite artar. Bu tip problemlerde akupunktur bu tip konumlanmalıdır. Ama öte yandan baş ağrılarında, bir çok çeşit baş ağrılarında tamamen tedavi edici olarak da sonuçlar üretebilir akupunktur tek başına. Şimdi boyun ağrıları ve sırt ağrıları konusuna gelince, bakın anatomik olarak bunun temelini açıklamak gerekirse ensemizden başlayan, sizin de gayet iyi anatomi derslerinden hatırlayacağınız, sırtımızın altlarına kadar inen tek bir kasımız vardır musculus gluteus maximus dediğimiz bir kas. Bu kasımız stresimizin paratoneridir. İnsan bedeninde iki tane kas stresi toplar. Bunun toplaması ne demektir? O kas kasılır, yani insan o gündelik hayatın içinde, bir günün içinde bile çok kaygılı, çok stresli bir gün geçirmişse özellikle bu bölgesi sırtının kasıldığını görür. Bunu gündelik hayatımızda da deneyimleyebiliriz.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Herkesin yaşadığı bir şey.

 

KAYA ÖZKÜŞ: İkincisine gelince o da baldır arka loj yani bacağımızın arka lojunda gastrocnemius dediğimiz kastır. Stresli insanların hiç başak problemleri olmadığı halde bu kaslarında önce bir gerginlik, sonra o bölgede ağrı da hissederler. Ama bütün kaslarımızın arasında bir kas zinciri ilişkisi vardır. Trafesius kasımızın kasılması orada sadece o kasta kasılı kalmaz, ensemize doğru yayılır ve boynumuzda tutulma, boyun ağrısı, gerilim tipti baş ağrısı oluşmasına neden olur. Bu kasılma yine bu bölgede kalmaz, hemen kürek kemiğimizin iç kenarında, trafesius kasının altında ince kaslarımız vardır. O kasların kasılmasına toplaşmasına neden olur. Halk arasında kulunç denilen, bizim fibromianji odağı diye tanımladığımız bıçak sokulur tarzda kürek kemiğimizin iç kenarında ağrılar oluşur. Yine bu kasılma buralarla kalmaz, kronik stresle birlikte aşağıya doğru sirayet eder, elektro spina dediğimiz omurgayı taşıyan kaslarımıza sirayet eder ve bu sefer belde tutulma, belde gerilme, bel fıtığına kadar varabilecek sorunlar ortaya çıkar. Şimdi düz bir mantıkla baktığımızda sorunun kaslarda olduğu düşünülebilir ve kasların gevşetilmesi için bir takım tedaviler uygulanabilir. Masaj da olabilir, fizik tedavi de olabilir ama çoğunlukla bunların başarılı olmadığı gözlenir. Çünkü ana neden strestir. Stres uyaranlarını ortadan kaldırmadan bu tip hastalarda gerçek bir tedavi üretmek söz konusu olmaz. Çünkü bir yandan stres uyaranı bu kadar yoğun gelirken kişinin kaslarının tamamen rahatlaması söz konusu olmaz. İşte burada akupunkturun avantajı limbik sistemi daha güçlü hale getirerek ana neden olan strese karşı kişiyi daha dayanıklı hale getirmek. Bu arada tabii ki bir yandan böyle bir tedavi olurken hastanın da gündelik hayatının stres uyaranlarını iyi tanımayı öğrenmesi ve onlarla mücadele etmeyi yani stresle nasıl başa çıkacağını da öğrenmesi de çok önemlidir. Böyle bir bilgi de tedavi sırasında hastaya aktarılır. Ama burada asıl önemli etki akupunkturun yarattığı etkidir ki bunu daha ilk seanstan itibaren hasta daha sakinleştiğini, daha huzurlu olduğunu, eskiden onu kızdıran ya da sinirlendiren uyaranlara kızmadığını, daha sakin bunları karşılayabildiğini bize aktararak gösterir.

 

PINAR AKKAŞ: En iyi sonuçları baş ağrısında mı alınıyor akupunkturla ilgili? Mutlaka diğerlerinde de alınıyordur ama genelde baş ağrısında olduğunu biliyoruz.

 

KAYA ÖZKUŞ: Evet ama en yaygın kullandığımız tabii ağrılar ama tabii ki çok uzun yıllardan beri akupunktur obezite tedavisinde kullanılmakta, sigara bırakmada kullanılmakta ki bugün sigara bıraktırdığını iddia eden bir çok sistemin ana kaynağında yine akupunkturdur. Hemen kısaca isterseniz ona da gelelim.

 

PINAR AKKAŞ: Evet çok kısa merak ediyoruz.

 

KAYA ÖZKUŞ: Sigarayı akupunktur bıraktırmaz aslında. Kişi sigara bırakma kararı almıştır, bunu istemektedir ama sigarayı bıraktığında nikotin olmamasına bağlı yoksunluk sendromu dediğimiz bir tablo ortaya çıkar. Çünkü nikotin beynimizde, beynimizin daha doğrusu çalışmasını sağlayan nörotransmitterlere benzer yapıda bir kimyasaldır. Ve gündelik hayatımızda sinir uçlarından salgılanan bu nörotransmitterler aracılığıyla biz konuşuruz, düşünürüz, dinleriz, organ fonksiyonlarımız yapılır, kalbimiz atar, bağırsaklarımız hareket eder, sindirim salgılarımız olur, uyuruz gibi bunların hepsi nörotransmitterlerimiz sayesinde olur. Ve sigara içmekte olan insan bir süre sonra bu tip fonksiyonun bir kısmını nikotin üzerinden görmeye başlar. Bunun en basit karşılığı da bir toplantıda 20 dakikadan fazla duramazlar, konuşmayı artık algılayamaz hale gelirler. O insanların nikotine ihtiyaçları vardır hemen çıkar sigara içerler. Şimdi sonuçta birden siz sigarayı bıraktığınızda doğal yoldan salınan nörptransmitterlerinizin salınımı tembelleşmiştir, öte yandan da nikotin yoktur sigara içmediğiniz için ve ortaya aşırı sinirli olma, işinize konsantre olamama, düşüncesini toplayıp bir yazı yazacaksanız yazamamak. En küçük uyarana aşırı tepki vermek, sürekli yemeğe saldırmak gibi yoksunluk sendromu diye tanımladığımız hani eroinmanlarda çok sert, filmlere konu olacak kadar sert olan yoksunluk sendromu sigara bırakanlarda bu şekilde olur. Ama bu kadarı bile o kişinin sigara içmemeyi sürdürmesini engeller. Kendi kendine sigara bırakmış kişi bir süre sonra bu bilgiye de sahip olmadığı için hemen “Allah kahretsin ben buna dayanamıyorum” deyip gidip sigara içmeye başlar. Oysa bu bilgiyi bilerek bir yandan da akupunktur tedavisi olan kişide yoksunluk sendromu ilk seanstan itibaren süratle azalarak iki haftalık bir tedaviden sonra ortadan kalkar. Yani ilk seansta bile sigarasızlığın ürettiği yoksunluk sendromu kabul edilebilir bir seviyeye iner. Ve gittikçe de her seanstan sonra -bunları sık sık yapıyoruz her gün uyguladığımız tedaviler- tamamen yoksunluk sendromu ortadan kalkar Ve hasta sigarayı bırakır.

 

PINAR AKKAŞ: Pardon Hocam, her sigarayı bırakanda bu bahsettiğiniz yoksunluk sendromu oluşur mu?

 

KAYA ÖZKUŞ: Büyük çoğunlukla olur şiddeti az veya çok olmakla birlikte herkeste olur bir sıkıntı. Ama o sıkıntıya katlanabilenler 3 ay, bu 3 ay ve 6 ay arasında değişir süresi. Yani kişi kendi kendine de sigara bırakabilir.

 

PINAR AKKAŞ: Yani bıraktığı zaman hiç problem yaşamayan insanlar olmaz mı?

 

KAYA ÖZKUŞ: Yani olabilir. O sigarayı nasıl kullandıkları ve o arada sigarayı bırakmak için ne kadar sıklıkla bir impusla karşılaştıklarıyla ilgilidir. Ne demek o? Gidersiniz bir akciğer hastalıkları uzmanına size der ki, “siz sigarayı bırakmazsanız ölürsünüz” bakarsınız adam ertesi günü sigarayı bırakmıştır. Veya bakmışsınız gırtlağınızda lezyon çıkmıştır, kulak burun boğaz uzmanı o lezyonu çıkardığında der ki, “sigara içmeye devam edersen gırtlak kanserisin.”

 

PINAR AKKAŞ: Aslında sigara özellikle telkine açık bir durum, yani kişini kafasında çok kolay halledebileceği bir konu.

 

KAYA ÖZKUŞ: Yani nasıl düşündüğünüzle ilgili. Telkin de sonuçta bir düşünce formatıyla ilintili bir şeydir. Sonuçta obezite de benzer bir durumdur, buradan obeziteye geçersek.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Oraya geçmeden önce şunu ben soracağım; o asetilkolin gibi nörptarnsmitterlerin yerini akupunkturla nasıl bir şekilde yakınlık sağlamış oluyorsunuz?

 

KAYA ÖZKUŞ: Zaten sorun burada o nörontransmitterlerin salınımını provoke etmek. Akupunktur iğne uyaranlarıyla bunu yapıyor. Yani nörotransmitter regülasyonu da bir manada yapıyor. Limbik sistem fonksiyonlarını düzenler akupunktur derken söylenmek istenen zaten bu. Çünkü limbik sistem de nörotransmitterler aracılığıyla çalışıyor ve onların salınımını regüle ediyor. Ama burada sınırı şurada tutmak gerekiyor, burada önemli bir konuya geçeceğiz ister istemez; o nörotransmitterlerin dengesi akupunkturun üstesinden gelemeyeceği kadar çok bozulmuşsa hasta zaten bir psikiyatriste gidecek ilaç tedavisi alacak demektir. Burada konuştuğumuz sınırlar kişinin bir psikiyatrik tedaviye ihtiyaç duymadığı noktada ortaya çıkan gündelik hayatın getirdiği sınırların üstesinden gelememekten kaynaklanan organ fonksiyon bozukluklarını konuşuyoruz. Yani hasta depresyondaysa o tabii psikiyatriste gidecek.

 

PINAR AKKAŞ: Psikiyatrik bir vakıaysa zaten o anlamda akupunkturun bir anlamı yok, evet.

 

KAYA ÖZKUŞ: Evet, o ilaç tedavisini olacak. Akupunkturun endikasyonunu doğru konumlamamız gerekiyor. Her şeyi tedavi eder diye bir şey yok, mucize değil yani.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: O zaman akupunktur, yeni bir açıklama daha öğrenmiş olduk burada. Yani sinir sisteminin kendin çalışmasının sırasında ortaya çıkan üretilen o nörotransmitterleri kimyasalların düzgün üretilmesi.

 

KAYA ÖZKUŞ: Aynen öyle, bunu söylemek mümkün. Yani direk insan beynine etki ederek tedavi üreten bir yöntem akupunktur.

 

CİHAY GÜNDOĞDU:  O zaman obeziteye de bir ön açıklama elimizde olarak girmiş olacağız.

 

KAYA ÖZKUŞ: Evet çok doğru bu. Bakın açlık-tokluk merkezimiz hipotalamusta. Hipotalamus da limbik sistemin bir parçası yani dışarıdan gelen uyaranlara açık bir merkezden konuşuyoruz. Genellikle insanların obeziteyle ilgili dikkat ettiğinizde organik bir neden yoksa yani tiroit bozukluğu, hormonel bir sorun yoksa aşırı yemeye bağlı ortaya çıkan bir soru n olarak da gözleniyor obezite. Ve bir çok insan da stresle yoğun karşılaştığında o stresin üstesinden gelmek için yemeğe yöneliyor. İnsanların karakterleri farklı farklı. Bazı insanlar yemeden içmeden kesilir, bazen bu bir avantaja dönüşür ama bazı insanlarda yemek yiyerek bu sorunu çözmeye çalışıyorlar. Gece uykularından uyanıp buzdolabın içinde ne var ne yok yiyip bunun farkında olmayan insanlar var. İşte bu noktada akupunktur açlık duygusunu regüle ediyor. Bu arada kişinin ama bedeniyle ilgili bilgi edinmesi gerekiyor. Bedenine nasıl davranması gerektiğiyle ilgili bilgi edinmesi gerekiyor. Beslenme, her bulduğumuzu ağzımıza atmamamız gerektiğini bilmek sağlıklı beslenme. Her şey bilgi üzerinden yürüyor burada. Tabii ki bununla ilgili çok bilgi akıyor ama öte yandan hata bu bilgiyi doğru kullanamaz durumda olabiliyor. Bilmek de bazen yeterli olmuyor. Bana öyle hastalar geliyor ki bir çok diyet kitabını hatim indirmiş okumuş ama bunu hayatı için kullanmayı beceremiyor. İşte orada akupunktur çok önemli. O bilgi yi kullanması için önce strese karşı kişi daha dayanıklı hale getiriliyor, açlık duygusu regüle oluyor ve eğer sindirim sistemiyle ilgili bir sorsun varsa, yine organ fonksiyonuyla bir sorun varsa bu kabızlık olabilir, irritabl kolon olabilir veya başka bir sorun olabilir, midede ekşime yanmalar olabilir, reflü olabilir bunları akupunkturla tedavi ettiğinizde hastanın kilo vermesi rahatlıyor. Strese karşı daha dayanıklı oluyor. Bu insanlarda uyku düzeni genellikle bozuk oluyor. Çünkü aşırı kilo bir yandan uyku apnesine neden olabiliyor, aşırı horlamaya neden olabiliyor. Bunların tedavisiyle birlikte kişi beslenme davranışını değiştirdiğinde ve hayatına sporu da doğru bir şekilde kattığında, burada doğru bir şekilde katmak, hemen izleyicilerimize şu bilgiyi verelim bu çok önemli; eğer siz kilo vermek için spor yapıyorsanız bunun pek faydası olmuyor uzun vadede. Kısa vadede faydası olmuş olabilir. Çünkü eğer kilo vermek için spor yapıyorsanız, diyelim 10 kilo fazlanız var, 10 kilo verdiğiniz zaman o sporu bırakıyorsunuz. Amacınız neydi kilo vermek, ne yaptınız verdiniz. Ve bir çok insan böyle yapıyor, diyetisyenlere gidip aşırı motive oluyorlar, haldır haldır üç ay, beş ay koşuyorlar, az yiyorlar kilolarını veriyorlar 10-15 kilo sonra hemen tak her şeyi bırakıyorlar. Spor ortadan kalkıyor, beslenme alışkanlıkları tekrar geri dönüyor ve verdikleri kiloyu tekrar geri alıyorlar. Burada anlaşılması gereken şey şu; sağlıklı olmak istiyorsak hareket etmek zorundayız. 21. yüzyılda zaten teknolojinin imkanları kendiliğinden bizi hareketsizleştirdi. Ne at sırtındayız ne de bilmem kaç durak yürüyoruz. Bizim babalarımız yürüyorlardı, biz sokakta koşuyorduk şimdi öyle bir şey yok. Yani bedenin bilinçle hareket ettirilmesi lazım. Bilinçle hareket ettirilmesinden de kastım bilgi üzerinden hareket etmesi lazım. Hareket etmiyorsanız bedeniniz sağlıksız olacak demektir. Hiçbir şey yapamıyorsak bir deniz kıyısında eşofmanımızı giyerek bir deniz kıyısında veya bir parkta, “ben şimdi kendim içim yürüyorum” diyerek yürümemiz, koşmamız veya yüzmemiz gerekiyor. Öyle yaptığımızda hayatımızın sonuna kadar bu sporu sürdürürüz.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Yaşam şekli olmuş oluyor.

 

KAYA ÖZKUŞ: Evet. Şimdi bu kavramları da ben artık uzun zamandır kullanmıyorum. Ortalıkta çok kullanılan ve tüketilen kavramlardan uzak durmakta fayda var. Çünkü bir süre sonra anlamını kaybedip işe de yaramaz hale geliyor. Herkes biliyor, yaşam şekli olacak,” yaşam şekli ne demek? Yaşam şeklinin karşılığı bu. ‘Ben haftanın üç günü yürüyüş yaparım’ demek onu yapmak kadar faydalı. Çünkü yaşamımıza baktığımızda kendimiz için hiçbir şey yapmıyoruz, herkes koşturuyor. Herkes çoluğu çocuğu, işi, patronu için koşturuyor. Oysa durduğumuz zaman bazen geriye bakıp, ‘ya ben ne yaptım şimdi’ dediğimizde kendimiz için iyi şeylerin olması lazım. O iyi şeylerden bir tanesi de spor yapıyor olmak.

 

PINAR AKKAŞ: Yani sizin tarifinize göre doğru spor nedir?

 

KAYA ÖZKUŞ: İşte basit, spor yapmak, yürüyüş yapmak. Bireysel sporlar, yürüyüş yapmak, yüzmek veya masa tenisi veya tenis, benim önereceklerim bunlar. Amerikalı nörologlar son zamanlarda alzheimerle çok uğraşıyorlar ya, onların önerdikleri yegane spor masa tenisi. Çünkü hem aklı çalıştırıyor, hem bedeni çalıştırıyor ve basit bir spor değil göründüğü gibi. Tam yeri gelmişken, bakın bundan bir ay önce Antalya’da Türkiye’nin organize ettiği uluslar arası bir veteran şampiyonası vardı. O şampiyonada 82 yaşında Avustralyalı oyuncu vardı bir kadın oyuncu 82 yaşında ve masanın başında öyle mıy mıy dolaşmıyordu. Benim diyen masa tenisçisinin yapması gereken hareketleri yapıyordu. Bir ara ben size onun görüntülerin, veririm. Çok önemli.

 

PINAR AKKAŞ: Memnun oluruz.

 

Şimdi kilo verme konusunda eğer organik bir neden yoksa akupunktur tedavisinin çok önemli faydaları olur.

 

KAYA ÖZKUŞ: Kesinlikle.

 

PINAR AKKAŞ: Peki nasıl oluyor yani tedavi şekli nasıl oluyor?

 

KAYA ÖZKUŞ: Şimdi bu şekilde hastaları haftada bir sefer geliyorlar. Biz onların beslenmelerini ve yaşam biçimlerini bir değerlendiriyoruz. Neden kilolu olduklarını buluyoruz, organik bir neden varsa onu ortadan kaldırmak için medikal tedavisi gerekiyorsa yapılıyor. Ve o nedeni ortadan kaldırmaya dayalı ve de davranış değişikliğini hedefleyen bir tedavi yapıyoruz. Bizim tedavide hedefimiz hastanın 10 kilo, 15 kilo, 20 kilo vermesi yada tatile gitmeden önceki üç günde 5 kilodan kurtulması falan değil. Kalıcı bir şekilde tedavi olup hem kilolarını verip tekrar almamasını sağlamak, burada ana amaç bu. O zaman gerçekten bir tedaviden bahsedebiliriz. Yoksa kilo verdirmiş oluruz hastaya, kilo verir sonra tekrar alır. Bu çok önemli. Bunu ısrarla hastaya öğretmeye çalışıyoruz.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Özellikle burada doyma hissini mi sağlamış oluyorsunuz yaptığınız şeyle?

 

KAYA ÖZKUŞ: Doyma hissi tabii ki regüle oluyor yani aşırı yiyerek değil, yemesi gerektiği kadar yiyerek doyabildiğini doyabildiğini hasta görüyor. O zaman da zaten sorun ortadan kalkıyor. Yani her bulduğunuzu.. Öyle insanlar var ki kendilerini öldüresiye besleyebiliyorlar. Bu doğru bir şey değil, her bulduğunu.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Yatağa bağımlı hale gelinceye kadar.

 

KAYA ÖZKUŞ: O da ayrıca bir nokta, morbid obezite dediğimiz tablo iyice sıkıntılı ama gündelik hayatında bu. Facebookla birlikte yaygın bir beslenme hali söz konusu. Bu gençlerde de böyle, orta yaşta da, ileri yaşlarda da artık bir sorun çok. O hastalığa da yataklık ediyor o beslenme. Yani obeziteyi tedavi etiğinizde sadece hastanın obezitesini tedavi etmiş olmuyorsunuz, hastanın şeker hastalığıyla ilgili de yol almış oluyorsunuz. Kardiyak problemleri için de çok büyük bir fayda yaratmış oluyorsunuz. Ağrıları için çok büyük fayda yaratmış oluyorsunuz. Düşünün ki çok yük taşıyan bir dizin ağrımaması mümkün değil. Ve yine bilimsel çalışmalar gösteriyor ki, sahip olduğunuz kilonun yüzde 10’unu kaybettiğinizde kalp damar hastalığı riskiniz yüzde 70’lere azalıyor. Yani ne kadar az kilo o kadar iyi. Ama buna da kafayı takmadan.

 

PINAR AKKAŞ: Akupunkturu ileri bir yöntem olarak biliyoruz. İğnesiz bir yöntemi var mı ya da iğne hastalara kullanırken bir acı hissi oluyor mu?

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii iğnesiz yöntemi de var ama, tam akupunktur noktası bulunduğunda hiçbir rahatsızlık vermeyen bir tedavi yöntemi. Eğer bir rahatsızlık varsa zaten uygulamaya başlamadan önce hastalarımızı uyarıyoruz, 5-10 saniye içinde batırdığım iğne hastayı hala rahatsız ediyorsa o iğneyi çıkarıyoruz. Onun dışında 20 dakika boyunca herhangi bir iğneden bir rahatsızlık hissetmiyor. Ama genel olarak böyle bir sıcaklık hissi, yoğunluk, doygunluk hissi o iğnenin batırıldığı yerde zaten bizim ürettiğimiz lokal etki, yani o bölgede ortaya çıkan etki açısından tedavinin de iyiliği açısından önemli. Ama onun dışında 20 dakika huzurlu bir şekilde istirahat ediyor. Ha çocuklarda, iğneyi tolore edemeyecek kadar küçük çocuklarda ise lazer uygulaması yapıyoruz. Lazerle akupunktur için üretilmiş lazer aletleri var, o aletler belli bir derinliğe kadar etki ediyor iğne gibi. Orada tabii biraz daha akupunkturist açısından zaman alıyor. O yüzen de çocuklara uyguluyoruz. İğne çünkü çok rahatsız edici değil hem de klasik olan en iyi etkinin en iyi halini gözlediğimiz açık söylemek gerekirse iğne.

 

PINAR AKKAŞ: Her yaşta uygulanabiliyor mu?

 

KAYA ÖZKUŞ: Her yaşta uygulanabilir.

 

PINAR AKKAŞ: Yani bir yaş sınırı yok.

 

KAYA ÖZKUŞ: Hayır hiçbir yaş sınırı yok.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Şimdi vücudun bir haritası benim gördüğüm kadarıyla, burada olsa da gösterseydik aslında. Bu haritada çeşitli noktalar var. O noktaları özellikle bulup onlara iğneleri saplıyorsunuz. Özel iğneleriniz var. Elektrik verme gibi bir şey?

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii, elektrikli akupunktur dediğimiz özel gereçlerle belli noktalara impuls veriyoruz. O ürettiğimiz uyarının gücünü artırıyor. Elektrik olmadığı zamanlarda da akupunktur uygulanıyordu ama o zaman her iğne akupunkturist tarafından tek tek maniple ediliyordu tedavi sırasında çevrilerek, batırılarak. Şimdi onu akupunkturist yapmıyoruz, 20 dakika boyunca, zaten 20 dakikada ürettiğimiz uyaranın beyinde yapacağı etkinin maksimum seviyesi. O yüzden 20 dakika, 25 dakika yeterli bir tedavi süreci. Bu arada da ama akupunktur tedavi dediğimiz bir iğne, elektrik uyaranı veriyoruz.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Evet. Sonra, o yerleri yani herkes bulabilir mi peki?

 

KAYA ÖZKUŞ: Yok, herkes bulamaz. Onu anatomik olarak tarif edilmiş noktalar.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Hassas noktalar, tecrübeye dayalı olan bir şey.

 

KAYA ÖZKUŞ: Önce hekim, sonra da akupunktur eğitimi almış olmak gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’nın denetiminde 480 saatlik sertifika programları var. Doktor arkadaşlar o eğitimden geçiyorlar. O zaman o noktaların hem yerini öğreniyorlar, hem foksiyonlarını. Yani burada noktayı ve fonksiyonun bilmek çok önemli. Çünkü hastanın şikayetlerine göre fonksiyon gören noktalar var. Bu arada dengeleyici bir tedavi yöntemi akupunktur.

 

PINAR AKKAŞ: Pardon Hocam sözünüzü bölüyorum, anatomi uzmanlarının o zaman bunu yapması hem büyük bir avantaj hem kişi açısından tabii büyük bir avantaj oluyor.

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii ki anatomiyi bilmek önemli bir avantaj ama hekim olan arkadaşlarımız zaten anatomi eğitimi almış kişiler oluyor. Orada küçük bir avantaj demek lazım anatomi uzmanı olmak. Yani burada illa anatomi uzamanı olmak gerekmiyor pratisyen hekimler de yapabiliyorlar.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: 20 dakikalık bir elektrik uyaranı bu şekilde o özel noktalara verilmesi yeterli oluyor diyorsunuz.

 

KAYA ÖZKUŞ: Yeterli oluyor ama tabii bir seansta bitmiyor bu tedavi. Birikici bir tedavi. Ağrı tedavisi veya hastalık tedavisi yapıyorsak haftada üç gün en az hastanın gelmesi, 15 seanslık bir tedavi olması gerekiyor. Nasıl fizik tedavide genelde 20 seans olur akupunkturda 15 seans. Akupunktur da etkisini tartışabileceğimiz seans. Etki ettik mi etmedik mi? Şunu da söylemekte fayda var; akupunktur yaptığımız her hastayı tedavi ederiz gibi bir iddia yaratmak söz konusu değil. Yani biz de normal bir hekimiz, diğer hekimlerin yaptığı gibi elimizde bir enstrüman var, hastalığına göre hastayı o enstrümanla tedavi ediyoruz. Yarar yarattığımız bir çok hasta olduğu gibi etki edemediğimiz de sorunlar olabilir bunu da söylemekte fayda var.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Bütün ilaçlarda aynı şekilde.

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii. Bunu bir sorun akupunktur endikasyon alanındaysa hastamıza akupunktur tedavisini öneriyoruz. Ama bunun etkisini 15. seanstan önce sorgulamıyoruz. 15. seansın sonunda hastanın hiçbir şikayeti kalmamıştır, tedavisi biter. Hiç etki etmemiştir, bu çok küçük bir olasılık olmakla birlikte yine tedaviyi uzatmayı biz. Bir de şöyle bir tablo ortaya çıkabilir; hasta da biz de görürüz ki baya akupunkturdan faydalanılmıştır ama her şey bitmemiştir. O zaman tedaviyi biraz daha uzatmak mümkün. Artı şöyle durumlar da vardır; hastaya özellikle geriatrik hastalarda yani yaşlıların sorunlarında tedaviyi edip her şey bitip gitmez. Ama geriatrik hasta, yaşlı hasta şunu görür; akupunktur tedavisi olduğu süre içerisinde yaşam kalitesi çok yükselmiştir. Ağrıları azalmıştır, uykuları düzelmiştir, kendini daha iyi hissetmektedir, günlük hayata daha çok katılmaktadır ama sorunları tam bitmez. O hastalara zaten şunu diyerek yolcu ederiz; bakın şimdi çok iyisiniz, bunu devam ettirin sürdürün ama şikayetleriniz tekrar artarsa tekrar akupunktura gelin, işte veya iki haftada bir gelin denilebilir. Yani o hastayla, hastalığın durumuyla hekimin arasındaki bir tablodur. Artık akupunkturun kedisine verdiği iyiliği tanıyan hasta akupunkturu hangi sıklıkla kullanacağını bilir ve ona göre karar verir. Benim 14 yıldır tedavi etiğim 90 yaşında hastam var. Kış döneminde gelir tedavi olur, bütün yazı ve yılı iyi geçirir. Bir yıl sonra tekrar gelir. Ama görmüştür ki akupunktur onun yaşam kalitesini artırmaktadır.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Evet, onu soracaktım, etkisi ne kadar sürüyor diye?

 

KAYA ÖZKUŞ: Tamamen iyileştirdiğimiz hastalar da vardır. Bunları beraber getirdiği hastalardan gözleriz. Belli bir süreden sonra, çünkü burada bahsettiğimiz şeyi iyi anlamak gerekiyor; limbik sistemi düzene sokuyoruz. İnsanın limbik sistemini düzene sokup da o sıradaki organ fonksiyonuyla ilgili sorununu tedavi etiğimizde bu, bundan sonra hayatı boyunca o organ fonksiyonu tekrar bozulmayacak anlamına gelmez. Yani o kişi bir yıl sonra çok şiddetli bir stres uyaranlarıyla karşı karşıya kaldığında tekrar tablo ortaya çıkabilir veya başka bir sorun ortaya çıkabilir. Bakın çok orijinal bir olgudur; yüz felcini tedavi ettiğim bir hasta iki üç sene sonra göz kaslarımızı innerve eden abducens tercihiyle bana geldi. Yani abducens de yüz fasiyal sinirimiz gibi bir kranial sinirimizdir. Sonuçta, ben tek bir olgudur, başka da ne öncesinde ne sonrasında böyle bir hasta tedavi etmedim ama hastanın bana gelme nedeni, ‘Kaya bey, benim yüz felcimi tedavi etmişti, bu felcimi de tedavi edebilir mi acaba’ diyerek beni aramasıyla uyguladığımız bir tedavidir. ‘Gelin uygulayalım’ diye tedaviye çağırdım, bir ay olmuştu ve uyguladığımız tedavi gayet iyi sonuç aldı. Ama bu bütün abducens felci olan insanlara akupunktur tedavi için anlamına gelmez. 

 

PINAR AKKAŞ: Hastanın durumuna göre değişir.

 

KAYA ÖZKUŞ: Evet. Anlatmak istediğim hasta akupunkturun etkisini gördüğü zaman ona göre nasıl kullanacağına kendisi karar verip sıklığını da ayarlayabilir.

 

PINAR AKKAŞ: Bu anlattıklarınız kilo için de geçerli. Şimdi organik rahatsızlığı yok, bir hasta geldi size, siz akupunkturla tedavi etiniz, 15 seans yaklaşık tedavi aldı, sora kilo verdi. Aradan birkaç sene geçti yine dediğiniz stres faktörleriyle karşı karşıya kaldı ve yine kilo aldı. Yine aynı şekilde tedavi olabiliyor mu?

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii tabii. Onlar zaten gelirler ama ben hastalarıma giderken, yolcu ederken genellikle şunu söylerim; eğer kontrol edemediğinizi gördüğünüzde, hadi üç kilonun üzerinde dolaşabilirsiniz. Yani hastanın olması gereken maksimum 70 kiloysa bu şu demektir; 67 ile 70 arsında dolaşabilirsiniz. 67 kilo açık büfe bir tatile gidip çok hovarda davransanız 69 kilo gelirsiniz. Bakın yine üst sınırınızın altında. 70 kilo 100 gram olduğunuzda artık sorun var demektir. 71 kiloya doğru gidiyorsanız artık sorun var demektir. Yani burada 20 kilo vermiş bir hasta 20 kilonun tamamını alarak bana gelmek yerine 3 kilo aldığında gelirse işler daha kolay olur.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Hangi hastalıklar? Onu tekrar geçebilirsek üzerinden.

 

KAYA ÖZKUŞ: Dediğim gibi organ fonksiyon bozukluğuna bağlı hastalar dediğimizde öncelikle kronik kabızlık, organik verilerle bağı olmayan reflüözofajit, irritabl kolon spastik kolit diye halk arasında daha yaygın bilinir, nedeni belli olmayan kaşıntılar, kronik ürtiker, alerjik astım, alerjik nezle, nedeni belli olmayan baş, boyun, bel ağrıları, sırt ağrıları fibromianji ağrıları biraz önce bahsettiğim. Uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, ki obezite bir yeme bozukluğudur ama öte yandan yememe de bir yeme bozukluğudur. Yani aşırı zayıflıkta da akupunktur kullanabilirim. Anoreksiyada, bulimiada da akupunktur kullanılabilir. Aşırı stresli olma hali adet düzensizlikleri, nedeni belli olmayan infertilite, ki burada tüp bebek hastalarının akupunktur yerini konuşuruz, kaygı bozuklukları, panikatak, yüz felci, trigeminal nevralji yüz ağrıları, yaşlılarda özellikle yaygın görülen zona bunların hepsinde akupunktur uygulamak mümkün.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Zonanın kendisinin tedavisinde değil de geriye kalan ağrısında mı bahsediyorsunuz burada?

 

KAYA ÖZKUŞ: Hasta zona olduğu andan itibaren ne kadar kısa sürede, yüz felci ve zona en kısa sürede akupunkturiste ulaşılması gereken problemlerden ikisi. Hem iyileşme, o başlangıçtaki akut ağrıyı süratle azaltıyor, hem de iyileşme sürecine ciddi katkıda bulunuyor. Onu da zaten yaşlılarda hem stres yükseliyor, hem immün sistem düşüyor. Buna bağlı çok yaygın zona.

 

PINAR AKKAŞ: Astım ve alerji dediniz, zona da o derece mi?

 

KAYA ÖZKUŞ: Alerjik astımda ve alerjik nezlede, mevsimsel nezlelerde akupunktur uyguluyoruz.

 

PINAR AKKAŞ: Doğru bir soru olmayabilir ama akupunktur tedavisinin plaseboya da etkisi var denebilir mi?

 

KAYA ÖZKUŞ: Şimdi bakın, son zamanda hemen şöyle; plasebonun da tedavi olduğu konuşuluyor ki bu akupunktur için çok uzun yıllar önce yapılmış çalışmalarla bu cümle ortadan kalktı. Yani akupunktur somut etkisi tanımlanmış bir tedavi yöntemi, bununla ilgili bir çok bilimsel çalışma var. Türkiye’de yapılmış ağrıyla ilgili endorfinleri salgılattığı üzerine çalışmalar bile var, öte yandan şimdi konuşmakta fayda olduğunu düşündüğüm tüp bebek hastalarında akupunkturun etkisiyle ilgili tüp bebekçilerin, kadın doğumcuların Amerika’da çok çok önemsedikleri fertilite ve sterilite dergisinde yayınlanmış çalışmalar var. O çalışmalar sonrasında zaten akupunkturun tüp bebek tedavisi gören hastalardaki kullanımı çok yaygınlaştı. Çünkü o çalışmalar gösteriyor ki akupunktur tedavisi olmadan transfere giden anne adayları, akupunktur tedavisi olarak transfere giden anne adaylarının hamile kalma şansları çok ciddi yüksek Artı hamileliklerini sürdürme şansları da çok yüksek. Burada mekanizma da çok basit aslında. Hele bizim gibi ülkelerde, bireylerin birbirleriyle ilişkilerinin çok yakın olduğu, herkesin herkesin hayatına çok müdahil olduğu toplumlarda bir anne dayının bir süre çocuk sahibi olmaması evlilikten sonra çevrenin hemen “ne zaman çocuğunuz olacak” lafına neden oluyor. Bunlar bir de tüp bebek denemişler ve başarısız olmuşlarsa bu sefer anne adayının beyninin ön lobu düşünce üretmeye başlıyor. Ürettiği düşünce şudur; “ya yine hamile kalamazsam.” Ben bunu bir ağaçkakana benzetiyorum; anne adayı ikinci tüp bebek denemesinde yine hamile kalamamışsa ağaçkakan ikiye çıkıyor. Üçüncü denemede üçe çıkıyor. Ne yapıyor ağaçkakan? Limbik sistemimizi gagalıyor, nasıl ki bir ağacı -karikatürlerde görürüz- devirir ağaçkakan. Aynı şekilde anne adayı kendi kendini deviriyor. Sistemi bozuyor ve birinci başarısızlık sonraki başarısızlıkların tetikleyicisine dönüşüyor. Burada hastanın akupunktur tedavisi görmesi çok önemli bir nokta. Çünkü hem o uyaranın ortadan kaldırılmasında katkıda bulunuyor, hem de limbik sistemin daha düzgün çalışır hale gelerek hem yumurta kalitesinin iyileşmesini, hem endometriumun olgunlaşmasına katkıda bulunuyor. Ve  bu da anne adayının bedenini transfere uygun hale gelmesini sağlıyor. Açık söylemek gerekirse akupunkturist tüp bebek uygulayıcısının işini kolaylaştırıyor. Ve ortaya da başarı çıkıyor. Burada ortaya çıkan başarı da tüp bebekçinin başarı ya da başarısızlığı oluyor. Akupunkturistin konumu anne adayıyla birlikte sevinmek ve üzülmek.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Burada tabii tekrar hatırlatmakta fayda var; akupunktur bu güne kadar eskiden bilindiği şekliyle işte Çin tıbbının bir uzantısı olarak biliniyordu. Oysa bugün biz akupunkturu modern bilimin içinde tekrarlanabilir, işte sonuçların tekrar tekrar elde edilebilir olmasıyla pozitif bir bilim dalı olarak biliyoruz görüyoruz. Buna göre zaten uygulamalarınız da yine bu şekilde ilerliyor.

 

KAYA ÖZKUŞ: tabii zaten bütün çalışmalarımızın kaynağı akupunkturun bilimsel bir tedavi yöntemi olduğuyla ilgili. Burada tabii ki bir bilim dalı demek söz konusu değil bugün için ama gelecekte akupunkturun bilim dalı olmaya aday bir yöntem olduğunu ben düşünüyorum. Önemli olan burada bilimin yöntemleriyle üniversitelerde akupunkturun sorgulanması ve o bilimsel bilginin, akupunkturu bilim dalı yapacak bilimsel bilginin ortaya konmasıdır. Bu yönde son 20 yılda çok yok alındığını ben görüyorum ve bu yolda daha devam edecek. Ama şu kadarını söylemem söz konusu; 2002 yılında Harvard’da yapılmış bir çalışma fonksiyonel MR cihazlarıyla yapılmış bir çalışma, akupunkturun limbik sistemi modüle ettiğini, düzene soktuğunu gösteriyor. Benim burada aktardığım temel kaynağı da o çalışmadır. Çünkü limbik sistem fonksiyonunu biliyoruz. Yani bir insanın limbik sistemi düzgün çalışmadığında buna bağlı organ fonksiyonları da bozuluyor. Uyku düzeni bozuluyor, yeme-içme düzeni bozluyor, korunma hareketleri değişiyor. Hasta evden çıkmak istemiyor, üstüne-başına dikkat etmek istemiyor. Bunlar bir pre depresyon gibi. Depresyon dediğimiz durum limbik sistemin kimyasının bozulma durumudur. Yani tıp fakültelerinde doktor olacak insanlara limbik sistemi böyle öğretiyoruz. Şimdi bunları yöneten bir sistem bunları yönetemediğinde bunlara, bu bahsettiğimiz fonksiyonlarımızla ilgili sorunlar ortaya çıkar. Yani yeme-içme düzenimiz isteğimizi değişir olumlu ya da olumsuz, uyku düzenimiz değişir, organ fonksiyonlarımız bozulur, işte bunlar bizde kabızlık olur, irritabl kolon olur, ishal oluruz veya kadınların adetleri düzensizleşir. Bunun en basiti stresle alakalı olduğunun en basit anlatımı şudur; üniversitede okuyan genç kızların sınav dönemlerinde adetleri gecikir veya erken olu bu kadar basittir. Yani direk ilintisini gösterir. Ve bu sıkıntı büyüdüğü zaman, ki bu insan ilişkileri içinde yaygın stres ürüyor, ne oluyor adet düzensizlikleri ortaya çıkıyor ve buna bağlı da infertilite ortaya çıkabiliyor. Yani hepsi zincirleme. Sonuçta stresten uzak durmamız gerekiyor.

 

PINAR AKKAŞ: Peki akupunktur için şöyle bir şey düşünülebilir mi? Bazı hastalıklar var ki pek çok uzmanın aynı anda devreye girdiği durumlar. İşte kanser olabilir, biraz önce bahsettiniz nörolojik hastalıklar ve kilo. Bunlara yani bu tedavilerde akupunktur olmazsa olmaz denilebilir mi?

 

KAYA ÖZKUŞ: Hayır, olmazsa olmaz değil, akupunktur da olursa daha iyi olur. Çünkü multidisipliner yaklaşılması gereken durumlar vardır. O sorunlarda akupunktur işte yer alır. Yani geriatrik sorunlar dediğimizde mutlaka bir geriatri uzmanı, bir psikiyatrist olması gerekir. Ama onun yanında akupunkturun da bu hastaların yaşam kalitesinin yükseldiğini artık, ben nasıl ki bir dahiliye uzmanı olması lazım diyorsam burada ki bu doğrudur, dahiliyecilerin de ‘akupunkturun da katkısı olur’ deme n9oktasına gelmeleri gerekiyor. Baya da gelindi diye düşünüyorum şu an.

 

PINAR AKKAŞ: İzleyenlerimiz merak edebilirler, pahalı bir yöntem midir?

 

KAYA ÖZKUŞ: Yok. Yani ortaya çıkan iyiliği kıyasladığınızda ve o surunun diğer yöntemlerle tedavileriyle karşılaştırdığınızda gayet ekonomik bir yöntemdir akupunktur.

 

PINAR AKKAŞ: Yan etkileri var mıdır?

 

KAYA ÖZKUŞ: Ehil bir akupunkturist tarafından yapılmadığında tabii ki sorunlar ortaya çıkabilir. O yüzden zaten hastaların mutlaka hekimin Sağlık bakanlığı’nın verdiği uygulama belgesinin olduğunu görmeleri lazım. Bir de ilk seanstan sonra baş ağrıları olabilir. O da akupunkturla ilintilidir ama ilk seanstan sonra ortaya çıkar ondan sonra bir daha olmaz. Hastamızı uyarırı zaten bundan ürkmemesi gerektiğini.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Pratik bir cevap varsa eğer bu konuda, başımız ağrıyor gün içinde diyelim o sırada ağrımızı nasıl giderebiliriz ilaçsız olarak?

 

KAYA ÖZKUŞ: Bu tabii çok sorulur ve bilinir de. Elimizde LI4 dediğimiz herkesin bildiği bir nokta vardır o noktayı bastırmak.

 

PINAR AKKAŞ: Doğru bir yöntem midir?

 

KAYA ÖZKUŞ: Doğru bir yöntemdir. Zaten bastırdığınızda o noktayı diğer deri alanlarından ağrılı hissedersiniz. O ağrıyı geçirinceye kadar o noktayı ovmak lazım. Yani orada bir dolgunluk vardır da o dolgunluğu gideriyormuşsunuz gibi gelir ağrıyı azaltır.

 

PINAR AKKAŞ: Pardon Hocam, migren için de geçerli mi?

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii her türlü ağrı söz konusu.

 

PINAR AKKAŞ: yani gerilim tipi baş ağrısında da, migrende de geçerli.

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii tabii. Ama biraz zaman, ağrıyı tamamen geçirecek ve ‘oh rahatladım’ değil tabii ama en azından o an için mesela uçakta ağrınız olabilir bunu yapabilirsiniz. En azından şiddetini düşürür, daha kabul edilebilir hale getirebilir insanı. Bir de gözlerinizin, kaşlarınızın tam başlangıç yerinde iki tane noktamız vardır baş ağrısıyla ilgili.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Sağ ve solda olmak üzere.

 

KAYA ÖZKUŞ: Evet evet. Onu da yukarı doğru bastırarak sıvazlamak mümkündür. Bunu yaptığınızda yine orada bir dolgunluk var da geriye doğru boşalıyormuş gibi hissedersiniz, o da ağrılarınızı biraz rahatlatabilir.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: O zaman akupunkturun işte pratik bir uygulaması.

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii. Zaten akupunsor da bir yöntem. Yani bu nokta yani fonksiyonu bilinen nokta ister iğneyle, ister ısıyla, ister basarak uygulanabilir veya lazer uygulanabilir. Bunların hepsi yöntemdir, önemli olan noktadır. Noktayı doğru bulup uyarırsanız ortaya çıkar. Ama bunların içinde de en iyi sonuç çıkaran iğne. Çünkü iğneyle noktaya yarattığınız uyaran yani nüfuz etmeniz daha net. İçeri doğru gidiyorsunuz, elinizle bastırmakla iğne batırmak arasında çok ciddi fark olur.

 

PINAR AKKAŞ: Bunlar kuru iğne değil mi? Yani içinde bir ilaç ya da elektrik akımı herhangi bir şet yok.

 

KAYA ÖZKUŞ: Kuru iğne, h,iç bir şet yok. Burada şunu da söylemem lazım kuru iğne dediğiniz için; şu an ülkede öyle hekimler var ki akupunktur yaptığını söylemeyip, “ben kuru iğne tedavisi yapıyorum, bunu Amerika’da gördüm” deyip hastasına iğne batıran hekimler var. İki tane problem var, bir, akupunktur yapıyorsunuz, akupunktur yaptığınızı söyleyin, iki, eğer bunu yapacaksanız gidip akupunktur sertifikası alın.

 

PINAR AKKAŞ: Kuru iğne diye bir yöntem yok.

 

KAYA ÖZKUŞ: Kuru iğne diye bir yöntem yok. Kuru iğne akupunkturdur, yani iğne kurudur. Adına kuru iğne deyince akupunktur olmaktan çıkmaz. O hekim arkadaşlara da buradan sayenizde uyarmış oldum.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Yine o haritaya bağlı olarak özel noktalar uyarılmış oluyor.

 

KAYA ÖZKUŞ: Orada şöyle bir şey; Bakın, tabii ki akupunkturun temelinde geleneksel Çin tıbbı var ve haritalar meridyen üzerindeki noktaları gösterir ve bize o        noktaları meridyen üzerinden tarifler öğretir, öğreniriz, fonksiyonlarını biliriz. Bir de Çin’de ashi noktası, batılıların triggerpoint dedikleri ağrılı nokta vardır. Sonuçta ağrısı nokta sonuçta akupunktur noktasıdır. Bir yandan akupunktur noktası bir sorun olduğunda hassaslaşır, viccerodermal bir refleksle çalışır. Yani akupunktur noktası aslında dermotom patentine uyar. Atomlarla organlarımız arasında, derimizle organlarımız arasında bir ilişki, anatomik ilişki vardır, bu ilişki üzerinden uyarı yaratılır. Yani ağrılı noktaya iğne batırılması da doğrudur. Ona biz trigger point ya da ashi point deriz ve zaten akupunktur uygulaması yaparken o noktaları da kullanırız. Muayenede buluruz o ağrılı hassas noktaları, o noktaları da iğneleriz. Öte yandan da sorunla ilgili meridyen noktasını da tedaviye katarız.

 

PINAR AKKAŞ: Öncesinde lokal anestezi gibi bir şey uygulamak gerekmiyor değil mi?

 

KAYA ÖZKUŞ: Hayır hayır hiç gerek yok. Çünkü çok ehil bir akupunkturist hiç canını acıtmaz hastanın.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Kanama oluyor mu?

 

KAYA ÖZKUŞ: Bazen bazı bölgelerde yüzeysel venlerden dolayı, bunlar çok önemli değildir, biraz morarır iki üç günde geçer.

 

PINAR AKKAŞ: Yani kanamaya bağlı enfeksiyon riski olur mu?

 

KAYA ÖZKUŞ: Yok yok öyle bir sorun olmaz. Yaşlılarda daha dikkatli. Oradan iğneyi toplayan yardımcının veya hekimin dikkatli olması lazım. Niye? Yaşlı hastalarda kas dokusu gevşek olduğu için kanama alanı büyüyebilir ama onlar da kolayca geçer, onlar çok sorun değil. 22 yıldır ben herhangi bir enfeksiyon görmedim.

 

PINAR AKKAŞ: 22 yıldır size en çok hangi hasta grubu geldi?

 

KAYA ÖZKUŞ: Tabii ki ağrılı hastalar yoğun bir şekilde talep ediyor akupunkturu. Obezite, sigara, 2006 yılından beri yoğun bir şekilde tüp bebek hastaları faydalanıyorlar. Çünkü o insanlar çok naçar kaldıkları için birbirleriyle ilişkileri çok yoğun. O yüzden de böyle bir fayda ürediğinde bu konuda bilgilendiriyorlar internet üzerinden ve de o sayede de bir çok hasta akupunkturdan bugün yararlanıyor tüp bebek konusunda.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Ağrı zaten bir işaret. Yani problemin nerede olduğunu gösteren bir alarm bir işaret.

 

KAYA ÖZKUŞ: Koruyucu.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Çok anlamlı bir şey. Vücutta ağrı olmasaydı zaten hatalık olmazdı ve tedavisi de olmazdı. Hastalığı tanımlayamazdık. Gerçekten bir mucize olarak var ağrı sistemi.

 

KAYA ÖZKUŞ:  Tabii ağrı alarm veriyor, bedende bir sorun olduğunun alarmı ağrı. O yüzden tabii ki bu da önemli konuşulması gereken bir şey. Yani hiç ağrısı olmayan bir insanda şiddetli bir baş ağrısı varsa oturup ona akupunktur yapmazsınız. Yani akut batını geliştiğini görüyorsanız ona akupunktur uygulamazsınız. Onlar da önelmiş şeyler.

 

PINAR AKKAŞ: Ama akupunktur için en önemli konu mutlaka ve mutlaka hekim olması.

 

KAYA ÖZKUŞ: Tartışmasız. Artı akupunktur uygulama belgesi olan bir hekim olması lazım. Burada kontrol hasta tarından üretilecek.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Hiç yan etkisi yok dediniz ama.

 

PINAR AKKAŞ: Etki üremez. Etki ürememesi bakın, eğer vaktimiz varsa şunu da konuşmakta fayda var; Türkiye’de eskiden, gittikçe daha da azalmaya başladı ana hala var bile denilebilir, şöyle bir cümle vardı ‘akupunktura gittim hiçbir işe yaramadı.’Şimdi, hipertansiyonunuz varsa bir dahiliyeciye gideceğinizi bilirsiniz. Doktor Ahmet beyin verdiği ilaçlar sizin tansiyonunuzu düşürmediyse, sizi tedavi etmediyse şöyle bir cümle kurmazsınız, ‘dahiliyeye gittim hiçbir işe yaramadı’ demezsiniz. Dokt9r Mehmet beye gidersiniz. Çünkü sizi tedavi edecek bir dahiliyecidir. Şimdi, oysa akupunkturda ilginç bir şekilde, ben bunu 20 küsur yıldır gözlerim, bir akupunkturiste gittiğinde sonuç almadığında hasta, ‘akupunktura gittim hiçbir işe yaramadı’ derdi. Şimdi yavaş yavaş, ‘benim baş ağrın var, şu akupunkturistim ama tedavi olamadım size geldim’ diyen hasta sayısı çok arttı. Bu önemli. Bir endikasyonun ya da bir sorunun akupunkturun endikasyon alanında olduğunu biliyorsak, akupunktur onu, akupunkturist x onu tedavi edemiyorsa akupunkturist diye tedavi edebilir. Burada ‘âkupunktura gittim hiçbir işe yaramadı’ dememek gerekiyor. O tabii bir sorundur. Yani ehil olmayan bir akupunkturist tedavi üretemez, tedavi üretememesi de o akupunkturiste zarar vermenin ötesinde asıl akupunktura zarar verir bu bakıştan dolayı.

 

PINAR AKKAŞ: Evet.

 

Peki Hocam çok teşekkür ederiz. Vesilenizle akupunktur bizler de, izleyenlerimiz de detaylı öğrenmiş olduk. Çok teşekkür ediyoruz.

 

CİHAT GÜNDOĞDU: Çok geniş bir alan, uygulama alanları olarak uzun konuşulabilecek bir konu.

 

KAYA ÖZKUŞ: Evet.

 

PINAR AKKAŞ: Programımızın sonuna geldik. Katıldığınız için çok teşekkür ediyoruz.

 

KAYA ÖZKUŞ: Ben teşekkür ederim sağolun.

 

PINAR AKKAŞ: bir programımızın daha sonuna geldik. Çok değerli bir konuğumuzu ağırladık. Haftaya yeniden yeni bir konuğumuzla beraber olmak üzere herkese iyi akşamlar diliyoruz.

 

http://a9.com.tr/izle/193664/Yasam-ve-Saglik/Yasam-ve-Saglik---45-Bolum---Prof-Dr-Kaya-Ozkus-Anatomi-Uzmani-ve-Akapunkturist

 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube
Anatomi
Anatomi Uzmanı ve Akapunkturist
Ağrı
Bedenimizdeki Ayetler
Doktor
Hastalık
Limbik Sistem
Nöron
Prof. Dr. Kaya Özkuş
Sağlık
Sinir Sistemi
Yaşam ve Sağlık
akupunktur
baş ağrısı
otonom sinir sistemi