HARUN YAHYA
logo
HARUN YAHYA

  • Tüm Eserler
  • Kitaplar
  • Makaleler
  • Videolar
  • Görseller
  • Sesler
  • Alıntılar
  • Diğer

Adnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
Harun YahyaAdnan Oktar'ın Hayatı ve Eserleri
ESERLER
KitaplarMakalelerVideolarGörsellerSeslerAlıntılarDiğer
KONULAR
VatikanSosyalizmAydınlanma çağıFransız DevrimiDönmeSabetayistJakobenizmMasonik MedyaSiyasi SiyonizmJön Türkİttihat ve TerakkiAbdülhamitAnti-NaziDünya Siyonist ÖrgütüNuremberg KanunlarıMussolini1. Dünya savaşıAdolf EichmannGoyimRothschild HanedanıThink-TankCFRRockefellerSoğuk SavaşStalinEkim DevrimiSovyetler BirliğiBilderbergVietnamAIPACLobiFuarGüneydoğuYunanistanYeni Dünya DüzeniKızıldenizJeopolitikGaziVergiGümrük2023AntilopBoğaAvrasya İslam ŞuarasıNobel Barış ödülüHastaneSosyal Güvenlik KurumuAli BabacanTurgut ÖzalSuikastGaffar OkkanMuhsin YazıcıoğluRosette NebulaAstronomiGül
Harun Yahya © 2025
Harun Yahya © 2025
  1. Videolar
  2. Merak Ettikleriniz - 04

Merak Ettikleriniz - 04

Harun Yahya
46461
25 Haziran, 2014
Kuran Ahlakı ve Derin Düşünmek
Merak Ettikleriniz

MERAK ETTİKLERİNİZ 4

 

AYLİN KOCAMAN: Merhabalar sevgili izleyicilerimiz. Bir başka merak ettiklerimiz programında tekrar Didem'le beraberiz.

 

DİDEM ÜRER: Merhaba.

 

AYLİN KOCAMAN: Sizden gelen sorulara burada Kuran, hadisler ve modern bilim ışığında cevap vermeye çalışıyoruz her hafta olduğu gibi.

 

DİDEM ÜRER: İnşaAllah, sorularınızı merakettikleriniz@a9.com.tr adresine ulaştırabilirsiniz. Yayınımıza gelen çok sayıda soruyla birlikte de bugünkü programımıza başlıyoruz inşaAllah.

İlk sorumuz iman hakikatleri üzerine. Bazı arkadaşlarımız, izleyicilerimiz merak ettikleri önemli bir soru olarak bunun üzerinde duruyorlar. Bu konuda gerçekten çok sayıda soru alıyoruz. Neden bu kadar çok iman hakikatleri üzerinde durduğumuzu merak ediyorlar ve şöyle soruyorlar:

 

“Bir örümceğin iplik yapması neden insanları ilgilendirsin? Canlıların detayları üzerinde neden bu kadar duruyorsunuz?”

 Şimdi aslında bu sorunun doğasından yola çıkarak cevap verdiğimizde belli ki bu izleyicimiz örümceğin iplik yapması konusu üzerinde gerçekten düşünmüş. Çünkü bu çok önemli bir iman hakikati aslında. Aylin senin de takdir edeceğin gibi.

Örümcekler Allah'ın Kuran'da da bahsettiği önemli iman hakikatleridir. Fakat öncelikli olarak örümceğin ipliğinden bahsetmeden önce neden iman hakikatlerinin üzerinde duruyoruz? Canlıların detaylarını biz anlattığımızda biz bunlara iman hakikati ismini veriyoruz. Yani bu ne demektir? İnsanları hayret verici bilgilerle karşı karşıya getirip bu canlıların hiçbir şekilde tesadüflerin eseri olmadığını bugün modern bilimin ışığında artık Darwinizm denen, bütün canlıların tesadüfler sonucu meydana geldiğini iddia eden ve Allah'ın varlığını inkar eden bir ideolojinin, ideoloji diyoruz çünkü bilimle ilgisi yoktur Darwinizmin, artık geçersizliğini ortaya koyduğumuzu biz gösteriyoruz ve diyoruz ki modern bilim bugün Allah'ın varlığını kesin olarak ispatlamaktadır ve Allah'ın varlığını ispat eden yeryüzünde çok sayıda delil vardır.

 

Şimdi Allah'ın ayetleriyle de bize gösterdiği çok açık bir gerçek bu. Rabbimiz Fussilet Suresi’nin 53. ayetinde şöyle bildiriyor: “Biz ayetlerimizi hem afakta, (ufuklarda) hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz. Öyle ki şüphesiz onun hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbinin şahit olması yetmez mi?”

 Rabbimiz bize ayetlerini göstereceğini söylüyor. Nedir ayetleri? Allah'ın varlığının delilleridir bu ayetler. başımızı çevirdiğimiz her noktada karşılaştığımız o canlılardaki olağanüstü özellikler gökyüzüne çevirdiğimizde gördüğümüz her türlü delil, yere baktığımızdaki o yerdeki çeşitlilikle birlikte karşılaştığımız her türlü delil bize Rabbimizin varlığının delillerini gösteren önemli ayetlerdir. Bu ayetleri gördüğünüzde diyor Rabbimiz kendi nefislerinizde de size bunları göstereceğiz. İnsan bedeni de bildiğiniz gibi en büyük yaratılış mucizelerinden bir tanesidir gerçekten. Çünkü insan bedeninde Allah, 100 trilyon hücreyle başta olmak üzere bütün bağlantılarıyla, bu hücrelerin işlemleriyle, proteinlerle, enzimlerle ve bütün organların sistemleriyle birlikte olağanüstü, muhteşem bir sistem yaratmıştır. Ve bu sistemin içerisinde de çok önemli bilimsel deliller vardır. İşte “bunları gördüğünüzde şüphesiz onun hak olduğunu kendilerine açıkça belli olsun” diyor Allah. Yani bu delilleri gördüğümüzde işte bu iman hakikatlerini gördüğümüzde Allah'ın varlığını bir kere daha samimi olarak kanaat getirerek görüyoruz ve bu bizim hem imanımızı arttırıyor. İman etmeyenlerin de imanına vesile olan çok önemli bir delil olmuş oluyor. Aynı zamanda iman hakikatleri iman edenlerin de derinleşmeleri için, düşünmeleri ve daha iyi bilgi sahibi olabilmeleri için çok önemli delillerdir. İmanın kazanılmasına vesile olur, imanın derinleşmesine vesile olur. Küfrün telkinlerini yok eder.

Küfrün telkinleri nedir? Şu anda günümüzde dünya üzerindeki neredeyse tüm okullarda öğretilen Darwinist-materyalist ideolojinin, canlıların tesadüfen oluştuğu ideolojisinin ortadan kaldırılmasına vesile olur iman hakikatleri ve canlıları yaratanın sonsuz güç sahibi Allah olduğunu, bir yaratıcı olduğunu ve sonsuz akıl sahibi olduğunu bize gösterir.

 

Aynı zamanda Allah'ı gereği gibi takdir edebilmemizi sağlar. Çünkü iman hakikatlerinin detaylarına indikçe, daha çok bilgi sahibi oldukça, Rabbimizin ayetlerde belirttiği gibi, şeytandan Allah'a sığınırım: “Allah'tan ancak ilim sahipleri gereği gibi korkup sakınır” (Fatır/28) diye Rabbimiz bildiriyor. İşte bu ilmimizi arttırdıkça daha çok Allah'ta Allah'ı takdir edebilmemize vesile olur. Ve yine Müslümanların Allah'tan daha çok korkmalarına vesile olur. Bu onların daha güzel ibadet edebilmelerini, Allah'ın rızasını kazanmak için daha çok gayret göstermelerine vesile olur. Ve yine düşünce ufkunu açar insanın. Çünkü bilgi sahibi oldukça mesela o küçücük böceklerin, küçücük canlıların, yeryüzündeki o yeşilliklerin içerisindeki küçücük hücrelerin, klorofilin ve diğer bütün proteinlerin yaptıklarını görünce, bunlarda tecelli eden olağanüstü aklı görünce işte insanın düşünce ufku açılır ve kendisinin dışında olağanüstü bir alemin içerisinde yaşadığını fark eder ve bu da gerçekten başka bir görüş açısı açılmasına vesile olur.

Bununla ilgili ben 11. yüzyılda yaşamış değerli İslam alimi Abdülkadir Geylani'nin İlahi Armağan adlı eserinden de bir sözünü okumak istiyorum. Şöyle söylüyor: “Ey evlat, kainatın her zerresinde Allah'ın güzel sanatı vardır. Bu güzel sanatların her biri hakka vardıran delillerdendir. Bu delillere yapışan herkes hakka varabilir. Derin düşüncelere dal, düşünen derinlere kök saldıkça yükselirsin ve yücelirsin.”

Çok güzel ifade etmiş, maşaAllah.

 

AYLİN KOCAMAN: Şimdi bununla bağlantılı ben başka bir soru daha aldım. Aslında bununla çok bağlantılı gerçekten. Bir tane kardeşimiz diyor ki: “Annem imanlı bir yani Allah'ı seven bir insan, Allah'a inanan bir insan. Gerçekten de namaza başlaması için uzun süredir de ben onunla konuşuyorum gayet hak veriyor bana. Fakat yıllardır hiçbir şekilde namaza başlamıyor ve ben gerçekten bunu istiyorum ama o konuda ikna edemiyorum.”

 

 Şimdi genel olarak insanları temelinde dünyada, tabii ki çok küçük küçük farklılıklar olmakla beraber üç kısma ayırabiliriz insanları. Bir iman edenler, gerçekten iman edenler, Allah'tan korkanlar. Bir iman etmeyenler, çok iyi biliyoruz bunu. Bir üçüncü grup olarak da şunu anlatabiliriz; böyle biraz bizden öncekilerin inandığı tarzda bir Allah anlayışı. Bu insanlar genel olarak bizden öncekiler derken şu anda da yaşayan insanlar da var ama bizim hani anneannelerimizden biraz annelerimizden gördüğümüz bir tarz vardır genel olarak. Allah'a inanırlar fakat bir kısmı gerçekten onda ibadetleri yerine getirmeye güç bulamazlar. Bu aslında çağımızda bazı gençlerde de vardır. Allah'a inandıklarını görürüz ama ibadetlerde o kadar kayıtlı değillerdir. Dünyanın bazı konuları bazı meseleleri daha önde gelir onun için.

Burada temelinde şimdi senin anlattığın konu çok önemli. Buradaki kardeşimiz için de çok önemli. Önce Allah'ı tanıtmak gerekir insana. Bu küçük çocuk için de geçerlidir. Bir anneden bahsederken de böyledir. Bir dinsiz insandan bahsederken de böyledir. Her zaman önce yaratıcıyı anlatmak gerekir. Yaratıcıyı anlatmak için de onun eserlerini tanıtmak gerekir. Eserlerini tanıdığı zaman bir insan, o eserleri gördüğü zaman, oradaki yaratıcıyı hem çok sevecektir. Bakın bir Allah'ı sevmek vardır, bir de aşık olmak vardır. Aşık olabilmek için Allah'ı çok iyi tanımak gerekiyor. Allah'ın gücünü, yüceliğini, her şeye ve her yere hakim olduğunu çok iyi anlayabilmek gerekiyor.

Bir de Allah'tan korkma vardır. Şimdi Allah'tan korkma nedir? Biz hep bunu anlatıyoruz. Allah'ı bir insan o kadar sever ki Allah'ı gücendirmekten çok çekinir. İşte Allah'tan korku budur. Şimdi Allah'tan korku, Allah'ı gücendirmekten çekinme sonucunda da bir insan öylesine titizlenir ki bu konuda hiçbir ibadette ferahlık gösteremez. İmkanı yok, bunu yapamaz. Namazın bir teşekkür olduğunu bilir ve canla başla bütün her şeyiyle, bütün kendini adayarak yani kendini vererek Allah'a karşı dua ederek, Allah için dua ederek namazını mutlaka kılar. Yani bunlar için zaten o kişiyi ikna etmeye gerek yoktur. Allah'ı tanıdığı zaman, çok sevdiği zaman, aşık olduğu zaman, dolayısıyla Allah'ı gücendirmekten korktuğu zaman bunu zaten canı gönülden yapar. Demek ki konu nedir? Allah'ı tanıtmak.

 

DİDEM ÜRER: O ibadetin kendisine Allah'a karşı gösterebileceği, sevgisini gösterebileceği bir nimet olduğunu fark eder. Dolayısıyla kimsenin onu zorlaması gerekmez. Onu Allah'ın kendisine böyle bir imkan sunduğu için şükrederek yerine getirir o ibadetini.

AYLİN KOCAMAN: Çok doğru. Çok isteyerek ve şükrederek yerine getirir.

 

Şimdi bunun için ne gerekir? Şimdi biz bir örümcek ipliğine bakalım. Buradaki konumuz bu. Ki kainat detay detay muazzam olaylarla dolu. Ki bunların çok büyük bir kısmı hala keşfedilemedi bile.

Bir örümcek ipliği. Bakın o örümcek o ipliği üretiyor. Kendi bedeninde üretiyor. Asit havuzları var. Bunlardan sıvı üretiyor. Orada asit havuzunda onu bir şekilde bir iplik olabilecek kıvama getiriyor. Dışarıya salıyor ve o öyle bir iplik haline geliyor ki dünyanın en sağlam çeliğinden bile daha sağlam. Öyle bir teknoloji daha şu anda yok. Böyle bir şey üretiyor ve gerçekten avını muazzam bir şekilde avlayabiliyor. Bir örümcek farklı, bir tanesi kement atıyor, bir tanesi farklı bir şey yapıyor, bir tanesi çuvala geçiriyor, her türlü yöntemi deneyerek hepsinin, farklı türlerin hepsi aynı yöntemi deneyerek bir şeyler yapıyorlar.

Özel bacakları var. Belki kainattaki her türlü böcek o ağlara takılabilecekken o ağa hiçbir şekilde takılmıyorlar. Ve rahatlıkla yürüyüp üzerinde artık sanat meydana getiriyorlar. Hiçbir sorun çıkarmıyorlar bu konuda.

Şimdi burada bir muazzamlık var, olağanüstülük var. Burada bir akıl var. Yeni doğan, yeni yumurtasından çıkmış bir örümcek bile bunu başarabiliyor. Ve bu yeteneğe sahip olarak doğuyor. Ve bunu yüzyıllardır, hatta milyonlarca yıldır örümcekler bunu bu şekilde yapıyorlar. Demek ki burada bir akıl var. Bunu ne örümcekten bekleyebiliriz ne de onu keşfetmeye çalışan insandan bekleyebiliriz. Buradaki sanatçıyı övmek için o örümceğin yaptığı o sanatı anlatmamız gerekiyor. Ki sanatçı anlaşılabilsin. Oradaki o muazzam sanatı meydana getiren yüce Rabbimiz anlaşılabilsin. E şimdi her saniyesinde Allah'ın kontrolü altında o varlık. Demek ki Allah hem her şeyi muazzam yaratan hem her şeyi her saniye kendi kontrolü altında tutan. Şimdi böyle muazzam üstün bir yaratıcıyı tanıttıktan sonra siz o zaman zaten sevgi doğal olarak oluşacaktır.

 

DİDEM ÜRER: Çocuklara biz bunu anlatırken şimdi sadece bir örümceğin ipliği deyip geçemiyoruz gerçekten. Çünkü bu canlılarda senin de söylediğin gibi yüz milyonlarca yıldır örümcekler yaşıyorlar ve yüz milyonlarca yıllık örümcek fosilleri var. Bunu Fosil Müzesi olan Yaratılış Müzesi internet sitemizden zaten görebilmek mümkün Hocamız’ın. Fakat burada yüz milyonlarca yıllık fosile sahip olan örümceklerin her birinin bu özellikle birlikte yaratılmış olması mecburiyeti. Yani hiçbir örümcek, mesela düşünün, bir örümceğin avlanma tekniği, beslenme tekniği, ev yapabilme tekniği iplikler üzerine kurulu. Bu canlı evrim teorisinin iddia ettiği gibi kendi kendine yaşadığı alanda, mevcut bulunduğu sistemde kendine bir ev kurabilme tekniği geliştirebilecek bir zamana sahip değil. Veya avlanmak için yeni bir teknik geliştirebilecek zamana sahip değil. Zamanı olsun, isterse yüz milyonlarca yıl zamanı olsun bu canlının, kendi kendine altı ayrı iplik kesesi meydana getirebilecek ve bu iplik keselerinde kimyasal formülleri mükemmel olarak tespit edilmiş, o ipliğin üretilebilmesi için gerekli olan  yapabilecek ne akla, ne üretim merkezine ne de böyle bir bilgiye sahip bu canlı. Bu canlı, bu altı iplik kesesiyle birlikte yaratılıyor. Kimyasal formülleri sabit olan bu iplik keselerinin içerisindeki o sıvı öyle bir harmanlanıyor ve öyle bir püskürtme metoduyla ipliğe dönüştürülüyor ki bir duvarın kenarında eğer bu örümcek yuva yapacaksa ona göre esneklikte, bir çalıya eğer yuva yapacaksa ona göre esneklikte o ipliği çıkarabilecek yapıya sahip olarak birlikte yaratılıyor. Şimdi burada o altı keseden de farklı iplik üretebiliyor. Yani burada olağanüstü bir akıl var ve bu aklı eğer bir insan üniversite mezunu ve akademik kariyere sahip bir insan bu aklı o örümceğe verirse işte o noktada artık hata yapmış oluyor ve biz de bunu tabii ki hatırlatmakla, uyarmakla mecbur olduğumuz için insanlara diyoruz ki, böyle bir aklı o küçücük örümcek gösteremez. Çünkü bu örümcek zaten önce ağ yapmayı akledecek. O yaptığı ağın sağlamlığını öyle bir ayarlayacak ki ona bir kuş çarpsa bile yırtılmayacak o ağ ve son derece esnek olacak. O esnekliği meydana getirirken rüzgarın gücünü hesaplayacak, rüzgarın açısını hesaplayacak, o ağa çarpacak olan avın ağırlığını hesaplayacak ve onun esneme payıyla birlikte adeta bir mimarlık ve mühendislik harikası meydana getirecek. Bunu yaparken bütün bu özellikleri kendi bedeninde sahip olacak ve o sahip olduğu özelliklerle birlikte, o kimyasal formüllerle birlikte hiçbir laboratuvara, hiçbir kimyasal ortama sahip olmayan bu örümcek her seferinde dilediği gibi o ipliği çıkaracak ve istediği gibi ağını kuracak veya bir yere tırmanmak isterken onu fırlattığında aynı zamanda aynı serilikte ve aynı süratte onu geri toparlayabilecek ve yeniden o kimyasal işlemi meydana getirebileceği keselerinde bu işlemi yapacak. Tabii bu olağanüstü bir aklın gerektirdiği bir işlemdir. Biz bunu biliyoruz ki hiçbir tesadüf hiçbir canlı da böyle bir sistem meydana getiremez. Hem örümceklerde hem de canlıların tamamında Allah'ın yarattığı kusursuz bir akıl tecelli eder ve bu canlılar bu aklın üzerlerindeki sistemleriyle birlikte yaratılırlar. Hiçbiri sonradan gelişmez. Çünkü sonradan gelişme gibi bir lüks yoktur canlılarda. Bu canlılar ya avlanamayacaklar ya barınamayacaklar. Hayatlarını kaybedeceklerdir ve nesillerin devamı diye bir şey diye söz konusu olmayacak. Buna insan da dahildir.

O yüzden diyoruz ki, Eğrim teorisine karşı, Darwinizme karşı, canlıların tesadüfler sonucu meydana geldiği iddiasına karşı verilen en güzel cevabı modern bilim bize Allah'ın varlığını ispatlayarak göstermiştir. Biz buna zaten iman ediyoruz ama bilim de bize bu konuda gerçekten müthiş destek oluyor.

 

AYLİN KOCAMAN: Bu konuyla ilgili bir ayet hatırlatmak istiyorum. Âl-i İmran Sûresi 191. ayet. Şeytandan Allah'a sığınırım: “Onlar ayaktayken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler. Ve göklerin ve yaratılışı konusunda düşünürler. Ve derler ki Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin bizi ateşin azabından koru.”

 

Demek ki Müslümanlardan istenen Allah'ın yarattıklarını sürekli her daim düşünmek olacaktır. Düşündüğü zaman Müslümanlar, insanların tamamı düşündüğü zaman Allah'ı tanıyacaklar ve Allah'tan, Allah'ı gücendirmekten korkacaklar. İşte iman budur, bu şekilde oturur. Dolayısıyla bir insanı namaza ikna etmeye çalışmaktan ziyade ona Allah'ı tanıtmak, Allah'a aşık etmek, onun için de imanın hakikatlerini anlatmak gerekiyor.

Bir de ayrı bir soruya değinmek istiyorum ben. Bu genelde bize çok soruluyor. Canlı yayınlarımızda duymuş bir kardeşimiz, yas konusu. “Neden bu yas konusuna karşısınız genel olarak? Sonuçta bir insanın ölümüne üzülmek çok doğal bir şeydir. Neden bunu yapmamamız gerekiyor?” diye.

 

Bir kere şunu çok iyi anlamak gerekiyor bir şeyden bir insanın ölümünden ızdırap duymak Allah'a neden bunu yarattın demekle aynı şeydir. Yani insan bunu bilerek ya da bilmeyerek yapar -haşa- tabii belki onu istemeden yapar. Fakat Allah'ın yarattığı kadar da Allah'ın takdirine karşı gelmek anlamına gelir. Bir kere biz bu dünya hayatında geçici bir imtihan için buradayız. Allah yarattı bizi. Allah canımızı alan. Ve Allah nasıl bu dünyada yaratıyorsa belli bir vaktimiz var ve bunu gayet iyi biliyoruz. O vakit geldiğinde de herkesin canı alınıyor. Ne oluyor bu insanlar? Bu insanların tümünün ruhu ahirete gidiyor. Ve o insanlar gerçekten Allah'a iman etmiş iyi insanlar isene mutlu onlara. Çünkü ahirette hem Allah'a kavuşuyorlar, Allah'ın rızasına kavuşuyorlar. Hem sonsuzluğa kavuşuyorlar. Bakın o sonsuzlukta, o cennet hayatında, eğer o insan hastalıktan ölmüşse artık ne hastalık var ne kanser var, ne ağrı-sızı var ne bu dünyanın külfeti var, ne geçim sıkıntısı var. Hiçbir zorluk yok. Ne çirkinlik var, ne yaşlanma var. Bunların hiçbiri yok. Hep güzellikler var. Şimdi bu insan o hayata kavuşmuşsa eğer buna üzülmek doğru olmaz. Zaten hiçbir şekilde olmaz. Çünkü Allah'ın takdir ettiği bir vakit var. Ve o vakit herkes için mutlaka gelecek bir vakit. Neden böyle oldu demek, buna isyan etmek, dövünerek ağlamak, bunlar olmaması gereken şeyler.

Şimdi toplum arasında çok kanıksanmış bir konu bu. Halbuki bu Allah'ın gücüne gidebilir, Allah vermesin. Çünkü bir isyan gibi bir şey oluyor. O insan bilse de bilmese de. Ama bunu bilerek davranınca orada elbette ki o insanın anıları düşünülür. Fakat orada bir güzellik var, Allah katına almış, bütün dertlerden kurtarmış. Bir kurtuluş aslında. Bir nimet. İmtihanı bitmiş o insanın. Bakın biz hala imtihana tabiyiz. Hala zorluklarla boğuşuyoruz. Halbuki o insan o imtihanını bitirmiş, Allah'ın izniyle güzel bir sınav geçirmiş ise eğer, Allah'ın katında rızıklanıyor. Bundan daha güzel ne olabilir zaten Allah'ın rızası dışında?

DİDEM ÜRER: Tabii Peygamberimiz (sav) de yas tutmayı Müslümanlara yasaklamıştır. Bazı hadislerde şöyle bildiriliyor: İbn-i Abbas (ra) anlatıyor: Resulullah (sav) buyurdular ki: “Yas tutma cahiliye işlerinden biridir.”

 

 Bu gerçekten Peygamberimiz (sav) dönemindeki biliyorsunuz müşrikler, putperestlerin uyguladığı bir adet. Ve şu anda da hali hazırda aslında dünya üzerinde de Hindistan başta olmak üzere birçok ülkede bu tarz yas-matem törenleri uygulanıyor ki bunlar tamamen onların da putperest dinlerine ait olan özellikler olarak. Halbuki İslam dininde senin de söylediğin gibi bu bir nimet, bir kurtuluştur, Rabbimize kavuşmadır. O yüzden de ölen insan için aslında çok büyük bir nimettir. Yakınları için de belki onu tekrar göremeyecek olmanın getirdiği bir hüzün üstlerine gelebiliyor. Yani bu da tabii ki yanlıştır ama bunu şu şekilde değerlendirmeleri gerekiyor; o ahirete gitti, siz de ahirete gideceksiniz. Ahirette onun için size kavuşmak için bir vakit yok. Yani ahirete giden kişi zaten hemen sevdiklerine ve yakınlarına kavuşur. Orada bekleme gibi bir süresi yok ama biz imtihan olduğumuz için tabii ki o imtihanı en güzel şekilde tevekkülle geçirip biz de Rabbimize kavuşmak için o süre içerisinde sabrediyoruz.

Yine İbn-i Ömer (ra) anlatıyor: “Resulullah (sav) beraberinde yüksek sesle ağlayan bir kadın bulunan cenazeyi takip etmeyi yasakladı.”

 

Bu şekilde bir eylemin de olmaması gerektiğini Peygamberimiz (sav) bize inşallah bu şekilde bildirmiştir.

Bugünkü programımız da sona erdi. Bize sorularınız için merakettikleriniz@a9.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Yeni bir programda görüşmek üzere, inşaAllah.


 

A9TV Televizyonu Adnan Oktar Harun Yahya Sohbetler Belgeseller A9 TV Yeni Frekansımız: Türksat 3A Uydusu FREKANS: 12524 Dikey Batı Sembol Oranı: 22500

Allah'ın Detay Sanatı
Allah'ın Güzelliklerinden Bir Demet 1
Allah'ın varlığı
Aylin Kocaman
Derin düşünme
Didem Rahvancı
Kuran Ahlakı
Kuran-ı Kerim
Merak ettikleriniz
Yaratılış
Örümcek
Örümcek ipeği
örümcek ağı
İman
İmanın Güzellikleri
PAYLAŞ
logo
logo
logo
logo
logo
İNDİRMELER
flv
mp3
mp4
mp4
youtube