logo HARUN YAHYA

Mülteciler Avrupa İçin Sorun Değil Önemli Bir Değerdir

Mülteciler Avrupa İçin Sorun Değil Önemli Bir Değerdir

Burma Times – 10 Ekim 2015

Geçtiğimiz haftalarda 3 yaşındaki Suriyeli mülteci Aylan'ın sahile vurmuş minik cansız bedeni bir anda Avrupa toplumunda mültecilere karşı ortak bir vicdanın uyanış sembolü haline geldi.

Aylan'ın şok edici görüntülerinin dünyaya yayılmasının hemen öncesinde başta Avrupa olmak üzere Batı dünyasının önemli bir bölümünde mültecilere karşı insanlık ölçüleriyle bağdaşmayan, acımasız, bencil ve ayrımcı politikalar hakimdi. Bu mazlum insanlara karşı tarihe geçecek utanç dolu açıklama ve uygulamalar yöneltildi.

Bu utanç tablosunda başı çeken ve mültecilerin geçiş güzergahında bulunan bazı Orta Avrupa devletlerinin mültecilere yönelik neredeyse Hitler dönemini aratmayan, şiddetle karışık acımasız tutumları insanlık vicdanını yaralar nitelikteydi.

Aylan'ın sahildeki fotoğraflarının basında ve sosyal medyada yer almasının hemen ardından Batı toplumunda mültecilere karşı ciddi bir yumuşama ve merhamet hissi oluştu. Pek çok yayın kuruluşu, hükümet mensubu ve politikacı toplumda beliren bu hassasiyete paralel biçimde mültecilere yönelik kötü uygulamaları kınayan açıklamalarda bulundu.

Mültecilerin geçişleri kolaylaştırıldı, engeller büyük ölçüde kaldırıldı. Çeşitli ülkeler mültecileri kabulde üzerlerine düşen payı üstlenmeye hazır olduklarını bildirdi. Avrupa toplumu ile mülteciler arasındaki dayanışma bir anda ivme kazandı, insanlar evlerini mültecilerle paylaşmak istediklerini duyurdu.

Özellikle Almanya, daha önceleri mültecilere karşı katı bir tutum içinde iken, bir anda büyük bir dönüş yaparak 800.000, hatta daha fazla mülteciye kapılarını açacağını bildirdi.

Ne var ki bu iyimser tablo fazla kalıcı olmadı. Macaristan'da sığınmacıların polisten kaçışını görüntüleyen bayan kameraman Petra Laszlo'nun küçük bir mülteci kız çocuğunu tekmelediği, 7 yaşındaki oğlu Zaid ile birlikte kaçan Mohsen isimli Suriyeli'ye ise çelme taktığı çirkin görüntüler dünya kamuoyunda şok etkisi yaptı.

Savaştan kaçan binlerce mülteci Almanya ve Kuzey Avrupa ülkelerine ulaşabilmek için Hırvatistan, Slovenya ve Macaristan üzerinden geçiş yapmaya çalışırken The Guardian'ın ifadesiyle, "Orta Avrupalı komşular çirkinleştiler".

Yine, aynı kaynakta yer alan bilgilere göre, Macaristan Hırvatistan sınırına zırhlı askeri araçlar sevk etti. Hırvatistan sınırındaki birçok geçiş noktasını kapatan Sloven polisi ise yollarına devam etmek isteyen ve içlerinde bebek, çocuk, kadın ve yaşlıların bulunduğu yüzlerce Suriyeli ve Afgan mülteciyi "biber gazı" kullanarak durdurdu.61

Aynı şekilde, 175 kilometre uzunluğunda ve 4 metre yüksekliğindeki dikenli tellerle örülerek kapatılan Macaristan-Sırbistan sınırında mültecileri tazyikli su ve göz yaşartıcı gazlarla durdurmaya çalışan Macar asker ve polislerin sayısının mültecilerin sayısından daha fazla olduğu bildirildi.62

Macar Parlamentosu'nda, orduya sığınmacı krizine müdahalede bulunabilmesi için izin veren tezkerenin kabul edilmesiyle askerlerin sınırı geçmeye çalışan göçmenlere karşı plastik mermi ve göz yaşartıcı gaz kullanmaları serbest bırakıldı.

1. Petro Laszlo isimli bir kameraman, Macaristan sınırında önce küçük bir kız çocuğunu sonra da 7 yaşındaki oğlu Zaid ile birlikte sınırı geçmeye çalışan Mohsen isimli Suriyeli'yi çelme takarak düşürmüş ve bunlar basına yansımıştır.

2. Petra Laszlo'nun tekmelediği küçük mülteci kız çocuğu. Laszlo'nun dünya kamuoyuna yansıyan bu görüntüleri, tüm Avrupa toplumunu temsil etmese de, bazı kesimlerde insanların ne kadar körelmiş olduğunun önemli bir kanıtıdır.

3. Macar polisi tarafından göz yaşartıcı gaz ile uzaklaştırılmaya çalışılan mülteciler. Yanda, gazdan etkilenmiş bir mülteci kız çocuğu.

Çoluk çocuklarıyla varil bombalarından kaçıp aç susuz, bitkin ve perişan halde, denizde boğulmamayı başararak sınırlarına ulaşmış ve ülkeyi sadece transit geçmekten başka niyeti olmayan zavallı mültecilere adeta işgal ordusu muamelesi yapan Macar Başbakan Viktor Orban ve hükümetinin insanlıkla bağdaşmayan tutumuna tepkiler yağdı.

Hırvat Başbakan Zoran Milanoviç, Macaristan'ın önlemlerini "anlaşılamaz" olarak tanımlarken, Hırvat sınırını kapatmanın "insanları öldürmek" anlamına geleceğini söyledi.63

Sırbistan Başbakanı Aleksandar Vuçiç, Macaristan'ı "vahşi" ve "Avrupalı olmayan bir şekilde" davranmakla eleştirdi ve AB'ye, duruma müdahale etme çağrısında bulundu. Romanya Başbakanı Victor Ponta ise, "Tel örgüler, köpekler, polisler, silahlar... Bunlar 1930'ların Avrupası'na benziyor. Peki bununla mülteci sorununu çözebildik mi? Hayır çözemedik" dedi.64

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Guterres, sığınmacılara kötü muamele göstermekle suçlanan Macaristan'a 2. Dünya Savaşı'nda Avrupa'ya sığınan 200 bin Macar'ı hatırlatarak "Suriyeli sığınmacılara, o zamanlar Avrupa'da gördüğünüz muameleyi gösterin" ifadesini kullandı.65

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-Mun ise mültecilerin Avrupa ülke sınırlarında maruz kaldıkları durum hakkında, "Gördüğüm görüntüler karşısında şok oldum" dedi. Her ülkenin kendi iç sorunlarının bulunduğunu belirten Ban, "Ancak topraklarından gelip geçen mültecilere yardım etmek gerekir. Uluslararası hukuk bunu gerektirir. Uluslararası hukuktan da öte insanlık bunu gerektirir" diye konuştu.

Ancak görünen o ki "insanlığın gerektirdiği" uygulamalar, birçok AB ülkesinin öncelikleri arasında değil. AB'nin 160.000 sığınmacıyı Avrupa ülkelerine dağıtıp yerleştirme planına ilk itiraz eden ülkelerden Danimarka'nın Entegrasyon Bakanı Inger Støjberg geçtiğimiz günlerde bu planda yer almayacaklarını ve sığınmacı kabul etmeyeceklerini bildirdi.66

Macaristan sınırında mültecilerin vahşi yöntemlerle durdurulmaya çalışılması uzun süre belleklerde kalacak gibi görünüyor. Oysa bu insanlar terörist değil, vahşetten kaçan zavallılar.

Şu an gelinen noktada, Avrupa halkının ezici çoğunluğunun mültecilere karşı şefkatli, kucaklayıcı tavrı ile bazı ülkelerin Ortaçağ'ın derebeylik zihniyetinden sıyrılamamış acımasız, bencil, insaniyetsiz iktidarları arasında ciddi bir çelişki olduğu gerçek. Avrupa halkının ilk fırsatta kendilerini gerçek anlamda temsil edecek, insan haklarına, insani değerlere duyarlı yöneticileri başa getirmesi acil bir konu.

Türkiye'nin, zor ekonomik koşullarına rağmen 2 milyondan fazla sığınmacıya ev sahipliği yaptığı düşünülürse, yarım milyar nüfuslu AB'nin en fazla birkaç milyon sığınmacıyı basit ve akılcı bir planlamayla koca kıtada kontrollü biçimde dağıtması aslında son derece kolay.

Kaldı ki zaten tek başına Almanya 800.000 ve daha fazla mülteciyi kabul etmeye hazırken tek yapılması gereken oraya ulaşmaya çalışan bu mağdur insanlara destek olup seyahatlerini kolaylaştırmak. Bunu yapmayan yönetimler ise en azından gelip geçen mültecilere engel olmaktan, onlara maddi-manevi eziyet etmekten vazgeçmeli.

"İstihdam edilebilir" vasıflı genç nüfusun günden güne azalması tüm Avrupa'yı saran bir tehlike. Hatta istatistikler, acil göçmen takviyesi yapmadığı takdirde özellikle Almanya'nın 2060'lara kadar toplam nüfusunun ve iş gücü potansiyelinin ciddi oranda düşeceğini gösteriyor. AB ülkelerinin bu vahim gerçeği de göz önünde bulundurarak, büyük çoğunluğu vasıflı, eğitimli, üniversite mezunu, meslek ve sanat sahibi insanlar olan sığınmacıları sorun olarak değil fırsat ve güzellik olarak görmesi daha uygun olacaktır.

Canını, namusunu, evladını kurtarmak için yollara düşmüş, geride varını yoğunu bırakmış bu insanlar, sahip oldukları bir lokma ekmeği bile paylaşmaya hazır mazlum insanlardır. Hiçbiri, bu insanlık dışı muameleyi hak etmemektedirler.

 

Dipnotlar

61. http://www.theguardian.com/world/2015/sep/19/ refugees-croatia-hungary-borders-europe

62. http://www.aljazeera.com/news/2015/09/hungary-declares-state-emergency-refugee-influx-150915081707010.html

63. http://www.theguardian.com/world/2015/sep/19 /refugees-croatia-hungary-borders-europe

64. http://www.euractiv.com.tr/abnin-gelecegi/article/ multeci-krizinde-macaristanin-politikalarina-tepki-yagdi-032089

65. http://www.aljazeera.com.tr/haber/gordugunuz-muameleyi-gosterin

66. http://www.thelocal.dk/20150911/denmark-we-wont-take-any-of-the-160000-refugees

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER
Bu kitapta ara
Mültecilerin Hayatını Nasıl Kolaylaştırabiliriz? Güvenlik Sorunu Duvarlarla Çözülmez Mülteciler Avrupa İçin Sorun Değil Önemli Bir Değerdir Seçim Zaferi Rohingyalara Ne Getirecek? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Ya Bir Mülteci Kampında Yaşıyor Olsaydınız? Suriyeli Mülteci Kardeşlerimizin Güvenliği Misafirperver Türk Halkına Emanet Libya'da Öncelik Bloklar Arası Sevgi ve Şefkat Tesisi Olmalı; Devamında Uzlaşı Doğal Olarak Gelir Avrupa Mülteci Krizine Net Çözüm: Sevgi Tampon bölge Suriyeliler için güvenli bir sığınak Sonsöz Mültecilere Destek Olmak Allah'ın Razı Olacağı En Güzel Tavırdır Yeniden Rohingya, Yeniden Bir İnsanlık Dramı Krizin 4. Yılında Suriyeli Mülteciler Tarih Türkiye'yi Unutmayacak Yermuk'ta Yaşanan İnsanlık Suçuna Acil Son Verilmelidir! Yermuk'ün Yardım Çığlığı Yemen'in Onlarca Sorunundan Biri: Göç Avrupa İnsanlık için Harekete Geçmeli Avrupa Mülteci Sınavından Geçecek mi? Avrupa Ülkeleri Yaşadıkları Mülteci Akını Karşısında Neler Yapabilir? Büyük Beklentileri Olmayan Mülteciler Denizin "Kara Suları"na Terk Edilenler Dünyadaki Mülteci Sorunu Sevgiyle Çözülür Evrim Aldatmacası Giriş Harabe Bir Ülke: Suriye İnsan Hakları, Bildirge Üzerinde Var Ama Dünya Üzerinde Yok Kaçak Göçmenler: Avrupa'da Sadece Bir İstatistik mi? Kuzey Afrika'da Sığınmacılarla Değil, Sığınmacı Olmayı Mecbur Kılan Koşullarla Mücadele Edilmeli Libya'nın Mülteci ve Göçmen Çıkmazı Mülteciler Paris Saldırılarının Sorumlusu Değil Mağdurudur Mülteciler Türkiye'yi AB'ye Yakınlaştırdı Myanmar'da Yaşananlar İnsanlık Suçudur Myanmar'daki Zulmün Perde Arkası "Ölüm Yolu"ndan Gelenler ve Avrupa'nın Sınavı Rohingya Halkından Birleşmiş Milletlere Yardım Çığlığı Rohingya Müslümanları Kendi Yurtlarından Sürgün Ediliyor Rohingya Trajedisi mi, Yoksa Vicdan Körelmesi mi? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Soykırımlar... Başı Öne Eğik Liderler... Suriye ve Yermuk Kampı'nda Yaşanan İnsanlık Dramı Devam Ediyor Teknelerle Gelen Sığınmacılar Tayland İçin Bir Yük Mü? Türkiye Mülteciler Konusunda Tekrar Önemli Bir Rol Üstleniyor Türkiye-Suriye Sınırında Bir An Önce Güvenli Bölge Oluşturulmalı Türkiye'nin Suriyeli Göçmenlere Yardımı Ekonomik Bir Kayıp Değildir Vicdanlar Körelince Çocuklar da Ölür Ya Arakanlı olsaydınız? Zulmün Nedeni Müslümanların Sahipsiz Olmasıdır

Özet

Bu kitap bölümü, savaş ve zulümden kaçan mültecilere Avrupa ülkelerinde uygulanan insanlık dışı tavırları eleştirmektedir. Aylan bebek örneği üzerinden gelişen vicdani uyanışa vurgu yapılan bu bölümde, mültecilerin bir sorun değil, Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu vasıflı iş gücü ve toplumsal bir zenginlik olduğu savunulmaktadır.

Önemli Noktalar

  • Savaş mağduru mültecilere gösterilmesi gereken tavır, vicdanın ve uluslararası hukukun gerektirdiği merhametli bir kucaklayış olmalıdır.
  • Avrupa'daki nüfus azalması ve iş gücü ihtiyacı göz önüne alındığında, eğitimli mülteci nüfusu kıta için bir fırsat ve değer olarak görülmelidir.
  • Bazı ülkelerin mültecilere yönelik şiddet içeren ve ayrımcı uygulamaları, insani değerlerden kopuşun bir göstergesidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mülteci krizine karşı toplumda yaşanan vicdani uyanış nasıl meydana gelmiştir?

Küçük yaştaki Suriyeli bir çocuğun sahile vuran cansız bedeni gibi sarsıcı görüntülerin dünya kamuoyuna yayılması, Batı toplumlarında mültecilere karşı var olan katı tutumun yumuşamasına ve merhamet duygularının harekete geçmesine vesile olmuştur.

Avrupa Birliği ülkeleri neden mültecileri bir yük olarak değil de bir değer olarak görmelidir?

Özellikle genç nüfusun azalması ve iş gücü potansiyelinin düşmesi, Avrupa için ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Eğitimli ve vasıflı mülteciler, bu demografik açığın kapatılmasına yardımcı olarak kıtanın ekonomik ve sosyal geleceği için önemli bir katkı sağlayabilir.

Uluslararası hukuk ve insani sorumluluk bağlamında sınır ülkelerinin görevleri nelerdir?

Ülkeler, topraklarından geçmeye çalışan mazlum insanlara zorluk çıkarmak yerine, onlara yardım etmekle yükümlüdür. Uluslararası hukuk ve evrensel insani değerler, savaştan kaçan insanlara karşı şefkatli ve kolaylaştırıcı bir yaklaşım sergilenmesini emreder.

Mülteci krizinde yöneticilerin takınması gereken tavır nasıl olmalıdır?

Yöneticilerin, insan haklarına ve insani değerlere duyarlı bir tutum sergilemeleri elzemdir. Derebeylik zihniyetinden sıyrılarak, mazlum insanları koruyan ve onları onurlu bir şekilde karşılayan bir yönetim anlayışı benimsenmelidir.