Teorik fizik söz konusu olduğunda, pek çok kavram gözlenemezdir ya da test etmek mümkün değildir. Ancak “Büyük Patlama” veya Big Bang teorisi fiziğin en somut kavramlarından birisidir. Evrenin başlangıcına yol açan Büyük Patlama'ya neyin sebep olduğunu hala tam olarak anlamamış olsak da meydana geldiğine dair kanıtlar o kadar güçlüdür ki, bir teoriden yerleşik bir gerçeğe dönüşmüştür. O kadar ki, bunlardan birisini televizyon izlerken görmüş bile olabilirsiniz.

20. yüzyılın ortalarına dek hakim olan görüş, evrenin sonsuz boyutlara sahip olduğu, sonsuzdan beri var olduğu ve sonsuza kadar da var olacağı şeklindeydi. "Statik (durağan) evren modeli" adı verilen bu anlayışa göre, evren için herhangi bir başlangıç veya son söz konusu değildi.

Materyalist felsefenin de temelini oluşturan bu görüş, evreni sabit, durağan ve değişmez bir maddeler bütünü olarak kabul ederken, bir Yaratıcının varlığını da reddediyordu. Oysa 20. yüzyılda gelişen bilim ve teknoloji, materyalistlere zemin sağlayan durağan evren modeli gibi ilkel anlayışları kökünden yıkmıştır.

20. yüzyılın başlarında olduğumuz şu dönemde, evrenin bir başlangıcı olduğu, yok iken bir anda büyük bir patlamayla var olduğu modern fizik tarafından pek çok deney, gözlem ve hesapla ispatlanmış durumdadır. Ayrıca, evrenin, materyalistlerin iddia ettikleri gibi sabit ve durağan olmadığı, tam tersine sürekli bir hareket ve değişim içinde olduğu, genişlediği de saptanmıştır. Bugün bu gerçekler bütün bilim dünyası tarafından kabul edilmektedir.

Kuran-ı Kerim'de evrenin ortaya çıkışı şöyle açıklanır:

O gökleri ve yeri yoktan var edendir...” (Enam Suresi, 101)

Kuran'da verilen bu bilgi, çağdaş bilimin bulgularıyla tam bir uyum içindedir. Başta da belirttiğimiz gibi astrofiziğin ulaştığı kesin sonuç, tüm evrenin madde ve zaman boyutlarıyla birlikte, bir sıfır anında, büyük bir patlamayla var olduğudur. "Büyük Patlama", orijinal adıyla "Big Bang" teorisi, tüm evrenin yaklaşık 13 milyar yıl önce tek bir noktanın patlamasıyla yokluktan meydana geldiğini kanıtlamıştır (Weinberg, 1993).
 

1. Big Bang'den Önce Madde Diye Bir Şey Yoktur

Big Bang'den önce madde diye bir şey yoktur. Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, tamamen metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında, madde, enerji ve zaman bir anda yaratılmıştır. Modern fiziğin yakın tarihte ortaya koyduğu bu büyük gerçek, Kuran'da bize 1400 yıl önceden haber verilmiştir (Vilenkin, 1982).
 

2. Big Bang Teorisi Evrenin Bir Başlangıcı Olduğunu Gösterir

Big Bang teorisi, evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce çok yoğun ve sıcak bir noktadan (tekillik) başlayarak genişlediğini ve bugünkü halini aldığını savunur. Bu teori, evrenin sonsuzdan beri var olduğu düşüncesini çürütmüş, evrenin bir başlangıcı olduğunu göstermiştir. Stephen Hawking ve Roger Penrose’un kozmolojik teoremleri de evrenin bir başlangıcı olması gerektiğini matematiksel olarak ortaya koymuştur (Hawking, 1988).

 

3. Evrenin Genişlediği Bilimsel Gözlenen Bir Gerçektir

1929’da Edwin Hubble, galaksilerin birbirinden uzaklaştığını gözlemleyerek evrenin genişlediğini ortaya koymuştur. Bu, Big Bang’in en önemli delillerinden biridir (Hubble, 1929).

Big Bang’den hemen sonra, evren çok kısa bir sürede (10⁻³⁶ ile 10⁻³² saniye arası) muazzam bir hızla genişledi. Bu “kozmik enflasyon” dönemi, evrenin homojenliğini ve düzlüğünü açıklar.

Evrenin genişlemesinin tam olarak ne anlama geldiği, somut benzetmelerle daha iyi anlaşılır. Örneğin uzayın bir boyutlu elastik bir ip olduğunu varsayalım. Bu uzayda hareket eden cisimler, ileriye ya da geriye doğru yol alırken elastik ip esneyerek uzar. Ancak cisimlerin uzunluğu değişmez. Benzer biçimde iki boyutlu bir uzayı da her yönde esneyen elastik bir düzlem gibi düşünebiliriz. Uzay genişlerken cisimlerin arasındaki mesafeler artar ancak cisimlerin boyutları değişmez (Ocak, 2025).

Astronomi biliminin henüz gelişmemiş olduğu bir dönemde, 14 asır önce indirilen Kuran-ı Kerim'de evrenin genişlediğinden şöyle bahsedilir:

Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.” (Zariyat Suresi, 47)

Yukarıdaki ayette geçen "sema (gök)" kelimesi Kuran'ın pek çok yerinde uzay ve evren anlamında kullanılır. Nitekim burada da bu anlamda kullanılmıştır ve evrenin genişleyici olduğu bildirilmiştir. Türkçeye "Şüphesiz Biz genişleticiyiz (genişleteniz/genişletmekte olanız)" olarak çevrilen Arapça "inna le musiune" ifadesindeki "musi'une" kelimesi, "genişletmek" anlamına gelen "evsea" fiilinden türemiştir. "Le" ön-eki de takip ettiği isim ya da sıfata vurgu ekleyerek "çok fazla" anlamı katmaktadır. Dolayısıyla bu ifade "Biz göğü veya evreni çok fazla genişletiyoruz" anlamı taşımaktadır. Bilimin bugün varmış olduğu sonuç, Kuran'da bize bildirilenle aynıdır.

20. yüzyılın başlarına dek bilim dünyasında hakim olan tek görüş, "evrenin durağan bir yapıya sahip olduğu ve sonsuzdan beri süregeldiği" şeklindeydi. Ancak, günümüz teknolojisi sayesinde gerçekleştirilen araştırma, gözlem ve hesaplamalar evrenin bir başlangıcı olduğunu ve sürekli olarak "genişlediğini" ortaya koydu.

Rus fizikçi Alexander Friedmann ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, 20. yüzyılın başlarında evrenin sürekli hareket halinde olduğunu ve genişlediğini teorik olarak hesapladılar.

Bu gerçek, 1929 yılında gözlemsel olarak da ispatlandı. Amerikalı astronom Edwin Hubble kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken, yıldızların ve galaksilerin sürekli olarak birbirlerinden uzaklaştıklarını keşfetti. Bu buluş astronomi tarihinin en büyük keşiflerinden biri sayılmaktadır. Hubble bu incelemeler sırasında yıldızların, uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru yaklaşan bir ışık yaydıklarını saptadı. Çünkü bilinen fizik kurallarına göre, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfı mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfı da kızıl yöne doğru kayar. Hubble'ın gözlemleri sırasında ise yıldızların ışıklarında kızıla doğru bir kayma fark edilmişti. Kısacası yıldızlar sürekli olarak uzaklaşmaktaydılar. Yıldızlar ve galaksiler sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaşıyorlardı. Her şeyin sürekli olarak birbirinden uzaklaştığı bir evren ise, sürekli "genişleyen" bir evren anlamına gelmekteydi. Evrenin genişlemekte olduğu, ilerleyen yıllardaki gözlemlerle de kesinlik kazandı.

Bu bilimsel gerçek, henüz hiçbir insan tarafından bilinmezken, Kuran'da asırlar önce açıklanmıştır. Çünkü Kuran, tüm evrenin yaratıcısı ve hakimi olan Allah'ın sözüdür.
 

4. Big Bang Somut Deliller ile Kanıtlanmıştır

Big Bang’in ilk delili evrenin genişlemesidir. Evrenin genişlediğine işaret eden pek çok veri vardır. Bunların en önemlilerinden biri, uzak gökadaların gözlemlenmesi ile elde edilen sonuçlardır. İstisnasız her yöndeki uzak gök cisimlerinin Dünya’dan uzaklaşması ve Dünya’ya olan mesafelerinin artması evrenin genişlediğini ve uzak geçmişte bir noktada genişlemeye başladığını gösterir.

Big Bang’in diğer bir delili Kozmik fon radyasyonudur. Kozmik mikro dalga arka plan ışıması da denen bu olgu 1965’te Arno Penzias ve Robert Wilson tarafından keşfedilen kozmik mikrodalga arka plan ışıması (CMB), Big Bang’in en güçlü kanıtlarından biridir. Bu radyasyon, evrenin başlangıcında kalan ısının bugüne yansımasıdır (Penzias & Wilson, 1965).

Büyük Patlama'dan kalan mavi tonlu kozmik mikrodalga arka plan radyasyonu ile çevrili bir gökada kümesi.

İster inanın ister inanmayın, Kozmik Mikrodalga Arka Planını kendi gözlerinizle gördünüz. Ve muhtemelen bunu bir kereden fazla görmüşsünüzdür, çünkü SPK, analog TV'lerde gördüğünüz ve istasyonlar arasında arama yaptığınızda radyolarda duyduğunuz statik sinyali (diğer adıyla "karlama") üretir (Brinkof, 2023).

Big Bang’in (Büyük Patlama) delillerinden biri olarak kabul edilen hidrojen ve helyum oranı, evrenin ilk anlarında gerçekleşen nükleosentez sürecinin bir sonucudur. Evrenin başlangıcında, aşırı yüksek sıcaklık ve basınç altında, proton ve nötronlar birleşerek önce hidrojen, ardından helyum ve çok az miktarda lityum gibi hafif elementleri oluşturmuştur. Kozmik ölçekte yapılan gözlemler, evrendeki hidrojenin yaklaşık %75, helyumun ise yaklaşık %25 oranında olduğunu göstermektedir. Bu oranlar, Büyük Patlama modelinin öngördüğü değerlerle tam bir uyum içindedir (Weinberg, 1993).

 

5. Big Bang, Ateist Bilim İnsanlarını Şaşırtmıştır

Big Bang’in evrenin bir başlangıcı olduğunu göstermesi, materyalist ve ateist bilim insanları için beklenmedik bir sonuç olmuştur. Ünlü ateist astronom Fred Hoyle, bu teoriye karşı “Big Bang” adını alaycı bir şekilde vermiştir (Hoyle, 1949). Ancak bilimsel bulgular, evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeğini desteklemiştir.

 

6. Big Bang’in Yaratılış Delili Olarak Görülmesine Karşı Gösterilen Direnç

Evrenin büyük bir patlama ile başlamış olması ve bunun açık bir biçimde Allah’ın yaratışına işaret ediyor olması bazı ateist bilim insanlarını yeni arayışlara sürüklemiştir. Bunlar patlamanın kendiliğinden olduğunu, evrenin defalarca patlayıp genişledikten sonra çöktüğünün ve sonra yeniden genişlediğini iddia etmektedirler. Bir kısmı ise evrenimiz gibi çok sayıda evrenler olduğunu bunların patlayıp çöktüklerini böylece maddenin sonsuz varlığının kendiliğinden sürdüğünü iddia ederler. Ne var ki bunların tamamı bilimsel bir delil içermeyen iddialardan ibarettir.
 

7. Big Bang’den Önce Zaman ve Mekân Yoktu

Big Bang’den önce ne zaman ne de mekân vardı. Zaman ve mekân, evrenin başlangıcıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Bu, kozmolojide “zamansızlık” kavramı olarak geçer ve evrenin başlangıcında fiziksel yasaların da ortaya çıktığını gösterir (Vilenkin, 1982).
 

8. Big Bang’in İlk Anında Tüm Kuvvetler Birleşikti (Büyük Birleşme Dönemi)

Big Bang’in ilk trilyonda bir saniyesinde (10⁻³⁶ saniye civarı), evrendeki dört temel kuvvet (kütleçekim, elektromanyetik, zayıf ve güçlü nükleer kuvvetler) tek bir kuvvet olarak birleşikti. Bu döneme “Büyük Birleşme” (Grand Unification) dönemi denir. Evren soğudukça bu kuvvetler birbirinden ayrıldı (Baumann, 2011; Kolb & Turner, 1990).
 

9. Planck Zamanı: Fizik Yasalarının Çöktüğü An

Big Bang’in başlangıcından 10⁻⁴³ saniye sonrasına kadar geçen süreye “Planck zamanı” denir. Bu sürede mevcut fizik yasaları işlemez; çünkü kuantum kütle çekimi etkileri baskındır ve bilinen fizik modelleri yetersiz kalır (Kolb & Turner, 1990; Wald, 1984).

10. Evrenin İlk Döneminde Madde ve Antimadde Çarpışması

Big Bang’in hemen ardından, evrende eşit miktarda madde ve antimadde oluştu. Ancak, bilinmeyen bir sebeple çok az bir madde fazlası kaldı ve bugün gözlediğimiz evren bu fazlalıktan oluştu (Kolb & Turner, 1990; Sakharov, 1967).

11. Karanlık Madde ve Karanlık Enerji

Evrenin yaklaşık %27’si karanlık madde, %68’i ise karanlık enerjiden oluşur. Sadece %5’i normal maddeyi oluşturur. Big Bang modeli, bu gizemli bileşenlerin varlığını da öngörür (Planck Collaboration, 2018; Peebles, 2020).

 

12. Evrenin Elementlerinin Oluşumu: Nükleosentez

Big Bang’den sonraki ilk üç dakika içinde, hidrojen, helyum ve az miktarda lityum gibi hafif elementler oluştu. Bu sürece “kozmik nükleosentez” denir (Weinberg, 1993).

13. Büyük Patlama 1000 Trilyon Santigrat Derecelik Sıcaklıklar Üretti

Big Bang'in tüm zamanların en güçlü patlaması olduğu neredeyse açık olsa da, yaklaşık gücünü tam olarak anlamak zor olmaya devam ediyor. Universe Magazine'e göre, Büyük Patlama sırasında salınan kuvvet 1054 megaton TNT'ye eşitti. Bunu bir perspektife oturtmak gerekirse, insanların yaratabileceği en yıkıcı silahlar olan hidrojen bombaları yaklaşık 50 megaton salıyor. Büyük Patlama da hızlı gerçekleşti. O kadar hızlı ki enerji ışık hızında fırlatıldı - saniyede 300 milyon metre, hidrojen bombalarından bir milyon kat daha fazla. Tüm bu akıl almaz hız ve güç, aynı derecede akıl almaz miktarda ısı üretti. Patlamadan sonraki saniyeden kısa bir süre içinde sıcaklıkların 1000 trilyon santigrat dereceye kadar yükselebileceği tahmin ediliyor (Brinkof, 2023).
 

Sonuç: Göklerle yer, Birbiriyle Bitişik İken Ayrılmıştır

Kuran'da göklerin yaratılışı hakkında bilgi verilen bir başka ayet ise şöyledir:

O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, Biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?” (Enbiya Suresi, 30)

Ayetin "birbiriyle bitişik" olarak tercüme edilen "ratk" kelimesi, Arapça sözlüklerde "birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumda, kaynaşmış" anlamlarına gelir. Yani tam bir bütün oluşturan iki maddeyi tanımlamak için bu kelime kullanılır. Ayette geçen "ayırdık" ifadesi ise Arapça "fatk" fiilidir ki, bu fiil bitişik durumdaki bir nesneyi yarıp, parçalayıp dışarı çıkması anlamına gelir. Örneğin tohumun filizlenerek topraktan dışarı çıkması Arapçada bu fiille ifade edilir.

Şimdi ayete tekrar bakalım. Ayette göklerle yerin birbiriyle bitişik, yani "ratk" durumunda olduğu bir durumdan bahsediliyor. Ardından bu ikisi "fatk" fiili ile ayrılıyorlar. Yani biri diğerini yararak dışarı çıkıyor.

Gerçekten de Big Bang'in ilk anını düşündüğümüzde, evrenin tüm maddesinin tek bir noktada toplandığını görürüz. Diğer bir deyişle her şey, hatta henüz yaratılmamış olan "gökler ve yer" bile bu noktanın içinde, birbiriyle iç içe, ayrılmaz durumdadırlar. Ardından bu nokta şiddetli bir patlamayla yarılıp ayrılmaktadır.

Hiçbir şey kontrolsüz ve bilinçsiz gelişmemiştir. Her şey, kusursuz ve mükemmel bir orana ve olağanüstü hassaslıktaki dengelere bağımlı olarak Allah tarafından yaratılmıştır. Sıfır hacimden aniden meydana gelmek yokluktan yaratılmak demektir. Big Bang yaratılışın, Allah'ın varlığının apaçık bir ispatıdır. Tek bir patlamayı sebep kılarak kusursuz bir sanat ve mucize yaratan, büyüklük ve kerem sahibi olan Yüce Allah'tır.

KAYNAKÇA

Baumann, D. (2011). TASI Lectures on Inflation. In C. Csaki & S. Dodelson (Eds.), The Physics of the Early Universe (pp. 523–686). World Scientific. https://arxiv.org/abs/0907.5424

Brinkof, T. (2023, Eylül). 8 Mind-Blowing Facts About the Big Bang. MENTAL FLOSS. https://www.mentalfloss.com/science/space/big-bang-facts

Hawking, S. W. (1988). A Brief History of Time. Bantam Books.

Hoyle, F. (1949). The steady-state theory of the expanding universe. Monthly Notices of the Royal Astronomical Society, 109, 365-382.

Hubble, E. (1929). A relation between distance and radial velocity among extra-galactic nebulae. Proceedings of the National Academy of Sciences, 15(3), 168-173.

Kolb, E. W., & Turner, M. S. (1990). The Early Universe. Addison-Wesley.

Ocak, M. E. (2025). Evrenin genişlemesi ne anlama geliyor? TÜBİTAK Genç. https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/evrenin-genislemesi-ne-anlama-geliyor

Penzias, A. A., & Wilson, R. W. (1965). A measurement of excess antenna temperature at 4080 Mc/s. The Astrophysical Journal, 142, 419-421.

Planck Collaboration. (2018). Planck 2018 results. VI. Cosmological parameters. Astronomy & Astrophysics, 641, A6. https://doi.org/10.1051/0004-6361/201833910

Sakharov, A. D. (1967). Violation of CP Invariance, C Asymmetry, and Baryon Asymmetry of the Universe. JETP Letters, 5, 24–27.

Vilenkin, A. (1982). Creation of universes from nothing. Physical Review D, 27(12), 2848-2855.

Weinberg, S. (1993). The First Three Minutes: A Modern View of the Origin of the Universe (Updated ed.). Basic Books.