logo HARUN YAHYA

Libya'nın Mülteci ve Göçmen Çıkmazı

Libya'nın Mülteci ve Göçmen Çıkmazı

Voix Magazine – 27 Kasım 2014

Bir an için düşünün: Güvenlik içinde ülkenizde yaşıyorsunuz. Her şey yolunda gidiyor. Ancak dünyevi hırs ve nefret belasının neden olduğu karmaşa birden yıkıcı bir çatışma ortamı doğuruyor ve masum insanlar kitleler halinde katlediliyor. Bu durum Suriye, Irak, Libya, Myanmar gibi dünyanın birçok yerinde halihazırda yaşanıyor. Söz konusu acımasızlık öyle şedit ki, masum kadınlar, çocuklar ve erkekler dünyanın gözleri önünde şehit ediliyor.

Zulüm kapınıza dayandığında canınızı kurtarmak için tek çözüm kaçmaktır. Sevdiklerinize güvenli bir sığınak bulma umuduyla yanınıza alabildiğiniz herkesi alır ve kendi ülkenizde ya da başka bir ülkede mülteci haline gelirsiniz. Bu asla keyfi bir seçim olmaz; acı ve ölümden kaçmak için tek yolunuz olur.

Bu durum şu anda Libya'da yaşanıyor; binlerce mülteci ve göçmen, evlerini terk edip güvenli bir gelecek, iyi bir yaşam umuduyla Libya'ya geliyorlar. Eritre, Irak, Filistin, Somali, Sudan ve Suriye'den gelen bu kişilerin sayısı 2011'den bu yana ciddi şekilde arttı. Üstelik çoğu kişinin ülkelerinde yaşadıkları vahşet sonrasında özel bir bakıma ihtiyacı oluyor. Nisan 2014 itibariyle Libya'da UNHCR'e kayıtlı toplam 9230 mülteci ve 26.298 sığınmacı var. Üstelik birçok kişi yasa dışı kanallar yoluyla ülkeye giriş yapmaya devam ediyor. Ancak Libya'da meydana gelen şiddet ortamı bu kişileri yeni bir sorunla baş başa bırakıyor.

Libya'daki birçok diplomat ve yabancı uyruklu kişi son aylarda artan şiddet olayları dolayısıyla ülkeyi terk etti. Ancak ülkede hala ellerindeki tüm parayı insan tacirlerine vererek bu ortamdan kaçmaya çalışan binlerce mazlum mülteci ve göçmen var. 1000 dolara yakın bir parayı bir şekilde toplayan mülteciler önce çeteler tarafından Libya'daki Sahra Çölü'nden geçiriliyor ve sahilde deniz yolculuğunu yapacak diğer tacirlere teslim ediliyor.

Libya için bu alışılmadık bir durum değil. Kaddafi döneminde bile Libya insan tacirlerinin merkezi kabul ediliyordu. Ülkelerindeki zulümden kaçan sığınmacılar için Libya, önce Güney İtalya'ya oradan da Avrupa'nın diğer şehirlerine geçiş için bir çıkış noktası gibi. Libya'dan Avrupa'ya yola çıkan tekne sayısı çatışma öncesinde günde beşken bugün günde on beşe çıkmış durumda. Şu anda binlerce kişi -özellikle Sahra altı Afrika'dan gelen göçmenler- ikinci yurtları olarak kabul ettikleri Libya'daki şiddet ortamından kaçmak için güvenilmez balıkçı teknelerine bel bağlıyorlar. Bu yolculuk sırasında mültecilerin birçoğu ölüyor. Öyle ki sadece bu sene Akdeniz'de 1000 kişi bu şekilde vefat etti.

Tahminlere göre Libya'dan yapılan bu yolculuk sırasında her on kişiden birisi hayatını kaybediyor. Tacirlere verecek parayı bulamadıkları için Libya'da kalanlar ise şiddet, kaçırılma ya da tutuklanma gibi tehlikelerle karşı karşıyalar. On binlerce göçmen ülkede şu anda inşaat işçisi, hizmetli, bakıcı olarak çalışıyor ve şiddet ortamına rağmen Libya'dan ayrılamıyorlar. Ülkede kalıp çalışmayı tercih edenler olsa da, ayrılmak isteyenler için çoğu zaman konsolosluklarından ya da işverenlerinden destek gelmiyor. Hatta göçmen çalışanlar da artık devam eden çatışmanın bir parçası haline geliyor ve kaçırılma, fiziksel ve cinsel şiddetin mağdurları arasında yerlerini alıyorlar. Bu kişiler ciddi bir tehdit altında olmalarına rağmen çatışma bölgesinden çıkamıyor ve güvenli bir sığınak bulamıyorlar. Trablus ve Bingazi'deki UNHCR ofislerinde kayıtlı yaklaşık 37.000 mülteci var ve bu kişiler son derece iptidai şartlarda yaşamalarına rağmen devam eden çatışmalar dolayısıyla buradan ayrılamıyorlar.

Libya sahillerinde, eski ve çürük teknelerin içinde karaya ulaşmaya çalışan mülteciler, çoğunlukla bu hedeflerine ulaşamıyorlar. Mültecilerin bu dramı, dünyanın pek çok kesiminde bu şekilde sürüp gidiyor.

Ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalan kişiler de Libya'daki diğer önemli bir sorun. Öyle ki devrim sırasında 550.000 kişi bu şekilde evlerini terk etmek zorunda kaldı: Bu insanların büyük çoğunluğu geri dönmüş olsa bile 59.425 kişi hala geri dönmek için evlerinin yeniden inşasını ya da onarılmasını bekliyor. Son derece kalabalık olan, gıda, sağlık hizmetleri ve hijyen açısından yetersiz gözaltı merkezlerinde tutulan bu kişiler çoğunlukla politik nedenlerle evlerini terk etmek zorunda bırakılmışlar. Örneğin Kaddafi'ye destek verdikleri için köyleri ve kasabalarından ayrılmak zorunda bırakılan bu insanlar çeşitli silahlı grupların ellerinde şiddet, istismar ve kölelik gibi insanlık dışı muamelelere maruz bırakılıyor.

Ülke içinde göç etmek zorunda kalan kişiler ve göçmenlerin karşı karşıya olduğu diğer bir sorun ise ayrımcılık. Birçoğu senelerdir Libya'da yaşamalarına, bu ülkeyi ikinci vatanları olarak benimsemelerine rağmen yabancı muamelesi görüyorlar. Uzun süredir bu ülkede yaşamaları ve burada kurdukları düzen ve dostluk bağları nedeniyle ülkeyi terk etmek istemeyen kişiler şiddet ortamını tüm zorluğuyla yaşıyorlar. Diğer bir deyişle hem mülteciler hem de göçmenler Libya'da çok zorlu koşullarla karşı karşıyalar ve her an silahlı militanlar, suç örgütleri ya da insan tacirlerinin hedefi olma tehdidiyle yaşıyorlar.

Farklı grupların çeşitli suçlar işlediği Libya'da düzenin bir an önce sağlanması, kanunların uygulamaya konulması hayati önem taşıyor. Ülkede ciddi bir adli sistem olmadığı için suçlar soruşturulmuyor, mahkemelere intikal etmiyor. Libyalılar ülkelerine zarar veren bu krizin üstesinden gelmek için bir araya gelmeli, çünkü birlik sağlanmadan Libya'nın herhangi bir istikrara kavuşması mümkün değil.

Libya'da bir kısım halkın iki seçeneği var. Ya şiddet ortamının zorlukları içinde yaşayacaklar veya mülteci olarak zorlu bir yolculuğa çıkacaklar.

 

PAYLAŞ
Facebook
X
WhatsApp
Telegram
QR Code
QR Code
İNDİRMELER
Bu kitapta ara
Mültecilerin Hayatını Nasıl Kolaylaştırabiliriz? Güvenlik Sorunu Duvarlarla Çözülmez Mülteciler Avrupa İçin Sorun Değil Önemli Bir Değerdir Seçim Zaferi Rohingyalara Ne Getirecek? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Ya Bir Mülteci Kampında Yaşıyor Olsaydınız? Suriyeli Mülteci Kardeşlerimizin Güvenliği Misafirperver Türk Halkına Emanet Libya'da Öncelik Bloklar Arası Sevgi ve Şefkat Tesisi Olmalı; Devamında Uzlaşı Doğal Olarak Gelir Avrupa Mülteci Krizine Net Çözüm: Sevgi Tampon bölge Suriyeliler için güvenli bir sığınak Sonsöz Mültecilere Destek Olmak Allah'ın Razı Olacağı En Güzel Tavırdır Yeniden Rohingya, Yeniden Bir İnsanlık Dramı Krizin 4. Yılında Suriyeli Mülteciler Tarih Türkiye'yi Unutmayacak Yermuk'ta Yaşanan İnsanlık Suçuna Acil Son Verilmelidir! Yermuk'ün Yardım Çığlığı Yemen'in Onlarca Sorunundan Biri: Göç Avrupa İnsanlık için Harekete Geçmeli Avrupa Mülteci Sınavından Geçecek mi? Avrupa Ülkeleri Yaşadıkları Mülteci Akını Karşısında Neler Yapabilir? Büyük Beklentileri Olmayan Mülteciler Denizin "Kara Suları"na Terk Edilenler Dünyadaki Mülteci Sorunu Sevgiyle Çözülür Evrim Aldatmacası Giriş Harabe Bir Ülke: Suriye İnsan Hakları, Bildirge Üzerinde Var Ama Dünya Üzerinde Yok Kaçak Göçmenler: Avrupa'da Sadece Bir İstatistik mi? Kuzey Afrika'da Sığınmacılarla Değil, Sığınmacı Olmayı Mecbur Kılan Koşullarla Mücadele Edilmeli Libya'nın Mülteci ve Göçmen Çıkmazı Mülteciler Paris Saldırılarının Sorumlusu Değil Mağdurudur Mülteciler Türkiye'yi AB'ye Yakınlaştırdı Myanmar'da Yaşananlar İnsanlık Suçudur Myanmar'daki Zulmün Perde Arkası "Ölüm Yolu"ndan Gelenler ve Avrupa'nın Sınavı Rohingya Halkından Birleşmiş Milletlere Yardım Çığlığı Rohingya Müslümanları Kendi Yurtlarından Sürgün Ediliyor Rohingya Trajedisi mi, Yoksa Vicdan Körelmesi mi? Sayın Adnan Oktar'ın A9 Televizyonunda mülteciler konusundaki açıklamaları Soykırımlar... Başı Öne Eğik Liderler... Suriye ve Yermuk Kampı'nda Yaşanan İnsanlık Dramı Devam Ediyor Teknelerle Gelen Sığınmacılar Tayland İçin Bir Yük Mü? Türkiye Mülteciler Konusunda Tekrar Önemli Bir Rol Üstleniyor Türkiye-Suriye Sınırında Bir An Önce Güvenli Bölge Oluşturulmalı Türkiye'nin Suriyeli Göçmenlere Yardımı Ekonomik Bir Kayıp Değildir Vicdanlar Körelince Çocuklar da Ölür Ya Arakanlı olsaydınız? Zulmün Nedeni Müslümanların Sahipsiz Olmasıdır

Özet

Bu kitap bölümü, Libya'da yaşanan iç çatışmalar ve siyasi istikrarsızlığın göçmenler ile mülteciler üzerinde oluşturduğu yıkıcı etkileri ele almaktadır. Ülkelerindeki zulümden kaçarak Libya'ya sığınan insanların maruz kaldığı şiddet, insan tacirliği ve güvensiz yolculuklar, bölgenin içinde bulunduğu insani kriz çerçevesinde analiz edilmektedir.

Önemli Noktalar

  • Libya'daki çatışma ortamı sebebiyle mülteciler insan tacirlerinin hedefi haline gelerek tehlikeli deniz yolculuklarına mecbur bırakılmaktadır.
  • Ülke içindeki göçmenler şiddet, kaçırılma ve cinsel istismar gibi ağır insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya kalmaktadır.
  • Libya'da etkili bir adli sistemin eksikliği, suçların cezasız kalmasına ve toplumsal istikrarın sağlanamamasına neden olmaktadır.
  • İstikrarın tesisi ve insani krizin çözümü için toplumsal birlik ve hukuki düzenin önemi vurgulanmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Libya'daki mülteci ve göçmen krizi neden şiddetlenmiştir?

Ülkedeki iç çatışmalar, merkezi otoritenin zayıflığı ve adli sistemin işlememesi sonucu kaos ortamı oluşmuştur. Bu durum, mültecilerin hem silahlı gruplar hem de insan tacirleri tarafından istismar edilmesine ve şiddete maruz kalmasına yol açmaktadır.

İnsan tacirleri mülteci krizini nasıl istismar etmektedir?

Tacirler, ülkelerindeki zulümden kaçan insanlardan yüksek miktarda para alarak onları Sahra Çölü üzerinden geçirmekte ve güvenli olmayan balıkçı tekneleriyle Avrupa'ya geçiş vaadiyle denize açmaktadır. Bu yolculuk sırasında teknelerin batması sonucu her yıl çok sayıda kişi hayatını kaybetmektedir.

Libya'da ülke içinde yer değiştirmek zorunda kalanların yaşadığı temel sorunlar nelerdir?

Bu kişiler genellikle şiddet, istismar ve kölelik gibi insanlık dışı muamelelere maruz kalmaktadır. Sağlık hizmetlerinden, hijyen imkanlarından ve gıdadan yoksun gözaltı merkezlerinde tutulan bu insanlar, politik sebeplerle evlerini terk etmek zorunda kalmışlardır.

Libya'da kalıcı bir huzur ve istikrar nasıl sağlanabilir?

Ülkedeki farklı grupların bir araya gelmesi ve toplumsal birliğin sağlanması hayati önem taşımaktadır. Ayrıca adli sistemin yeniden kurulması, kanunların tavizsiz uygulanması ve suç örgütlerine karşı caydırıcı önlemlerin alınması istikrar için zorunludur.