HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Allah'ın İsimleri - 2

Allah'ın İsimleri - 2

Harun Yahya
43833
06 Kasım, 2017
HD Belgeseller
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
İman Hakikatleri ve Yaratılış Mucizesi

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

 

Allah’ın İsimleri - 2

 

Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah, Kuran-ı Kerim'de kendi zatını tanıtmıştır.

Bu film, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah'ı Kuran'da bildirilen isimleriyle tanıtmak için hazırlanmıştır. Ancak elbette ki kainatı, tüm canlıları, insanları ve maddeyi yaratan Rabbimizin sıfatlarını tam anlamıyla açıklamak bir insan için mümkün değildir. Bu filmde yalnızca Kuran'da geçen bilgiler anlatılacaktır. Çünkü biz insanların Yüce Allah'ın güzel isimleri hakkında O'nun bize Kuran'da öğrettiğinden başka hiçbir bilgisi yoktur. Bizim bilgimiz dışında kalanlar ise her şeyde olduğu gibi Allah'ın katında saklıdır. Bir ayette şöyle buyrulur:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Dediler ki sen yücesin. Bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.” (Bakara Suresi, 32)

Asim. Koruyan.

 

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Oğlu dedi ki: ‘Ben bir daha sığınacağım. O beni sudan korur.’ Dedi ki: ‘Bugün Allah'ın emrinden esirgeyen olan Allah'tan başka bir koruyucu yoktur.” (Hud Suresi, 43)

İnsan, aciz bir varlıktır. Bu yüzden her an, her türlü zorlukla karşılaşabilir. Örneğin, dünya her an doğal afetlerin oluşabildiği bir yerdir. Seller, kasırgalar, depremler, yanardağ patlamaları sık sık karşılaşılan olaylardır. Bunların yanı sıra kişiyi manen sıkıntıya düşürebilen olaylar da vardır. Tüm bu olaylar karşısında unutulmaması gereken bir gerçek vardır. İnsan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne kadar acizliklerden kurtulmaya çalışırsa çalışsın, Allah'ın dilemesi dışında başına gelecek herhangi bir şeyden korunamaz. İnsan için tek koruyucu Rahman olan Allah'tır. Kuran'da bu durum şöyle bildirilmiştir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“De ki. ‘Sizi karanın ve denizin karanlıklarından kim kurtarmaktadır ki, siz açıktan ve gizliden gizliye ona yalvararak dua etmektesiniz. Andolsun bizi bundan kurtarırsan gerçekten şükredenlerden oluruz.’ De ki: ‘Ondan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarmaktadır. Sonra siz yine şirk koşmaktasınız.” (En’am Suresi, 63-64)

İnsanların çoğu tek başlarına kaldıklarında ya da ellerindeki maddi imkanların kendilerine yardım edemeyeceğini anladıkları anda Allah'tan yardım dilerler. Ancak Allah kendilerini kurtarınca yine nankörlük edip başlarına gelenleri unuturlar. Dünyada Allah'tan başka koruyucu bulamayacağını anlamayan, O'nun her türlü yardımına rağmen nankörlükte ayak direten kişiler ahirette sonsuz bir azapla karşılaşacaklardır. Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Çekimser davrananlar ve büyüklenenler onları acıklı bir azapla azaplandıracaktır ve kendileri için Allah'tan başka bir koruyucu, dost ve yardımcı bulamayacaklardır.” (Nisa Suresi, 173)

Bâis. Uyandıran, dirilten, peygamber gönderen.

 

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Nasıl oluyor da Allah'ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölüyken sizi o diriltti. Sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecektir. Ve sonra ona döndürüleceksiniz.” (Bakara Suresi, 28)

Yeryüzünde şu ana kadar yaşayan ve bundan sonra da yaşayacak olan tüm insanlar ölümlüdür. Herkes bir gün ölür ve mezara konur. Ancak bu apaçık gerçeğe rağmen insanların büyük bir çoğunluğu öleceği ve mezara konduktan sonra tekrar diriltileceği gerçeğini pek fazla düşünmez. Hatta Kuran'da bildirildiğine göre birçok insan bu gerçeğe ihtimal vermez.

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Derler ki, biz çukurdayken gerçekten biz mi yeniden diriltilip döndürüleceğiz? Biz, çürüyüp dağılmış kemikler olduğumuz zaman mı?” (Naziat Suresi, 10-11)

Büyük bir yanılgıyla sorulan bu soruya gereken cevap da Kuran'da en açık şekilde verilmiştir.

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi. Dedi ki: ‘Çürümüş bozulmuşken bu kemikleri kim diriltecekmiş?’ De ki: ‘Onları ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir.” (Yasin Suresi, 78-79)

Allah tüm insanları ilk defa yaratıp inşa edendir. Gelmiş geçmiş tüm insanları birbirlerinden farklı özelliklerle yaratmıştır. Öyle ki her insanın parmak ucuna kadar birçok özelliği diğer insanlarınkinden farklıdır. Kuşkusuz onları ilk defa yaratmış olan Allah, ikinci kere ve hatta sayısız kereler aynı şekilde yaratmaya güç yetirir. Nitekim Allah bunun delillerini bizlere yeryüzünün diriltilişinde göstermektedir. Her sonbahar tüm doğa bir nevi ölüm yaşar. Bu ölüm bütün bir kış mevsimi boyunca da sürer. İlkbahar geldiğinde ise ağaçların kupkuru olmuş dallarında yeniden rengarenk çiçekler, yemyeşil yapraklar çıkar. Tüm doğa canlanarak yeşillenir. Üstelik bu ölümden sonra diriliş binlerce senedir hiç aksaklık göstermeden devam eder. İşte insanın ölümünden sonra dirilişi de Allah için bu derece kolaydır. İnsanların diriltilişi ile doğanın diriltilişi arasındaki bu benzerliğe Allah bir Kuran ayetinde şöyle dikkat çekmiştir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak. Ölümden sonra yeryüzünü nasıl diriltmektedir? Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir. O, her şeye güç yetirendir.” (Rum Suresi, 50)

Allah'ın Bais sıfatının bir başka anlamı da peygamber gönderen demektir. Allah insanlara uyarıcı, korkutucular, müjde vericiler olarak elçiler göndermiş ve onları doğru yola davet etmiştir. Elçilerinden kimine insanları karanlıktan aydınlığa çıkaracak kitaplar da vahyetmiştir. Kuşkusuz bu, Allah'ın insanlara büyük bir lütfudur.

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Andolsun ki Allah, müminlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. Ki O onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.” (Ali İmran Suresi, 164)

 Baki. Devam eden, fani olmayan.

 

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Yer üzerindeki her şey yok olucudur. Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü baki kalacaktır.” (Rahman Suresi, 26-27)

Kainat içinde bulunan tüm varlıkların bir sonu vardır. Bir insan doğar, yaşar ve dünyada sürdürdüğü sınırlı ömür sonucunda ölür. Bu son bütün insanlar için kaçınılmazdır. İnsanlar gibi bitkiler ve hayvanlar aleminin de yok oluşu kaçınılmazdır. Onlar da doğduktan bir süre sonra birer birer ölürler. Örneğin bir ağaç yeryüzünde yüzlerce sene yaşayabilir fakat en nihayetinde ölmeye mahkumdur. Canlı olan her şey hayatını tüketip toprağın altına girecek ve yok olacaktır. Aynı şekilde cansız varlıkların da bir sonu vardır. Zaman tümü üzerinde yıpratıcı etkisini gösterir. Örneğin binlerce yıl önce ihtişam içinde yaşamış kavimlerden bugün yalnızca yıkıntıların geriye kaldığını görürüz. Allah bu gerçeği Kuran'da şöyle bildirmiştir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Halkı zulmediyorken, yıkıma uğrattığımız nice ülkeler vardır ki, şimdi onların altları üstlerine gelmiş ıpıssız durmakta, kullanılmaz durumdaki kuyuları terk edilmiş bulunmakta, yüksek sarayları çın çın ötmektedir. Biz onlardan önce nice insan nesillerini yıkıma uğrattık. Şimdi ise onlardan hiçbirini hissediyor veya onların fısıltılarını duyuyor musun?” (Meryem Suresi, 98)

İşte tüm cansız varlıkların sonu da bu şekildedir. İçinde yaşayan varlıkların bir sonu olduğu gibi kâinatın da bir sonu vardır. Kâinattaki tüm gök cisimleri, yıldızlar, güneş bir gün enerjisini tüketip yok olacaklardır. Veya Allah dilediği başka bir sebeple tüm kâinatı yok edecek, kıyamet günüyle ilgili vaadini gerçekleştirecektir. Her şey sonludur. Kâinat da yaratılmış tüm varlıklar da. Allah ise yaratandır ve sonsuzluk yalnızca O'nun zatına aittir.

 

Falik. Tohumu yaran, karanlığı yarıp sabahı çıkaran.

 

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır. O diriyi ölüden çıkarır, ölüyü de diriden çıkarır. İşte Allah budur. Öyleyse nasıl oluyor da çevriliyorsunuz? O sabahı yarıp çıkarandır. Geceyi bir sükun, güneş ve ayı bir hesapla kıldı. Bu üstün ve güçlü olan, bilen Allah'ın takdiridir.” (En’am Suresi, 95-96)

Dünya üzerinde pek çok bitki türü yetişir. Her birinin birbirinden farklı tohumu vardır. Kuru tohumlar yıllarca aynı şekilde durabilir. Ama bu tohumlar toprağın altına veya uygun bir ortama konulduklarında yarılarak filizlenmeye başlarlar. Sonra birbirinden farklı bitkileri oluştururlar. Kuru bir taneden böylesine farklı çeşitlerle canlı varlıkların oluşması kuşkusuz şaşırtıcıdır.

Kuru bir taneden bir ağacın oluşması için neler gerektiğini düşünelim. Öncelikle tohum topraktan gerekli malzemeleri alır ve filizlenmeye başlar. Ancak tohumun hangi mineralleri alacağını, ne kadar su kullanacağını kendi kendine belirlemesi mümkün değildir. Bu malzemeleri kullanarak birbirinden çok farklı meyveler veren ağaç çeşitlerini veya rengarenk çiçekleri kendi kendine oluşturabilmesi de mümkün değildir. Bunun için tohumun üstün yeteneklerinin olması gereklidir. Elbette ki böyle bir durum da söz konusu değildir. Bütün bunlar tohumları üstün bir gücün yaratmış olduğunu gösterir. Hiç şüphesiz taneyi ve çekirdeği yaratan Allah'tır. Onun dilemesiyle yeryüzünde binlerce çeşit ağaç, bitki yetişmektedir. Nitekim bir Kuran ayetinde Allah'ın her şeyin yaratıcısı olduğu şöyle bildirilmiştir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“O gökten su indirendir. Bununla her şeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık. Ondan birbiri üzerine bindirilmiş taneler türetiyoruz.” (En’am Suresi, 99)

Hâfız. Koruyan, gözeten, muhafaza eden.

“Buna rağmen yüz çevirirseniz artık size kendisiyle gönderildiğim şeyi tebliğ ettim. Rabbim de sizden başka bir kavmi yerinize geçirir. Siz ona hiçbir şeyle zarar veremezsiniz. Doğrusu benim Rabbim her şeyi gözetleyip koruyandır.” (Hud Suresi, 57)

Günümüzde evrenin yoktan var olduğu ispatlanmıştır. Evrenin yoktan var oluşu sırasında ortaya çıkan atomlarla, bugün canlı cansız her şeyi oluşturan atomların birbiriyle aynı olduğunu da bilim ortaya koymaktadır. Evrenin ilk yaratılış anında ne kadar atom varsa şu anda o kadar atom vardır. Ancak şöyle bir farkla; yoktan var oluş anında büyük bir hızla etrafa dağılan atomlar, yıldızları, dünyayı, atmosferdeki havayı, yeryüzündeki suyu, toprağı ve hatta insan bedenini oluşturmaktadır. Üstelik bunu öylesine kusursuz bir düzenle yapmaktadırlar ki, her bir atoma hakim olan düzenleyici bir gücün varlığı kesin olarak anlaşılmaktadır. Bu noktada karşımıza şu gerçek çıkmaktadır. Ortada hiçbir şey yokken maddeyi yaratan ve kusursuz bir düzen oluşturan Allah bu düzenin meydana gelişindeki her aşama hakkında bilgi sahibidir. Çünkü böylesine karmaşık ve düzenli bir sistemin tek bir anının dahi kontrolsüz oluşması mümkün değildir. İşte bu gerçek bize kainattaki sistemi düzenleyen, var eden Allah'ın sonsuz ilmini göstermektedir.

“Gökten yere her işi o evirip düzene koyar.” (Secde Suresi, 5)

Allah her şeyi yoktan var etmiş ve bu varoluşun her saniyesini, her dakikasını gözetleyerek kusursuz bir düzen oluşturmuştur ve halen de bu düzeni gözetlemekte ve korumaktadır. Allah'ın kainat üzerindeki sürekli koruması bir Kuran ayetinde şöyle bildirilir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Çünkü senin Rabbin gerçekten gözetleme yerindedir.” (Fecr Suresi, 14)

Hay. Diri, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten.

“O Hay olandır. Ondan başka ilah yoktur. Öyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak ona dua edin. Alemlerin Rabbine hamdolsun!” (Mümin suresi, 65)

İnsan acizdir ve hayatı boyunca çok az şeye güç getirebilir. Dünyaya geldiği andan itibaren 5-10 senesi yarı şuurlu olarak geçer. Bu dönem boyunca sürekli ilgiye ve bakıma muhtaçtır. Bu dönemden sonra hayatının büyük bir bölümü kendine bakmakla, temizlenmekle geçer. Eğer bunları yapmak istemese kısa süre içinde bakılmayacak bir görünüme girer. Elbette aciz olan ancak insan ve yaratılmış olan diğer canlılardır. Canlı ve cansız tüm kainatın yaratıcısı olan Allah ise Hay'dır. Daima diridir. Her an her şeye hakimdir. Her şeyi bilir, her şeye güç yetirir. Onu uyku ve uyuklama tutmaz. Her türlü acizlikten de münezzehtir.

Allah yarattıklarına çeşitli acizlikler vermiş ve bu eksiklikleri fark ederek yalnızca kendisine kulluk etmelerini, her şeyi kendisinden istemelerini emretmiştir. İnsana düşen, o dilemedikçe hiçbir şeye güç yetiremeyeceğini, tek bir saniye bile hayatını devam ettiremeyeceğini bilerek her an Rabbimize yönelip dönmektir. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Allah, O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, Kaimdir.” (Bakara Suresi, 255)

Muhsi. Sonsuz da olsa bir bir her şeyin sayısını bilen.

 

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Andolsun onların tümünü kuşatmış ve onları sayı olarak saymış bulunmaktadır.” (Meryem Suresi, 94)

Allah, kainatta yarattığı her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilir, tüm canlılara hakimdir. Çünkü onların her birini renklerine, biçimlerine, görünüşlerine, özelliklerine kadar detaylı olarak yaratmıştır. Yarattığı canlı varlıklarla cansızların sayısını da kesin olarak belirlemiştir. Kuşkusuz bu, insanoğlunun asla sahip olamayacağı, güç getiremeyeceği bir ilimdir ve yalnızca âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Bir ayette şöyle buyrulur:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“O yarattığını bilmez mi? O Latiftir, Habirdir.” (Mülk Suresi, 14)

Allah yerin içinde ve yüzeyinde kaç tane kum taneciğinin bulunduğunu, yağan yağmur damlalarını, dünyadaki tüm denizlerin dibinde yaşayan balıkların sayısını bilir. Yeryüzünde Hz. Adem (as)’dan beri yaşayan, şu anda yaşamakta olan ve kıyamete kadar da yaşayacak olan insan sayısını da yalnızca Allah bilir. Allah bütün insanların hayatları boyunca neler yaptıklarını, neler düşündüklerini eksiksizce sayar ve bunları din gününde kendilerine haber verir. Yapılan her amel, en küçük ayrıntılar bile eksik kalmaksızın ortaya getirilir. Allah bu gerçeği bir ayette şöyle bildirir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Allah hepsini dirilteceği gün onlara neler yaptıklarını haber verecektir. Allah onları yaptıklarıyla bir bir saymıştır. Onlar ise onu unutmuşlardır. Allah her şeye şahit olandır.” (Mücadele Suresi, 6)

Muhyi. Can bağışlayan, sağlık veren, dirilten, yaşatan.

“O diriltir ve öldürür ve ona döndürüleceksiniz.” (Yunus Suresi, 56)

Bir varlığa can vermek, onu yoktan yaratmak ve onun yaşamını sürdürebileceği şekilde dünya şartlarını düzenlemek yalnızca sonsuz güç sahibi olan Allah'a aittir. Allah gözle görülemeyecek kadar küçük bir yumurta hücresi ile sperm'i birleştirir. Sperm yumurtanın içine girer girmez yumurtanın çevresi bir zarla örtülür ve hayat başlar. Allah bu küçücük hücreyi önce ikiye sonra dörde böler ve bu bölünme katlanarak hızla devam eder. Ve böylelikle annenin karnında mucizevi bir yaşam başlar. Aynı hücreler bir süre sonra farklılaşarak hem beyni, hem sinir sistemini, hem de sert kemikleri ve kıkırdakları oluşturur. Böylelikle Allah yaklaşık 9 ay içinde yokluktan gören, duyan, konuşan ve akleden bir insan yaratır, ona can bağışlar. Bir canlının oluşum aşamalarında meydana gelen bu mucizevi olayları, bir yumurtayla spermin başaramayacağı açıktır. Onları birleştiren ve anne karnındaki bebeği dokuz ay boyunca koruyarak büyüten yalnızca Allah'tır.

İşte bu ilk yaratılış ve ilk diriltmedir. Allah her insan için süresi belli bir ömür yaratmıştır. Sonra Allah tüm insanlara kaderlerinde bir ölüm günü tayin etmiştir. Bu ölüm gününe kadar da onları belli bir süre dünya hayatında tutarak imtihan eder. Tayin edilen süre geldiğinde de insanların canını alır ve dünyada işledikleri amellerin karşılıklarını vermek üzere onları tekrar diriltir. Kuşkusuz bütün bunlar sonsuz güce sahip Allah için çok kolaydır.

 

Musavvir. Tasvir eden, her şeye şekil ve suret veren.

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“O Allah ki yaratandır. En güzel bir biçimde kusursuzca var edendir. Şekil ve suret verendir. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O'nu tesbih etmektedir. O aziz, hakimdir.” (Haşr Suresi, 24)

Dünya üstünde yüz binlerce farklı türde canlı yaşar. Bu türlerin hepsi birbirlerinden tamamen farklı görünüşlere ve mükemmel özelliklere sahiptir. Kelebeklerin kanatlarında kusursuz bir simetri vardır. Her bir kanadın üstü türlü şekiller ve etkileyici renklerle bezenmiştir. Bu şekiller ve renkler ne kadar karışık olursa olsunlar, kanatlardaki benzersiz simetri asla bozulmaz. Tüm kelebekler bir ressamın fırçasından çıkmış gibi göz zevkine hitap eden bir güzellik oluştururlar. Basitçe çizilmiş bir resmin dahi bir ressamı vardır ve resmin kendi başına ortaya çıkması mümkün değildir. Aynı şekilde böylesine kusursuz yaratılmış ve bir sanat eseri kadar estetik olan bir canlının da yaratıcısı vardır. Bu yaratıcı, bütün kainatın Rabbi olan Yüce Allah'tır.

İnsan bedeni de Allah'ın üstün yaratıcılığını ve izzetini gösterir. Örneğin insan bedeninin çatısını oluşturan iskelet, başlı başına bir mühendislik harikasıdır. Vücudun yapısal destek sistemidir. Beyin, kalp, akciğer gibi hayati organların korumasını yapar, iç organlara destek olur. İskelet, insan vücuduna üstün bir hareket kabiliyeti verir. Bu özellik hiçbir yapay makine tarafından taklit edilememektedir. Dahası kemik dokusu çoğu kimsenin zannettiği gibi cansız değildir. Vücudun ihtiyacına göre kalsiyum, fosfat gibi mineralleri depo eder veya daha önceden depo ettiklerini vücuda verir. Kırmızı kan hücrelerinin üretimi de kemikler tarafından yapılır. Bu çok fonksiyonlu iskelet sistemi, insan bedenindeki onlarca mükemmel sistemden yalnızca bir tanesidir. İşte bunların hepsini eşsiz bir dizaynla yaratmış olan ve hâlâ yaratmaya devam eden Allah, kudretinin tecellilerini bizlere sürekli göstermektedir. Bir Kuran ayetinde şöyle buyrulur:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“De ki: ‘Bizim Rabbimiz her şeye yaratılışını veren, sonra doğru yolunu gösterendir.” (Taha Suresi, 50)

 Muğni, istediğini zengin eden.

“Doğrusu muhtaç olmaktan o kurtardı ve sermaye verip hoşnut kıldı.” (Necm Suresi, 48)

Gerçek zenginlik yalnızca Allah'a aittir. O, dilediğini kendi fazlından zengin kılar, dilediğini de belli bir süreye kadar yoklukla dener. İnsanların dünyada sahip oldukları zenginlikler, mal, mülk yalnızca Allah'a aittir. Hiç kimse kendine ait herhangi bir şeyi ölümünden sonra yanına alamamaktadır. Hayatı boyunca çalışıp kazandığı her şeyi muhakkak geride bırakmaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen yaşadığı kısa hayatta mal-mülk sahibi olmakla övünen, zenginliğiyle büyüklenen ve bunun sonucunda Rabbimizi unutan kişiler için Allah Kuran'da şöyle hükmetmiştir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Onlar sanıyorlar mı ki kendilerine verdiğimiz mal ve çocuklarla biz onların hayırlarına koşuyoruz veya yardım ediyoruz? Hayır, onlar şuurunda değiller.” (Müminun Suresi, 55-56)

Allah'ın elçileri kendilerine verilen mülkü Rabbimizi razı etmek, O'nun hoşnut olacağı umulan hayırlar işlemek için kullanmışlardır. Ellerindeki her şeyi sahip olduklarıyla övünüp şımaran, mülkün gerçek sahibini unutan insanlardan çok farklı bir amaçla harcamışlardır. Evrendeki her şeyin tek hakimi, mülkün yegane sahibi olan Allah, dünyada dilediği insanı zengin kılmaktadır. Gerçek zenginliği ise ahirette verecektir. Kendisine iman eden, tüm hayatını salih ameller işleyerek, onun rızasını kazanmaya çalışarak geçiren müminleri, ahirette çok büyük bir zenginlikle nimetlendirecektir. Allah, Kuran'da cennetle ilgili olarak şöyle bildirir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Her nereye baksan bir nimet ve büyük bir mülk görürsün. Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir şarap içirmiştir. Şüphesiz bu sizin için bir mükafattır. Sizin çaba harcamanız şükre değer görülmüştür.”  (İnsan Suresi, 20-22)

Zülcelal-i ve’l-İkram. Hem büyüklük sahibi hem kerem ve ikram sahibi olan.

“Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin adı ne yücedir?” (Rahman Suresi, 78)

Dünyada insanın hoşuna gidecek sayısız nimet vardır. Allah kullarının hoşnut olacağı çeşitli detaylarla dünyayı süslemiştir. Ancak Allah'ın sonsuz kerem ve ihsanını asıl olarak göstereceği yer cennettir. Kuran'da tasvir edilen cennet onun sonsuz ikramını gözler önüne sermektedir. Cennetin Kuran'da anlatılan en belirgin özelliklerinden biri nefislerin arzuladığı her şeyin verilmiş olmasıdır. Cennetin yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Ne sıcak ne soğuk, tam kararında bir gölgelik vardır. Allah kendi zatından bir rahmet olarak salih kullarını cennet bahçelerindeki gölgeliklerde ve pınar başlarında bulunduracaktır. Çeşit çeşit inceliklere ve güzelliklere sahip olan cennette, müminlere istek duyup arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verilecektir. Müminler ayetlerde bildirildiği gibi içinde hesapsız olarak rızıklandırılmak üzere cennete girerler. Cennette insanlar için yüksek köşkler bina edilmiştir. Bu köşklerin altlarından ırmaklar akmaktadır. Özenle işlenmiş mücevher tahtlar üzerinde oturur ve etraflarına bakıp seyrederler. Bu arada yapılan ikram da son derece ihtişamlıdır. Kendileri için hizmet eden civanlar çevrelerinde gümüşten billur kaplar ve kupalar dolaştırırlar. Bu hizmetler esnasında müminlerin giyimleri de son derece göz alıcıdır. Allah Kuran'da şöyle bildirir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler ve oradaki elbiseleri ipektendir.” (Fatır Suresi, 33)

Kuşkusuz Kuran'daki cennet tasviri burada anlattıklarımızın çok üstündedir. Allah cennetteki sonsuz keremini ve ikramını Kuran ayetlerinde şöyle bildirir:

Kovulmuş şeytandan Rabbim sana sığınırım:

“Orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet aldığı her şey var ve siz orada süresiz kalacaksınız.” (Zuhruf Suresi, 71)

“Her nereye baksan bir nimet ve büyük bir mülk görürsün.” (İnsan Suresi, 20)

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
mp3
mp4
mp4
mp4
zip
zip
Alem
Allah rızası
Allah sevgisi
Allah'ın Sıfatları
Allah'ın yaratması
Bitki
Büyüklenme
Doğa
Gökyüzü
Kuddüs
Kuran Hükümleri
Rezzak
Rızık
Tesbih
youtube