HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Merak Ettikleriniz - 01

Merak Ettikleriniz - 01

Harun Yahya
1815
05 Haziran, 2014
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
Merak Ettikleriniz

MERAK ETTİKLERİNİZ – 1

 

AYLİN KOCAMAN: Merhaba, hayırlı günler sevgili izleyicilerimiz. Yeni programımız Merak Ettiklerinizde biz her hafta burada Didem Ürer arkadaşım ve ben Aylin Kocaman birlikte olacağız. Merak ettiğimiz konulara Kuran-ı Kerim'den, hadislerden ve bilim ışığında cevaplar vermeye çalışacağız.

 

DİDEM ÜRER: Sormak istediğiniz her türlü soruyu bize, merakettikleriniz@a9.com.tr adresine ulaştırabilirsiniz. Bundan böyle Aylin'le beraber inşaAllah bu programın hayırlı olmasını diliyoruz ve bütün sorulara cevap vermeyi umuyoruz inşaAllah.

Şimdi bugün ilk olarak şu konudan bahsetmek istiyoruz. Modern İslam. Bu konuda çok sayıda soru alıyoruz biz. Çünkü modern İslam konusunu genellikle yanlış değerlendirenler var, farklı anlayanlar var veya samimi olarak karıştıranlar var. O yüzden şimdi ben ilk sorumuzla başlamak istiyorum inşaAllah.

Karşı yakadan Burhan Selvi isimli arkadaşımız yazmış. “Ben sizin yayınlarınızı sık olarak takip etmeye çalışıyorum. Konuşmalarınızda sürekli modern dindarlık kavramından bahsediyorsunuz. Dindarlığın moderni modern olmayanı olur mu?” diye sormuş.

Bu gerçekten çok önemli bir soru. Çünkü modern İslam deyince karıştırılan bir şey var ve zannediyorlar ki insanlar İslam'ın modernize edilmiş hali yani İslam farklı, modern İslam farklı gibi anlaşılıyor. Halbuki böyle bir şey yok. Modern İslam dediğimiz, sahabenin yaşadığı Peygamber Efendimiz (sav)’in dönemindeki gerçek Kuran İslamı'dır.

Şimdi tabii ki sahabelerin döneminden sonra yani Peygamber Efendimiz (sav)’in döneminden sonra insanlar bir takım hurafelerle o dönemin içerisinde yaşanan o güzel ruhu, Kuran'daki güzel yaşamı tamamen değiştirmeye çalışmışlar. Ve bu şekilde de Kuran'da olmayan ve İslam'la tamamen zıt çok farklı bir din anlayışı ortaya çıkmış ve bizim de yayınlarımızda sık sık bahsettiğimiz bağnazlık dediğimiz sistem de işte bu.

Fakat bağnazlık denilen bu sistem Kuran'daki gerçek İslam'dan tamamen farkıdır. Biz sahabe dönemine baktığımızda ne görüyoruz? Bir kere modern Müslüman deyince öncelikli olarak şuna cevap vermek istiyorum. Modern Müslüman dünya üzerindeki bugüne kadar gelmiş geçmiş en modern Müslüman Peygamberimiz (sav)’dir. Modern Müslüman gerçek Müslüman demektir. Kuran ahlakını en iyi şekilde yaşayan insan demektir. Allah'ın kendisine çizdiği, Kuran'da belirttiği bütün helalleri, haramları uygulayan fakat olabilecek en mükemmel tavır, en kaliteli, en klas, en güzel ve nezaketli tavırlarıyla en akıllı şekilde gerçek hareketi gösteren insan demektir. Bu da tabii ki Peygamberimiz (sav) bu dönemde olsa gerçekten..

 

AYLİN KOCAMAN:.. Aynı şekilde olurdu. Zaten biz de genelde “sizin temsil ettiğiniz İslam” diye söylüyorlar bazen yani bu nedir acaba diye “modernize edilmiş, reforme edilmiş bir tarz mı” diye. Onlara hep şu açıklamayı yapıyorum; Peygamberimiz (sav) kendi döneminde sadece Kuran'ı uyguladı. O dönemde ne mezhepler vardı ne o dönemde başka uygulamalar vardı. Sadece ve sadece Kuran uygulanmıştı. Dolayısıyla bizim de şu dönemde yaptığımız sadece Kuran'ı uygulamak. Dolayısıyla İslam'ın reforme edilmesi diye bir şey söz konusu olmaz. İslam'ın hurafelerden arındırılması söz konusu olur. Bu da Peygamberimiz (sav)’in yaşadığı İslam yani Kuran İslamı’nın dünyaya tanıtılmasıyla olur. Dolayısıyla burada gerçekten modern İslam denen şey aslında Peygamberimiz (sav)’in yaşadığı gerçek İslam oluyor.

 

DİDEM ÜRER: Tabii burada bağnaz zihniyete de baktığımızda bunun hurafelerle dolu batıl ve şeytani bir din olduğunu da muhakkak belirtmek gerekiyor. Çünkü gerçek Kuran'da yaşanan İslam'a göre demokrasi, fikir özgürlüğü, insanların bütün hayat şekillerine karışılmadan, müdahale edilmeden hangi kesimden olursa olsun Musevi'de, Hristiyan'ı da ateisti de komünisti de tam olarak kucaklayan, onların yaşam haklarını koruma altına alan gerçek bir sistemden bahsediyoruz. Şimdi bu sistemin içerisinde insanların yaşam haklarından dolayı cezalandırıldıkları, hatta hayatlarını kaybettikleri böyle bir sistem hiçbir şekilde yoktur.

Kuran'da herkes serbest bırakılmıştır, dinde baskı ve zorlama yoktur. Şeytandan Allah'a sığınırım, Allah'ın Bakara Suresi. 256. ayetinde belirttiği gibi yani insanlar hangi dini yaşamak istiyorlarsa, hangi görüşte ve nasıl yaşamak istiyorlarsa diledikleri gibi yaşayabilirler.

Ama siz tabii ki dini tebliğ edersiniz, Kuran'a göre İslam'ın nasıl yaşanması gerektiğini anlatırsınız ama seçme hakkı tamamen insanların kendisine kalmıştır. O yüzden de bu anlamda İslam'a bakıldığında aslında fikir özgürlüğün, demokrasinin ve tam anlamıyla bütün yaşam stillerinin garantisi konumundadır. İşte modern İslam dediğimizde şu anda çağımıza baktığımızda aslında gençlerin, üniversite gençliğinin hatta batılı toplumların şu anda belki İslam'a karşı geliştirmiş oldukları o yanlış bakış açısını tam olarak kaldıracak bir sistemle karşılaşıyoruz. Ki bu İslamofobi denen Batıda şu anda aslında bu bağnaz zihniyetten kaynaklanan ve hızla gelişmeye başlamış olan bu sistemde ortadan kalkmasına sebep olacak bir şey bu.

Çünkü biliyorsunuz şu anda dünya üzerinde İslamofobi ile birlikte gelişen ve hatta biz bütün Orta Doğu'da yaşanan o sisteme baktığımızda ne görüyoruz? Tamamen insanların sırf İslam'ı yaşamadıklarını söyledikleri için hatta farklı mezhepten olduklarını söyledikleri için yaşamlarını kaybettikleri hatta feci şekilde katledildikleri bir anlayış sunuyor insanlara. Ki bu tamamen Kuran'la çelişen bir durumdur. Kuran'da tam anlamıyla özgürlük söz konusudur. Hatta Rabbimiz ayetlerinde de ki “sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” der. Yani Müslümanlara, Peygambere böyle söylemesini söyler Allah.

 

AYLİN KOCAMAN: Şimdi bir kardeşimiz konuyla ilgili yine bağnazlıkla aslında alakalı bir konu. Herkes bilerek ya da bilmeyerek aslında bunun pençesine düşmüş. Böyle bir şey sormuş. Kendisi Kuran okumak istemiş. Fakat biliyorsunuz evlerde Kuranlar hep yüksek bir yerde asılı durur. Biz küçüklüğümüzden beri biliriz. Babaannesi elletmemiş Kuran'ı, aldırmamış. “Ne yapmam gerekiyor, peki nasıl okumam gerekiyor?" diyor. Çok fazla şart olduğunu söylemiş babaannesi işte bayağı. Bizim bildiğimiz aslında küçüklüğümüzde bile bizim anneannelerimizin, babaannelerimizden gördüğümüz bir şeydir bu. Böyle bir gelenek var, bu gerçekten bir gelenektir. Niye? Hurafe üzerine çıkmış bir durum bu. Yine aynı şekilde, şimdi bağnaz zihniyeti bilmemiz gerekiyor. Bağnaz zihniyet genel olarak hadislerde, daha doğrusu mevzu hadislerde yani doğru olmayan hadislerde olan konuları bir din haline getirmişler.

Şimdi bunun öyle büyük bir sakıncası var ki onlar Kuran'ı terk etmeleri nedeniyle ve bu bağnaz zihniyetin geliştirdiği mevzu hadisleri kendilerine din edinmeleri neticesinde çok yepyeni bir din oluşmuş. Bunun İslam'la bir alakası yok ama hurafeler getirip bir bağnazlığı dünyaya din, İslam dini diye tanıtınca işte senin anlattığın gibi katliamlar, her türlü korkutucu, ürkütücü manzara ortaya çıkıyor.

Şimdi aslında bu olayda bunlardan bir tanesi. Bakın, Kuran'dan uzaklaştırmak için “şartlar var” diye bir şey uydurulmuş. Böyle bir şey yok. Oldukça uzun bir liste.

Şimdi bunu nereden çıkarmışlar? Önce başını örteceksin, sonra abdestli olacaksın. İşte şöyle şöyle. Bir kere böyle değil. Kuran nur gibidir. Kuran'ı her Müslüman dilediği gibi okur. Müslüman olmayan da okur. Kuran'da hatta Ehl-İ Kitaba hitap vardır. Yani bu demektir ki Museviler ve Hristiyanlar Kuran'ı alıp okuyorlar. Bu çok önemli bir delilidir.

Şimdi bunu genel olarak delil gösterenler şu ayeti delil gösterirler genel olarak. Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım:

 

“Elbette bu bir Kuran-ı Kerim'dir. Saklanmış, korunmuş bir kitaptadır. Ona temizlenip arınmış olandan başkası dokunamaz. Alemlerin Rabbinden indirilmedir.” (Vakıa Suresi, 77-80)

 

Şimdi burada temizlenip arınmış olandan başkası dokunamaz konusunu, bazı kişiler değiştirerek, anlamından saptırarak bunun sadece abdestli olmakla yani sadece abdestli olduğun anda Kuran okuyabilirsin gibi bir şarta bağlamışlar. Halbuki burada Yüce Rabbimizin anlattığı kalbin temizliği, her türlü anlamda ruhen temizlik. Yani gerçekten o Kuran'ı anlamak için, gerçekten o Kuran'ı ikrar edebilmek ve oradaki o güzel hikmeti anlayabilmek için oradaki kalp temizliği, orada bahsedilen bu. Ve gerçekten de Müslümanlar, kalbi temiz olanlar o Kuran'ı aldıklarında ve okuduklarında çok güzel şekilde anlayabiliyorlar, algılayabiliyorlar. Çünkü Allah'a yakınlaşmak için bir vesile oluyor.

Dolayısıyla biz Müslümanlar zaten kitabımız bakın rehberimiz Kuran'dır. Biz Kuran'ı her yerde okuyacağız, her şartta okuyacağız, her durumda Allah'ı andığımız gibi Kuran'ı da her an okuyabileceğiz. Çünkü bizim için rehber tek rehber Kuran'dır.

 

DİDEM ÜRER: Tabii Aylin'cim, burada da şunu da belirtmek gerekiyor. Onlar abdest almaktan bahsederken bizim Kuran'da gördüğümüz tek bir ayette anlatılan abdestten de bahsetmiyorlar. Yaklaşık ciltler dolusu kitaplardan bahsediyorlar, sırf abdest almak için. Yani siz Kuran'ı okuyabilmek için önce ciltler dolusu kitaplar bitirmeniz gerekiyor, nasıl abdest almanız gerektiğini öğrenmeniz gerekiyor. Eğer o abdesti yine söylenen şekilde koşulları uygun olarak alabilirseniz, o zaman Kuran'ı elinizde tutabileceksiniz. Ki bu da zaten kendilerinin dahi uygulayabileceği bir sistem olmadığı için kendileri de böyle bir şeyi imkansızlaştırmış oluyorlar.

Aslında tabii ki Kuran'da biz gördüğümüz şekilde ve bugün de yaşanan şekilde baktığımızda dinden en çok uzaklaştıran insanların bağnazlar olduğunu görüyoruz. Yani bağnaz zihniyet aslında İslam'a karşı en büyük mücadeleyi vermiş oluyor. Çünkü biz Kuran'a baktığımızda bir sevgi dini görüyoruz. Gerçek anlamda Kuran'a baktığımızda bütün insanların rahat yaşayabileceği, barış içinde yaşayabileceği ve mutluluğa sevk eden hiçbir şekilde insanların zarar gelmesini istemeyen bir din görüyoruz. Ama bağnaz zihniyetin bugün insanlara tanıttığı dine baktığımızda tamamen insanların katledilmesi üzerine kurulmuş, hatta insanların elinden her türlü mutluluğu alan ki kadın bunların içerisinde bütün yaşam hakkı kısıtlanmış olan en önemli örneklerden bir tanesidir. Gençlerin de zaten hiçbir şekilde yaşam hakkı yoktur.

 

Bağnaz zihniyete göre ki şimdi burada kardeşlerimizden bir tanesinin sorduğu soru var. Onu okumak istiyorum, çünkü o da aslında bu zihniyete güzel cevap olabilecek bir soru. Diyor ki kardeşlerimiz: “Rock müziğin bir Müslümanın hayatında yeri olması mümkün mü?” diye sormuş. Tabii ki mümkün. Kuran'a göre bütün müzik şekillerinin Müslümanın hayatında yer alması mümkün. Ama bağnaz zihniyete göre, değil rock müzik zaten müziğin tınısı bile yasak hale gelmiş oluyor. Hiçbir şekilde dinleyemezsiniz. Ama Kuran'da böyle bir şey yok. Çünkü müzik bir cennet nimetidir. Ama tabii ki bunu da belirtmek gerekiyor. Mesela bazı şarkılarda melodilerinin dışında, sözlerinde bazen dine uygun olmayan sözler olabiliyor. Tabii ki bunları dinlememek daha güzel. Çünkü o zaten insanın ruhuna güzellik verebilecek bir şey de değil. Rock müzikte özellikle daha farklı lanse etmeye çalışıyorlar. Ama bizim çok sayıda rockçı arkadaşımız var. Hatta Hocamız’ın yayınlarına da katılıyorlar. Hiçbir şekilde rock müzik dinsizlikle bağdaştıracak bir şey değildir. O da bir nimettir. Müziği de çok güzel bir nimet hatta. Hatta çok sayıda slow rock şarkılarını da ikimiz de çok beğenerek dinleriz. Fakat burada işte bu tarz yakıştırmalarla insanları hep yanlış yönlendirebiliyorlar. Tabii ki böyle bir şey yok. Son derece dindar kardeşlerimiz. Bizim programlarımıza da söylediğimiz gibi katılıyorlar, Hocamız’ı da çok seviyorlar. O yüzden rock müzik de, diğer bütün müzik tarzları da, sanat müziği de, halk müziği de, yabancı bütün müzik tarzları, hip-hop, sayabiliriz her türlüsünü, R&B, hepsi, bütün bunlar çok rahatlıkla, çok güzel olarak, benim et olarak dinlenebilecek müziklerdir.

İşte Kuran'ın ruhunu kavrayabilmek çok önemli burada. Kuran'da çünkü insanlar her türlü nimeti yaşayabilecek şekilde yaratılmış ve cennet insana her türlü nimetin olabilecek en uç sınırlarda sunulduğu bir güzellik yurdu. Allah cenneti dünyada bir model olarak Müslümanların yaşayabileceğini gösteriyor. O yüzden de biz işte müziği bir cennet nimeti gibi gördüğümüz için ki Hocamız’ın yayınlarında sıklıkla fasıllarla zaten buna şahit oluyoruz. Son derece güzel bir ortam oluyor gerçekten harika. Hem herkesin mutlu olduğu, rahatlıkla eğlendiği, güldüğü, zevk aldığı, hiçbir kısıtlamanın olmadığı. Nasıl ama kısıtlamanın olmadığı? Tabi ki Kuran'ın sınırları içerisinde meşru olarak son derece güzel yaşadığı bir ortam herkesin. Biz de işte bunun Kuran'a gerçek anlamda uygun olan sistem olduğunu burada anlatmaya çalışıyoruz inşaAllah.

Aylin'cim bu Kuran'ın Arapça okunup okumaması ile ilgili de sorulan bir soru vardı istersen..

 

AYLİN KOCAMAN: Aslında çok genel bir soru, çok fazla sorulan bir soru ve genel olarak da hatta benim çok yakınlarımdan bile duyduğum, çok modern insanlardan bile duyduğum bir soru. “Mutlaka Arapça mı okumamız gerekiyor Kuran'ı?” diyorlar. Hatta kimisi eğer Türkçesini okursa yanlış bir şey yaptığı kanaatinde ve hatta bundan dolayı çok büyük bir harama veya bir günaha girdiği kanaatinde, böyle bir anlayış var. Şimdi bu çok yanlış bir anlayış. Bu genel olarak ayrıca, yani bir insanın Arapça okuyor olması Kuran'ı gayet güzel. Fakat bu onun değerini arttıran ya da Müslüman olarak takvasını arttıran bir konu değildir. Bizim için önemli olan Kuran'ı anlamaktır. Kuran Peygamberimiz (sav) Arap olduğu için, o dönemde Arap kavmine gönderildiği için Kuran tabii ki Arapça olarak gönderilmiştir. Fakat bu bütün dillere şu anda tercüme edilmiştir ve dünyadaki bütün insanlara hitap eden bir dindir. Şimdi bizim yapmamız gereken nedir? Kuran’ı herhangi bir dil üzerinden değil Kuran'ın içeriğini anlayarak okumamızdır. Dolayısıyla şimdi Kuran'ı Arapça okuyan tamam çok güzeldir Arapçası gerçekten Kuran'ın ahenklidir, muhteşemdir, dinlemek çok zevk verir gerçekten maşaAllah. Bu ayrı bir konu ama anlamamak çok büyük bir sorun olur istediğimiz kadar okuyalım o zaman. Anlamadığımız bir kitabı nasıl hayatımıza geçireceğiz? Allah'ın bizden istediklerini nasıl anlayacağız? Allah'ın bize tarif ettiği hayat şeklini nasıl uygulayacağız? O zaman bizim rehberimiz olan Kuran'dan tamamen uzaklaşmış haldeyiz.

Aslında bu da genel olarak biliyorsunuz bağnaz zihniyette olanlar çok geniş çaplı olarak bunun propagandasını yaparlar. Neden? Çünkü Kuran'dan uzaklaştırmak için. Bu da ayrı bir yöntemdir. Nasıl demin bahsettik “Kuran'a el değmemek gerekiyor” diye böyle bir anlayışları var. İşte bu da ikinci tarzda bir anlayışlarıdır. “Sen Arapça bilmiyorsun o zaman okuyamazsın” gibi bir anlayış. Bu uzaklaştırma yöntemi neticesinde de işte kendi ürettikleri hurafe dinini çok daha rahat şekilde yaygınlaştırmışlar.

Şu anda kadınların ikinci planda kalmasının, dünyanın bu hale gelmesinin tek sebebi insanların Kuran'dan uzaklaşmış olması. Hayır, kendi dininizde tercüme edilmiş olan Kuran'ı okuyabilirsiniz. Onu okumanız gerekir. Uygulamak için bunu bilmeniz gerekir. Allah'ın size ne anlattığını bilmeniz gerekir. Kuran bizim rehberimizdir. O Kuran'daki ayetlere göre biz yaşarız. Biz dünyadaki olayların seyrine göre yaşamayız. Allah'ın Kuran'da bize gösterdiği dine göre yaşarız. Bunu da anlamanın tek yolu kendi dinimizde, kendi dilimizde olan Kuran'ı okuyup anlamaktır tabii.

 

DİDEM ÜRER: Bir de şimdi gençler düşünsünler, hatta bütün insanlar düşünsünler. Çok sevdikleri, hatta sevgilileri olan birinden mektup gelecek ama hiç bilmedikleri bir dilde. Mesela bir insan Türkçe biliyor, İngilizce biliyor ama ona sevgilisinden Yunanca bir mektup gelecek. Ve hiçbir şekilde ne anlattığını anlamayacak. Ne kendisine olan sevgisini ne anlattığını anlayacak. Ne kendisinden o sevgiyi son noktasına kadar yaşayabilmesi için hangi taleplerde bulunduğunu anlamayacak. Ama Yunanca mektubu  hemen onu anlamak ister ne anlattığını. Ki burada Allah bizim tek dostumuz, tek vekilimiz, gerçek dostumuz, gerçek vekilimiz, sevgilimiz, aşkımız, tutkuyla sevdiğimiz Rabbimiz bize kendi katından nasıl yaşamamız gerektiğinin reçetesini sunmuş. O kadar büyük bir nimet. Hemen anlayabiliyoruz. Her kelimesini okuyabiliyoruz. İçimize sindirebiliyoruz ve ezberleyebiliyoruz. Böyle bir nimeti tabii ki anlamadan okumak hiçbir şekilde olmaz. Aklı başında olan. Hiçbir Müslümanın yapabileceği bir şey değil bu.

 

AYLİN KOCAMAN: Bunun tabii bizim aslında uygulamada yaşadığımız bir gerçek var. Farkındaysanız Hocamız’ın yayınlarında da böyledir. Bize hurafe getiriyorlar, biz hemen Kuran'dan cevap veriyoruz. Şimdi hurafeye Kuran'dan cevap verdiğimiz için ikinci bir iddiada bulunamıyorlar. Çünkü Kuran'dan ona cevap veremeyeceğimizi zannediyorlar. Hem kendileri habersiz oldukları için Kuran'dan hem de genel olarak böyle bir uygulamayı dünya çapında görmedikleri için, onların iddialarını, hurafelerini geçersiz kılıyoruz Kuran ayetleriyle. Bu çok önemlidir o yüzden Kuran'ı bilmek. Ama Kuran'daki dinin yeteceğini bilmek çok önemlidir gerçekten. Tamam, hadisler Kuran'a mutlak ise elbette uygulanır fakat bizim için asıl olan Kuran'da anlatılan dindir. Bunu bilmek de hurafeleri yok etmek açısından gerçekten çok önemli inşaAllah.

İnşallah şimdi programımızın e-mail adresini tekrar hatırlatalım arkadaşlarımıza, dinleyicilerimize, merakettikleriniz@a9.com.tr adresine sorularınızı ulaştırabilirsiniz. Bundan sonra bütün yayınlarımızda sizden gelen sorularınıza cevap vermeye çalışacağız. Bugünkü yayınımız burada sona eriyor. İnşaAllah bundan sonra yeniden görüşeceğiz.

 

AYLİN KOCAMAN: Hoşça kalın.

 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube
Aylin Kocaman
Bağnazlık
Didem Ürer
Kuran Ahlakı
Kuran Hükümleri
Kuran-ı Kerim
Merak ettikleriniz
modern islam
İslam Ahlakı
İslamiyet