logo HARUN YAHYA

Libya'da Öncelik Bloklar Arası Sevgi ve Şefkat Tesisi Olmalı; Devamında Uzlaşı Doğal Olarak Gelir

Libya'da Öncelik Bloklar Arası Sevgi ve Şefkat Tesisi Olmalı; Devamında Uzlaşı Doğal Olarak Gelir

Diplomacy Pakistan – 18 Eylül 2015

Libya, Afrika kıtasının en kritik ülkelerinden. Ülke, çok önemli doğalgaz ve petrol yatakları ile dev yeraltı su kaynaklarına sahip. Ayrıca kıtanın ticaret yollarının tam merkezinde. 2011 yılında olaylar çıktığında dış borcu olmayan ülkenin nakit durumu da çok iyiydi.

Aşiretleri ile önem kazanan Libya için günümüzde en büyük sorunlardan biri yine aşiretçilik. Aşiretler Güney Afrika sınırlarına kadar çok geniş bir bölgeye uzanıyor. Dolayısıyla aşiret kavgalarının ve karışıklıkların Senegal'den, Çad'dan, Sudan'a kadar uzanan pek çok ülkeye etkisi var. Kaddafi'nin devrilmesi ülkedeki aşiretçiliği ve bölge milliyetçiliğini çok ciddi olarak tetikledi. Bugün Libya ile sınırı olan ve aşiretler nedeniyle etkileşim içinde olan birçok ülke tedirgin bir şekilde Libya'yı izliyor.

2011'den bu yana devam eden Libya sorununun doğuşunda BM önemli bir rol oynamıştır. Her ne kadar bugünkü yaşananların sebebi Arap Baharı olarak görülse de, Libya için asıl önemli tarih 18 Mart 2011'dir. Bu tarihte BM Güvenlik Konseyi uçuşa yasak bölge uygulamasını ve Libya'ya askeri operasyona izin veren kararı kabul etmiştir. Ülkeye BM müdahalesi Kaddafi rejiminin sonunu getirmiş ve aşiretler arasında kanlı bir iç savaşın başlamasına neden olmuştur.

Bugün Libya iç savaş, çatışma, radikalizm, siyasi istikrarsızlık, aşiretler arası mücadele ve ekonomik sorunlarla boğuşmaktadır. Kaddafi sonrası ülkede hiçbir şekilde sağlıklı bir hükümet kurulamamış, kurulan hükümetler de sadece masa başı hükümetleri olup ülkeye hiçbir katkı sağlayamamıştır.

Şu anda ülkede şiddetli bir iç savaş yaşanmaktadır. Tobruk'ta ayrı bir yönetim, Trablus'ta ayrı bir yönetim, Bingazi ve çevresinde IŞİD, Fecri Libya, Misrata Askeri Konseyi gibi birçok kendine özgü emirlik, ayrı birer yerel güç odağı olarak hareket etmektedir.

Bilindiği gibi günlük yaşamın siyasi ve askeri karışıklıklarla geçtiği Libya'da 2014 Haziran seçimlerinin ardından iki ana blok oluşmuştur. Bunların kendilerine ait meclisleri, hükümetleri, orduları ve ekonomik güçleri bulunmaktadır. Tarafların güç dengesine ve ülkedeki pozisyonlarına bakıldığında bunların birbirine denk olduğu görülmektedir. Biraz detaylı incelendiğinde ise bu mücadelenin kazananı olamayacağı ve mücadeleyi kaybeden tarafın Libya toplumu olduğu anlaşılmaktadır.

Libya, bugün, dış destekli bir iç savaşın kabusunu yaşamaktadır. Ülkesinde kendisini güven içinde göremeyenler kendi yurtlarından ayrılmak zorunda kalmışlardır.

Libya'da mücadele eden iki güce tabii bir de IŞİD faktörünü eklemek gerekir.

Libya'da devam eden istikrarsızlık, çatışmalar ve siyasi kavgalar savaştan güç alan insanlarla birlikte radikalizmi de güçlendirmiştir. Bu savaşlar, savaş ağaları ve radikal grupların da olaya dahil olmasıyla zaten çözülmesi zor olan Libya sorununu daha da karmaşık bir hale getirmiştir.

Sözde ülkeleri adına savaşan gruplar, ülke için stratejik öneme sahip petrol boru hatlarını, havalimanlarını, karayollarını, limanlarını hedef almaktadırlar. Ayrıca şehir merkezlerine yapılan saldırılarla halk için olmazsa olmaz olan su ve kanalizasyon gibi şehirlerin altyapılarını yok etmektedirler. Şehir merkezlerindeki bu silahlı mücadeleler sonucu sivil halktan ölümler artmaya başlamıştır.

Ne acıdır ki kaynak zengini ülkede petrol ve doğalgaz üretimi durma noktasına gelmiştir. Bu kadar kaynak ve zenginliğe rağmen belli bölgeler için ithalat yapılma zorunluluğu bile oluşmuştur.

2011'de alınan müdahale kararı, Libya'yı bugünkü duruma sürüklemiştir. BM şimdi ülkede yaşananlar ve olayların çevre ülkeleri özellikle de göçler dolayısıyla Avrupa'yı etkilemesi nedeniyle harekete geçti ve tarafları birleştirmeye çalışıyor. Peki ama ne kadar başarılı olabilir?

BM ülkede güçlü görünen iki ana unsuru yani Tobruk'ta Tobruk Temsilciler Meclisi ve Trablus'ta Milli Genel Kongre'yi birleştirmeyi amaçlıyor. Bu iki unsur ülkedeki çok başlı yönetimler arasında en oturmuş yapıya sahip olanlar. Fakat bu iki yönetim kontrol ettikleri topraklarda tam egemenlikleri olmaması nedeniyle burada yaşayan aşiretler ve milisler üzerinde çok etkili değiller. Bu durumda, iki taraf anlaşsa bile kalanlar ne yapacak sorusu akla geliyor.

BM Libya Özel Temsilciliği taraflar arasında Fas'ın Suheyrat kentinde seri görüşmeler düzenlemiş ve bu görüşmeler sonucunda Libya'daki 22 tarafın 18'inin kabul ettiği siyasi anlaşma 11 Temmuz 2015 tarihinde imzalanmıştır. Bu anlaşmayı Tobruk Temsilciler Meclisi imzalarken, Trablus Milli Genel Kurulu imzalamamıştır. Ama oylamadaki 22'ye 18 çıkan oy dağılımı BM için bir ümit ışığı olmuştur.

Libya'da halk önünü göremiyor. Dünya'nın en zengin kaynaklarına sahipler fakat fakirlik ve açlıkla karşı karşıyalar. 22 etkin grubun birbiriyle çatışmasının ortasında kalan halk, ölümü göze alarak komşu ülkelere ve özellikle Avrupa'ya göç ediyor.

Libya'da dikkat çeken bir diğer konu ise radikal İslamcıların ülkede gün geçtikçe güçleniyor olmaları; özellikle de Bingazi'de.

Birleşmiş Milletler Fas'ta başlattığı görüşmelerde Ekim'e kadar bir sonuç alacağını umuyor. BM'nin alacağı sonuç ise ne kadar uzun süreli olabilir tartışmalı.

BM'nin bugüne kadar sözde barış sağladığı hiçbir topluma tam anlamıyla huzur gelmedi. Kağıt üzerinde sağlanan barış, vicdanlarda sağlanmadığı sürece bir ülkenin toparlanması, gelişmesi mümkün değil. Buna en net örnek ise Bosna. Bosna'nın geçmişte yaşadığı ve bugün çektiği sıkıntılarda BM'nin rolünü unutamayız.

BM'nin ülkeye barış getirme çabası çok güzel ancak bunu uzun süreli tesis etmek için fikir ve proje üretememesi büyük bir eksiklik. Ülkedeki farklı aşiret ve yönetim temsilcilerine makam, rütbe ve yetki vererek onları bir arada yaşamaya yöneltmek Bosna'da olduğu gibi ülkeye hiçbir fayda sağlamayacağı gibi ülkenin yönetimini de içinden çıkılmaz bir hale getirir.

Libya'da barış ve huzur için öncelikle tarafların güç ve hegemonya isteklerinden vazgeçerek ülkelerini ve halklarını düşünmesi şart. "Ben şu imkânımı kaybetmeyeyim" yerine "beraberce şunu da yaparsak birlikte daha iyi yaşarız" diye düşünmeye başlamalılar.

Yıllarca Kaddafi yönetiminde sevgiden uzak yaşayan aşiretlerin kaynaşmaları için ülkede önce karşılıklı sevgi ve şefkat anlayışının tesis edilmesi gerekiyor. Yazılı anlaşmalar ancak aşiretler arasında bu karşılıklı anlayış ve dostluğun tesisiyle faydalı olur.

Bu yüzden BM'nin Libya'daki önceliği, bloklar arası sevgi ve şefkati tesis etmek olmalıdır. Sonrası zaten doğal olarak gelir.

Bingazi, yaşanan iç savaşın etkisiyle savaş alanına dönüşmüş durumdadır. Ülkede yaygınlaşan sevgisizlik ve öfkeyi yok edecek bir çalışma yapılması gerekmektedir. Bu da ancak insanların savaş mantığını bırakıp sevgi mantığına geçmeleri ile mümkün olacaktır.

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER
Bu kitapta ara
Mültecilerin Hayatını Nasıl Kolaylaştırabiliriz? Güvenlik Sorunu Duvarlarla Çözülmez Mülteciler Avrupa İçin Sorun Değil Önemli Bir Değerdir Seçim Zaferi Rohingyalara Ne Getirecek? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Ya Bir Mülteci Kampında Yaşıyor Olsaydınız? Suriyeli Mülteci Kardeşlerimizin Güvenliği Misafirperver Türk Halkına Emanet Libya'da Öncelik Bloklar Arası Sevgi ve Şefkat Tesisi Olmalı; Devamında Uzlaşı Doğal Olarak Gelir Avrupa Mülteci Krizine Net Çözüm: Sevgi Tampon bölge Suriyeliler için güvenli bir sığınak Sonsöz Mültecilere Destek Olmak Allah'ın Razı Olacağı En Güzel Tavırdır Yeniden Rohingya, Yeniden Bir İnsanlık Dramı Krizin 4. Yılında Suriyeli Mülteciler Tarih Türkiye'yi Unutmayacak Yermuk'ta Yaşanan İnsanlık Suçuna Acil Son Verilmelidir! Yermuk'ün Yardım Çığlığı Yemen'in Onlarca Sorunundan Biri: Göç Avrupa İnsanlık için Harekete Geçmeli Avrupa Mülteci Sınavından Geçecek mi? Avrupa Ülkeleri Yaşadıkları Mülteci Akını Karşısında Neler Yapabilir? Büyük Beklentileri Olmayan Mülteciler Denizin "Kara Suları"na Terk Edilenler Dünyadaki Mülteci Sorunu Sevgiyle Çözülür Evrim Aldatmacası Giriş Harabe Bir Ülke: Suriye İnsan Hakları, Bildirge Üzerinde Var Ama Dünya Üzerinde Yok Kaçak Göçmenler: Avrupa'da Sadece Bir İstatistik mi? Kuzey Afrika'da Sığınmacılarla Değil, Sığınmacı Olmayı Mecbur Kılan Koşullarla Mücadele Edilmeli Libya'nın Mülteci ve Göçmen Çıkmazı Mülteciler Paris Saldırılarının Sorumlusu Değil Mağdurudur Mülteciler Türkiye'yi AB'ye Yakınlaştırdı Myanmar'da Yaşananlar İnsanlık Suçudur Myanmar'daki Zulmün Perde Arkası "Ölüm Yolu"ndan Gelenler ve Avrupa'nın Sınavı Rohingya Halkından Birleşmiş Milletlere Yardım Çığlığı Rohingya Müslümanları Kendi Yurtlarından Sürgün Ediliyor Rohingya Trajedisi mi, Yoksa Vicdan Körelmesi mi? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Soykırımlar... Başı Öne Eğik Liderler... Suriye ve Yermuk Kampı'nda Yaşanan İnsanlık Dramı Devam Ediyor Teknelerle Gelen Sığınmacılar Tayland İçin Bir Yük Mü? Türkiye Mülteciler Konusunda Tekrar Önemli Bir Rol Üstleniyor Türkiye-Suriye Sınırında Bir An Önce Güvenli Bölge Oluşturulmalı Türkiye'nin Suriyeli Göçmenlere Yardımı Ekonomik Bir Kayıp Değildir Vicdanlar Körelince Çocuklar da Ölür Ya Arakanlı olsaydınız? Zulmün Nedeni Müslümanların Sahipsiz Olmasıdır

Özet

Bu kitap bölümü, Libya'daki siyasi istikrarsızlık, iç savaş ve aşiret çatışmalarını analiz etmektedir. BM tarafından uygulanan yöntemlerin eksikliklerine dikkat çekilerek, kalıcı huzurun askeri veya masa başı anlaşmalardan ziyade, toplumda sevgi ve şefkat anlayışının tesis edilmesiyle mümkün olabileceği savunulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Libya'daki karmaşık çatışma ortamı, aşiretler arası kutuplaşma ve dış müdahalelerle daha derin bir krize sürüklenmiştir.
  • BM tarafından kağıt üzerinde gerçekleştirilen siyasi anlaşmalar, vicdanlarda sevgi ve şefkat temeli oluşmadığı sürece kalıcı çözümler üretmemektedir.
  • Ülke içindeki farklı grupların güç ve hegemonya hırsından vazgeçerek, ortak menfaatleri ve halkın huzurunu önceleyen bir anlayışa geçmeleri gerekmektedir.
  • Libya'da barışın anahtarı, çatışma mantığından sevgi mantığına geçerek taraflar arasında dostane bir iklim oluşturulmasıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Libya'da aşiretçiliğin siyasi istikrar üzerindeki etkileri nelerdir?

Ülkede hakim olan köklü aşiret yapısı, merkezi yönetimin kurulmasını zorlaştırmakta ve aşiretler arası rekabetin iç savaşa dönüşmesine neden olmaktadır. Bu durum, sınır ötesine uzanan etkileşimler nedeniyle komşu ülkeleri de tedirgin etmektedir.

Libya'da dış destekli iç savaşın sivil halk üzerindeki insani sonuçları nelerdir?

Savaş gruplarının stratejik altyapıyı hedef alması sonucu su ve kanalizasyon gibi temel hizmetler yok olmuştur. Kaynak zengini ülkede halk temel ihtiyaçlara erişemez hale gelmiş ve güvenlik kaygıları nedeniyle göç dalgaları ortaya çıkmıştır.

Uluslararası toplumun veya BM'nin barış çabaları neden yeterli sonuç vermemektedir?

Sadece makam, rütbe ve yetki paylaşımına dayalı kağıt üzerindeki anlaşmalar, tarafların vicdanlarında barışı tesis etmemektedir. Sevgi ve şefkatten yoksun bir ortamda, yalnızca menfaat odaklı yaklaşımlar huzuru kalıcı kılamamaktadır.

Libya'da barış ve huzuru tesis etmenin öncelikli yolu nedir?

Güç ve hegemonya isteklerinden vazgeçilerek sevgi ve şefkat anlayışının topluma hakim kılınması gerekmektedir. İnsanların savaş mantığını bırakıp bir arada yaşama şuurunu benimsemeleri, uzlaşıyı doğal bir sonuç olarak getirecektir.