logo HARUN YAHYA

Sonsöz

Sonsöz

Kitabın başından beri sunulan, dünyanın en büyük gazetelerinde yayınlanmış makalelerde günümüzde yeryüzünün pek çok yerinde yaşanan savaş ve çatışmaların etkisiyle evlerini, yurtlarını, ailelerini, dostlarını, mallarını mülklerini geride bırakıp yabancı ülkelere sığınmak durumunda kalan milyonlarca insanın içinde bulunduğu zor şartlara değindik. Aralarında küçük çocuklar, hatta bebekler, kadınlar, yaşlılar bulunan bu mazlum insanların kimi soğuk havaya, yağmura ve çamura rağmen hayatını kurtarmak pahasına arkasına bakmaksızın kaçıyor, kimi yanına tek bir eşya almadan, yalnızca üzerlerindeki giysiyle köhne teknelere binerek bilinmeyene doğru yolculuğa çıkıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) tespitine göre dünyadaki toplam mülteci sayısı 50 milyonu aşmış durumda. Öz vatanlarını, doğup büyüdükleri toprakları ve alışık oldukları her şeyi geride bırakarak bambaşka topraklara göç etmek zorunda kalmış 50 milyon insan...

Hiç kuşku yok bugün mülteci denildiğinde aklımıza hemen, yaklaşık beş yıldan bu yana savaşın hız kesmeden devam ettiği Suriye'den göç eden 4 milyon insan geliyor. Bu sayının %75'ini kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Evlerini bırakıp başka bir şehre göç etmek zorunda kalan, diğer bir ifadeyle kendi yurtlarında mülteci konumuna düşen 7 milyondan fazla Suriyeliyi de göz önünde bulundurursak, savaştan önce 22 milyon nüfuslu ülkenin neredeyse yarısının zorunlu göçe maruz kaldığını söylemek mümkün.

İç savaş ve açlık nedeniyle yurtlarını terk eden bir diğer halk da Somalililer. Çeşitli ülkelere dağılmış olan Somalili mültecilerin sayısı bir milyonu aşıyor. Savaştan kaçarak birçok ülkeye sığınmış olan Afganlı mültecilerin sayısı ise 2.4 milyon.

Myanmar'ın Arakan bölgesinde yaşarken gördükleri zulümden kaçan 1.5 milyon Rohingya Müslümanı Bangladeş'te açlık sınırında hayatta kalma mücadelesi veriyor. 240 binden fazla Rohingya Müslümanı da milyonlarca Suriyeli gibi kendi vatanında mülteci konumuna düşen bir topluluk. Ülkenin Tayland sınırında ise 120 bin mülteci bulunuyor. Pakistan, Suudi Arabistan, Malezya, Tayland ve bazı Avrupa ülkelerinde de yüz binlerce Rohingya, mülteci statüsünde yaşıyor.

Mülteci sorununun Suriye, Afganistan, Somali, Myanmar dışında Irak, Sudan, Yemen ve daha pek çok ülkede giderek arttığı biliniyor. Zulüm, baskı ve şiddet yüzünden sonu bilinmeyen bir yolculuğa çıkmak zorunda kalan milyonlarca insanın bir kısmı yollarda hayatını kaybederken, hedeflerine varan az bir kesim de hiç hak etmedikleri insanlık dışı muamelelerle karşılaşabiliyorlar.

Oysa dinleri, mezhepleri, kökenleri ne olursa olsun herhangi bir sebeple yeryüzünde zayıf düşmüş insanlara sahip çıkmak, onları korumak ve dünyadaki zulmün sona ermesi için gayret etmek bir insanlık görevi olmasının ötesinde İslam'ın önemli bir şartıdır. Tek yapılması gereken, ölüm korkusuyla yurtlarından çıkan ve güvenli bir barınak arayışında olan mazlum insanlara sevgi ve şefkatle kucak açmak, eldeki tüm imkanları onlarla paylaşmaktır. Başkalarının can güvenliği söz konusu olduğunda onların kurtuluşunu kendi rahatından, kendi huzurundan evla görmek erdemli olmanın bir koşuludur. Dahası mültecilere sadece sınır kapılarını açmak değil, onları kendi evlerindeymiş gibi ağırlamak, rahat ettirmek de İslami ve ahlaki değerler çerçevesinde üzerimize düşen bir sorumluluktur.

Bu noktada hem devletlere, hem sivil toplum kuruluşlarına, hem de dünya medyasına büyük bir görev düşmektedir. Mülteci meselesine insani bir mesele olarak bakıldığında, ait oldukları vatandan, evlerinden, ailelerinden, mallarından, mülklerinden ayrılmak zorunda kalan bu zavallı insanlara sevgi ve şefkat temelli bir yaklaşım benimsendiğinde sorunun kökten çözüleceğine şüphe yoktur. Unutulmamalıdır ki sevgi tüm zorlukların çözümüdür. Dünyanın dört bir yanında yardımlaşma ve fedakarlığı diriltecek bir sevgi kampanyası başlatmak, mülteci sorununu çözmede en önemli adım olacaktır.

Gerçek şu ki yaşadığımız devir, adaletsizliklere ve şiddete sessiz kalınacak, milyonlarca insan zulüm altındayken hiçbir şey yokmuş gibi davranılacak bir devir değildir. Mülteci konusu da hiçbir şekilde sessiz kalınmaması gereken bir konudur. Zulme rıza göstermenin zulüm olduğu gerçeğini unutmadan, vicdan sahibi herkes mazlum mülteci kardeşlerimizin kurtuluşu için üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.

Sen Yücesin,
bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.
Gerçekten Sen, herşeyi bilen,
hüküm ve hikmet sahibi olansın.
(Bakara Suresi, 32)

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER
Bu kitapta ara
Mültecilerin Hayatını Nasıl Kolaylaştırabiliriz? Güvenlik Sorunu Duvarlarla Çözülmez Mülteciler Avrupa İçin Sorun Değil Önemli Bir Değerdir Seçim Zaferi Rohingyalara Ne Getirecek? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Ya Bir Mülteci Kampında Yaşıyor Olsaydınız? Suriyeli Mülteci Kardeşlerimizin Güvenliği Misafirperver Türk Halkına Emanet Libya'da Öncelik Bloklar Arası Sevgi ve Şefkat Tesisi Olmalı; Devamında Uzlaşı Doğal Olarak Gelir Avrupa Mülteci Krizine Net Çözüm: Sevgi Tampon bölge Suriyeliler için güvenli bir sığınak Sonsöz Mültecilere Destek Olmak Allah'ın Razı Olacağı En Güzel Tavırdır Yeniden Rohingya, Yeniden Bir İnsanlık Dramı Krizin 4. Yılında Suriyeli Mülteciler Tarih Türkiye'yi Unutmayacak Yermuk'ta Yaşanan İnsanlık Suçuna Acil Son Verilmelidir! Yermuk'ün Yardım Çığlığı Yemen'in Onlarca Sorunundan Biri: Göç Avrupa İnsanlık için Harekete Geçmeli Avrupa Mülteci Sınavından Geçecek mi? Avrupa Ülkeleri Yaşadıkları Mülteci Akını Karşısında Neler Yapabilir? Büyük Beklentileri Olmayan Mülteciler Denizin "Kara Suları"na Terk Edilenler Dünyadaki Mülteci Sorunu Sevgiyle Çözülür Evrim Aldatmacası Giriş Harabe Bir Ülke: Suriye İnsan Hakları, Bildirge Üzerinde Var Ama Dünya Üzerinde Yok Kaçak Göçmenler: Avrupa'da Sadece Bir İstatistik mi? Kuzey Afrika'da Sığınmacılarla Değil, Sığınmacı Olmayı Mecbur Kılan Koşullarla Mücadele Edilmeli Libya'nın Mülteci ve Göçmen Çıkmazı Mülteciler Paris Saldırılarının Sorumlusu Değil Mağdurudur Mülteciler Türkiye'yi AB'ye Yakınlaştırdı Myanmar'da Yaşananlar İnsanlık Suçudur Myanmar'daki Zulmün Perde Arkası "Ölüm Yolu"ndan Gelenler ve Avrupa'nın Sınavı Rohingya Halkından Birleşmiş Milletlere Yardım Çığlığı Rohingya Müslümanları Kendi Yurtlarından Sürgün Ediliyor Rohingya Trajedisi mi, Yoksa Vicdan Körelmesi mi? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Soykırımlar... Başı Öne Eğik Liderler... Suriye ve Yermuk Kampı'nda Yaşanan İnsanlık Dramı Devam Ediyor Teknelerle Gelen Sığınmacılar Tayland İçin Bir Yük Mü? Türkiye Mülteciler Konusunda Tekrar Önemli Bir Rol Üstleniyor Türkiye-Suriye Sınırında Bir An Önce Güvenli Bölge Oluşturulmalı Türkiye'nin Suriyeli Göçmenlere Yardımı Ekonomik Bir Kayıp Değildir Vicdanlar Körelince Çocuklar da Ölür Ya Arakanlı olsaydınız? Zulmün Nedeni Müslümanların Sahipsiz Olmasıdır

Özet

Bu kitap bölümü, savaş ve şiddet nedeniyle yurtlarını terk etmek zorunda kalan milyonlarca mültecinin içinde bulunduğu dramatik şartları incelemektedir. Mülteci meselesine karşı sevgi ve şefkat temelinde insani bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği vurgulanırken, mazlumlara kucak açmanın İslami bir sorumluluk olduğu ifade edilmektedir.

Önemli Noktalar

  • Dünyada mülteci statüsünde yaşayan milyonlarca insan zorlu yaşam koşulları altında hayatta kalma mücadelesi vermektedir.
  • Zayıf düşen ve zulüm gören insanlara sahip çıkmak hem bir insanlık görevi hem de İslam'ın bir gereğidir.
  • Mülteci sorununa karşı sevgi ve şefkat temelli bir yaklaşım benimsenmesi çözümün temel anahtarıdır.
  • Toplumun huzuru ve güvenliği için yardımseverlik ve fedakarlık değerlerinin diriltilmesi hayati önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

Mülteci sorunu karşısında bireylere ve toplumlara düşen temel sorumluluklar nelerdir?

Mazlum durumdaki insanların can güvenliğini korumak, onlara sevgi ve şefkatle yaklaşmak ve imkanları paylaşmak temel bir insani görevdir.

Zorunlu göçe maruz kalan insanların durumu neden acil bir vicdani meseledir?

Yurtlarını terk etmek zorunda kalan milyonlarca insanın maruz kaldığı insanlık dışı muameleler ve hayati tehlikeler, bu konunun sessiz kalınamayacak kadar önemli bir vicdani sorumluluk olduğunu gösterir.

İslam ahlakı mültecilere nasıl yaklaşılmasını öngörür?

İslam ahlakına göre, zor durumdaki insanlara kendi evinde misafir gibi hürmet göstermek, onları korumak ve güvenli bir barınak sağlamak oldukça önemli bir ahlaki yükümlülüktür.

Sevgi odaklı bir yaklaşım mülteci sorununa nasıl çözüm getirebilir?

Sevgi ve şefkat temelli bir yaklaşım, yardımlaşma ve fedakarlık ruhunu dirilterek dünyanın dört bir yanındaki mülteci dramına karşı duyarlılığı artırır ve sorunların çözümünde en etkili adımı oluşturur.