Kâinatta gerçekleşen en büyük olaylardan, en küçük detaylara kadar hiçbir şey tesadüfen meydana gelmez; her şey belirli bir düzen ve amaç doğrultusunda yaratılır. Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. Her olay ve detay, eşsiz bir Sanatçı ve mutlak hikmet sahibi olan Yüce Allah’ın eseri olduğundan, mutlaka bir güzellik ve hayır barındırır. Bu anlayış, olayları yalnızca sonuçlarıyla değil, aynı zamanda yaratılışındaki hikmetle birlikte değerlendirmeyi mümkün kılar. İnsan, Allah’ın yarattığı olaylara hayır gözüyle bakmayı tercih ettiğinde, her şeydeki güzel ve olumlu yönleri fark etmeye başlar. Çünkü bu bakış açısı, Yüce Allah’a duyulan sevginin ve yarattığı her olaydaki hikmete duyulan derin bir iman anlayışının sonucudur.

Yüce Allah’ın müminlere lütfettiği en büyük nimetlerden biri her şeye "hayır gözüyle" bakabilmektir. İnsanların bir kısmı ise olaylara "şer gözüyle" baktıkları için her şeyi karanlık, eksik ve olumsuz bir şekilde algılarlar. Oysa hayır gözüyle bakmak, olayları daha geniş bir bakış açısıyla değerlendirme imkânı sunar, böylece her şeyin hayır çerçevesinde bir anlam kazanmasına vesile olur. Bu yetenek, insanın hayata ve olaylara hikmet gözlüyle bakmasını sağlayan Allah’tan gelen çok büyük bir lütuftur.

Allah’ın sonsuz kudretinin her yerde mevcut olduğunu anlamak, olayların olumlu yönlerini görmeyi sağlar. Bu yaklaşım, kişiyi teslimiyet, huzur ve derin bir anlayışa yönlendirir. Her durumun Yüce Allah’ın hikmeti ve benzersiz sanatını yansıttığı gösterir. Bu bilinç, insanın dünyayı kavrayışını ve olayları yorumlama şeklini tamamen değiştirir. Yüce Allah bu gerçeği kullarına şöyle bildirir:

Savaş size farz kılındı; oysa o size hoş gelmez. Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır, hoşunuza giden bir şey de sizin için şerlidir. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara Suresi, 216)

Allah kimseye kaldıramayacağı yükü ve imtihanı vermez

Allah’ın mümin için takdir ettiği kaderin her zaman hayırla yaratıldığını unutmamak, imanın temelidir. Çünkü Allah asla kimseye zulmetmez; O’nun takdiri mutlak adalet, hikmet ve rahmet üzerine kuruludur. İnsan, bu dünyadaki varoluş amacını kavradığında, karşılaştığı her olayın ardındaki gerçeğin eğitim amacı taşıdığını idrak eder. Dünyaya Allah’a olan sevgisini, teslimiyetini, tevekkülünü ve sadakatini hem sözleri hem de davranışlarıyla göstermek için gönderildiğini kavrar.

Hayatta karşılaşılan zorluklar ya da verilen nimetler de, her biri insanın imanını olgunlaştıran birer vesiledir. Nitekim Rabbimiz “Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korkan kimse' içindir” ayetiyle kulunun ulaşabileceği en yüksek mertebeyi bildirir. Çünkü bu mertebede tam teslimiyet, derin iman ve mutmain bir nefis vardır. Gerçek kurtuluş ve sonsuz mutluluk, kadere daima hayır gözüyle bakan, Rabbine güvenen ve O’nun hükmüne razı olan müminin ulaştığı seviyedir. Üstad Bediüzzaman Sait Nursi bu gerçeği şu sözlerle ifade eder:

"Her şeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek veçhine bakmak lazımdır. Sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-i dikkatimizi celb edip kalbimizi meşgul etmesin." (Risale-i Nur – Şualar / On Dördüncü Şua)

Sonuç: Her şeye hayır gözüyle bakmak mümin özelliğidir 

İnsan, dünya hayatında genellikle kolaylık ve rahatlık içinde olmaz; aksine zorluklar ve çeşitli imtihanlarla karşılaşır. İmtihan, Allah’ın kullarını eğitmek, onlara sabrı ve olgunluğu öğretmek amacıyla yarattığı bir kanundur. Her insan, Yüce Allah’ın kendisi için takdir ettiği ve kendine özel olarak belirlediği imtihanlardan geçer; bu süreçte Allah’ın rahmetiyle manevi bir eğitim görür. İnsan olgunlaşmasını sağlayan, ona adalet, merhamet, sevgi gibi Allah’ın beğendiği davranışları kazandıran bu imtihanlarla, maneviyatını güçlendirir. Bu nedenle, karşılaşılan zorluklara isyan etmek yerine, sabır ve hikmetle yaklaşmak; yaşananları birer ders ve eğitim basamağı olarak görmek son derece önemlidir. Her imtihanın ardında bir hikmet, her zorluğun içinde bir rahmet gizlidir. Asıl önemli olan, bu hikmeti fark edebilmek, Allah’a tevekkül etmek ve güzel ahlak sergileyebilmektir:

O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır (Mülk Suresi,2)