İman hakikatleri, Allah’ın varlığına, birliğine, kudretine, ilmine, hikmetine ve her şeyi yaratan, yöneten, idare eden tek güç olduğuna dair Kur’an’da bildirilen kesin gerçeklerdir. Kainatta gördüğümüz her olay, her varlık ve her detay, Allah’ın dilemesiyle ve O’nun sonsuz ilmiyle meydana gelir. İman hakikatleri, insanın bu büyük gerçeği kavramasını, hayatının her anında Allah’ın kudretini ve hikmetini görmesini sağlar.
Örneğin, bir tohumun toprağa düşüp filizlenmesi, ardından koca bir ağaca dönüşmesi; bu süreçte hiçbir insanın müdahalesi olmadan, her bir hücrenin, her bir yaprağın, her bir dalın mükemmel bir düzenle yaratılması, iman hakikatinin bir tecellisidir. Kur’an’da Allah şöyle buyurur:

“Görmüyor musunuz ki Allah gökten bir su indiriyor da onunla renkleri çeşit çeşit meyveler çıkarıyoruz…” (Fatır Suresi, 27)

Burada, bir tohumun ağaca dönüşmesi de, gökten inen yağmurun toprağı canlandırması da Allah’ın dilemesiyle olur.


Günlük hayatta, örneğin bir insanın iş görüşmesine gidip başarılı olması veya başarısız olması, görünürde sebepler zinciriyle açıklanabilir. Ancak, her sebebi yaratan, sonucu belirleyen, o kişinin karşısına çıkan insanları, konuşulan kelimeleri, hatta kalbindeki duyguları yaratan Allah’tır.

Allah’ın dilemesi olmadan bir yaprak dahi düşmez (En’am Suresi, 59)

 

Her Şey Allah’ın Kontrolündedir


İman hakikatleri üzerinde düşündüğümüzde, Allah’ın dilemesinin her şeyin üzerinde olduğu, her olayın O’nun kontrolünde ve bilgisi dahilinde gerçekleştiği apaçık görülür. Kur’an’da Allah;


“O, göklerin ve yerin mülkü kendisine ait olandır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocukları, dilediğine erkek çocukları verir. Yahut onları, erkekli ve dişili olarak çiftler halinde verir. Dilediğini de kısır bırakır. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hakkıyla güç yetirendir.” (Şura Suresi, 49-50) buyurarak, hayatımızdaki her detayın, en ince ayrıntısına kadar Allah’ın dilemesiyle meydana geldiğini bildirir.


İnsanın bu hakikati kavraması, özellikle Kur’an ayetlerini okurken ve iman hakikatlerini öğrenirken çok daha kolay olur. Fakat günlük hayatın koşuşturmacası, ani gelişen olaylar, kayıplar, hastalıklar, maddi veya manevi tehditler karşısında, insanın bu netliği koruması bazen zorlaşır. Özellikle cana, mala ya da geleceğe dair bir tehdit ortaya çıktığında, insan zaafa düşüp, olayların Allah’ın dilemesiyle olduğunu unutabilir. Oysa Kur’an’da bildirildiği gibi, “Allah’ın izni olmadan hiçbir musibet meydana gelmez.” (Tegabün Suresi, 11). Gerçek iman, bu hakikati hayatın her anında, her şartta hatırlayabilmektir.

Günlük Hayatta Teslimiyet


Günlük yaşamda karşılaştığımız birçok olayda, sebeplerin ötesini görebilmek, her şeyin Allah’ın takdiriyle olduğunu kavrayabAncak, atomun çekirdeğinde elektronları döndüren, gökte yıldızları yörüngelerinde tutan Allah’ın, aynı zamanda insanın hayatındaki en küçük ayrıntıyı da kontrolünde tuttuğunu ve yaşanan her detayın Allah’ın bir hikmet üzere yarattığı imtihanın bir parçası olduğunu hatırda tutmak gerekir.ilmek, insanı büyük bir huzura ve güvene kavuşturur. Örneğin, iş yerinde beklenmedik bir problemle karşılaşmak, bir sağlık sorunu yaşamak, maddi bir kayıp ya da ailevi bir sıkıntı ile yüzleşmek... Bunların her biri, insanı kısa süreli bir telaşa ve endişeye sürükleyebilir. Ancak, atomun çekirdeğinde elektronları döndüren, gökte yıldızları yörüngelerinde tutan Allah’ın, aynı zamanda insanın hayatındaki en küçük ayrıntıyı da kontrolünde tuttuğunu ve yaşanan her detayı Allah’ın bir hikmet üzere yarattığını tüm bunların insanın imtihanının bir parçası olduğunu hatırda tutmak gerekir. Bir çekin bankadan dönmesi, bir işin yolunda gitmemesi, bir hastalığın ortaya çıkması, bir kapının açılması veya kapanması… Tüm bunlar, Allah’ın dilemesiyle ve O’nun sonsuz hikmetiyle gerçekleşir.


Daha güncel bir örnek vermek gerekirse; bir öğrenci sınava büyük bir emekle hazırlanır, sınav günü beklenmedik bir trafik kazası olur ve sınava geç kalır. Görünürde sebep trafik kazasıdır; ama bu olayın arkasında Allah’ın dilemesi vardır. Veya bir iş yerinde, bilgisayar sisteminde aniden yaşanan bir arıza, zahirde tüm planları altüst edebilir. Fakat tüm bunların ardında, insan o an farkedemese bile müthiş hayırlar ve hikmetler vardır.


Allah’ın dilemesi olmadan ne bir bilgisayar arızalanır ne de bir insan sınava geç kalır. Kur’an’da şöyle buyrulur:

“De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası asla başımıza gelmez. O bizim Mevlamızdır. Müminler yalnızca Allah’a tevekkül etsinler.” (Tevbe Suresi, 51)

Bu ayet, başımıza gelen her şeyin Allah’ın bilgisi ve dilemesiyle olduğunu, sebeplerin ise sadece birer vesile olduğunu açıkça ortaya koyar. Önemli olan, Allah’ın yarattığı herşeye tam tevekkül edip Allah’a teslim olup, hikmetlerini görebilmeye çalışmaktır.

 

Kur’an’daki Teslimiyet Örnekleri


Kur’an’da peygamberlerin hayatı, Allah’a tam teslimiyetin ve tevekkülün en üstün örnekleriyle doludur. Peygamberler, karşılaştıkları zorluklar, imkânsız gibi görünen durumlar ve büyük sınavlar karşısında dahi Allah’a olan güvenlerinden, O’nun takdirine razı olmaktan ve sabırdan asla taviz vermemişlerdir. Her biri, teslimiyetin farklı bir boyutunu ve derinliğini göstermiştir.


Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Lut Allah’ın dinini tebliğ etmeleri nedeniyle tehdit edildiklerinde, Firavun ve ordusu Hz. Musa’nın peşine düştüklerinde Allah’a tam teslimiyetin en güzel örneklerini sergilemşlerdir.


Hz. Yunus (as), kavminden uzaklaşıp bir balığın karnında karanlıklar içinde kaldığında, pişmanlık ve tevazu ile Allah’a yönelmiş, “Senden başka ilah yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.” diyerek Allah’a tam bir teslimiyet göstermiştir. Allah onun bu samimi duasını kabul etmiş ve onu kurtarmıştır. Bu olay, teslimiyetin ve Allah’a yönelmenin, en umutsuz anlarda bile kurtuluşun anahtarı olduğunu gösterir, ki bu Allah’ın rızasını kazanmayı ummaktır.


Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) de, hayatı boyunca karşılaştığı her türlü zorlukta Allah’a olan teslimiyetini ve tevekkülünü en üst düzeyde yaşamıştır. Özellikle hicret sırasında, Sevr Mağarası’nda müşrikler mağaranın önüne kadar geldiklerinde, yanında bulunan Hz. Ebubekir’in endişesine karşılık, “Üzülme, Allah bizimle beraberdir.” diyerek, Allah’a olan güvenin ve teslimiyetin en güzel örneğini vermiştir.


Tüm bu örneklerde ortak olan nokta, peygamberlerin karşılaştıkları her türlü zorluk, imkânsızlık, tehdit ve sıkıntı karşısında Allah’a tam bir güven ve teslimiyetle yaklaşmalarıdır. Onlar, Allah’ın yardımının ve rahmetinin mutlaka geleceğine inanmış, asla ümitsizliğe, korkuya ya da paniğe kapılmamışlardır. Teslimiyetleri, sadece sözde değil, fiilen ve kalben tam bir bağlılık ve tevekkül içermektedir. Bu tavırlarıyla, müminlere de her durumda Allah’a güvenmenin, O’na teslim olmanın ve sabrın ne kadar önemli olduğunu en güzel şekilde göstermişlerdir.


Kur’an’da geçen bu teslimiyet örnekleri, Allah’a olan güvenin ve imanın, insanı her türlü zorluktan ve sıkıntıdan kurtaracak en büyük güç olduğunu açıkça ortaya koyar. Allah, kendisine tam teslim olan kullarını asla yalnız bırakmaz, onlara umulmadık yerlerden yardım ve kurtuluş yolları açar. Bu nedenle, peygamberlerin hayatındaki teslimiyet örnekleri, tüm müminler için yol gösterici ve ilham verici bir rehberdir.

Allah’a Teslimiyet Huzur ve Rahatlık Getirir


Peygamberlerin hayatındaki bu örnekler, günlük yaşamımızda karşılaştığımız her türlü zorluk ve sıkıntı karşısında nasıl bir teslimiyet ve tevekkül içinde olmamız gerektiğini gösterir. Allah’a tam teslim olan bir insan, başına gelen her olayda, “Bunda da bir hayır ve hikmet vardır. Allah dilerse olur, dilemezse olmaz.” diyerek büyük bir huzur ve sükunet bulur. Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.” (Talak Suresi, 3)

Aksi halde, olayların sadece insanlar veya sebepler tarafından meydana geldiğini zanneden bir insan, sürekli bir stres, huzursuzluk ve yıpranma yaşar. Oysa Allah’a teslimiyet, insanı bu tür sıkıntılardan, korkulardan ve endişelerden kurtarır. Allah’a güvenen, O’na dayanan bir insan, her durumda güçlü, metin ve sabırlı olur.


Teslimiyetin insan psikolojisine olumlu etkisi de çok büyüktür. Bilimsel olarak da stresin ve kaygının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri de çok açıktır. Teslimiyet ve tevekkül ise, insanın psikolojisini güçlendirir, bağışıklık sistemini olumlu etkiler, ruhen ve bedenen daha sağlıklı olmasını sağlar. Modern psikoloji de, kontrol edilemeyen olaylar karşısında kabullenmenin ve teslimiyetin insanı ruhsal olarak rahatlattığını ortaya koymaktadır. Kur’an ahlakı ise, bu teslimiyeti en yüksek ve en bilinçli şekilde insana kazandırır.

Ben Neyi, Nasıl Düşünüyorum?


Bu nedenle insan, zaman zaman durup kendini sorgulamalıdır: “Ben bu konuda ne düşünüyorum? Allah’ın takdirine ne kadar teslimim? Olanı biteni gerçekten Allah’tan mı biliyorum, yoksa sebeplere mi takılıyorum?” Kur’an’da Allah, iman edenlerin sürekli tefekkür eden, düşünüp ibret alan insanlar olmalarını ister:

“Onlar ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler:‘Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi ateşin azabından koru!’” (Al-i İmran Suresi, 191)

Gerçek teslimiyet ve tevekkül, insanı Allah’ın razı olacağı bir ahlaka ulaştırır. Olayların heyecanı, sıcaklığı ve anlık duygulara kapılmak yerine, her an Allah’ın dilemesini ve kudretini hatırlamak, insanı hem bu dünyada hem de ahirette huzura ve kurtuluşa ulaştırır. Çünkü ahirette de, Allah’a tam teslim olanların sonsuz kurtuluşa ve mutluluğa erişeceği müjdelenmiştir:

“Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra dosdoğru olanlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.” (Ahkaf Suresi, 13)