logo HARUN YAHYA

Mülteciler Türkiye'yi AB'ye Yakınlaştırdı

Mülteciler Türkiye'yi AB'ye Yakınlaştırdı

Arab News – 24 Nisan 2015

Aylan bebeğin sahildeki o trajik görüntüsünün ardından, bunun dünyayı sadece bir süre için harekete geçireceğini söylemiş ve şu hatırlatmayı yapmıştık: "Kimse bir olağanüstü sonuç beklemesin. Pek çok trajik öykünün sonrasında olduğu gibi dünya reel politik hesaplarına tekrar geri dönecektir." Bu trajik olayın insanlar veya toplumlar üzerine kalıcı vicdani etkileri oldu kuşkusuz; ama politik arenada durum yine bildiğiniz gibi. Avrupa her ne kadar mülteci sorumluluğunu üstlenmeyi geçici bir süre denemiş olsa da bu sorunun tam anlamıyla muhatabı olmayı istemiyor. İşte bu nedenle Almanya Şansölyesi Merkel geçen hafta İstanbul'daydı.

Merkel, ağırlıklı olarak kendi ülkesi fakat bir anlamda da Avrupa adına Türkiye'ye gelmişti. Avrupa'ya adım atan mültecilerin hedef ülkesinin Almanya olmasından hareketle bu akını durdurmak ve bunun karşılığında da çeşitli öneriler sunmaktı amacı. Burada, Avrupa nezdinde mülteciler konusunda en büyük fedakarlığı gösteren ülkenin Almanya olduğunu hatırlatalım. Özetle bu ziyarette, mültecilerin Türkiye'de tutulması ve geri kabul anlaşması dahilinde gittikleri Avrupa ülkelerinden geri gönderilmeleri teklifi gelmişti. Bunun karşılığında Türkiye'ye mülteciler için, henüz miktarı kesinleşmeyen fakat 3 milyar Euro olarak dillendirilen bir para yardımı yapılacak, ayrıca AB kapısında bekletilen Türkiye'ye, uzun zaman önce gerçekleşmesi gereken bir kısım haklar tanınacak. Bu hakların en önemlisi Türk vatandaşlarına tanınacak olan vize muafiyeti. Buna göre geri kabul anlaşmasının yürürlüğe girmesi ile birlikte gelecek yıl Temmuz ayında Türkiye, Şengen anlaşmasının bir parçası olacak. Bunda meydana gelebilecek herhangi bir aksamaya karşı ise Türkiye'nin geri kabul anlaşmasını kabul etmeme gibi dostane bir tehdidi var.

Geri kabul anlaşmasının Türkiye tarafından imzalanmasıyla birlikte, 7 yıl önce neredeyse tümüyle sona eren Türkiye-AB müzakerelerinin canlanması ve bekleyen yeni fasılların açılması söz konusu olacak. Dolayısıyla Avrupa, çeşitli sebeplerle durdurmuş olduğu Türkiye'nin AB'ne üyelik müzakerelerini "mecburiyet üzerine" de olsa tekrar başlatmış olacak.

Avrupa'nın taahütlerine göre mülteciler güvenli alanlarda tutulmalı, yaşam hakları garantilenmeli ve gereken yardımlar yapılmalıdır. Söz konusu anlaşmaya göre bu güvenli bölge Türkiye'dir. Dolayısıyla Avrupa, eğer kendi sınırları içine mültecileri almamakta kararlıysa, şu durumda mülteciler için gereken yardımı Türkiye'ye sağlamalıdır.

Reelpolitik, "güçler ve ulusal çıkarlar dengesini dikkate alan dış politika" anlamına gelir. Kavramı ilk kullanan ve uygulayan ise Alman birliğinin mimarı Otto von Bismarck olmuştur (1866). Medeniyetlerin sürekli çatışarak güçlenebileceklerini ve ulusal menfaatlerin her şeyin ötesinde olduğu savunan materyalist politikalarla birlikte reelpolitik, zaman içinde pek çok ülke için olağanüstü çıkarcılık anlamına bürünmüştür. Avrupa ile Türkiye arasında yapılması muhtemel söz konusu anlaşma da kazan-kazan politikasının bir örneği olarak lanse edilmekte ve bir reelpolitik başarı olarak görülmektedir. Türkiye, AB müzakerelerini bu yolla tekrar başlatabilmekte; Almanya ise, mülteci yükünü üzerinden atmakla birlikte Merkel'e 2017'de seçim başarısı getirecek adımı atmaktadır. Almanlar arasında yardımsever insanlar oldukça fazla olmasına rağmen, mültecileri aralarında istemeyenlerin oranının %53 olduğu bilinmektedir.70

Devletlerin çıkarları anlamında bir başarı olsa da burada söz konusu olanın her şeylerini yitirmiş savaştan kaçan insanlar olduğunu unutmamak gerekiyor. Ülkesinden kaçmak zorunda kalan zavallıların yaşam muhasebesini başka devletlerin yapmaları, "ben almam, sende kalsın" diyerek bir pazarlık unsuru haline getirmeleri Aylan'ın verdiği insanlık dersini ister istemez sorgulamamıza neden oluyor. Reelpolitik çıkarlar adına değerlendirildiğinde bu zihniyetin mahzuru yok; hatta pek çoklarına göre iyi değerlendirilmesi gereken bir fırsat. Fakat insanlık adına bakıldığında durum vicdani bir muhasebeyi gerektiriyor.

Mevcut durumun olumlu yönlerini de belirtmeyi ihmal etmeyelim. Öncelikle söz konusu anlaşma, -umuyoruz ki- denizden Avrupa'ya yasa dışı geçişlerin önünü kesecektir. Bu, daha fazla Aylanların yaşamlarını yitirmelerinin önüne geçmek açısından oldukça önemlidir. Geri kabul anlaşması, mültecilerin geri gönderildikleri ülkelerin güvenli bölge ilan edilmesini gerektirmektedir. Güvenli bölgelerde, mültecilerin yaşam hakları garantilenmeli, onlara demokrasi ve iyi şartlar sunulmalıdır. Şu durumda söz konusu güvenli bölge Türkiye'dir ve söz konusu şartların AB desteğiyle oluşturulması Türkiye için paha biçilmez bir kazanç olacaktır. Türkiye, yaklaşık 2.5 milyon mülteciyi hiçbir tereddüt duymadan almakla tüm dünyaya tarih boyunca unutulamayacak bir insanlık dersi vermiştir. Bu karar ile ülkemiz daima gurur kaynağımızdır. Fakat Türkiye'nin aniden gelen bu nüfus karşısında pek çok açıdan hazırlıksız yakalandığı doğrudur. AB'nin desteğiyle eksikliklerin tamiri ve mültecilere verilmesi gereken hakların temini zaten istediğimiz ve beklediğimiz bir şeydir.

Yaşanan mülteci akını, verdiği pek çok dersin yanında Avrupa'ya, AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu göstermiştir. Türkiye'ye verdiği ders ise şudur: Eğer Türkiye AB'nin bir parçası olacaksa, özgürlük, demokrasi gibi değerleri daima önde tutmalıdır.

Mülteci konusu, bir insanlık meselesi olmasının ötesinde Türkiye ve AB açısından iki önemli gerçeği göstermiştir:

Birincisi, AB, bir İslam ülkesi olması sebebiyle her ne kadar tüm gücüyle Türkiye'yi dışlamaya çalışıyorsa da, Türkiye'nin aynı zamanda bir Avrupa ülkesi olduğunu da hatırlamak mecburiyetinde kalmıştır. Ortadoğu'nun giriş kapısında, Avrupalı bir demokratik İslam ülkesine Avrupa Birliği'nin ciddi şekilde ihtiyacı vardır. Tarih, bunu defalarca göstermiştir ve Suriye krizi ile tekrar göstermektedir.

İkincisi ise, eğer Türkiye gerçekten Avrupalı ise, Avrupa'nın demokrasi, özgürlük, kadın hakları, sanat, kalite gibi güzel değerlerine önem veren bir üslup ve zihniyet geliştirmelidir. Tüm siyasi politikalarını bunun üzerine bina etmeli, tüm önceliklerini bunun üzerine kurmalıdır. Avrupa'nın özgürlük ve adalet anlayışından faydalanmak isteyip, Avrupa'nın tüm değerlerine ısrarla karşı çıkan bağnaz zihniyeti savunan kişilere prim vermemelidir.

Dünya değişiyor. Umarız bu yeni dönem Suriyeli misafirlerimizin ülkemizde rahat ettikleri, derin sularda can kayıplarının olmadığı ve Türkiye'de bu vesile ile insan hakları ve demokrasinin daha fazla geliştiği bir dönem olur. Tarih, zorluk içinde olanlara kucak açanları hiçbir zaman unutmamıştır, unutmayacaktır.

Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler.
(İnsan Suresi, 8)

 

Dipnotlar

70. http://www.theguardian.com/commentisfree/ 2015/sep/06/refugee-crisis-germany-response-heartwarming-will-pressures-show

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER
Bu kitapta ara
Mültecilerin Hayatını Nasıl Kolaylaştırabiliriz? Güvenlik Sorunu Duvarlarla Çözülmez Mülteciler Avrupa İçin Sorun Değil Önemli Bir Değerdir Seçim Zaferi Rohingyalara Ne Getirecek? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Ya Bir Mülteci Kampında Yaşıyor Olsaydınız? Suriyeli Mülteci Kardeşlerimizin Güvenliği Misafirperver Türk Halkına Emanet Libya'da Öncelik Bloklar Arası Sevgi ve Şefkat Tesisi Olmalı; Devamında Uzlaşı Doğal Olarak Gelir Avrupa Mülteci Krizine Net Çözüm: Sevgi Tampon bölge Suriyeliler için güvenli bir sığınak Sonsöz Mültecilere Destek Olmak Allah'ın Razı Olacağı En Güzel Tavırdır Yeniden Rohingya, Yeniden Bir İnsanlık Dramı Krizin 4. Yılında Suriyeli Mülteciler Tarih Türkiye'yi Unutmayacak Yermuk'ta Yaşanan İnsanlık Suçuna Acil Son Verilmelidir! Yermuk'ün Yardım Çığlığı Yemen'in Onlarca Sorunundan Biri: Göç Avrupa İnsanlık için Harekete Geçmeli Avrupa Mülteci Sınavından Geçecek mi? Avrupa Ülkeleri Yaşadıkları Mülteci Akını Karşısında Neler Yapabilir? Büyük Beklentileri Olmayan Mülteciler Denizin "Kara Suları"na Terk Edilenler Dünyadaki Mülteci Sorunu Sevgiyle Çözülür Evrim Aldatmacası Giriş Harabe Bir Ülke: Suriye İnsan Hakları, Bildirge Üzerinde Var Ama Dünya Üzerinde Yok Kaçak Göçmenler: Avrupa'da Sadece Bir İstatistik mi? Kuzey Afrika'da Sığınmacılarla Değil, Sığınmacı Olmayı Mecbur Kılan Koşullarla Mücadele Edilmeli Libya'nın Mülteci ve Göçmen Çıkmazı Mülteciler Paris Saldırılarının Sorumlusu Değil Mağdurudur Mülteciler Türkiye'yi AB'ye Yakınlaştırdı Myanmar'da Yaşananlar İnsanlık Suçudur Myanmar'daki Zulmün Perde Arkası "Ölüm Yolu"ndan Gelenler ve Avrupa'nın Sınavı Rohingya Halkından Birleşmiş Milletlere Yardım Çığlığı Rohingya Müslümanları Kendi Yurtlarından Sürgün Ediliyor Rohingya Trajedisi mi, Yoksa Vicdan Körelmesi mi? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Soykırımlar... Başı Öne Eğik Liderler... Suriye ve Yermuk Kampı'nda Yaşanan İnsanlık Dramı Devam Ediyor Teknelerle Gelen Sığınmacılar Tayland İçin Bir Yük Mü? Türkiye Mülteciler Konusunda Tekrar Önemli Bir Rol Üstleniyor Türkiye-Suriye Sınırında Bir An Önce Güvenli Bölge Oluşturulmalı Türkiye'nin Suriyeli Göçmenlere Yardımı Ekonomik Bir Kayıp Değildir Vicdanlar Körelince Çocuklar da Ölür Ya Arakanlı olsaydınız? Zulmün Nedeni Müslümanların Sahipsiz Olmasıdır

Özet

Bu kitap bölümü, mülteci akınının Türkiye ve Avrupa Birliği arasındaki siyasi ilişkileri nasıl etkilediğini incelemektedir. Reelpolitik çıkarların ötesinde, mültecilere gösterilen merhametin önemine ve Türkiye'nin Avrupa'ya olan demokratik İslam ülkesi kimliğiyle kattığı değere odaklanılmaktadır. Bölümde, mülteci meselesinin hem insani bir sorumluluk hem de Türkiye'nin AB ile olan müzakere sürecinde yeni bir kapı olduğu anlatılmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Türkiye, yaklaşık 2.5 milyon mülteciye kucak açarak tüm dünyaya örnek bir insani vicdan dersi vermiştir.
  • Mülteci meselesi, Avrupa'nın Türkiye gibi demokratik bir İslam ülkesine duyduğu ihtiyacı açıkça ortaya koymuştur.
  • Anlaşmanın mültecilerin güvenli alanlarda yaşam haklarını koruması ve insani koşulların iyileştirilmesini sağlaması hedeflenmektedir.
  • Türkiye için AB üyeliği süreci, demokrasi, özgürlük ve kaliteli yaşam standartlarının benimsenmesiyle güçlenmektedir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mülteci anlaşması Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerini nasıl etkilemiştir?

Anlaşma, uzun süredir duraklamış olan Türkiye-AB müzakere sürecinin yeniden canlanmasını ve bekleyen fasılların açılmasını sağlamıştır. Bu durum, tarafların karşılıklı ihtiyaçları doğrultusunda bir reelpolitik zemin oluşturmuştur.

Türkiye'nin mültecilere yaklaşımı hangi temel değerlere dayanmaktadır?

Türkiye, zor durumdaki insanlara yardım etmeyi temel bir vicdani görev olarak görmektedir. Savaş mağdurlarına kucak açmak, tarih boyunca unutulmayacak bir insanlık dersi olarak nitelendirilmekte ve bu durum Müslüman ahlakının gereği olarak sergilenmektedir.

Reelpolitik kavramı mülteci pazarlıklarında nasıl bir rol oynamaktadır?

Reelpolitik, güç dengelerini ve ulusal çıkarları dış politikanın merkezine koyan bir yaklaşımdır. Bu süreçte Almanya mülteci yükünü hafifletmeyi, Türkiye ise AB sürecini hızlandırmayı amaçlayan bir kazan-kazan stratejisi olarak uygulanmıştır.

Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye olan ihtiyacı neden artmıştır?

Ortadoğu'nun giriş kapısında yer alan demokratik ve Avrupalı bir İslam ülkesi olarak Türkiye, AB için stratejik bir öneme sahiptir. Suriye krizi gibi bölgesel meselelerde Türkiye'nin konumu, birliğin Türkiye ile iş birliği yapma zorunluluğunu gözler önüne sermiştir.